Bazen gerçekten geçmişi öğrenmemek daha mutluluk getirir mi? Bu filmden sonra bu soruyu ciddi ciddi düşündüm. Hatta sevgilime bile sordum ve o da tereddüt etti dmxjdkdkd tamam kabul yani filmden çıkınca insanın kafasını kurcalıyor gerçekten. Ama asıl olay şu: Kimse…devamıBazen gerçekten geçmişi öğrenmemek daha mutluluk getirir mi? Bu filmden sonra bu soruyu ciddi ciddi düşündüm. Hatta sevgilime bile sordum ve o da tereddüt etti dmxjdkdkd tamam kabul yani filmden çıkınca insanın kafasını kurcalıyor gerçekten.
Ama asıl olay şu: Kimse çıkıp “ya bu kız terapi alsın” demiyor. Herkes yargılıyor ama çözüm üretmek yok. Oysa ortada sadece bir “geçmiş hatası” değil, ciddi bir psikolojik süreç var. Hatta sonra be oluyor, asıl terapi alması gereken kişi kızdan daha çok adamın oluyor işteee
Sinirlendiğim karakterlere gelirsek…
Birincisi Robert Pattinson’ın karakteri. Tamam bazı konularda haklısın ama gidip kendini bu kadar haksız duruma düşürmek ne? Resmen kendi kendini bitirdi.
Ama asıl sinir krizi geçirdiğim kişi, Emma’nın arkadaşı olan o kız. Yani senin geçmişte yaptığın şey de masum değil? O dolaba çocuk saklamak ne demek? O çocuk havasızlıktan ölebilirdi. Ama gelmiş burada başkasını yargılıyor. Yani resmen herkes kendi suçunu görmezden gelip bu kıza yükleniyor.
Zaten filmde en vurucu nokta da bu bence:
Herkes önyargılı.
Ve yargılanan kişi aslında anksiyete yaşayan biri. Ama kimse onun geçmişte ağır depresyon yaşadığını, bunun altında yatan sebepleri, yalnızlığını, ergenlikte yaşadığı zorlukları konuşmuyor. Halbuki bu durum biraz da kültürel bir mesele. Amerika’daki okul saldırıları gibi düşününce, film aslında çok gerçek bir yere dokunuyor.
Bir yandan da şunu söylemem lazım: İnsanlar daha romantik, hafif bir şey beklerken filmin baya psikolojik ve festival filmi tadında olması benim çok hoşuma gitti. Böyle riskli bir ton seçmesi, “herkese hitap etme” derdi olmaması ve “”””sinema filmi”””” olması bence artı yazıyor.
Kısa kısa yapıdan da bahsedeyim: Film genel olarak karakter odaklı ilerliyor, olaydan çok psikolojiye yaslanıyor. Tempo yer yer yavaş ama bu da karakterin iç dünyasını hissettirmek için bilinçli bir tercih gibi duruyor. Seyirciyi rahatlatmak yerine rahatsız eden, düşündüren bir anlatımı var.
Kısacası: Sinir oldum mu? Oldum. Ama tam da bu yüzden etkiliydi.
Herkesin kendince haklı olduğu ama kimsenin gerçekten “iyi” olmadığı bir hikâye izliyorsunuz.
Ben baya beğendim.
İyi seyirlerr…
Not son düzenleme 17.04.2026
Bu hafta olan okul saldırıları sonrası, kesinlikle terapinin ve aile yapılarının iyileşme amacıyla değişmesinin önemini anladım. İnsan belki de yaşamadan kolay yargılayabiliyor. Adamın yaptığı çelişkiyi çok iyi anladım ancak yaptıklarını da savunacak değilim. Kadının böyle bir şey yaşamış ama yapmamamış olması hiçbir şeyi iyileştirmez. Üzerinden 15 yıl geçmiş olsa bile, terapi alması gerektiğini savunuyorum altta yatan başka bir şeyler de olmuş olabilir. Çünkü kadın hiç terapi almamış. Kadının ailesini hiç yansıtılmamıştı oysaki aile yapısını ve yaşadıklarını da görmek isterdim. Neyse daha fazla yorum sadece tekrar etmekten ibaret olurdu.
Başımız sağolsun, diyeceklerim bu kadar.