Yok alsancakta orospuluk yapıyorum yok senden daha iyileriyle seviştim ya bi insan kendini en başından belli ediyordu biz yine seviyorduk nerden düştük bu çıkmaza...
20'lerde H. G. Wells bu filmi çok tuhaf bulmuştu ama ben yapım yılı için beğenmiştim. Sonraki yıllarda Naziler bu filmi epey ciddiye aldılar, bu ilginç bir nokta. Muhtemelen "kafa ve el" kavramını siyasi propagandaları için faydalı bulduklarından beğenmişlerdir. Bu filmin…devamı20'lerde H. G. Wells bu filmi çok tuhaf bulmuştu ama ben yapım yılı için beğenmiştim. Sonraki yıllarda Naziler bu filmi epey ciddiye aldılar, bu ilginç bir nokta. Muhtemelen "kafa ve el" kavramını siyasi propagandaları için faydalı bulduklarından beğenmişlerdir.
Bu filmin yönetmeni Lang’ın o zamanki karısı -bilmem ne Murneau gibi bir şeydi adı- bilahare dümdüz Nazi oluyor bu arada.
Bebek arabasının merdivenlerde kaydığı sahneyi hatırlıyorum. Yayınlandığı yıl için ilginç bir propaganda filmi. Anladığım kadarıyla, Sovyet rejimi devrimin ilk yıllarından itibaren sinemanın insanlar üzerindeki etkisini görüyordu. Bu yüzden Eisenstein bu tür filmleri belirli bir amaçla yaptı. Yani, Korkunç İvan filmleri,…devamıBebek arabasının merdivenlerde kaydığı sahneyi hatırlıyorum. Yayınlandığı yıl için ilginç bir propaganda filmi. Anladığım kadarıyla, Sovyet rejimi devrimin ilk yıllarından itibaren sinemanın insanlar üzerindeki etkisini görüyordu. Bu yüzden Eisenstein bu tür filmleri belirli bir amaçla yaptı. Yani, Korkunç İvan filmleri, Aleksandr Nevski ve bu film... Hepsi Eisenstein tarafından yönetildi.
Uygulamada bir yorumu değil birden fazla yorumu hak eden bir film açıkçası. Konusu sürükleyiciydi. Duygular çok güzel yansıtılmış. Büyükler sorumsuzluğun imzasını atar, bedelini çocuklar öder maalesef. Ana karakter 14 yaşında olmasına rağmen iyi bile idare etti. Queen Latifah hayranlığım filmi…devamıUygulamada bir yorumu değil birden fazla yorumu hak eden bir film açıkçası. Konusu sürükleyiciydi. Duygular çok güzel yansıtılmış. Büyükler sorumsuzluğun imzasını atar, bedelini çocuklar öder maalesef. Ana karakter 14 yaşında olmasına rağmen iyi bile idare etti. Queen Latifah hayranlığım filmi bulmamı sağladı diyebilirim. Bu kadının şefkat dolu yüreği ve anaç ruhu için bile izlenir.
Spoiler içeriyor
Bu filmi çok ağlamaklı diye duyduğum için yıllaaaar boyu ertelemiştim. Ve hiçbir fragmanını da izlememiştim. Erkek arkadaşım sayesinde izleme fırsatım oldu. Ve açıkça söylemeliyim ki, fantastik bir konusu olduğunu göreceğimi assla düşünmemiştim. Beni inanılmaz şaşırttı bu yönde. Coffey'in ölümü de…devamıBu filmi çok ağlamaklı diye duyduğum için yıllaaaar boyu ertelemiştim. Ve hiçbir fragmanını da izlememiştim. Erkek arkadaşım sayesinde izleme fırsatım oldu. Ve açıkça söylemeliyim ki, fantastik bir konusu olduğunu göreceğimi assla düşünmemiştim. Beni inanılmaz şaşırttı bu yönde.
Coffey'in ölümü de acıklı olsa da filme damga vuran bence Mr Jingles ve Del'di. Del'in, Percy nedeniyle acı çekerek ölmesi çok üzücü ve korkutucuydu.. Jingles için fareliköye inanması, onunla vakit geçirmesi. Öleceği zaman farenin akıbetine dikkat etmesi de öyle. Çok uzun süreli bir ölüm sahnesiydi ve en sonda vücudunun alev aldığı yandığı yer.. 💔
Coffey'e gelirsek eğer, herkesten aldığı acıyı vücudundan attıktan sonra aşırı yorgun olup dinlenmek isteme ihtiyacı.. İnsanı biraz düşündürüyor açıkcası. Nasıl bir yorgunluktur bu diye.. Keşke Coffey'in bu güçleri nasıl uyanmış, nereden gelmiş geçmiş hayatını da görseydik biraz.
9/10
30.08.26 tarihinde izlenmiştir..
Tamamen gerçek bir hikaye 2001 yapımı bir film belki 4-5 kere izlemişimdir. İzlerken hiç sıkmıyor, ekrana kitliyor sizi. İkinci dünya savaşındaki Sovyetler Birliğine ait bir keskin nişancının hikayesini anlatıyor. Mükemmel bir film kesinlikle ama kesinlikle izleyin. Savaş filmi, özellikle;tarih, Dünya…devamıTamamen gerçek bir hikaye 2001 yapımı bir film belki 4-5 kere izlemişimdir.
İzlerken hiç sıkmıyor, ekrana kitliyor sizi.
İkinci dünya savaşındaki Sovyetler Birliğine ait bir keskin nişancının hikayesini anlatıyor.
Mükemmel bir film kesinlikle ama kesinlikle izleyin.
Savaş filmi, özellikle;tarih, Dünya savaşı,keskin nişancı filmleri izlemeyi seviyorsanız, hâlâ izlemediyseniz hemen izleyin.
Aile ile izlenir ama bir sahnesi hariç🙂
Spoiler içeriyor
Bu filmi öncelikle bana öneren arkadaşıma sonsuz teşekkür ediyorum. Filme başlarken çalan müzik o kadar güzeldi ki..Giriş müziğini övmeden geçmek haksızlık olur diye düşünüyorum. Çünkü etkileyici bir giriş her zaman beklenti doğurur. Film hakkındaki düşüncelerime gelecek olursam, filmin girişinde bir…devamıBu filmi öncelikle bana öneren arkadaşıma sonsuz teşekkür ediyorum. Filme başlarken çalan müzik o kadar güzeldi ki..Giriş müziğini övmeden geçmek haksızlık olur diye düşünüyorum. Çünkü etkileyici bir giriş her zaman beklenti doğurur.
Film hakkındaki düşüncelerime gelecek olursam, filmin girişinde bir ev üzerinden yapılan duyular arası geçiş oldukça başarılıydı. Bunu filmin devamında da görmek isterdim. Çünkü gerçekten güçlü diyaloglar ile sağlanmıştı bu aktarım.
Konunun özüne inmek gerekirse, filmdeki çoğu sahneyi birini karşıma alıp sabırsızlıkla ona anlatıp onu da heyecanlandırma isteği duydum. Bir babanın çocuklarını terk etmesi, yıllar sonra geri dönmesi ve o süreç içerisinde yaşanılanlar yer ediniyor. Normalde “kalanlar mı, gidenler mi daha çok üzülür?” klişesi üzerindeki düşüncem her zaman kalanlar olmuştur. Ama filmi izledikten sonra gidenlerin aslında daha ağır bir yükle yaşamaya çalıştıklarını hissettim. Bu düşünceye genel ilişkilerden ziyade aile içindeki bağlar üzerinden vardım.
Gustav'ın “Nefret dolu bir insanı sevemezsin.” repliği ne kadar kesin bir yargı gibi gözükse de bence Gustav geçmişe dönebilse Nora için nefret dolu bir kadını da sevmeye çalışırdı. Çünkü Gustav gittiği yerde Nora'yı her zaman ruhunda taşımıştı.
Ayrıca Nora, filmin çoğu sahnesinde bir dile ihtiyaç duymadan beden dilini konuşturabilen bir karakterdi. Her zaman omuzları dimdik olan Nora, babasının yanındayken omuzlarını dik tutma ihtiyacı hissetmiyordu. Belki de en güvende hissettiğimiz yerlerde bir yetişkin olmaktan çıkıp küçük bir çocuğa dönüşmeyi yansıtıyordu.
Filmin görsel olarak “gölgeler” üzerine dikkat çekmesi de ayrı bir güzellikti. Filmdeki geçişler, renkler bir araya gelince siyah beyaz bir hikâyeyi canlı kılıyordu.
Filmin sonuna gelecek olursam, finalin benim için yeterince güçlü olduğunu hissedemedim. Fakat sona gelene kadar zaten filmden yeterince doyum almıştım. Bu yüzden finalde eksik hissettiğim şey, filmin bende bıraktığı hissiyatın önüne geçmedi.
Belki de bazı filmler bittiğinde “ne güzel filmdi” demekten fazlasını söyletir insana. Bir süre karakterleri, cümleleri ve kendi hayatındaki karşılıklarını düşünürüz.
İyi ki izledim, diyorum.
Spoiler içeriyor
Filmdeki her erkek karaktere kuruldum hepsi de dümbük korku filmi gibi bir hikaye bana göre. Bağlanma kaygıları olan birisi için tetikleyici unsurlar bulunmakta. Amanda ayni anda hem kacingan hem kaygili hem de kacirgan baglanan her divanin annesi falan misin be…devamıFilmdeki her erkek karaktere kuruldum hepsi de dümbük korku filmi gibi bir hikaye bana göre. Bağlanma kaygıları olan birisi için tetikleyici unsurlar bulunmakta.
Amanda ayni anda hem kacingan hem kaygili hem de kacirgan baglanan her divanin annesi falan misin be kadin? Ozur dilemesi gerekmeyen anlarda ozur dilemesi, bir erkek hayatına girdiğinde her defasında içten içe kendinden uzaklaştırması, karsidaki kisiye gore baglanma seklinin degismesi, partneriyle en mutlu anlarindayken bile bir içsel huzursuzluk yasamasi… Biz buyuz bu kadarız.
Irısh’in karşı kaldırımdan geçerken bile tek bakışta anlayabileceğiniz apaçıklıkta dümbük ve dallama bir erkeğe bu kadar takıntılı kalması falan sinirimi çok bozdu yalan yok.
Miles’ın sevgilisinin henüz aldattığını öğrenmeden önce Irısh’le flörtleşmesi falan ne bu Konya Ovalığı kingo
"Bir insan sizi ancak sevdiği kadar anlar. Sevdiği kadar telaşınızı görür, hüznünüzü önemser, kaygılarınızı giderir, yaralarınıza çare arar. Gerisi bahane..."