"Ah bu katı, kaskatı beden bir dağılsa, Eriyip gitse bir çiy tanesinde sabahın! Ya da Tanrı yasak etmemiş olsa Kendi kendini öldürmesini insanın! Tanrım! Ulu Tanrım! Ne bunaltıcı, ne berbat, Ne tatsız, ne boş geliyor bu dünya bana! Ah ne…devamı"Ah bu katı, kaskatı beden bir dağılsa,
Eriyip gitse bir çiy tanesinde sabahın!
Ya da Tanrı yasak etmemiş olsa
Kendi kendini öldürmesini insanın!
Tanrım! Ulu Tanrım! Ne bunaltıcı, ne berbat,
Ne tatsız, ne boş geliyor bu dünya bana!
Ah ne iğrenç, ne iğrenç! Bakımsız bir bahçe ki
Azgın bitkileri tohuma kaçmış,
Pis, kaba ne varsa tabiatta sarmış içini."
"İnanma istersen yıldızların yandığına,
Güneşin döndüğüne inanma,
Doğrunun ta kendisini yalan bil,
Ama seni sevdiğime inan Ophelia"
"Birbirine tıpatıp benzeyen iki kişiyi götüremem beyim; iyi bir insan dürüstçe yaşamaya çalışır ve benzeri olmaz beyefendi." "Şunu aklından hiç çıkarma dostum, temiz vicdanlıların en büyük gücü temiz vicdanlarıdır."
" Sizi gökteki kuşla,insanları eğlendirmek ve doğayı güzelleştirmek için yaratılmış kuşla kıyasladım.Hep şunu düşündüm,Varenka, biz insanlar, kaygı ve telaş içinde yaşayan biz insanlar, gökteki kuşların kaygısız ve masum mutluluğunu da kıskanmalıyız" * "Mutsuzluk bulaşıcı bir hastalıktır.Mutsuz ile yoksulun birbirinden uzak…devamı" Sizi gökteki kuşla,insanları eğlendirmek ve doğayı güzelleştirmek için yaratılmış kuşla kıyasladım.Hep şunu düşündüm,Varenka, biz insanlar, kaygı ve telaş içinde yaşayan biz insanlar, gökteki kuşların kaygısız ve masum mutluluğunu da kıskanmalıyız"
*
"Mutsuzluk bulaşıcı bir hastalıktır.Mutsuz ile yoksulun birbirinden uzak durması lazım, birbirlerine bulaştırmamak için."
*
"Çünkü bir sürü rütbe var ve her rütbe kesinlikle kendi rütbesine göre bir davranış bekliyor, doğal olarak, sonra da azarlamaları rütbe derecesine göre değişiyor, çünkü eşyanın tabiatı bu!"
*
"Bazen öyle dakikalar oluyor ki tek başıma kalmaktan, tek başıma hüzünlenip tek başıma kesintisiz kederlenmekten mutlu oluyorum ve böyle hallerim gitgide sıklaşıyor artık."
"Kuşku altında olan için hareket, hareketsizlikten iyidir çünkü hareketsiz duran kendisi de bilmeksizin hep bir terazinin kefesinde olabilir ve günahları ile tartılabilir"
"Alea jacta est, diye mırıldandı, ok yaydan çıktı, bir şeyin olacağı varsa zaten olacaktır , kaçarı yok." "Şafak vakti'nin kimileri için ilk günü kimileri için son günü çoğu insan içinse hayata geçirilmesi gereken bir fazladan günü daha ifade ettiğini hepimiz…devamı"Alea jacta est, diye mırıldandı, ok yaydan çıktı, bir şeyin olacağı varsa zaten olacaktır , kaçarı yok."
"Şafak vakti'nin kimileri için ilk günü kimileri için son günü çoğu insan içinse hayata geçirilmesi gereken bir fazladan günü daha ifade ettiğini hepimiz biliriz"
"Acımasızlığın birçok şekli vardır, hatta bazen kayıtsızlığı veya üşengeçliğe benzer, istersen bir örnek vereyim, karar vermekte gecikmek başkalarına karşı bir manevi saldırı silahına dönüşebilir"
"Yani kendi seçimin olduğunu düşündüğüm şeylerin bile, aslında ben seçimimi yapmadan çok daha önce gerçekleşeceğinin kesinleştiği hissine kapılıyorum. Ben yalnızca, birilerinin önceden bir yerlerde karar verdiği şeyleri, tecrübe ediyorum belki de. Kendi başıma ne kadar düşünürsem düşüneyim, ne kadar çabalarsam…devamı"Yani kendi seçimin olduğunu düşündüğüm şeylerin bile, aslında ben seçimimi yapmadan çok daha önce gerçekleşeceğinin kesinleştiği hissine kapılıyorum. Ben yalnızca, birilerinin önceden bir yerlerde karar verdiği şeyleri, tecrübe ediyorum belki de. Kendi başıma ne kadar düşünürsem düşüneyim, ne kadar çabalarsam çabalayayım, olan her şey sanki benim değil de bir başkasının etrafında gelişiyor gibi, kendime yabancılaşıyorum. Sanki kendi rotamdan gitgide uzaklaşıyorum. Bu da beni bunaltan, bana ağır gelen bir şey. Hayır, korkutan bir şey demem daha doğru olur belki de. Öyle düşünmeye başladığımda, vücudumu büzülüp kalmış gibi hissediyorum"
"Yerine göre Kader dediğimiz şey dar bir yerde sürekli yönünü değiştirerek dönüp duran bir kum fırtınasına benzer. Sen de ondan kurtulmak için ayağını bastığın yeri değiştirirsin. Bunun üzerine fırtınada sana ayak uydurmak için yönünü değiştirir. Bir kez daha bastığın yeri değiştirirsin. Tekrar tekrar sanki şafak'tan hemen önce ölüm tanrısı ile yapılan uğursuz bir dans gibi aynı şey tekrarlanıp gider. Neden dersen o fırtına uzaklardan çıkıp gelmiş herhangi bir şeyden farklıdır da ondan. O fırtına aslında sensindir. O yüzden yapabileceğin tek şey teslim olup ayağını dosdoğru fırtınanın içine daldırarak gözlerini kum girmeyecek şekilde sımsıkı kapatıp adım adım fırtınanın içinden geçmektir. Oradan muhtemelen ne Güneş ne de ay hatta ne yön nede zaman vardır. Orada kemikleri bile parçalayacak kadar keskin beyaz kum tanecikleri gökyüzünde dans eder. İşte böyle bir kum fırtınası canlandır gözünde."
"bir kez daha aynada kendime baktım. Görüntümü bulamıyorum, dedim kendime. Otuz yaşındaydım, olduğum yere çakılmıştım, hiçbir görüntüm yoktu." "Ben de kötü bir roman kahramanı olup çıkmış gibiydim. Sanki biri beni bir kenara çekip, "Hiç de gerçekçi değilsin!" diye beni suçluyormuş…devamı"bir kez daha aynada kendime baktım.
Görüntümü bulamıyorum, dedim kendime. Otuz yaşındaydım, olduğum yere çakılmıştım, hiçbir görüntüm yoktu."
"Ben de kötü bir roman kahramanı olup çıkmış gibiydim. Sanki biri beni bir kenara çekip, "Hiç de gerçekçi değilsin!" diye beni suçluyormuş gibi. Ve belki de bu, doğruydu."
"kendisini kollarıma almamı istedi.
— Ama neden? diye sordum, şaşırmıştım.
— Pillerimi doldurmak için. Yeterince elektriğim yok, epeydir uyuyamaz oldum. Biraz uyuyup uyanıyorum, sonra da bir daha uyku tutmuyor. Böyle durumlarda, birinin bana yeniden enerji yüklemesine ihtiyacım oluyor. Yoksa uzun süre yaşayamam. Bu doğru, biliyor musun?"