bazen, hayatım boyunca hissedebileceğim her şeyi zaten çoktan hissetmişim gibi geliyor. artık bundan sonra yeni hiçbir şey hissedemem. sadece evvelki hislerim daha az güçlü ve daha anlamlı versiyonlarını deneyebilirim
Okuyamadığım için, etkili olur ümidiyle görece kolay denebilecek bir kitaba biraz bakayım dedim ama daha en başta Rahibe Teresa’yı bir başarı modeli olarak sundu.
2026 (64. Film) Normalde bu sene ki 67. filmimi izledim ancak gönderi hazırlama konusunda geri kalıyorum biraz. Ouija (Ölüm Alfabesi) serisinin ilk filmi. Normalde serinin 2. filmi kronolojik olarak daha eskiyi anlattığı için arkadaşlarla dedik önce onu izleyelim, öyle de…devamı2026 (64. Film)
Normalde bu sene ki 67. filmimi izledim ancak gönderi hazırlama konusunda geri kalıyorum biraz. Ouija (Ölüm Alfabesi) serisinin ilk filmi. Normalde serinin 2. filmi kronolojik olarak daha eskiyi anlattığı için arkadaşlarla dedik önce onu izleyelim, öyle de yaptık. İlk 1 saatini izledikten sonra filmin bazılarının uykusu geldiği için:) filmin geri kalanını bir gün sonraya bıraktık. Bir gün sonra da birimiz eksikti dedik ki o zaten şuan yorumladığım bu 4.5 ImdB puanlı filmi izlemez kesin biz izleyelim. Yani 2. Filmin ilk 1 saatini izledikten sonra bu filmi izledik sonra da ikinci filmin devamını. Anlayacağınız karman çorman bir şey oldu:)
İzlediğim bilmem kaçıncı korku filmi bilmiyorum ancak bu türü yorumlama konusunda yetkin bir izleyici olduğumu düşünüyorum. Filmin hakkı kesinlikle 4.5 değil. Gerçek anlamda çok kötü birçok film izledim ve bu çoğundan daha iyi bir yapım. Ouija oynarken uyulması gereken belirli kurallar vardır. Bu kurallara uymayan Debbie bazı ölu ruhları uyandırır ve ölür. Başta en yakın arkadaşı Laine olmak üzere arkadaşları ona son kez veda etmek için Ouijia oynarlar. Ancak Debbie'nin gizemli ölümünün nedenini öğrenilince işlerin rengi değişecektir. Laine - Trevor ikilisinin filmin ilk yarısında eve geldikleri bir sahne var. Dolap kapağı desem izleyenler anlar beni muhtemelen:) bu seviyede ki bir film için oldukça iyi düşünülmüş bir sahneydi uzun zaman sonra titredim diyebilirim:) bu sahne haricinde tir tir titretecek bir yapım değil. Film sürükleyicilik açısından ise benim son derece keyif aldığım bir yapım oldu. Filmde ouija oynanması biraz tekrara düşüyor gibi gösterse de filmi bence gerekliydi ki iyi çekilmiş sahnelerdi. Oyunculuklar için ortalama ifadesi oldukça yeterli olacaktır.
ImdB puanının nedenini inanın bilmiyorum ama bu filmi beğenmeyen insanların bile 3-4 vereceğini sanmıyorum. Önce bu filmin ardından ikinci filmin izlenmesi naçizane tavsiyemdir. Tam tersi de izlenilebilir ama böylesi daha merak uyandırır diye düşünüyorum.
6.6/10
Film Hakkında İlginç Detaylar (Spoiler Uyarısı)
1- Film, aslında dünyanın en büyük oyuncak şirketlerinden biri olan Hasbro’nun bir ürününe dayanıyor. Hasbro, Transformers ve Battleship’ten sonra bu filmle korku türüne girdi.
2- Film sadece 5 milyon dolara çekildi ancak dünya çapında 100 milyon dolardan fazla kazandı. Bu, düşük bütçeli korku filmlerinin ne kadar kârlı olduğunun kanıtıdır.
3- Filmin ilk kurgusu test izleyicileri tarafından beğenilmeyince, stüdyo bütçenin yarısını tekrar harcayarak filmin sonunu ve bazı kilit sahnelerini baştan çekti.
4- Insidious (Ruhlar Bölgesi) serisinden tanıdığımız "korku kraliçesi" Lin Shaye’in kadroda olması, filmin ciddiyetini artıran en büyük unsurlardan biri.
5- Sette kullanılan tahtalar Hasbro tarafından özel olarak üretildi; ancak bazı set çalışanları tahtalarla çekim yaparken "garip şeyler" hissettiklerini iddia ettiler.
6- Filmin en gergin anları olan camın içinden bakma sahneleri için özel lensler kullanıldı.
7- Stiles White, bu filmden önce The Possession ve Knowing gibi filmlerin senaryosunu yazmıştı; bu onun yönetmenlik koltuğundaki ilk deneyimiydi.
8- Filmin başında Debbie’nin (Shelley Hennig) ölümü, klasik korku klişesi olan "ilk ölen en masumdur" kuralını uyguluyor.
9- Benim o titredim dediğim sahne, filmin pazarlama kampanyasında "en büyük koz" olarak kullanılmıştı ve sinema salonlarında en çok çığlık attıran andı.
10- Hasbro, filmin aşırı vahşet içermemesini, daha çok "psikolojik gerilim" ve "jump-scare" odaklı olmasını şart koştu (yaş sınırı kaygısıyla).
11- Karakterlerin kıyafetleri, izleyicinin onlarla kolayca empati kurabilmesi için olabildiğince "sıradan genç" tarzında seçildi.
12- Film vizyona girdikten sonra Google'da "Ouija tahtası nasıl oynanır?" aramalarında %300’lük bir artış yaşandı.
13- Filmin geçtiği ev, Los Angeles'ta bulunan tarihi bir yapıdır ve daha önce birçok düşük bütçeli korku filmine ev sahipliği yapmıştır.
14- Tahtanın üzerindeki o sürtünme sesi, izleyicide "diş gıcırdatma" hissi yaratması için özel bir frekansta kaydedildi.
15- Laine isminin "lane" (yol) kelimesinden gelmesi, onun ruhlar dünyasına giden yolu açan kişi olacağına dair küçük bir kelime oyunuydu.
16- İkinci filmde detaylıca anlatılan Doris karakterinin kökenlerine dair ilk ipuçları bu filmdeki eski gazete kupürlerinde ve bodrum sahnelerinde gizli.
17- Ruhların ağzının dikilmesi teması, filmin en ikonik ve rahatsız edici görseli haline geldi.
18- Jason Blum, bu filmle "board game" temalı korku filmlerinin de tutabileceğini kanıtladı.
19- Çekimler sırasında oyuncular, set aralarında bazı eşyaların kendiliğinden hareket ettiğini ve soğuk esintiler hissettiklerini iddia ederek "reklam kokan" ama ürpertici magazin haberlerine konu olmuşlardı.
20- Yönetmen Stiles White aslında bir senaristti; bu film onun ilk ve tek uzun metrajlı yönetmenlik denemesi oldu.
Vaaay ne çok yazı yazılmış hakkında güzel güzelll o zaman bana film önerisi de yapabilirsiniz. Şimdi şöyle ki bu filmi beğenmedim bu tarz da olmasın. Gerilim filmi demenin önüne gelen sahneye gerilim müziği eklemek olmadığının allahın geyiğine kitlemenin de gerilim…devamıVaaay ne çok yazı yazılmış hakkında güzel güzelll o zaman bana film önerisi de yapabilirsiniz. Şimdi şöyle ki bu filmi beğenmedim bu tarz da olmasın. Gerilim filmi demenin önüne gelen sahneye gerilim müziği eklemek olmadığının allahın geyiğine kitlemenin de gerilim olmadığının bilincinde bir film izlemek istiyorum. Mesela gerilim müziği olmasın iki saat kitlendiğimiz nesne ya da kişi kimse bir iki dakika yüzüne bakıp öcülü sahnenin çıkmasını beklediğimiz bir film de olmasın yok mu ya böylesi? Ya da bunlar olmadan bu kategoride film çekmek mümkün değil mi? Ya da bu tarz Netflixse mi has?
Şimdi kendimi net ifade edemediğimi hissettiğim için daha uzuun ve daha karmaşıık yazacağım. Bu film üzerinden gidelim neredeyse bir dakika boyunca şu posterdeki ana karakter kadının yüzüne bakıyoruz sonra kamera kadının yüzüne yaklaşıyor o sırada arkada gerilim müziği çalıyor diyoruz ki hah bir şey geliyor bir şey olacak! Amaa karşılaştığımız şey bir duman görüntüsü e kanka ne anlayalım yani? Bu duman bir örnek film böyle sahnelerle dolu ve ben netflixsin maksimum hızlı izeme sınırı olan 1,5 hızla izledim ya hu bir film buna rağmen hızlı akmaz mı akmadı.
Ha bir de sonu var ki akıllara zarar. Bari anne babası ne bileyim o adamla kız falan da geleydi o eve di mi? Yok illaki ucu açık bırakacaz en farklı biz olaacaaz. Sonu saçma bulmadım farklıydı kabul ediyorum küçük kızın anlattığı hikayeden kendine çıkarım yapması da güzeldi ama abi işin sonunda bu kız medyum değildi di mi? O kısmı neye bağlamalıyız peki?
Ya işin aslı gözcü dizisinde umduğumu bulamadığım ve onu yarım bıraktığım için bu filmi izledim ama onda da aynısı oldu. Ben artık vaktimi boş film ve dizilere harcamak istemiyorum eski izlediklerimi de tekrar izleyebilen biri değilim.
Lütfen buraya kadar okuyan birleri izleyeceğime değecek bir şeyler önersin!
Atatürk'ün Türkçülük ile ilgili sözleri: "Ne mutlu Türküm diyene!" "Türk çocuğu ecdadını tanıdıkça daha büyük işler yapmak için kendinde kuvvet bulacaktır." "Milli benliğini bilmeyen milletler, başka milletlere yem olurlar." "Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur!" "Benim hayatta yegâne fahrim,…devamıAtatürk'ün Türkçülük ile ilgili sözleri:
"Ne mutlu Türküm diyene!"
"Türk çocuğu ecdadını tanıdıkça daha büyük işler yapmak için kendinde kuvvet bulacaktır."
"Milli benliğini bilmeyen milletler, başka milletlere yem olurlar."
"Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur!"
"Benim hayatta yegâne fahrim, servetim Türklükten başka bir şey değildir."
"Taş kırılır, tunç erir ama Türklük ebedidir."
"Biz doğrudan doğruya milliyetperveriz ve Türk milliyetçisiyiz. Cumhuriyetimizin dayanağı Türk topluluğudur."
"Türklerin vatan sevgisiyle dolu göğüsleri, lanetli ihtiraslara karşı daima demirden bir duvar gibi yükselecektir."
Spoiler içeriyor
sevgili simon, bir keresinde, “ev, sevecek kimsesi olmayanlar icindir.” demistin. ama yanıldın cunku biz hala seni hatırlıyoruz. ve digerlerini de. ⊹ ࣪ ﹏𓊝﹏𓂁﹏⊹ ࣪ ˖ kimsesiz kalmis, yetim cocuklarin hayatini anlatan bir film. duyguları cok guzel gecirmis ve cogu replik…devamısevgili simon,
bir keresinde, “ev, sevecek kimsesi olmayanlar icindir.” demistin.
ama yanıldın cunku biz hala seni hatırlıyoruz.
ve digerlerini de.
⊹ ࣪ ﹏𓊝﹏𓂁﹏⊹ ࣪ ˖
kimsesiz kalmis, yetim cocuklarin hayatini anlatan bir film. duyguları cok guzel gecirmis ve cogu replik anlamlıydı. en basından ufak bir beyin sarsıntısı gecirdim ama ilerlerde duzeldi her sey. simon’a agladım bir tur. istenmeyen cocuk olmanin ne demek oldugunu cok iyi gosterdi bize karakteriyle. en sonunda mektubunu alması sakır sakır aglattı maalsf ki.. en basta yazdıgım repligi duyunca da aglamadan edemedim, sanirim bosluguma geldi her saniyede agladim. sonu cok bittersweet bitti bir de.. sevinsen sevinemiyorsun uzulsen uzulemiyorsun. ilerde ebeveyn olursam benim veledul zinaya da izleticem haline sukretsin kopek. neyse gidin bu filmi izleyin cok anlamli 10/10 movie i do recommend
Kendimi bildim bileli birbiri ardına kitap satın alıp duruyorum. İnşa edilen bir kütüphane, yaratılan bir hayat demektir; yığılmış kitaplar toplamı değildir asla. 📖 Bir kez okuyup da bir daha yıllar boyu, belki de hiçbir zaman kapağını bile açmayacaklarımı neden evde…devamıKendimi bildim bileli birbiri ardına kitap satın alıp duruyorum. İnşa edilen bir kütüphane, yaratılan bir hayat demektir; yığılmış kitaplar toplamı değildir asla.
📖
Bir kez okuyup da bir daha yıllar boyu, belki de hiçbir zaman kapağını bile açmayacaklarımı neden evde tuttuğumu defalarca sordum kendime…
📖
Kimse bir kitap kaybetmek istemez. Bir daha okumayacak olsak da başlığında eski, belki de kaybolmuş bir duyguyu taşıyan bir kitabı kaybetmektense bir yüzük, saat veya şemsiye kaybetmeyi yeğleriz.
📖
Hâlâ benim arkadaşım onlar. Kışın üzerimi örtüyor, yazın gölge yaratıyorlar. Beni rüzgârlardan koruyorlar. Kitaplar benim evim.
📚
Kitap okumayı sevmenin nasıl bir aşk olduğunu, saatlerce kitaplığının başında onları izlediğini, kaybolan kitabıyla bir dostunu kaybetmiş gibi acı duymayı kitapseverler anlar ancak.
Okuduğum kitaba bir çizik bile atmak, sanki ona saygısızlık etmek gibi geliyor. Önceleri böyle değildim, ta ki ödünç verdiğim kitap kayboluncaya dek :((
Bir yerde okumuştum ; birine altı çizili kitabınızı vermek, sırlarınızı vermek gibidir.
Bana kitabın aynısını alıp getirmiş, tarihi değeri ölçülemeyen bir yapıyı yıkıp yerine modern bir yapı yapmak gibi. Böyle diyorum çünkü, benimki ilk basımıydı, sayfaları kopmuş da olsa , özenle koruyordum onu orjinaldi çünkü...
Her neyse, size abartı gibi gelebilir, aman alt tarafı bir kitap işte, neden bu kadar üzüldün diye.
Bu kitabı okursanız, bana hak vereceksiniz kitap kurtları :))