İnsanın başka insana acı vermeden yaşayabilmesi için başka bir ideali olmalı; manevi ve ahlaki bir ideali. Bir insanın yüreği, başka yüreklere dokunduğunda anlar gerçek varlığını. Fakat dokunuşlar bazen yara açar; bir söz, bir bakış, bir susku bile keskin bir bıçak…devamıİnsanın başka insana acı vermeden yaşayabilmesi için başka bir ideali olmalı; manevi ve ahlaki bir ideali. Bir insanın yüreği, başka yüreklere dokunduğunda anlar gerçek varlığını. Fakat dokunuşlar bazen yara açar; bir söz, bir bakış, bir susku bile keskin bir bıçak gibi değer cana… Oysa iz bırakan her adım acıtmak zorunda değildir. Bir ideal gerek insana, ruhun karanlık dehlizlerinde yolunu kaybetmemek için. O ideal, yüreğin en derin köşelerinde yanan sönmez bir ışıktır; fırtınalı denizlerde sarsılmayan bir yelkendir. O ışık seni öfkenin kör kuyularından çıkarır, sevgiyi bir lütuf değil, bir zorunluluk hâline getirir.
“Hiç afyon içtiniz mi?” diye sordu. “Hayır!” “Ben de,” dedi. “Çok kötü bir şey olmalı. Başlayan bırakamıyor. Kötü bir şey.” İnce olanı, “Din gibi!” dedi.
“Babam bekliyor beni orada.” “Ne iş yapar, baban?” “Yazar.” dedi Derda. “Adı ne, tanır mıyız?” “Oğuz Atay.” “Bilemedim.” dedi yaşlı adam. Bir an için Derda, gömleğinin altındaki silahı çekip adamı vurmayı düşündü. Oğuz Atay’ı tanımadığı için.
Hiç şüphesiz kader, seni hastalığından kurtarmayı benden daha kolay yapacaktir. Ama, senin histerik acilarini ikimizin ortak umutsuzluguna dönüştürebilirsem, bu işten kazançlı çıktığına sen de kendini inandırabileceksin Sigmund Freud
Tanrım! Hapishane, ne kadar utanç verici bir şey! Her şeyi kirleten bir zehir var orada. Her şey soluyor, hatta şu on beş yaşındaki kızın şarkısı bile! Orada bir kuş buluyorsunuz, kanadında çamur var; güzel bir çiçek alıyorsunuz elinize, kokluyorsunuz onu:…devamıTanrım! Hapishane, ne kadar utanç verici bir şey!
Her şeyi kirleten bir zehir var orada. Her şey soluyor,
hatta şu on beş yaşındaki kızın şarkısı bile! Orada bir kuş
buluyorsunuz, kanadında çamur var; güzel bir çiçek
alıyorsunuz elinize, kokluyorsunuz onu: Pis kokuyor
Artık bana çok tuhaf bir yaratığı incelermiş gibi biraz ürkek ama daha çok merakla bakıyordu. Daha önce hiç karşılaşmadığı tuhaf bir böceğe bakar gibi.
Zaten böyle başlamadı mı düşünmek, hayal etmek? İnsanların haberdar olamayacağı, hakkında fikir yürütemeyecekleri tek şey insan kafasının içinde koşturanlar. Ve çevrenin tepkilerinden duyulan kaygıdan dolayı dünyanın en hayalperest kişileri en iyi komşular oldular. Susmayı öğrendikleri için. Normal olanı kafalarında çizip…devamıZaten böyle başlamadı mı düşünmek, hayal etmek?
İnsanların haberdar olamayacağı, hakkında fikir yürütemeyecekleri tek şey insan kafasının içinde koşturanlar. Ve çevrenin tepkilerinden duyulan kaygıdan dolayı dünyanın en hayalperest kişileri en iyi komşular oldular. Susmayı öğrendikleri için. Normal olanı kafalarında çizip ona göre hareket ettiler. Dünyanın başını ve sonunu düşündükleri ortaya çıkmasın diye.