Sevdim. Rosaline’i oynayan kız çok güzeldi bi’kere. Klasik Romeo anlatısını güzel tiye almışlar. Ölü numarası ve yüzüğünde zehir taşımak mı djdjdjd Aptal bir Romeo ve Juilet her zaman için daha mantıklı zaten. Salak olarak yazılan Romeo da güzel oynamış. Juliet…devamıSevdim. Rosaline’i oynayan kız çok güzeldi bi’kere. Klasik Romeo anlatısını güzel tiye almışlar. Ölü numarası ve yüzüğünde zehir taşımak mı djdjdjd Aptal bir Romeo ve Juilet her zaman için daha mantıklı zaten. Salak olarak yazılan Romeo da güzel oynamış. Juliet hariç cast çok yerinde seçilmiş. Ortam biraz daha iyi yansıtılabilirdi. Kıyafetlerdeki Doğu etkisi çok hoşuma gitti. Gey karaktere gerek var mıydı? Hadi diyelim böyle hisleri var, kimse o dönemde böyle hissi olduğunu kendisine dahi söylemekten çekinirken, arkadaşına rahatça söyleyebilmesi? Her şeye lgbt koyacağım derken gerçekliği kaybetmek.
Filme tekrar dönersek, en çok Rosaline’i ve alaycı tavrını sevdim. Hikayelerdeki yan karakterin başrol olmasına bayılıyorum. Kara mizah sevenler de sevecektir bence.
7,5/10
Günaydın eyy ahali bugün diyetimizin 11. Gününe gelmiş bulunmaktayız ve ben 7 gündür tartılmıyorum🥳🥳tartıya yarın çıkacaz neysem ben kaçar ekmek açacaz çok uykum var 🤧🤧
Düşmandan aşka klişesini sevdiğim için bu konuda adını çok duyduğum bir kitaba başladım. Ebedi Rekabet. İlk 50-60 sayfadan sonra hemen bir yumuşadılar yani keşke böyle olmasaydı ama neyse okumaya devam...
ya bu zamana kadar asla planlı proglamli yasayan biri olamadim. ama bu ara her gunumu ayri biseye ayirdim. onumuzdeki bi ay doluyum mesela. bu kiz degisiyo mu ya noluyoruz
Watchers bende korkudan çok bir his bıraktı. Filmin en ürkütücü yanı yaratıklar değil, sürekli izleniyor olma duygusuydu. ~İnsan bazen hayatında da böyle hissediyor; sanki birileri seni seyrediyor, değerlendiriyor, kim olduğunu anlamaya çalışıyor ama seni gerçekten tanımıyor. Ormanın içindeki yalnızlık hissi…devamıWatchers bende korkudan çok bir his bıraktı. Filmin en ürkütücü yanı yaratıklar değil, sürekli izleniyor olma duygusuydu.
~İnsan bazen hayatında da böyle hissediyor; sanki birileri seni seyrediyor, değerlendiriyor, kim olduğunu anlamaya çalışıyor ama seni gerçekten tanımıyor.
Ormanın içindeki yalnızlık hissi bana tanıdık geldi. Bir çıkış yolu ararken aynı yerde dönüp durmak, nereye gidersen git görünmez duvarlara çarpmak...
Film boyunca en çok bunu hissettim. Korkudan çok çaresizlik vardı.
Yaratıklar da bana tamamen kötü gelmedi. Onlar da ait olmaya çalışan, insanları anlamaya çalışan ama bunu yanlış şekilde yapan varlıklar gibiydi. Belki de filmin en hüzünlü tarafı buydu. Bazen bir şeyin canavar olması, onun acı çekmediği anlamına gelmiyor.
Filmin sonunda aklımda kalan şey korku değil, yalnızlık oldu. Herkes bir yere ait olmaya çalışıyor. Kimi insanların arasına karışarak, kimi uzaktan izleyerek. Ama ait olmakla birinin yerini almaya çalışmak arasında büyük bir fark var.
Görüntüleri, ormanı ve o sürekli üzerimde duran huzursuzluğu sevdim. Kusursuz bir film değildi belki ama bana bir korku filminden çok, yalnızlık ve kimlik üzerine karanlık bir masal gibi geldi..