İlk filmi çok güzeldi. Tek mekanda büyük bir binada geçiyordu, bir sürü daire vardı, nerden ne çıkacağı belli olmuyordu, sade ama etkili bir konusu vardı. Ama bu ikinci film aşırı uzun olmuş, bence gereksiz bir şekilde çok fazla ayrıntılı bir…devamıİlk filmi çok güzeldi. Tek mekanda büyük bir binada geçiyordu, bir sürü daire vardı, nerden ne çıkacağı belli olmuyordu, sade ama etkili bir konusu vardı. Ama bu ikinci film aşırı uzun olmuş, bence gereksiz bir şekilde çok fazla ayrıntılı bir konusu var. Karakterlerle bağ falan da kuramıyorsunuz. Aklınız aksiyon sahnelerini arıyor o da son yarım saate kadar belli aralıklarla veriyor. Filmin tek sevdiğim kısmı son yarım saatiydi. Onun dışında çöp bence. İlk filmi kesin izleyin ama ikinci filmi izlemeyin. Vaktiniz boşa gitmesin.
Biraz sıkıldığımı söyleyebilirim. Ne komedi var ne doğru düzgün romantizim var. Hiç olmamış bu film bence. Tavsiyem izlemeyin. İzleyip de vaktinizi boşa harcamayın.
SPOİLER Size dizinin finalinden bahsetmek istiyorum. Bence Ted'in "Çocuklar işte annenizle böyle tanıştım" dediği sahneye kadar her şey gayet güzeldi. Ama o sahneden itibaren hepinizden çok özür dilerim ama her şeyi bok ettiler. 9 sezon boyunca bir karakteri merak ettirip…devamıSPOİLER
Size dizinin finalinden bahsetmek istiyorum. Bence Ted'in "Çocuklar işte annenizle böyle tanıştım" dediği sahneye kadar her şey gayet güzeldi. Ama o sahneden itibaren hepinizden çok özür dilerim ama her şeyi bok ettiler. 9 sezon boyunca bir karakteri merak ettirip kutsallaştırdılar ve söylediğim sahneye kadar şişirdikleri balonu birden bire kendi elleriyle söndürdüler. Hepimiz aslında dizinin Tracy ile ilgili olmadığını aksine Robin ile ilgili olduğunu öğrendik. Bakın sizi bilmem ama bu benim için o kadar sinir bozucu bir şey ki... Üstelik Tracy karakterini de beklediğimize değecek kadar tatlı ve etkileyici yaptıktan sonra. Robin Ted'i haketmiyordu. İlla tüm karakterleri mutlu etmek istiyorsalar Robin'e mutluluğu bağımsız bir karakter olması özelinde verebilirlerdi. Tracy'nin ölümünden 6 yıl sonrasına kadar bile bize o kadar kutsallaştırılan Tracy'yi birden çöpe atıp yine, yeni, yeniden Robin'e bağlamaları çok ama çok sinir bozucuydu. Bunları söyleyip içimi dökmem gerekiyordu. Buraya kadar değer verip okuyan tüm dostlara çok teşekkür ederim.
Edit:
Çok dolu olduğum için ek olarak bir şey daha söylemek istiyorum. Dizi malesef söylediğim sahneyle aynı zamanda aşkı da ayaklar altına altı. İnandırıcılığını kaybettirdi. Bir insanın bir başka insanı nasıl sevmesi gerektiğini bana göre en güzel, en kutsal şekilde yansıtan dizilerden biri de MONK dur. Bakın lütfen gerekirse sırf bunun için açıp MONK'u izleyin. Oradaki karakterin eşine olan aşkını, bağlılığını yeri gelecek göz yaşları içinde izleyeceksiniz. İşte How I Met Your Mother her şeyi bir kenara bırakın finaliyle bunu mahvetti. Daha da kötüsü böyle olacakmış gibi gösterip, yapmayarak seyirci ile resmen dalga geçtiler. Oysa samimi söylüyorum, doğru hatırlıyorsam 8. sezonun son sahnesini göz yaşlarıyla izlemiştim. Duygu patlaması yaşamıştım. Sonra gittiler hepsini elimizden aldılar...
Dünyaya bir göktaşı düşecektir. Bunu engellemek için insanlar göktaşına bir çeşit bomba atarlar ve çarpışmayı engellerler. Ancak attıkları bomba çeşitli kimyasallar içermektedir ve bu kimyasallar yeryüzüne düşer, çeşitli böcek, kurbağa gibi canlılar bunun sonucunda devasa boyuta ulaşır ve insanların %95'ini…devamıDünyaya bir göktaşı düşecektir. Bunu engellemek için insanlar göktaşına bir çeşit bomba atarlar ve çarpışmayı engellerler. Ancak attıkları bomba çeşitli kimyasallar içermektedir ve bu kimyasallar yeryüzüne düşer, çeşitli böcek, kurbağa gibi canlılar bunun sonucunda devasa boyuta ulaşır ve insanların %95'ini yok eder. Hayatta kalmayı başaranlar da yeraltı sığınaklarına yerleşir. Joel ilk hengamede sevgilisiyle ayrı sığınaklara yerleşmek zorunda kalır. 7 sene sonra bu ayrılığa daha fazla katlanamaz ve sevgilisine ulaşmak için dışarıya çıkıp tehlikeli bir maceraya atılmaya karar verir.
Son yıllarda bu türde izlediğim en güzel filmdi diyebilirim kendi adıma. Merak edenlere hiç tereddüt etmeden izlemelerini tavsiye ederim.
Nick metroda trombetini çalarken yanından hızla kalkacak olan son trene yetişmeye çalışan Brooke geçer. Brooke telefonunu düşürünce Nick de ardından koşup telefonunu ona teslim eder. Brooke bir barda çantasını çaldırmıştır ve kendisi gibi başka bir şehirde olan kocasından önce eve…devamıNick metroda trombetini çalarken yanından hızla kalkacak olan son trene yetişmeye çalışan Brooke geçer. Brooke telefonunu düşürünce Nick de ardından koşup telefonunu ona teslim eder. Brooke bir barda çantasını çaldırmıştır ve kendisi gibi başka bir şehirde olan kocasından önce eve varmaya çalışmaktadır ancak treni kaçırmasıyla bunu başaramaz. Bunu gören Nick onu yalnız bırakmak istemez ve çantasını bulması için ona yardım etmeye karar verir. Brooke'un en geç sabah yedide evde olması gerekmektedir ve böylece olaylar gelişir.
Film Before Sunrise'ın ana teması üzerine kurulup farklı olaylar kullanılarak çekilmiş. Müzikleri gerçekten çok rahatlatıcıydı. Sinematografisi de iyiydi. Finale doğru gelişen olaylar bana pek fazla geçmedi doğrusu. Genel olarak ortalama bir filmdi. Boş vaktiniz olduğunda isterseniz izleyebilirsiniz.
Jerry New York'da kalabileceği bir ev bakar ancak hiçbirini beğenmez. Sonunda büyük bir otele yerleşmeye karar verir. Tom ilk başta otele girmenin yollarını arar ama başarısız olur. Kayla otelde yeni işe başlamıştır ve yakında düzenlenecek olan düğün için hazırlık yapmaktadır.…devamıJerry New York'da kalabileceği bir ev bakar ancak hiçbirini beğenmez. Sonunda büyük bir otele yerleşmeye karar verir. Tom ilk başta otele girmenin yollarını arar ama başarısız olur. Kayla otelde yeni işe başlamıştır ve yakında düzenlenecek olan düğün için hazırlık yapmaktadır. Ancak Jerry'nin fark edilmesiyle panik yaşar ve onu yakalaması için Tom'u otelde göreve getirir ve karmaşa başlar...
Film bence çok eğlenceliydi. Sanırım Tom & Jerry'yi her nesil sever ama yaşı biraz daha büyük olan ve o eski çizgi filmlerini izleyen dostlar için ayrı bir anlam ifade eder. Eğlenceli vakit geçirmek için ideal bir film olmuş.
Kitap Yorumu: Yakın bir gelecekte OASİS isimli bir sanal gerçeklik oyunu yediden yetmişe tüm insanların oynadığı bir oyun haline gelmiştir. Bu oyunda aklınıza gelen her şeyi ama her şeyi yapabiliyorsunuz ve yaptıklarınızı hissedebiliyorsunuz. Bir gün oyunun yaratıcılarından biri olan James…devamıKitap Yorumu:
Yakın bir gelecekte OASİS isimli bir sanal gerçeklik oyunu yediden yetmişe tüm insanların oynadığı bir oyun haline gelmiştir. Bu oyunda aklınıza gelen her şeyi ama her şeyi yapabiliyorsunuz ve yaptıklarınızı hissedebiliyorsunuz. Bir gün oyunun yaratıcılarından biri olan James Halliday'in ölüm haberi gelir. James vasiyetinde OASİS'in içine anahtarlar yerleştirdiğini bu anahtarların hepsini bulan kişiye OASİS'i vereceğini söyler ve böylece anahtarları bulmak için müthiş bir yarış başlar.
Başlat en eğlenceli bulduğum kitaplar arasında yer alıyor. Kitabın içinde hepimizin bildiği bir sürü kült filme göndermeler var. Yazar o kadar güzel bir dünya yaratmış ki okuduğum zaman mest olmuştum. Eğer okumadıysanız mutlaka ama mutlaka okumanız gereken harika bir kitap. Bu arada kitabın yeni baskısı bu kapak değil, buradaki eski baskı bilginize. Ayrıca kitabın Steven Spielberg tarafından yönetilen bir de filmi olduğunu belirtmek isterim. Film de çok güzel ama kitabı on kat daha güzel.
Tonya henüz küçük bir çocukken annesi tarafından buz pateni yapması için bir eğitmene götürülür, ilk başta eğitmen tarafından kabul edilmese de annesinin ısrarları ve Tonya'yı buzda kayarken görmesi sonucu onu öğrencisi olarak kabul eder. Tonya'nın hayatı zordur, annesi ve babası…devamıTonya henüz küçük bir çocukken annesi tarafından buz pateni yapması için bir eğitmene götürülür, ilk başta eğitmen tarafından kabul edilmese de annesinin ısrarları ve Tonya'yı buzda kayarken görmesi sonucu onu öğrencisi olarak kabul eder. Tonya'nın hayatı zordur, annesi ve babası o küçükken ayrılmış ve babası onu terk etmiştir. Annesi ise yaptığı hiçbir şeyi beğenmemekte sürekli onu eleştirmektedir. Yoksul bir hayatı vardır. Buna bir de sürekli şiddet gördüğü sevgilisi eklenir. Aslında buz pateni yapmak için gerekli zarifliğe de sahip değildir. Jüri üyeleri istedikleri gibi bir ailesi olmadığı için çok yetenekli ve başarılı olmasına rağmen sürekli puan kırmaktadırlar. Sonra adı en güçlü rakibiyle ilgili bir skandala karışır...
Film bir başarı hikayesi değil. Daha çok bir mücadele hikayesi. İlk başlarda çok fazla sevmeyeceğimi düşünmeye başlamıştım ama dakikalar ilerledikçe bu durum değişti ve filmi gerçekten oldukça sevdim. Filmin kostüm tasarımına bayıldım, kesinlikle bayıldım, bence harikaydı. Ayrıca görüntü yönetimi, ses ve müzikler de çok iyiydi. İzlerken sanki eski bir kaseti izliyormuşsunuz hissine kapılıyorsunuz. Biliyor musunuz bu film tam sinemada izlemelik bir yapım. Seyir zevkini kat be kat daha da arttırırdı bu. Keşke zamanında sinemada izleseymişim diye düşünmeden edemedim. Bence filmi izlemelisiniz. Özellikle sosyal medyanın da etkisiyle sürekli mükemmeliğin dayatıldığı günümüzde bu film size ilaç gibi gelebilir. Her şey o kadar da mükemmel değil. Hayatta başarısızlıklar da var. Yalnız değilsiniz.
Alıntı: "İnsanlar her şeye, her şeye başkaldırmalı, diyordu. İnsanlar böyle uyudukça, insanlar böyle zulüm altında inlemeyi kabul ettikçe insanlığın bir sinekten ne farkı olur, insanlar, eğer en küçük bir haksızlığa, bir zulme başkaldırmayı akıl etmezlerse, insanlık bundan böyle daha da…devamıAlıntı:
"İnsanlar her şeye, her şeye başkaldırmalı, diyordu. İnsanlar böyle uyudukça, insanlar böyle zulüm altında inlemeyi kabul ettikçe insanlığın bir sinekten ne farkı olur, insanlar, eğer en küçük bir haksızlığa, bir zulme başkaldırmayı akıl etmezlerse, insanlık bundan böyle daha da beter hale düşecektir. Allah, başkaldır ya kulum, demiş ve insan onun cennetine başkaldırmış. Allah, başkaldır ya kulum, demiş, insanların bir kısmı başkaldırmış, onlar, Allah indinde mutlu kişiler olmuşlar, bir kısmı, yani çoğunluğu Allahın emrine uymamış, Allah onlara cehennemini vermiş. İnsan kendine, kendi yüreğine, kendi korkusuna toptan başkaldırmadıkça insan soyu bundan da beter olacak, aşağılanacak, zulüm, korku iliklerine işleyecek, insanlıktan çıkacak, bir solucandan da mutsuz olacak. Solucanın gözü yok, kulağı, ağzı, dili yok, insanın var. İnsan soyu başkaldırmayı yemek, içmek, yaşamak, uyumak, çocuk yapmak gibi bir yaşama biçimi yapmazsa bugünden de bin beter olacak, içi boşalacak, duymayı, düşünmeyi, sevmeyi, sevişmeyi, dostluğu, arkadaşlığı, göğün, yerin, kurdun kuşun, akarsuyun, tanyerindeki ışığın, yürekteki sıcaklığını unutacak. Allah buyurdu ki, ben sizi yarattım ki başkaldırasınız, siz beni dinlemediniz, önce kendinize, sonra başka insanlara, sonra her şeye, her şeye boyun eğdiniz, ne buldunuz, ne öğrendinizse, ne yarattınızsa hepsi boyun eğme üstüne oldu. Ve boyun eğdiniz, ve boyun eğdiniz, ve boyun eğdiniz, boyun eğmeyenleri lanetlediniz, öldürdünüz, kustunuz, ve boyun eğdiniz, boyun eğmeyi, yemek yemek, su içmek, sevişmek gibi bir yaşama biçimi yaptınız. Ve de öldünüz. Ve de solucandan beter oldunuz. Daha da olacaksınız. Hoca coşmuştu, bağırıyordu, güzel sesi dağı taşı eritiyor, insan yüreklerine işliyordu. Hoca, o güzel, ışıklı kara gözleri yaş içinde kalarak, daha vakit varken, daha her şey bitmemişken, eeeeeey, insanoğlu başkaldır, diye bağırıyordu, korkma, içindeki o yüz bin yıllık ağının, korkunun üstüne yürü, ona başkaldır. Önce içindeki, yüreğindeki zinciri kopar, başkaldır. Sonra dünyanın bütün zincirlerini kır, tekmil kötülüklere başkaldır, iyilik getir. Getirdiğin iyilikler de, belki bir gün insanlar için kötülük olur, kendi iyiliğine de başkaldır. Eeeeey, insanoğlu, sen solucan, sen karınca, sen böcek değilsin. Allah seni bir tek şey, bir tek, tek bir şey için yarattı, başkaldırman için yarattı. Allah sana büyük bir hazinesini, tek kıymetli varlığını armağan etti, yüreğindeki umudu verdi sana... Başkaldırman için umuttan daha değerli bir şey, bir silah veremezdi sana. Onun verdiği umutla, sen eğer başkaldırmayı öğrenseydin, ölümü bile yenerdin."
Yaşar Kemal / İnce Memed 4
Jesse ve Celine Paris'deki karşılaşmalarından sonra evlenmişlerdir. İki tane de melek gibi kızları olmuştur. Bir davet üzerine Yunanistan'a tatil yapmaya giderler. Jesse'nin önceki eşinden olan oğlu da yanlarına gelir ama tatili onlardan önce biter ve Amerika'ya döner. Çiftimiz ise yine…devamıJesse ve Celine Paris'deki karşılaşmalarından sonra evlenmişlerdir. İki tane de melek gibi kızları olmuştur. Bir davet üzerine Yunanistan'a tatil yapmaya giderler. Jesse'nin önceki eşinden olan oğlu da yanlarına gelir ama tatili onlardan önce biter ve Amerika'ya döner. Çiftimiz ise yine bolca sohbet edecek, birbirlerini sevecek ve kavga edeceklerdir.
İlk iki filme göre biraz daha düşük bir filmdi benim için, sanırım evlilik gerçekten de aşkı bitiriyor 😁. Filmin müziği hoşuma gitti, sinematografisi de güzeldi ve ilk yarısını daha güzel buldum ben. Finalde çiftimizin kavga etmesi gerçekten üzücüydü ama ne yaparsınız işte.
Diğer iki filmi izledikten sonra üçüncü filmi izlememek olmaz tabi. Buraya kadar geldiyseniz bunu da izleyin bence.