Neden bu yılın korku filmleri hep vasat çıkıyor ? Film de gerilimin temposu yavaş yavaş artıyor obsession ve backroom'tan bir tık sadece 1 puan kadar daha iyi söyleyebilirim çünkü ilk bir saate o gerilimi güzel vermişler amaaa sonlara doğru o…devamıNeden bu yılın korku filmleri hep vasat çıkıyor ? Film de gerilimin temposu yavaş yavaş artıyor obsession ve backroom'tan bir tık sadece 1 puan kadar daha iyi söyleyebilirim çünkü ilk bir saate o gerilimi güzel vermişler amaaa sonlara doğru o yolcu denen şey ve karakterlerimizin savaşı sahnesinde çok mantık hata ve aşırı absürt olmaya başladı sebebi şu o yolcu denen şey madem bir iblis yada herneyse istediği zaman kayıp oluyorsa neden son sahne bir insan gibi yapmaya çalıştınız ve o kilise sahnedeki olaylar çok gülünç buldum neyse orasını görmezdem geliyorum sırf obsession ve backroom 'dan daha gerici sahneler vardı diye
3/5 veriyorum .
Rahmetle 🥀 Dünyanın en uzun hüznü yağıyor, Yorgun ve yenilmiş insanlığımızın üstüne. Kar yağıyor ve sen gidiyorsun, Ağlar gibi yürüyerek gidiyorsun. Belki bulmağa gidiyorsun kaybettiğimizi, O insan ve tabiat çağını. Dön bana ve dinle! Kuşlar uçuşuyor içimde. Loş bir keman…devamıRahmetle 🥀
Dünyanın en uzun hüznü yağıyor,
Yorgun ve yenilmiş insanlığımızın üstüne.
Kar yağıyor ve sen gidiyorsun,
Ağlar gibi yürüyerek gidiyorsun.
Belki bulmağa gidiyorsun kaybettiğimizi,
O insan ve tabiat çağını.
Dön bana ve dinle!
Kuşlar uçuşuyor içimde.
Loş bir keman solosu gibi
Kuşların uçuştuğunu içimde,
Dön bana ve dinle.
Karanlık denizlerin dibinde,
Birtakım incilerin olduğunu;
Birtakım incilere ve hatıralara
Neden bağlı olduğumuzu unutma.
Duy beni ve dinle!
Denizler boğuşuyor içimde.
Unutma diyorum ama sen anla,
Anlat bizim de yaşamak istediğimizi onlara…
ERDEM BAYAZIT
●Bu kitap, çok kısa metinlerden hatta bazen sadece bir-iki cümleden oluşuyor. Bunlara edebiyatta "minimal öykü" ya da "aforizmaya yakın anlatılar" denir. (Ki bu daha mantıklı geliyor bana bu kitap için) Ancak bunlar sadece güzel sözler değildir. Her kısa metin, insanın…devamı●Bu kitap, çok kısa metinlerden hatta bazen sadece bir-iki cümleden oluşuyor. Bunlara edebiyatta "minimal öykü" ya da "aforizmaya yakın anlatılar" denir. (Ki bu daha mantıklı geliyor bana bu kitap için) Ancak bunlar sadece güzel sözler değildir. Her kısa metin, insanın bir hâlini, bir çelişkisini, bir acısını, yalnızlığını, aşkını ya da hayatın ironisini anlatır.
Ferit Edgü'nün amacı bir olay örgüsü kurmak değildir. O, okurun zihninde boşluk bırakmayı sever. Yani hikâyeyi tamamlamamızı bekler bizden. Bu yüzden metinler bazen eksik gibi görünür ama aslında eksik değildir; okurun hayal gücüyle tamamlanmak üzere yazılmıştır ya da birer resim gibi durur her bir söz, biz bakıp kendimize göre bir şeyler bulalım, ekleyelim belki diye.
Örneğin kitapta sadece birkaç cümleyle bir ölüm, bir aşk, bir ayrılık ya da bir pişmanlık anlatılabilir. Uzun uzun açıklama yapmak yerine, tek bir görüntü veya tek bir cümleyle o duyguyu hissettirmeye çalışır. Genel tarzı da biraz böyledir zaten yazarın.
Aslında bu kitap, insan olmanın türlü hâllerini anlatıyor: yalnızlık, ölüm, umut, korku, sevgi, yabancılaşma, vicdan, yaşlanma... Kitabın adı olan "İnsanlık Halleri" de buradan geliyor. Her metin, insanın başka bir yüzünü gösteriyor.
Ferit Edgü'yü severim ama bu kitabını pek sevemedim şu anda ya da belki de kısmen sevebildim demek daha doğru oldu.
☆Alıntılar:
"Olumsuz aşk yoktur.
Doğru.
Ama ölümsüz aşk da yoktur." (9.s)
"Aşk çoğuldur." (9.s)
"Yalan seni alıp
yalan dünyalara götürür.
Aşk seni sana buldurur." (9.s)
"Aşk her zaman birinci eldir." (9.s)
"Aşk her zaman soluk soluğa." (10.s)
"-O an göz göze geldik.
-Niçin dudak dudağa değil?" (14.s)
"Bir mezar taşından:
Alışamam diyen ben, şu mezara bile alıştım." (19.s)
"Resmi duvarımı süslemek için asmam.
Eğer öyle olsaydı bahçemdeki ağaca da
güzel bir kadını asmam gerekirdi." (23.s)
"Okuyucuya saygı göstermek gerek.
Ama aynı zamanda ona sorumluluk
yüklemek de gerek."
"İti ağaca bağlama.
Ağacın da canı olduğunu düşün."(36.s)
"Hiçbir hayvan insanoğlundan daha hayvan değildir.
Belki sırtlan hariç." (38.s)
"At koşarken yorulmaz." (38.s)
"Alçaklar yüksekten atar." (41.s)
"Kasılma.
Başarıların (varsa eğer)
beyninin ürünü, kaslarının değil."
"Baltasız kul olmaz." (46.s)
"Durum buketi umutsuzsa,
niçin somurtuyorsun?" (47.s)
"Savaş ve Barış ve Savaş ve Barış ve Savaş ve Barış ve Savaş ve-
Tolstoy'un romanı değil,
insanoğlunun sonsuz tarihi bu iki
sözcüktür işte." (51.s)
"Yakarma!
Tüm yakarışların boşuna.
Onun hem sağır, hem kör olduğunu
bilmiyor musun?" (61.s)
Başlangıç/Bitiş:
5 Temmuz Pazar-2026
Rıfat Bey: nєcє kσnuşuчσr вu çσcuk sαkínє?" Sakine: "kürtçє!" İnsanları gerçekten tanımaya cesaret ettiğimizde, ne konuştukları dilin ne de ait oldukları kimliğin bir anlamı kalır. Büyük Adam Küçük Aşk, tam da bu düşünceden filizleniyor. Aynı göğün altında yaşadığımız insanlara önyargıyla…devamıRıfat Bey: nєcє kσnuşuчσr вu çσcuk sαkínє?"
Sakine: "kürtçє!"
İnsanları gerçekten tanımaya cesaret ettiğimizde, ne konuştukları dilin ne de ait oldukları kimliğin bir anlamı kalır. Büyük Adam Küçük Aşk, tam da bu düşünceden filizleniyor. Aynı göğün altında yaşadığımız insanlara önyargıyla bakmanın yanlışlığını yüzümüze tokat gibi çarpan; sevmenin, anlamanın ve birlikte yaşamanın kıymetini usulca ama derinden hatırlatan bir hikâye anlatıyor.
Ne var ki filmin kaderi de, anlattığı insanların kaderinden ayrı düşmüyor. Önce yasaklanıyor, ardından filmin yönetmeni Handan İpekçi hakkında altı yıl hapis cezası talep ediliyor. Bazen bir filmin uğradığı sessizlik, anlattığı hayatların sessizliğine dönüşüyor.
Türkiye'nin yıllardır kanayan bir yarasını, henüz ikinci filmi olmasına rağmen büyük bir ustalıkla işleyen Handan İpekçi, her türlü övgüyü fazlasıyla hak ediyor.
Dilerim bir gün bu toprakların bütün hikâyeleri; korkusuzca, ötekileştirilmeden ve aynı incelikle anlatılabilir. Çünkü anlatılmayan her hikâye, biraz daha eksik bırakır hepimizi.
İki yalnız ruhun birbirine tutunarak yükseldiği bir hikayede, zirveye ilerlerken eller ayrılmak zorunda mıdır? Hikaye, ne olmak istediğimiz ile hayatın bize sundukları arasındaki o acımasız uçurumun kenarında gezinen iki yalnız ruhu anlatıyor. Sanatını yaşatmak için çırpınan ama sesi dünyanın gürültüsünde…devamıİki yalnız ruhun birbirine tutunarak yükseldiği bir hikayede, zirveye ilerlerken eller ayrılmak zorunda mıdır?
Hikaye, ne olmak istediğimiz ile hayatın bize sundukları arasındaki o acımasız uçurumun kenarında gezinen iki yalnız ruhu anlatıyor.
Sanatını yaşatmak için çırpınan ama sesi dünyanın gürültüsünde kaybolan idealist piyanist Sebastian ve yıldızlara uzanmak isterken defalarca yere çakılan oyuncu adayı Mia.
Film hakkında özel bilgiler
-Ryan Gosling, filmdeki tüm piyano çalma sahneleri için aylarca haftanın altı günü, günde iki saat piyano dersi almıştır. Sahnelerin hiçbirinde el dublörü veya görsel efekt kullanılmamıştır.
-Film, tam 14 dalda Oscar adaylığı alarak sinema tarihinde "tüm zamanların en çok Oscar'a aday gösterilen filmi" rekoruna ortak olmuştur.
Neden izlenmeli?
La La Land, mutlu sonların içinde yutkunamayacağımız devasa bir hüzün barındırabileceğini anlatan, tatlı bir acıdır. Bize sormaya korktuğumuz o son soruyu bırakıp gider: Gerçekleşen bir hayal, yitirilen bir ruh eşinin yasını dindirmeye yeter mi?
Yazı: Ozan Engin Dinç
Instagram: sine.rodov
Spoiler içeriyor
yine benn asik oldum darmadağın yagmur oldum Kadıköy sahilinde esti ruhum rüzgar oldum 1. sezonda olmama ragmen dizi icine cekti. Sosyalist şoför, kadın haklari icin ugrasan leydi , iyi kalpli anna , engelli savas gazisi ,kizlarini zorla evlendirmeye calismayan anne…devamıyine benn asik oldum
darmadağın yagmur oldum
Kadıköy sahilinde esti ruhum rüzgar oldum
1. sezonda olmama ragmen dizi icine cekti. Sosyalist şoför, kadın haklari icin ugrasan leydi , iyi kalpli anna , engelli savas gazisi ,kizlarini zorla evlendirmeye calismayan anne ve baba , geliniyle iyi anlasan kayinvalide, iyi kalpli olmaya calisan toprak lordu ve daha bir süru detay
bayildim diziye
dizideki türk karakterin de ölumu hic beklemedigim bir seydi
devami icin coookk heyecanliyim
Ben hep aynalardan geçerim doktor Aynalar benden geçer. Araf'tan bir sepet sarkıtırım aşağı, Doluşur içine narin böcekler Yaşamayı yeni öğrenmiş kelebekler Üşüşür ben kalbimi sarkıtınca aşağı Ben hep aynalardan geçerim doktor! Günahları için ağlayan kim varsa Kanatlarıyla okşar onu melekler…devamıBen hep aynalardan geçerim doktor
Aynalar benden geçer.
Araf'tan bir sepet sarkıtırım aşağı,
Doluşur içine narin böcekler
Yaşamayı yeni öğrenmiş kelebekler
Üşüşür ben kalbimi sarkıtınca aşağı
Ben hep aynalardan geçerim doktor!
Günahları için ağlayan kim varsa
Kanatlarıyla okşar onu melekler
Hep böyle midir
Kalbin hep böyle yavaş mıdır Ruknettin?
Aynalar sana bir savaş mıdır Ruknettin?
Yarin dudaklarından trenler geçer de
Kalbiyin istasyonunda durmaz mı
Sen hiç satrançta yenilmez misin
Atına binip hep gider misin
Bilmez misin,atından ayrı düşen bir vezir
Zehir gibi çoğaltır kanında yalnızlığı
Ve nihayet şahlar da aynalardan geçer
Bir sen mi kalırsın bu rüyada Ruknettin
Herhalde hep böyledir
Bu dünya sevenlere bir tuzaktır Ruknettin!
Acıyı Bal Eyledik bak su bebelerin güzelliğine kaşı destan gözü destan elleri kan içinde kor olasın demiyorum kor olma da gör beni damda birlikte yatmışız öküzü hoşça tutmuşuz koyun değil şu dağlarda sanki kendimizi gütmüşüz hor baktık mi karıncaya kirdik…devamıAcıyı Bal Eyledik
bak su bebelerin güzelliğine
kaşı destan
gözü destan
elleri kan içinde
kor olasın demiyorum
kor olma da
gör beni
damda birlikte yatmışız
öküzü hoşça tutmuşuz
koyun değil şu dağlarda
sanki kendimizi gütmüşüz
hor baktık mi karıncaya
kirdik mi kanadını serçenin
vurduk karacanın yavrulusunu
ya nasıl kıyarız insana
sen olmazsan öldürmek ne
çürümek ne zindanlarda
özlem ne ayrılık ne
yokluk ne yoksulluk ne
ilenmek ne dilenmek ne
ilenmek ne dilenmek ne
issiz güçsüz dolanmak ne
gün gün ile barışmalı
kardeş kardeş duruşmalı
koklaşmalı söyleşmeli
korka korka yasamak ne
kahrolasın demiyorum
kahrolma da
gör beni
kanadık toprak olduk
çekildik bayrak olduk
döküldük yaprak olduk
geldik bugüne
ekmeği bol eyledik
acıyı bal eyledik
sıratı yol eyledik
geldik bugüne
ekilir ekin geliriz
ezilir un geliriz
bir gider bin geliriz
beni vurmak kurtuluş mu
kor olasın demiyorum
kor olma da
gör beni
~Hasan Hüseyin Korkmazgil