Seni daha çok, daha konforlu sevsinler diye yaralarını saklıyorsun, Oysa yaralarını iyileştirmeyi istemeyecek kimse Seni gerçekten sevemez. Evin en rahat köşesini, yemeğin en güzel tarafını Hep başkalarına bırakıyorsun. Oysa sen vasatla yetindikçe kimse daha fazlasını hak ettiğini düşünmez. En derine…devamıSeni daha çok, daha konforlu sevsinler diye yaralarını saklıyorsun,
Oysa yaralarını iyileştirmeyi istemeyecek kimse
Seni gerçekten sevemez.
Evin en rahat köşesini, yemeğin en güzel tarafını
Hep başkalarına bırakıyorsun.
Oysa sen vasatla yetindikçe kimse daha fazlasını hak ettiğini düşünmez.
En derine giden kısa yolları en başından önlerine seriyorsun.
Oysa içindeki gerçek "sen"i merak etmeyen sana doğru uzun bir yolculuğa çıkmayı göze almayan kimse seni gerçekten anlayamaz.
Mert Şer
Spoiler içeriyor
Bayılıyorum bu animasyona, kaç defa izledim bilmiyorum 😄 Oblomovculuk'u hayat felsefesi yapmış extra large sarman Garfield 😸 Pazartesileri ve diyet yapmayı sevmeyen minik (🤭) dostumuz ; tembelliği, uykuyu, yemek yemeyi (özellikle lazanya) çok seviyor. Bir gün sahibi John eve bir…devamıBayılıyorum bu animasyona, kaç defa izledim bilmiyorum 😄
Oblomovculuk'u hayat felsefesi yapmış extra large sarman Garfield 😸
Pazartesileri ve diyet yapmayı sevmeyen minik (🤭) dostumuz ; tembelliği, uykuyu, yemek yemeyi (özellikle lazanya) çok seviyor.
Bir gün sahibi John eve bir de köpek getirir ,Odie. Ve Garfield'in artık tek bir hedefi vardır ; krallığına tehdit olarak gördüğü Odie'den kurtulmak 😼
Jim Davis tarafından yaratılan Garfield , ilk olarak 1978'de karikatür karakteri olarak girmiş camiaya .Davis, büyükbabasının ismini vermiş bu karakterine.
2007 yılında Guinness Rekorlar Kitabı'na 'en çok yayımlanan karikatür karesi' olarak girmeyi hak etmiş çünkü yapılan sayımlarda 2.580 gazetede yer verilmiş kendisine.
3 animasyon filmi yanında, bir çok da çizgifilmi var :)
Keyifli vakit garantili, izleyin derim, izlediyseniz de tekrar izleyebilirsiniz :))
Yüksek sesten, kaba hareketlerden nefret ediyordum. Bu nedenle az ve düşünerek konuşmayı, hiçbir zaman acele etmemeyi, otobüse yetişmek için bile olsa koşmamayı ve tepkide bulunmam gereken anları olabildiğince şaşkın bakışlar ve belirsiz gülüşlerle doldurmayı öğrenmiştim. Yeni yerler, yeni hayat ...…devamıYüksek sesten, kaba hareketlerden nefret ediyordum. Bu nedenle az ve düşünerek konuşmayı, hiçbir zaman acele etmemeyi, otobüse yetişmek için bile olsa koşmamayı ve tepkide bulunmam gereken anları olabildiğince şaşkın bakışlar ve belirsiz gülüşlerle doldurmayı öğrenmiştim. Yeni yerler, yeni hayat ... Değişikliğin yarattığı sıkıntıyı kontrol altına almak için her duygunun içimde patlamasını ve sesin sakin bir yol tutmasını, başkalarına maskara olmamak için sözlerimi boğazıma dizip sabırla beklemeyi kesin olarak öğrenmiştim.
Elena Ferrante
Bazı şeyler insana geri dönülmez yollar çizer. Bir sarsıntı, bir kırılma olur hayatınızda ve sonra hiçbir şey eskisi gibi olmaz. 📚 Hayata dair, hayatın içinden yaşanmışlıklarla bezeli bir eserdi ve yine muhteşemdi. Unutmadan kağıda dökebilmek de ayrı bir meziyet olsa…devamıBazı şeyler insana geri dönülmez yollar çizer. Bir sarsıntı, bir kırılma olur hayatınızda ve sonra hiçbir şey eskisi gibi olmaz.
📚
Hayata dair, hayatın içinden yaşanmışlıklarla bezeli bir eserdi ve yine muhteşemdi. Unutmadan kağıda dökebilmek de ayrı bir meziyet olsa gerek. Bu noktada günlük tutmanın önemini düşündüm. O ana sadık kalabilmek adına kuvvetli bir tutanak hükmünde.
Kesal'ın anlatım dilini çok seviyorum. Karşılıklı kahve içiyorken anlatıyormuş hissi veriyor okura :)
Doğal anlatımı sevenlere tavsiyemdir naçizane :)
2016 yapımı İngiliz dram filmi. Yaşanmıs bir hikayenin filme uyarlanmış halini severek izledim. Hatta kitabı da yazılmıs ve uluslararası en çok satan kitaplar listesinde yerini almış. Londra sokaklarında evsiz ve rehabilitasyonda olan eski bir eroin bağımlısı James Bowen (Luke Treadaway)…devamı2016 yapımı İngiliz dram filmi. Yaşanmıs bir hikayenin filme uyarlanmış halini severek izledim. Hatta kitabı da yazılmıs ve uluslararası en çok satan kitaplar listesinde yerini almış.
Londra sokaklarında evsiz ve rehabilitasyonda olan eski bir eroin bağımlısı James Bowen (Luke Treadaway) bir gün sokakta bir kediye rast gelir ve sonrasında hayatına ne gibi değişiklikler eşlik eder?
Severek izleyeceğinizden eminim. İzleyin bence ;))
Fantastik, macera ve dram türündeki diziyi biraz içim şişerek izledim. 8 bölüme yayacak bir konu derinliği bulamadım. Serenay aşkına izledim diyebilirim. Partneriyle uyumunu da sevemedim. Fantastik film ve dizileri çok seviyorum ama konuya hemen dalarsa :) Mesela esas oğlanın babası…devamıFantastik, macera ve dram türündeki diziyi biraz içim şişerek izledim. 8 bölüme yayacak bir konu derinliği bulamadım. Serenay aşkına izledim diyebilirim. Partneriyle uyumunu da sevemedim.
Fantastik film ve dizileri çok seviyorum ama konuya hemen dalarsa :)
Mesela esas oğlanın babası 8 bölümde de 'kehanet gerçekleşecek artık, vakti geldi" demesi 😄
Valla içim şişti. Serenay sevildiğini bil :))
Yaşanmış bir olayın konu edildiği kara mizah, drama, gerilim türünde 7 bölümlük mini bir dizi. Saplantılı bir kişiliğin mağdurda yaptığı tahribatı konu alıyor. Aslında mağdurun kendi özünde fark etmediği, hasret kaldığı duygularını da ortaya çıkarıyor. İlgi görmek, sevilmek, önemsenmek hatta…devamıYaşanmış bir olayın konu edildiği kara mizah, drama, gerilim türünde 7 bölümlük mini bir dizi.
Saplantılı bir kişiliğin mağdurda yaptığı tahribatı konu alıyor. Aslında mağdurun kendi özünde fark etmediği, hasret kaldığı duygularını da ortaya çıkarıyor. İlgi görmek, sevilmek, önemsenmek hatta delice kıskanılmak hoşuna gitse de sonraları dozun kaçmasıyla ikileme düşüyor.
Bir eşcinsel tarafından saldırıya da uğrayınca duyguları iyice alabora olan Donny (Richard Gaad), saplantılı aşığı Martha'yı (Jessica Gunning) deşifre edince , olay onun tutuklanmasıyla sonuçlanıyor.
Ben bu noktada şunu düşündüm; saplantı derecesinde birine bağlanmak belki de kendi açlığını yenmek için bir fırın ekmek yese de doyuma ulaşamayacak bir ruhaniyeti barındırıyor özünde. Hep bir eksiklik var. Geçmişinde eksikliğini duyduğu hislere olan hasreti yıllar geçtikçe bir çığ misali büyüyerek doyumsuzluk noktasına ulaşıyor. Ve bunu aşamayıp, mağdurunu da aynı psikolojiye hapsetmeye zorluyor ; koşulsuz bağımlılık.
İnsan psikolojisi matruşka gibidir bana göre. Yüzeyde görülen, hissedilen, gösterilen duygu durumunun altında geçmişten gelen yüzlerce sebepten ötürü farklı bir yansıma olabilir. Kızgın hissederken bunu kocaman gülümsemeyle kamufle edebilir mesela. Kaybettiklerini unutamayan kişi buna yenileri eklememek için tam zıddı bir psikolojiyle durumu örtbas etmeye gayret eder.
Velhasıl, şöyle bir dilekte bulunabilirim kendime ;
yaşadıklarımız psikolojimize zeval vermesin, gerisi hallolur...
2 özel günün çakışması bu kadar güzel olurdu ancak. Annelik duygusunu bana tattıran oğluma bu konuda teşekkür borçluyum🥰 Çeyrek asırdır severek, çokça yorularak , gurur duyarak yaptığım hemşirelik mesleğimin, anneler günüyle aynı günde kutlanıyor olması da tevafuk oldu 💕 Çünkü…devamı2 özel günün çakışması bu kadar güzel olurdu ancak.
Annelik duygusunu bana tattıran oğluma bu konuda teşekkür borçluyum🥰
Çeyrek asırdır severek, çokça yorularak , gurur duyarak yaptığım hemşirelik mesleğimin, anneler günüyle aynı günde kutlanıyor olması da tevafuk oldu 💕 Çünkü her ikisi de sevgiyle, aşkla yapılabilecek , taşınabilecek vasıflar bana göre.
Ne mutlu bana🥰
Beni rahatsız eden şey özgürlüğümün kısıtlanmasıdır. Çok kıskanç bir insandı zaten. Özgürlüğümün kısıtlanması hele böyle benim de haklı gördüğüm nedenlerden dolayı olmaya başlamışsa kurtuluş'u ararım ve bu durumda bulamam tabii ki. 🍀 Bir ara, ben onun dünyaya açılan penceresi olmaktan…devamıBeni rahatsız eden şey özgürlüğümün kısıtlanmasıdır. Çok kıskanç bir insandı zaten. Özgürlüğümün kısıtlanması hele böyle benim de haklı gördüğüm nedenlerden dolayı olmaya başlamışsa kurtuluş'u ararım ve bu durumda bulamam tabii ki.
🍀
Bir ara, ben onun dünyaya açılan penceresi olmaktan da öte bir şeydim, bir parçası gibiydim. Ve kendimi bir parçası gibi hissettiğim için de sıkılıyordum tabii.
📚📚
Kitap, cevirmen ve yazar olan Erhan Altan'ın Tomris Uyar'la söyleşisinin derlendiği bir eser.
Tomris Uyar'ın gözüyle kendisi gibi şair olan eşi Turgut Uyar'a dair bilinmeyenleri ögreniyoruz. Edebiyata ve birbirlerine aşık iki şairin hayatlarına, bakış açılarına yolculuk ediyoruz.
Eserlerini severek okuduğum insanların hayatlarına dalmayı da seviyorum. Otobiyografik eserlere pek rağbet etmesem de bu eserde o rahatsız edici ciddiyeti görmediğimden olsa gerek severek okudum.
Söyleşiyi okurken sohbete katılmış gibi hissettiren yazarın anlatım dilini sevdim.
Keyifli ve çok kısa sürede bitirebilebileceğiniz akıcı bir eser :)