bise daha sorucam ben ortaokuldayken hoslandiğim bi çocuğu rüyamda görmeye başladıktan bi süre sonra istek attım kabuk etti suan ikimizinde lise de son senesi 3-4 yıldır konusmuyoruz ve ben naptı ne etti merak ediyorum bi tık ama kişiliğini de bildiğimde…devamıbise daha sorucam ben ortaokuldayken hoslandiğim bi çocuğu rüyamda görmeye başladıktan bi süre sonra istek attım kabuk etti suan ikimizinde lise de son senesi 3-4 yıldır konusmuyoruz ve ben naptı ne etti merak ediyorum bi tık ama kişiliğini de bildiğimde tersleme gibi bi şerefsizlik yapabilir mesaj atasim var ama nası girilir ki 3-4 yıl konuşmadığın bi karşı cinsle sohbete, ı need taktik..
Evet, dizi romantik fanteziler sunuyor. Evet, klişelerden bolca faydalanıyor. Ancak klişeler her zaman kötü değildir. Dizinin başarısını yalnızca kadınların ilgisiyle açıklamak eksik kalır. Günlük hayatta yeterince kafa dolduğu için kafa dağıtacak şeyler izlemek istiyoruz. İşte bu yüzden insanlar yıllardır aynı…devamıEvet, dizi romantik fanteziler sunuyor. Evet, klişelerden bolca faydalanıyor. Ancak klişeler her zaman kötü değildir. Dizinin başarısını yalnızca kadınların ilgisiyle açıklamak eksik kalır.
Günlük hayatta yeterince kafa dolduğu için kafa dağıtacak şeyler izlemek istiyoruz. İşte bu yüzden insanlar yıllardır aynı dizileri tekrar izliyor. Sonunu bildikleri hikayelere dönüyor. Çünkü bazen sürpriz değil, öngörülebilirlik rahatlatıcı oluyor.
Belki de dizinin en dikkat çekici yanı erkek karakterlere yaklaşımı. Uzun yıllar boyunca popüler kültürde iki baskın erkek modeli gördük. Bir tarafta duygularını bastıran sert erkekler vardı. Diğer tarafta ise kaba, sorumsuz ve olgunlaşmamış erkeklerin romantikleştirildiği karakterler.
Garrett bu iki kalıbın da dışında duruyor. O bir sporcu. Takım kaptanı. Fiziksel olarak güçlü. Popüler ve yakışıklı. Ancak aynı zamanda hata yapabilen, özür dileyebilen, duygularını tanıyabilen ve konuşabilen biri. Daha da önemlisi karşısındaki insanın sınırlarına saygı gösteren biri. Sosyal medyada sık sık karşımıza çıkan alfa erkek söylemlerinin karşısında duran bir model bu. Gücü baskı kurmak için değil, sorumluluk almak için kullanan bir erkeklik anlayışı. Bu nedenle Garrett'ın gördüğü ilgi yalnızca romantik bir çekicilikten kaynaklanmıyor. Birçok izleyici aslında ekranda nadiren gördüğü duygusal olgunluğu izliyor.
Dizinin Hannah karakteri üzerinden anlattıkları da benzer şekilde önemli. Birçok romantik yapımda travma yaşamış karakterlerin iyileşmesi aşkın sihirli gücüne bağlanır. Birisi gelir ve tüm yaralar kapanır. Travma sonrası iyileşmenin temelinde güven duygusu vardır. Bir insan yeniden yakınlaşmayı öğrenmeden önce yeniden güvende hissetmeyi öğrenir.
Garrett'ın onun sınırlarına gösterdiği saygı ve anlayış yalnızca romantik bir jest değil. Travma psikolojisinin en temel ilkelerinden biri olan kontrol hissini geri verme çabası.
Bu nedenle ilişkileri inandırıcı geliyor. Çünkü dizi seni kurtaracağım safsatasına girmiyor. Bunun yerine yanında olacağım gerçekliğini seçiyor. Aradaki fark çok büyük. Birincisi güç ilişkisi, ikincisi eşitlik yaratır.
Güzellik algısı konusunda da yapımın bir tavrı var. Dijital kültür uzun yıllardır belirli bir kadın görünümünü ideal olarak pazarlıyor. Sarışın, zayıf, kusursuz vücut ölçülerine sahip mükemmel kadın karakterler ekranı domine ediyor. Hannah bu kalıbın tam karşısında durmuyor belki ama onu kırıyor. Daha doğal bir görünümü var. Daha erişilebilir görünüyor. Kusursuzluk üzerinden değil, karakter üzerinden var oluyor. Bu detay küçük gibi görünse de temsil meselesi açısından önemli. Çünkü insanlar yalnızca görmek istedikleri karakterlere değil, kendilerini görebildikleri karakterlere de ihtiyaç duyar.
Dizi büyük toplumsal sorunlar çözmüyor. Yeni bir anlatı dili icat etmiyor. Televizyon tarihini değiştirmiyor. Ama uzun zamandır unutulan bazı şeyleri hatırlatıyor. Saygının çekici olabileceğini. Rızanın romantizmi öldürmediğini. Duygusal olgunluğun sıkıcı olmadığını. İyi insanların da ilginç karakterler olabileceğini ve en önemlisi sevginin bazen büyük fedakarlıklardan değil, küçük güven duygularından ve anlardan oluştuğunu.
Sınav gecesi ve sınava saatler hatta dakikalar kala zihnin inanılmaz derecede açılması ve korkudan saatlerdir ezberleyemediğin şeyin zihnine kazınması araştırılsın. Süper güçlerim var gibi hissediyorum. Niye gündüz de böyle çalışmıyordun beynim diyorum. Ah ah...
Az bilinen muhteşem bir roman. Kitaptaki olaylar Bursa'da geçiyor. Ve Bursa kitabın her yerine dağılmış durumda. Okurken Bursa'yı adeta geziyorsunuz. Diğer taraftan kitapta çok güçlü hatta kusursuz denebilecek bir anlatım var. Okurken Peyami Safa veya Tanpınar okurken hissedilen türden bir…devamıAz bilinen muhteşem bir roman.
Kitaptaki olaylar Bursa'da geçiyor.
Ve Bursa kitabın her yerine dağılmış durumda. Okurken Bursa'yı adeta geziyorsunuz.
Diğer taraftan kitapta çok güçlü hatta kusursuz denebilecek bir anlatım var.
Okurken Peyami Safa veya Tanpınar okurken hissedilen türden bir edebi anlatım yoğunluğu hissediliyor.
Kitap psikolojik bir roman ve kitaptaki yoğun ruh tahlilleri çok başarılı bir şekilde aktarılmış.
Kitap Selim isminde bir üniversite asistanının bir huzurevinde araştırma yapmak için huzurevi sakinleriyle sohbetler yapmasıyla başlıyor. Sohbetler derinleştikçe olaylar Selim'in hayatına da uzanacak şekilde dallanıp budaklanıyor.
Kitap her yanıyla ve her yönüyle tam bir roman özelliği taşıyor.
Yani şöyle adamakıllı bir roman okumak istiyorum, ne okuyayım, diye soranlara önerilebilecek bir eser.
Özellikle kitabın son yüz sayfasında heyecan zirveye çıkıyor. Karakterlerin ruh tahlilleri o kadar yoğunlaşıyor ki okur adım adım kahramanların içsel yolculuklarına eşlik ediyor hale geliyor.
Ayrıca romanı yazarken belli ki yazar her detayına ince ince çalışmış. Çünkü cümlelerin içi dolu. Kitaplardan müziklere, yakın tarihten şehrin mimarisine kadar her konuda bilgiler içeren bir kitap.
Yazarın Hanife Yıldız Yemişçi ismiyle başka kitapları da var ancak yetişkin türünde ilk kitabı olan bu kitap bence yazarın şaheseri. Ben çok beğenerek okudum.
Hele kitaptaki mektuplar... Bir sandıktan çıkan eski mektupları açıp okumuş olsak ancak bu kadar gerçek duygular ve gerçek cümleler yaşatabilir.
Bu kitabı okuyan herkes, Özdemir Asaf'ın duygu dolu şiirleriyle farklı bir yolculuğa çıkar. Lavinia - Aşk Şiirleri, aşkı yalnızca mutluluk olarak değil; özlem, bekleyiş ve bazen de hüzünle birlikte anlatan etkileyici bir eserdir. Şairin sade ve akıcı dili sayesinde şiirler…devamıBu kitabı okuyan herkes, Özdemir Asaf'ın duygu dolu şiirleriyle farklı bir yolculuğa çıkar. Lavinia - Aşk Şiirleri, aşkı yalnızca mutluluk olarak değil; özlem, bekleyiş ve bazen de hüzünle birlikte anlatan etkileyici bir eserdir. Şairin sade ve akıcı dili sayesinde şiirler kolay okunurken, her dize okuyucuyu düşünmeye sevk eder. Kitapta en çok dikkatimi çeken şey, Özdemir Asaf'ın az sözle çok şey anlatabilmesiydi. Özellikle Lavinia şiiri, karşılıksız sevginin ve söylenemeyen duyguların en güzel örneklerinden biri olarak öne çıkıyor. Şiirleri okurken zaman zaman kendimden parçalar buldum ve bazı dizeler üzerinde uzun uzun düşündüm. Genel olarak bu kitap, duyguları samimi bir şekilde anlatan ve okuyucuda iz bırakan bir şiir kitabı. Şiir okumayı sevenler için keyifli ve anlamlı bir eser olduğunu düşünüyorum.
bise sorcam birinin birine sürekli sen beni sevmiyosun, neden bana tiksinerek bakıyosun, benimle hiç mutlu değilsin, ben sana güvenmiyorum, nefret ediyorsun bizden gibi şeyleri söylemesi ve öyle bir durum olmamasına rağmen bunu durup dururken diretmesi manipulasyon mudur? Yani böyle bi…devamıbise sorcam birinin birine sürekli sen beni sevmiyosun, neden bana tiksinerek bakıyosun, benimle hiç mutlu değilsin, ben sana güvenmiyorum, nefret ediyorsun bizden gibi şeyleri söylemesi ve öyle bir durum olmamasına rağmen bunu durup dururken diretmesi manipulasyon mudur? Yani böyle bi ortamdasın mesela ortamın havası da iyi bi sıkıntı yol lafın arasında diyo ki neden tiksinerek bakıyosun, amk bakmıyorum çıldırtmayın insanı. Neyse yorumlarınızı beklemekteyim.
kıymetli şehitlerimizden biri olan sinan sinanoğlu ve eşi şehit güleser sinanoğlu'ndan bahsetmek istiyorum. şehit sinan sinanoğlu, erzurum'un şenkaya ilçesine bağlı beşpınarlar köyü'nün muhtarıydı. aynı zamanda emekli orman muhafaza memuruydu. o dönemlerde bölgedeki terör tehdidi giderek artıyor, terör örgütü çevre köylere…devamıkıymetli şehitlerimizden biri olan sinan sinanoğlu ve eşi şehit güleser sinanoğlu'ndan bahsetmek istiyorum.
şehit sinan sinanoğlu, erzurum'un şenkaya ilçesine bağlı beşpınarlar köyü'nün muhtarıydı. aynı zamanda emekli orman muhafaza memuruydu. o dönemlerde bölgedeki terör tehdidi giderek artıyor, terör örgütü çevre köylere sızmaya çalışıyordu. özellikle şenkaya çevresi örgütün geçiş noktalarından biri hâline getirilmek isteniyordu. ancak sinan sinanoğlu, devletine bağlılığından asla taviz vermedi. köyünün terör örgütü tarafından kullanılmasına izin vermedi ve örgütün baskılarına boyun eğmedi.
anlatılanlara göre teröristler, sinan sinanoğlu'na kendi yanlarında durması için baskı yapmaya çalıştı. ancak o, geri adım atmak yerine köy meydanında yaptığı konuşmalarla "teröristler burada barınamaz" diyerek tavrını açıkça ortaya koydu. hatta gelen teröristlerden birini silahıyla bacağından vurduğu da aile yakınları tarafından anlatılan olaylar arasındadır. bu tavrı, onun ne kadar kararlı ve cesur biri olduğunu gösteriyordu.
şehit güleser sinanoğlu ise eşiyle birlikte aynı mücadeleyi paylaşan, fedakar ve güçlü bir anadolu kadınıydı. sinan ve güleser sinanoğlu'nun birbirlerini severek evlendikleri, çevrede herkes tarafından bilinen örnek bir çift oldukları anlatılmaktadır. ancak terör örgütü, devletine bağlı duran bu aileyi hedef aldı.
16 haziran 1990 tarihinde teröristler tarafından beşpınarlar köyü'ne düzenlenen baskında muhtar sinan sinanoğlu ve eşi güleser sinanoğlu saldırıya uğradı. iddialara göre saldırı sırasında güleser sinanoğlu, eşini korumak için kendisini öne attı ve ağır yaralanarak şehit oldu. sinan sinanoğlu ise eşinin acısına dayanamayarak kısa süre sonra hayatını kaybetti.
şehit çiftin geride 5 çocuğu kaldı. yıllar boyunca onların hikâyesi köy halkının hafızasında yaşamaya devam etti. aradan 27 yıl geçtikten sonra mezarları şehitliğe dönüştürüldü ve düzenlenen törenlerle yeniden dualarla anıldılar.
şehit sinan sinanoğlu ve şehit güleser sinanoğlu; yalnızca bir köyün muhtarı ve eşi değil, vatan sevgisinin, cesaretin ve sadakatin sembolü oldular. onların hikâyesi bugün hâla beşpınarlar'da anlatılmakta, fedakarlıkları nesilden nesile aktarılmaktadır.
onların ve evvelce gidenlerin ruhu şad olsun
Dedem kaybolmuş annem bunu yeni öğreniyor.. dayimlar ve teyzem gelir diyerek beklemişler bu saate kadar. yeni arıyorlar adamı ( beyin tümörü vardi ) ve işin garibi annem ya bayildiysa diye sorduğunda dayimlar dedemin tümörü olduğunu yeniden ogrendi .d unutmuşlar.. unutmuşlar…devamıDedem kaybolmuş annem bunu yeni öğreniyor.. dayimlar ve teyzem gelir diyerek beklemişler bu saate kadar. yeni arıyorlar adamı ( beyin tümörü vardi ) ve işin garibi annem ya bayildiysa diye sorduğunda dayimlar dedemin tümörü olduğunu yeniden ogrendi .d unutmuşlar.. unutmuşlar ya şaka gibi