Ne özlemişim ya... 14 sene öncesinden başlayan hikaye... Eskisi kadar güzel olmasa da yine tahmin edemediğin şaşırtan bir final... Çünkü o bir Jason Bourne'dur... Fazla söze de gerek yoktur... Ama yine Moby - Extreme Ways'ın harika girişiyle...
Kitabı okuyor olmamın sebebi yazarın (Dr. Joe Dispenza) başından 6 omurunun kırılmasıyla sonlanan ölümcül bir kaza geçirmesi ve doktorların ısrarla ameliyat olması gerektiğini söylemelerine rağmen kabul etmeyerek evinde felçli olarak yatıp sadece 10 haftada kendini ayağa kaldırıp eski haline dönmesi…devamıKitabı okuyor olmamın sebebi yazarın (Dr. Joe Dispenza) başından 6 omurunun kırılmasıyla sonlanan ölümcül bir kaza geçirmesi ve doktorların ısrarla ameliyat olması gerektiğini söylemelerine rağmen kabul etmeyerek evinde felçli olarak yatıp sadece 10 haftada kendini ayağa kaldırıp eski haline dönmesi olayı oldu.
Bu süreçte ve daha sonrasında yaptığı araştırmaları, yaşanmış birçok olayı, beynin nöral ağlarla çalışma mekanizmasını ve plasebonun bundaki etkisini, gerek tıp dünyasındaki araştırmalarla gerekse de kendisinin beyin, zihin ve bedeninin kuantum yasalarıyla nasıl değiştirilebileceğini gerçekten anlaşılır bir dille aktarıyor...
"Düşüncelerimiz nasıl hissettiğimizdir. Deneyimlediğimiz şey düşüncelerimizle duygularımızın bileşkesidir. Düşünüyor ya da hissediyorsunuzdur. Bu döngüye kapıldığımız sürece, bedenlerimiz bilinçdışı zihin olarak gerçekten de günün 24 saati, haftanın 7 ve yılın 365 günü yani geçmiş deneyimi yaşadığına gerçekten inanır. Zihinlerimizle bedenlerimiz bir olur, bilinçdışı programlar tarafından önceden yazılmış bir kadere doğru bizi yönlendirir. İşte bu yüzden değişim, bedenden ve onun bütün duygusal anıları, bağımlılıkları ve bilinçdışı alışkanlıklarından daha büyük olmayı gerektirir. İşte o zaman beden onları zihnin yerine koyamaz..."
"Değişim nehrini geçmek, tanıdık ve öngörülebilir benliğinizden - aynı düşüncelere ve seçimlere, aynı davranış ve duygular bağlı olduğunuz - ayrılmanız ve biraz boşluğa ya da bilinmeyene girmeniz anlamında gelir. Eski benliğinizle yeni benliğiniz arasındaki boşluk, eski kişiliğiniz ölümü demektir. Eski kişiliğinizin ölmesi gerekiyorsa, o zaman yeni düşünce, seçim, davranış ve duygularla yeni bir benlik yaratmalısınız. Bu nehrin içine girmek, hiç tanımadığınız yeni ve öngörülemez bir benliğe yelken açmaktır. Bilinmeyen sizin yaratımda bulunabileceğiniz tek yerdir. Çünkü bilinenden yeniden bir şey yaratamazsınız..."
"Şimdi bir bakıma boşluğun içindeyken, yönünüzü bulamayacağınız, karşınıza ne çıkacağını bilmediğiniz veya geleceğini öngöremediğiniz için rahatsız olduğunuzu söylüyorsanız bu durumun harika olduğunu söylerim, çünkü geleceği öngörmenin en iyi yolu onu yaratmaktan geçer - bilinenden değil, bilinmeyenden..."
Hayat başımıza gelen şeylerdir demişti birisi.. Ve geldiği şeylerle şekillenirsin... Kontrol etmeye çalıştığın, belirli bir rutinde giden yaşamının dışına çıktığında, hayatın farklı yönlerini gördüğünde sen de kendinin farklı yönlerini tanırsın.. O zaman iyi hissetmek istesen de kendini buna zorlayamazsın.. Dağılırsın,…devamıHayat başımıza gelen şeylerdir demişti birisi..
Ve geldiği şeylerle şekillenirsin...
Kontrol etmeye çalıştığın, belirli bir rutinde giden yaşamının dışına çıktığında, hayatın farklı yönlerini gördüğünde sen de kendinin farklı yönlerini tanırsın..
O zaman iyi hissetmek istesen de kendini buna zorlayamazsın..
Dağılırsın, yakarsın, yıkarsın ve hiçbir şey umrunda olmaz...
Mükemmel oyunculuklarla bezenmiş film de bu konuya değiniyor...
Jake'in karakteri başına gelen yıkıcı olayla dağılıyor ve hayatından kopuyor...
Fakat ne kadar korkunç olsa da bunu aşmak, yeniden başlamak için attığı her adım filmde çok güzel işlenmiş...
Ve aştığında da geriye kalan geçmişin kötü yanlarını değil, güzel anılarını hatırlayıp yoluna devam etmek...
Her ne kadar benim yaşadıklarımın çeyreğini yaşamış olsa da; Jake'in karakterinin hayatı ve benim hayatımdaki biraz olsun benzerlik, karakterlerle aramda bir bağ oluşturdu...
Bu yüzden filmi bu pencereden izledim ve çok beğendim...
Kadebostany - Castle In The Snow (Hector Radio Remix) Ankara Hayal Kahvesi'nde konseri vardı bir zamanlar gidememiştim... Arkadaşlar gidip ballandıra ballandıra anlatmışlardı... Bari şurada dursun da içimde kalmamış olsun...
Çok eleştirilmesine rağmen filmi ben beğendim... Zack Snyder'in aşırı abartılmış görsel efektlerine rağmen yine DC evreninin kendine has havası güzel yansıtılmış... Onun için bu herifin Watchmen dışında yönettiği diğer filmlerine bir türlü ısınamadım (300 Spartalı dahil...) Marvel Avengers serilerini çekmeden…devamıÇok eleştirilmesine rağmen filmi ben beğendim...
Zack Snyder'in aşırı abartılmış görsel efektlerine rağmen yine DC evreninin kendine has havası güzel yansıtılmış...
Onun için bu herifin Watchmen dışında yönettiği diğer filmlerine bir türlü ısınamadım (300 Spartalı dahil...)
Marvel Avengers serilerini çekmeden önce her karakterin birkaç istisna dışında ayrı ayrı filmlerini çekip hikayelerini derinlemesine işleyerek izleyiciye sevdirmişti... Daha sonra Avengers serisiyle de büyük başarı elde etmişti..
Justice League'in gölgede kalması da DC'nin bunu yapmadan balıklamasına direk filmi çekmesi oldu..
Buna rağmen gerek oyuncu seçiminde başarı, gerekse de DC evreninin o mükemmel havası filmi her halükarda çekici kılıyor...
Ya da DC evrenini Marvel'dan daha çok sevdiğim için bana öyle geliyor da olabilir... (Blade reisi ayrı tutuyorum tabi...)
Özellikle Ben Affleck Batman için aşırı eleştirilmişti...
Hele de Christian Bale'in efsane performansından sonra...
Ben de Affleck'in çok kötü olacağını düşünenlerdendim ama performansı ters köşe yaptı beni... Hatta bazı sahnelerde bu adam Batman olmak için doğmuş dedim...
Bale Batman'i muhteşem oynamıştı ama Ben Affleck Nolan'ın Dark Knight'ında nasıl olurdu diye düşünmeden edemiyorum...
Efektler, makyaj, konuşulan dil, kurgu tam manasıyla sizi alıp Mayaların çağına götürüyor... Yani onu bunu bilmem de Mel Gibson bir film yönetince tam oluyor... Ne de olsa o bir Mad Max:)
Craig David - Walking Away Yıl 1998... İlk bir şehirlerarası otobüste giderken dinlemiştim.... Tabi o zamanlar çocuğum daha ama sesini ve nağmelerini çok beğenmiştim... Araya araya buldum parçayı... Tabi en sevdiğim yabancı şarkıcı oldu... Şimdi pek gündemde değil ama o…devamıCraig David - Walking Away
Yıl 1998...
İlk bir şehirlerarası otobüste giderken dinlemiştim....
Tabi o zamanlar çocuğum daha ama sesini ve nağmelerini çok beğenmiştim...
Araya araya buldum parçayı...
Tabi en sevdiğim yabancı şarkıcı oldu...
Şimdi pek gündemde değil ama o zamanlar Elton John bile kendisi için İngiltere'nin en iyi R&B sanatçısı demişti...
İşin özü o günden beri dinlerim...
Umarım beğenirsiniz...