Mükemmel bir dizi herkese tavsiye ederim özellikle de olaylı dizi sevenlere ilk dizimdi ve gerçekten çok güzel izlediklerimdeki dizilerin en güzellerinden biri
Spoiler içeriyor
30’lu yaşlarının sonlarındaki Anna Andrews BBC’de spikerlik yapmaktadır. Aslında eskiden haber peşinde koşup muhabirlik yapıyordur fakat selefi arka arkaya iki kez doğum iznine ayrılınca kendini On Üç Bülteni’nin ana spikeri olarak bulur. İki yıldır kendince güzel bir düzen oturtmuşken birgün…devamı30’lu yaşlarının sonlarındaki Anna Andrews BBC’de spikerlik yapmaktadır. Aslında eskiden
haber peşinde koşup muhabirlik yapıyordur fakat selefi arka arkaya iki kez doğum iznine ayrılınca kendini On Üç Bülteni’nin ana spikeri olarak bulur. İki yıldır kendince güzel bir düzen oturtmuşken birgün aniden doğum iznine ayrılan selefi işine geri döner ve Anna kendini tekrar muhabirlik yaparken bulur. Tam da ekrana nasıl geri dönebileceğini düşünürken Blackdown isimli küçük bir kasabada bir kadın öldürülür. Burası tesadüfi şekilde Anna’nın büyüdüğü yerdir. Anna bu cinayetin haberini yapmak için 16 yaşından beri dönmediği kasabaya döndüğünde Jack Harper ile karşılaşır. Polis Jack ile Anna’nın bir geçmişi vardır. Bir kadının,bir adamın ve bir de katilin yaşadıklarıyla üç farklı kişinin dünyası anlatılırken başka cinayetler de işlenmeye başlar.
Acaba üç kişi değil de iki kişinin mi dünyası anlatılıyordur?
Alice Feeney yine çok iyi bir iş çıkarmış. Bu, Feeney’den okuduğum üçüncü kitap. Yine aşırı sürükleyici ve ters köşeliydi. Her bölümün sonunda başka bir karakterden şüphe ediyorsunuz. Çok spoya girmeyeyim ama kitabın sonlarına doğru katil beklediğim kişi çıkmayınca ilk şaşırdım. Ama sonra en son bölümde yine ters köşe olduk ve beklediğim kişi çıktı. Kitap bana güzel bir okuma zevki sundu. Gizem/gerilim severlere öneririm.
Spolu kısım***
Acaba her şey bittikten sonra olaylar medyada nasıl bir yer buldu ve nasıl ses getirdi? Buna yer verilmesi hikayenin gizemini biraz etkilerdi belki ama merak ettim ben.
selam yine ben aramak ıcın cok gec olduğunu bılıyorum ve muhtemelen benımle konuşmak bıle ıstemıyorsun sadece arayıp sunu söylemek ıstedım senı ozluyorum bak kimseyle senınle konuştuğum gıbı konuşamıyorum ne dıyecegımı bılemıyorum tek dıyebılecegım senı cok ozledım ben senı gercekten sevıyorum
Да, добре — не очаквах да го харесвам толкова много. Първата им среща във влака и разговорите им за някакви глупости ми харесаха. Говореха без да мислят, както се чувстват, както искат да говорят — без лъжи. Без да се…devamıДа, добре — не очаквах да го харесвам толкова много. Първата им среща във влака и разговорите им за някакви глупости ми харесаха. Говореха без да мислят, както се чувстват, както искат да говорят — без лъжи. Без да се опитват да се представят като други хора.
Çok alakasız bir 20 kişilik ekip format güzel ama masumlarda hainlerde oyunu iyi oynamıyor bence. Saçma sapan kararlar veriyorlar ve çok belli olan yalanları görmezden, gelip sevmedikleri beğenmedikleri kişileri elemeleri seyir zevkini düşürüyor. Ama kimin kazandığını görmek için sonuna kadar…devamıÇok alakasız bir 20 kişilik ekip format güzel ama masumlarda hainlerde oyunu iyi oynamıyor bence. Saçma sapan kararlar veriyorlar ve çok belli olan yalanları görmezden, gelip sevmedikleri beğenmedikleri kişileri elemeleri seyir zevkini düşürüyor.
Ama kimin kazandığını görmek için sonuna kadar izlicem...
Ve ayrıca Giray Altınok'u stilisti olan Gizem Eroğlu'nun eline emeğine sağlık aşırı güzel giyiniyor...
S1: 24.04.2026- İzleniyor...
Erkekler neden en yakın arkadaşının kendi kız kardeşleriyle sevgili olmalarını istemiyor yani kötü bir şey yok ki sadece sevgililer hem tanıdığın adam o
Aşk, insanın kalbine sessizce yerleşen en güçlü duygulardan biridir. Bazen bir bakışta başlar, bazen de zamanla fark edilmeden büyür. İnsan sevdiğinde dünyaya biraz daha farklı bakmaya başlar; sıradan anlar bile daha anlamlı, daha değerli olur. Belki de aşkın en güzel…devamıAşk, insanın kalbine sessizce yerleşen en güçlü duygulardan biridir. Bazen bir bakışta başlar, bazen de zamanla fark edilmeden büyür. İnsan sevdiğinde dünyaya biraz daha farklı bakmaya başlar; sıradan anlar bile daha anlamlı, daha değerli olur. Belki de aşkın en güzel yanı budur: İnsana hem kendini hem de hayatı yeniden hissettirmesi. Çünkü gerçek aşk, sadece birine bağlanmak değil; onun varlığıyla kalbinin daha derin, daha güçlü atmasıdır.
benim gec kalmışlık.. film çıktığı zaman arkadaşlarım izliyordu ama ben yanlarına gec gittiğim için ikinci kısmından itibaren izlemeye başlamıştım o yuzden birinci kısım bende yoktu bugün de gozumu ilk kısma olan merakımla açtım. benim icin izlemesi keyifli bir filmdi sıkıldığım…devamıbenim gec kalmışlık..
film çıktığı zaman arkadaşlarım izliyordu ama ben yanlarına gec gittiğim için ikinci kısmından itibaren izlemeye başlamıştım o yuzden birinci kısım bende yoktu bugün de gozumu ilk kısma olan merakımla açtım.
benim icin izlemesi keyifli bir filmdi sıkıldığım herhangi bir sahnesi olmadi.
Tek eleştirim ki eleştiri de sayılmaz ama söylemek istedim Elizabethin butun kadroya asik olmasi hani yaratığa da asik olmazsin kanka mis gibi William var yaninda yani
“ iyi de affa değer olanı herkes affeder, asıl af affa layık olmayanı da affetmek değil mi?, tıpkı vicdan gibi, onu kaybetmeye en fazla hakkımız olduğu anda koruyabildiğimiz şey değil miydi vicdan?”
Nobel ödüllü matematikçi John Nash'in biyografik hikayesi. Her şeyin bir formülü, her kaosun bir düzeni olduğuna inanan bir deha; kendi zihninin yarattığı kaosu hangi denklemle çözebilir? Belki de asıl deha, rakamların bile açıklayamadığı tek değişken olan "sevgiye" teslim olabilmektir. Film…devamıNobel ödüllü matematikçi John Nash'in biyografik hikayesi.
Her şeyin bir formülü, her kaosun bir düzeni olduğuna inanan bir deha; kendi zihninin yarattığı kaosu hangi denklemle çözebilir?
Belki de asıl deha, rakamların bile açıklayamadığı tek değişken olan "sevgiye" teslim olabilmektir.
Film hakkında özel bilgiler
-John Nash, filmi ilk izlediğinde Russell Crowe'un kendi hareketlerini, o kendine has gergin enerjisini ve konuşma ritmini ne kadar kusursuz kopyaladığını görünce şaşkınlığını gizleyememiş, "Sanki ekrandaki benim ama biraz daha yakışıklısı," demiştir.
-Filmde Nash’in Nobel töreninde yaptığı o duygusal konuşma sinematik bir tercihtir. Gerçek hayatta John Nash, hastalığının getirdiği riskler nedeniyle törende bir konuşma yapmamıştır; ancak filmin o sahnesi, Nash’in hayatı boyunca Alicia’ya olan manevi borcunun bir simgesidir.
-Film, Nash’in halüsinasyonlarını görselleştirerek (şizofrenide genellikle işitseldir) aslında biz izleyicileri de "kandırır".
Neden izlenmeli?
Film, entelektüel kibrin, yerini mütevazı bir kabullenişe bırakışıdır. Modern dünya bize her zaman "kazanmayı" öğütlerken; bu film bize "idare etmeyi", "birlikte yaşamayı" ve en önemlisi zihnimizin bizi terk ettiği noktada kalbimize nasıl tutunacağımızı anlatır. Başarının sadece bir sayıdan ibaret olmadığını, asıl başarının kendi içindeki o bitmek bilmeyen gürültüyü susturabilmek olduğunu görmek için izlenmeli.
Yazı : Ozan Engin Dinç
Instagram : @sine.rodov