Kadın aynı gün hem işinden kovuluyor, hem aldatılıyor. Tam kendini yollara vuracakken anane "benim param var hayalim Niagara şelalelerini görmekti hadi gidip görelim" diyor ve bir yol macerası başlıyor. Ben filmi izlerken çok eğlendim. Tammy'nin mutfak tezgahına çıkması çok komikti.…devamıKadın aynı gün hem işinden kovuluyor, hem aldatılıyor. Tam kendini yollara vuracakken anane "benim param var hayalim Niagara şelalelerini görmekti hadi gidip görelim" diyor ve bir yol macerası başlıyor. Ben filmi izlerken çok eğlendim. Tammy'nin mutfak tezgahına çıkması çok komikti. İşten kovulurken yaptıkları çok iğrençti. Kafasına kese kağıdı geçirdiği anlar... :)
Çaresizliği, arada kalmışlığı, kafa karışıklığına rağmen aitliği ekrana başarıyla yansıtmış. Ben filmi sevdim.
🚏
Ən sevdiyim soundtracklardan biri olan Nightcall'ı ərsəyə gətirən DjKavinsky evində ölü tapılıb, artıq bu çağdaş şahəsərin mən və mən kimilərdən başqa heç kəsi qalmadı...Drive filmi, baş rol əfsanələrdən Ryan Gosling.
Bazı filmler vardır, bittiğinde ekrana birkaç saniye daha bakakalır, kendinizi toparlamak için zamana ihtiyaç duyarsınız. Babam ve Oğlum benim için tam olarak böyle bir film oldu. Daha önce televizyonda denk gelip bazı sahnelerini izlemiştim. Hatta "Açaydım kollarımı, gitme diyeydim..." repliği…devamıBazı filmler vardır, bittiğinde ekrana birkaç saniye daha bakakalır, kendinizi toparlamak için zamana ihtiyaç duyarsınız. Babam ve Oğlum benim için tam olarak böyle bir film oldu. Daha önce televizyonda denk gelip bazı sahnelerini izlemiştim. Hatta "Açaydım kollarımı, gitme diyeydim..." repliği o kadar hafızalara kazınmış ki filmi izlemeyenler bile bilir. Ama ilk kez baştan sona, tek oturuşta izledim ve anladım ki o birkaç sahne, filmin hissettirdiklerinin yanında çok küçük bir parçaymış.
Filmin sonunda gözyaşı kalmadı desem abartmış olmam. Çünkü bu hikaye yalnızca bir baba-oğul hikayesi değil; kırgınlıkların, pişmanlıkların, söylenemeyen sözlerin ve geç kalınmış sevgilerin hikayesi. İnsan izlerken ister istemez kendi hayatına dönüp bakıyor. Acaba biz de sevdiklerimize söylememiz gereken şeyleri erteliyor muyuz diye düşünmeden edemiyor.
Çetin Tekindorun oyunculuğunun kalitesini hiçbir cümleyle anlatamam. Sert görünüşünün altında yıllarca bastırdığı sevgiyi, babalık duygusunu ve pişmanlığını öyle doğal yansıttı ki tek bir bakışı bile sayfalarca diyalogdan daha etkiliydi. Karakterine bazen kızdım, bazen hak verdim ama en çok da onun içten içe yaşadığı vicdan muhasebesini hissettim. Bir de küçük Deniz... için söylenecek çok fazla söz yok. Masumiyeti, doğallığı ve kırılganlığıyla filmin kalbi olmuş. Onu izlerken defalarca filmin içine girip sarılmak, "Her şey düzelecek." demek istedim.
Belki de Babam ve Oğlum'u yıllardır unutulmaz yapan şey tam olarak bu: Büyük olaylardan çok, küçük duyguları anlatması. Bir bakış, yarım kalan bir cümle, yıllarca söylenememiş bir "özür dilerim" ya da "seni seviyorum"... Film bunları öyle güçlü anlatıyor ki kendinizi karakterlerin yerine koymadan izleyemiyorsunuz. 10/10
İzlediğim en rahatsız edici filmlerden biriydi. Filmin amacının da bu olduğunu düşünerek filmin kendi alanında başarılı olduğunu düşünüyorum. Filmin kendisi ve hikayesi daha önce izlediğim gerilim filmlerine göre oldukça farklıydı. Oyunculuklar kısmında ise Nikki’yi oynayan kadın oldukça başarılıydı. Bear’ı oynayan…devamıİzlediğim en rahatsız edici filmlerden biriydi. Filmin amacının da bu olduğunu düşünerek filmin kendi alanında başarılı olduğunu düşünüyorum. Filmin kendisi ve hikayesi daha önce izlediğim gerilim filmlerine göre oldukça farklıydı. Oyunculuklar kısmında ise Nikki’yi oynayan kadın oldukça başarılıydı. Bear’ı oynayan oyuncu için aynı şeyleri söyleyemeyeceğim.
Bugünün sineması mazoşizmi, teslimiyeti ve BDSM ilişkileri estetik bir fetiş objesi olarak pazarlıyor. Oysa Secretary dürüst psikolojik bir film. Uyumsuz anormal karşılanacak iki ruh. Kendi bedenine zarar veren Lee. Kontrol manyaklığı ve kırmızı kalemleriyle Bay Grey. Ağlayacak veya vazgeçecek sandığım…devamıBugünün sineması mazoşizmi, teslimiyeti ve BDSM ilişkileri estetik bir fetiş objesi olarak pazarlıyor. Oysa Secretary dürüst psikolojik bir film. Uyumsuz anormal karşılanacak iki ruh. Kendi bedenine zarar veren Lee. Kontrol manyaklığı ve kırmızı kalemleriyle Bay Grey. Ağlayacak veya vazgeçecek sandığım her sahnede yanıldım, Lee için acı çekmek boyun eğmek ceza değil sanki bir antidepresan bir şifa.
Ve aşk hikayesi değil iki insanın birbirinin en karanlık yönlerini görüp sabırla her şeyden kopup birbirine bağlanması sanırım. İkisi de kendi hapisanesinden kaçıyor, biri itaatle diğeri emirleriyle. Omuzlarındaki yükü, canlarının acısını birbirine bırakıp evleniyorlar.
İyileşiyorlar mı yoksa delilikleri daha illegal bir yapıya mı bürünüyor. Son sahnede Lee gülümseyerek işe giden Bay Grey’e el sallıyor. Devamını öyle merak ettim ki. İş yerinde sekreter aranıyor tabelasının ışığı tekrar yansa çok epik olmaz mıydı?
Sen kadayif kadar tatli, lahmacun kadar sicak, çig kofte kadar yakici, dolma gibi cekici , bulgur gibi asil ve icli kofte kadar dayanılmazsin 👅 TANİSMALİYİZ