İhtiyacın olduğu zaman yanında değildim, yoktum ama yemin ederim olmayı her şeyden çok isterdim. Şimdi yanımda olmana ihtiyacım var ama değilsin, yoksun. Olmak ister miydin peki, bilmiyorum. Doğru insanlar yanlış zamanlar balım..
Kendi beyniyle konuşup dışardan ne yapıyo bu deli diye yargılanan insan deli değildir. Dünyada konuşacak birini bulamayan ve kalabalıkta yalnızlaşan her insan kendi kendine konuşur, buna delilik değil, hissizlik ve kabul ediş denir.
İlk film çıtayı yükseğe çaktığı için beklentiyi karşılayamadı ayrıca küfür sinemada basit numaradır siz gayet özel numaralar yapabilecek kapasitedesiniz.İyi ki sinemada izleme fırsatı bulamamışım.
Herkese selamlar arkadaşlar nasılsınız bakalım? Sizinde bildiğiniz üzere sınav haftası rafta çok pasif olamıyorum. Kısacası rafa çok girmiyorum sınavlarıma çalışıyorum.1 Haziran’da 2. Dönem 2.yazılılar başlıyor onun için ben kısa bir süreliğine burada olamayacağım kusura bakmayın.Hepinizi çok seviyorum kucak dolusu sevgiler…devamıHerkese selamlar arkadaşlar nasılsınız bakalım? Sizinde bildiğiniz üzere sınav haftası rafta çok pasif olamıyorum. Kısacası rafa çok girmiyorum sınavlarıma çalışıyorum.1 Haziran’da 2. Dönem 2.yazılılar başlıyor onun için ben kısa bir süreliğine burada olamayacağım kusura bakmayın.Hepinizi çok seviyorum kucak dolusu sevgiler ve saygılarımı sunuyorum.Hepiniz seviliyorsunuz. İyi Pazar’lar.... 💗💗😘😘
Onlar bir gün değil,hayatları boyunca umudun,şefkatin,merhametin,gücün ve kararlılığın adı oldular.Tüm Annelerimizin Anneler Günü kutlu olsun.Varlığınız Gücümüzdür.♥️♥️💐💐
“Goodbye Berlin” bana göre sadece bir road-trip filmi değildi. O yaş döneminin içindeki boşluğu, nereye ait olduğunu bilememe hissini, arkadaşlığın bir anda oluşup insanın hayatına dokunmasını çok sakin ve gerçek bir şekilde gösteriyordu. Film boyunca sanki her şey plansızdı ama…devamı“Goodbye Berlin” bana göre sadece bir road-trip filmi değildi. O yaş döneminin içindeki boşluğu, nereye ait olduğunu bilememe hissini, arkadaşlığın bir anda oluşup insanın hayatına dokunmasını çok sakin ve gerçek bir şekilde gösteriyordu. Film boyunca sanki her şey plansızdı ama filmi güzel yapan da tam olarak o plansızlıktı. Maik’in utangaç, içine kapanık haliyle Tschick’in tamamen özgür ve umursamaz enerjisi birbirine o kadar iyi karışıyordu ki ekranda gerçekten bir dostluk izliyormuş gibi hissediyordum. Hiçbiri “mükemmel” karakter değil ama zaten bu yüzden çok samimi geliyorlar.
En sevdiğim şeylerden biri filmin yaz havasıydı. Güneşli yollar, eski araba, hiçbir yere ait olmayan iki çocuk ve arkada çalan şarkılar… Müzik seçimleri inanılmaz uyumluydu. Şarkılar sadece sahnelere eklenmemişti, direkt filmin ruhunu tamamlıyordu. O müzikler olmasa film bu kadar özgür ve nostaljik hissettirmezdi. Bazı sahnelerde hiçbir şey olmuyormuş gibi görünüyor ama içinde garip bir huzur ve yaşam hissi var.
Filmin bana en çok geçen tarafı ise büyük olaylar olmadan bile insanın içinde bir şeyler uyandırabilmesiydi. Çünkü asıl mesele bir yere gitmek değildi, yolun insanı değiştirmesiydi. Maik’in yavaş yavaş kendini bulması, Tschick’in arkasında gizlediği yalnızlık, Isa ile karşılaşmaları… hepsi çok doğal yazılmıştı. Hiçbir şey zorla dramatik yapılmamıştı.
Görsel tarafı da ayrıca çok güzeldi. Kamera kullanımı o kadar özgürdü ki kendini onların yanında arabada oturuyormuş gibi hissediyorsun. Bazı sahneler özellikle gün batımı anları insanın içinde garip bir özgürlük hissi bırakıyordu. Film hem komikti hem de içinde sessiz bir hüzün taşıyordu. Bittiğinde insana sanki çocukluğunun bir parçası bir yerde yolda kalmış gibi hissettiriyor.
Bence “Goodbye Berlin”in en güçlü yanı hayatı yapay göstermemesi. Her şey eksik, karmaşık ve gerçekti. Zaten bu yüzden film bittikten sonra uzun süre insanın içinde kalıyor.