Daha önce hiç polisiye - tıbbi gerilim kitabı okumamıştım. Yazarın adını da epey duyduğum için tesadüfen önüme çıkan kitabına bir şans vermek istedim. Açıkçası bu kadar iyi kurgulanmış, diken üstünde okumamı sağlayan ve midemi de bulandıran bir kitap beklemiyordum. Kitabın…devamıDaha önce hiç polisiye - tıbbi gerilim kitabı okumamıştım. Yazarın adını da epey duyduğum için tesadüfen önüme çıkan kitabına bir şans vermek istedim. Açıkçası bu kadar iyi kurgulanmış, diken üstünde okumamı sağlayan ve midemi de bulandıran bir kitap beklemiyordum.
Kitabın yarıdan fazlasını midem ağzıma gelerek ve soluklanmak için ara vere vere okudum. Hatta yanında beni yatıştırsın diye bir romantik komedi kitabına başladım...
Olayların kurgulanışı, cinayetler, katilin çok alakasız biri çıkışı ve zekasını görmek çok tuhaf bir kitap okuma deneyimi sunuyor insana. Kitaba ilk başladığımda bu kadar kan revan sahne görünce acaba diğer kitaplarını okuyabilir miyim diye sorgulamıştım. Şimdiyse ikinci kitabın adını ve içeriğini öğrenmek için araştırma yapacağım.
Bir günde bana 200 sayfa okuyup kitabı bitirmek bana da sürpriz oldu. Hedefim cumartesi gününe kadar bitirmekti kitabı o şekilde bölmüştüm. Ama soluksuz okudum kitabı elimden bırakamadım resmen.
Spoiler içeriyor
Abhazya Savaşı sırasında, birbirini öldürmeye hazır iki askerin aynı evde yaşamak zorunda kalması. Başta birbirlerine duydukları nefret ve güvensizlik, zamanla yerini tuhaf bir yakınlığa bırakıyor. İnsanların milliyetleri yüzünden birbirini düşman bellemesi, ama birebir tanışınca bu ayrımın o kadar da kolay…devamıAbhazya Savaşı sırasında, birbirini öldürmeye hazır iki askerin aynı evde yaşamak zorunda kalması. Başta birbirlerine duydukları nefret ve güvensizlik, zamanla yerini tuhaf bir yakınlığa bırakıyor. İnsanların milliyetleri yüzünden birbirini düşman bellemesi, ama birebir tanışınca bu ayrımın o kadar da kolay sürdürülememesi filmin en sevdiğim tarafıydı. Savaşın ortasında bile önyargılarından vazgeçemeyen insanlarla, onlara rağmen insan kalmaya çalışanlar arasındaki farkı nahif bir şekilde anlatıyor...-Fark eder mi Ahmed?
Kardeşim bir sürü cinayet gerçekleşiyo, her gün kadın öldürüyolar kasabada ama adamlar lakayıt takılıyor. Düzgünce yapsanıza işinizi. Ama her şey bir yana son sahnesi baya etkileyiciydi.
Dizi; ressamlığa ara vermiş Funda'nın, boyun eğriliği yüzünden kızı Mavi'yi götürdüğü yüzme terapisindeki hocayı eve bakıcı olarak almasıyla başlar. Böylece herkesin içindeki hedefi farklı hırslar her birinin hayatını farklı noktalara taşır. Öncelikle dizide kimsenin masum olmadığını söyleyebilirim. Funda, bakıcı olarak…devamıDizi; ressamlığa ara vermiş Funda'nın, boyun eğriliği yüzünden kızı Mavi'yi götürdüğü yüzme terapisindeki hocayı eve bakıcı olarak almasıyla başlar. Böylece herkesin içindeki hedefi farklı hırslar her birinin hayatını farklı noktalara taşır.
Öncelikle dizide kimsenin masum olmadığını söyleyebilirim. Funda, bakıcı olarak aldığı Nazlı'nın gerçekliği çarpıtırılarak anlatılmış olsa da eşi İlker'le bir geçmişi olduğunu biliyordu ve buna rağmen kendini kendine ispatlamak istemesi, Nazlı'ya nispet yapması, imajını dokunulmaz bir yere taşıma arzusu ve dışarıdan öz güvenli duruşuyla kendi kendinin sonunu içini kemiren şüpheyle getirdi. Nazlı kendi hakkı olarak gördüğü şeyleri kazanmak uğruna çok pervasızca davranan, hayattaki her şeyi kaybedeceğim güdüsüyle kendisinin hakkı olduğunu düşündüğü şeyleri bu sefer kazanmak için oldukça ileri giden bir karakterdi. İlker ise ne istediğini bilmeyen, elindeki kadını kaybedince kaybettiği kadın değere binen ve eşini aldatan, yani ideal bir eş profilinden oldukça uzak bir karakterdi. Bu hikâyedeki tek masum Emre'ydi, paravan olarak kullanılan birisiydi, tüm bu siyahla grinin dans ettiği dünyadaki tek beyaz kişiydi.
Nazlı ve Funda ile de empati yapabildim, ta ki Nazlı istediğini alma uğruna etik çizgisinin kaidesini delip geçene kadar. Nazlı bir noktada haklıydı, seçimleri onlara bırakmıştı, yapılan yanlış seçimler onun yapacağı yanlışlar için güzel bir alan sağlamış oldu. Her ne kadar başta Funda'nın canını yakma isteği boş gelse de sonrasında oturtabildim, kendisine Funda'nın yerinde olmayı hak gördüğü için bunu onu ekarte ederek yapmaya çalıştı. Nazlı'nın yaptığı şeyin intikam olduğunu düşünmüyorum, sadece kendi saplantılı dünyasında Mavi'nin bakıcısı sıfatındansa Mavi'nin annesi ve o ailenin bir ferdi olma sıfatını içselleştirmişti kendi içinde. Funda da o kadar şüpheye rağmen sarsılmasını istemediği egosundan dolayı sadece ima etmekle veya soru sormakla yetindi, pasif agresif tavırlarıyla hiçbir yere varamadığı gibi kendi kendine yazık etti.
Dizi oldukça gerici ve izlemesi keyifliydi, herkese kızıp herkesi bir noktada anlayabildiğiniz gri bir alan üzerine kuruluydu. Bazı seçimlerin bazı kaçınılmaz sonuçları nasıl doğurduğunu oldukça gerici ve sessiz üstünlük savaşıyla, güç dengelerinin sürekli yer değiştirmesiyle aktaran kesinlikle izlenmeye değer olan ilginç ve güzel bir diziydi.
“Çocuk istenmemeye başlandığı zaman kadınlar gereksiz olur.” “Tutunabileceğimiz bir kol olmadığı gerçeğiyle yüzleşebilmeliyiz.” Bu iki cümle kaldı bende. Birinde başkalarının dünyasında bize biçilen değer, diğerinde kendi başımıza ayakta kalmanın kaçınılmazlığı var. Belki de kendine ait bir oda, bütün bunların ortasında…devamı“Çocuk istenmemeye başlandığı zaman kadınlar gereksiz olur.”
“Tutunabileceğimiz bir kol olmadığı gerçeğiyle yüzleşebilmeliyiz.”
Bu iki cümle kaldı bende. Birinde başkalarının dünyasında bize biçilen değer, diğerinde kendi başımıza ayakta kalmanın kaçınılmazlığı var. Belki de kendine ait bir oda, bütün bunların ortasında kendimiz olarak kalabilmenin bir yolu. 🫂
Spoiler içeriyor
İlk yarısında uzay boşluğunda ben de kayboldum sanırım. İkinci yarıda ise diyaloglar, felsefesi ve insanın kendi geçmişinden kaçamaması üzerine söyledikleri filmi benim için toparladı. Solaris’in soğuk, tekinsiz mekânı ve Stanisław Lem’in kitabından gelen alıntılar, hikâyeye ayrı bir derinlik katıyor. Uzayı…devamıİlk yarısında uzay boşluğunda ben de kayboldum sanırım. İkinci yarıda ise diyaloglar, felsefesi ve insanın kendi geçmişinden kaçamaması üzerine söyledikleri filmi benim için toparladı. Solaris’in soğuk, tekinsiz mekânı ve Stanisław Lem’in kitabından gelen alıntılar, hikâyeye ayrı bir derinlik katıyor. Uzayı keşfetmekten çok insanın kendisiyle yüzleşmesi üzerine bir Tarkovsky klasiği...
Arkadaşlar bu yağmurdan razı olan var mı? Şemsiye taşıması meziyet, planın var dışarı çıkacaksın harıl harıl yağmur yağıyo, yada yürüyüş yapmaya hava almaya çıksan yine önünü kesiyor. Yağmurlu günlerde hiçbir aktivite yapmak istemiyorum sadece evimde vakit geçirmek istiyorum. Bende böyle.
cok yagmur yagiyo diye instadan rektore yazdim. mesaja bakarsa patlarim btw. hoca yarin dersi iptal eder mi acaba ya. etse keske etmese de ben gitmicem muhtemelen ama etsin devamsizlik kullanmis olmiyim...