Haluk Bilginer nasıl oluyor da hep muhteşem olabiliyor... film de baya iyi arkadaşlar duymuşsunuzdur zaten. İroniler ve metaforik ögeler birrrrsürüüüü. İzleyin izleyin izleyin derim ben 5/5
Zweıg, basit konularla derin duyguları anlatmakta o kadar usta ki... her kitabını okuduğumda aşırı etkileniyorum. Bu kitabı okumayanınız pek azdır zaten. Bir adamın iyi bir insan olmayı nasıl keşfettiğini anlatıyor. Ben kitaba ba yıl dım. Sadece tek bir sorum var.…devamıZweıg, basit konularla derin duyguları anlatmakta o kadar usta ki... her kitabını okuduğumda aşırı etkileniyorum. Bu kitabı okumayanınız pek azdır zaten. Bir adamın iyi bir insan olmayı nasıl keşfettiğini anlatıyor. Ben kitaba ba yıl dım. Sadece tek bir sorum var. Bu kadar umut dolu bir kitap yazan Zweıg nasıl intihar edecek kadar depresif bi kişiliğe sahip olabiliyor?
5/5
İlber Hoca'ya zaten aman aman hayranlığı olan biri değilim. Daha önce merak edip araştırmadım da hiç sadece karşıma çıkan haberlerden ve videolardan biliyorum. Ama kendisi Türk düşünür deyince akla ilk gelen isimlerden. Bu yüzden de bu kitabı okumaya karar vermiştim…devamıİlber Hoca'ya zaten aman aman hayranlığı olan biri değilim. Daha önce merak edip araştırmadım da hiç sadece karşıma çıkan haberlerden ve videolardan biliyorum. Ama kendisi Türk düşünür deyince akla ilk gelen isimlerden. Bu yüzden de bu kitabı okumaya karar vermiştim ama büyük bir hayal kırıklığına uğradım... evet kendisini çok güzel geliştirmiş biri olabilir ama bu kitaba yansımamış. Kitabın %50 si başkalarına övgüleriyle dolu, geri kalan kısımda da beni çok etkileyen şeyler olmadı. Okuyun, gezin diyor İlber Hoca ama neyle gezelim? Türkiye'de kimde para var artık? Parasız bir şekilde otostopla gezelim desek suç oranlarını biliyoruz... o yüzden verdiği tavsiyeler etkileyici değildi. Ki tavsiye gibi de değildi. Evet, biliyorum İlber hocanın konuşma tarzı böyle, emir kipiyle ve net cümlelerle konuşuyor. Videolarını izlerken bu rahatsız etmemişti ama kitabı okurken içimden "ya he he" deyip durdum...
Dipnot: ben kişisel gelişim kitaplarını seven biri değilim... şimdiye kadar sadece Beyhan Budak'ın Senin Suçun Değil kitabını sevebildim. Belki o yüzden bu kitabı da okumak benim için cehennem olmuştur. Bu yüzden siz sevebilirsiniz eğer bu tarz romanları seviyorsanız. Ama şunda eminim, en iyi kişisel gelişim kitapları okuyucusu bile bu kitabı sıkılmadan bitiremez...
1/5
İki kişilik dev kadro cidden... filmin müzikleri, oyuncuların performansları, siyah beyaz olması vs. gerçekten her şeyiyle ben ba yıl dım. Ama en çok beğendiğim kesinlikle çekim açıları oldu. Film çekmemişler de sanat icra etmişler bildiğin. Her şey çok ayarında ve…devamıİki kişilik dev kadro cidden... filmin müzikleri, oyuncuların performansları, siyah beyaz olması vs. gerçekten her şeyiyle ben ba yıl dım. Ama en çok beğendiğim kesinlikle çekim açıları oldu. Film çekmemişler de sanat icra etmişler bildiğin. Her şey çok ayarında ve mükemmeldi. Verilen mesaj ve yaklaşım çok çok kaliteliydi. Kesinlikle izleyin derim. 5/5
Akıp giden ve bana birçok bilgi katan bir belgeseldi. 3 bilim insanından bahsediliyor. Marx, Nietzsche ve Freud. Bana kalırsa 3 ünü de farklı günlerde izleyin ki bahsedilen dahileri araştırmaya ve söylediklerini düşünmeye vaktiniz olsun. Ben en çok Nietzsche'yi anlattığı kısmı…devamıAkıp giden ve bana birçok bilgi katan bir belgeseldi. 3 bilim insanından bahsediliyor. Marx, Nietzsche ve Freud. Bana kalırsa 3 ünü de farklı günlerde izleyin ki bahsedilen dahileri araştırmaya ve söylediklerini düşünmeye vaktiniz olsun.
Ben en çok Nietzsche'yi anlattığı kısmı beğendim. Çekimler ve kullanılan sözcükler daha az kafa karıştırıcıydı ve Nietzsche'nin hayatına daha derinlemesine girildiğinden fazlaca ilgimi çekti.
Dahilerin hayatının kronolojik olarak baştan sona 50 dakika içinde anlatılması gerçekten büyük yetenek. Bazı kurulan cümleler kafa karıştırıcı olsa da sunucunun sesi ve diksiyonu o kadar mükemmel ki sizi ekrana kilitliyor.
Çok karışık bir yorum oldu ve umarım Nietzsche'yi doğru yazmışımdır. Kısacası izleyin derim verimli bir belgesel.
5/5
Akıp giden bir romandı. Batıl inançlarla ve totemlerle hayatımı sürdüren biri olduğumdan ve gerçek dışı olan her şeyin gerçek olduğuna inandığımdan dolayı kitapta bahsedilen konular çok hoşuma gitti. Her şeyin bir anlamı olduğu ve her seçimin bir nedene bağlandığı, gördüğümüz…devamıAkıp giden bir romandı. Batıl inançlarla ve totemlerle hayatımı sürdüren biri olduğumdan ve gerçek dışı olan her şeyin gerçek olduğuna inandığımdan dolayı kitapta bahsedilen konular çok hoşuma gitti. Her şeyin bir anlamı olduğu ve her seçimin bir nedene bağlandığı, gördüğümüz en küçük şeyin bile hayatımızla ilgili bir işaret olduğuna kesinlikle inanıyorum ve Coelho bunu çok iyi anlatmış.
Yazar o kadar etkileyici ve doğru kelimeler kullanmıştı ki kitabın neresini işaretlesem neresini tekrar tekrar okuyup üzerine düşünsem şaşırdım kaldım.
Sadece sonlarına doğru yüreğinin sesini dinle mevzusu ve son bana biraz polyannaca geldi. Her şey güzel giderken keşke bu imgeleri gerçek hayatla daha çok özdeştirseydi yazar. O zaman daha realist ve daha etkileyici olurdu diye düşünüyorum.
Ona rağmen kitabın önermesi bana kesinlikle işledi ve bittiğinde huzurla gülümsememe neden oldu.
Artı olarak size bir şey sormak istiyorum. Ben de kitaptaki çoban gibi hislerimle hareket eden bir insanım, mantığımı istesem de devreye sokamıyorum. Ama hislerinle hareket etmekle yüreğini dinlemek çok farklı şeyler. Sizce insan yüreğini dinleyerek mi hareket etmeli? Yürek bize hep doğruyu mu söyler? Ve içimizdeki doğru sesin yüreğimizden mi yoksa aklımızdan mı geldiğini nasıl anlayacağız?
5/5
Çoğumuzunki gibi benim de ilk izlediğim animeydi ve animelere karşı önyargımı kırdı. Güldüğüm ve duygulandığım sahneler bolca vardı. Çoğu izlediğim normal filmlerden daha hisliydi. Verdiği mesaj masum ve tatlıydı. Çok dencek bir şey yok aslında, izlenebilecek izlerken vaktinizi güzel geçireceğiniz…devamıÇoğumuzunki gibi benim de ilk izlediğim animeydi ve animelere karşı önyargımı kırdı. Güldüğüm ve duygulandığım sahneler bolca vardı. Çoğu izlediğim normal filmlerden daha hisliydi. Verdiği mesaj masum ve tatlıydı. Çok dencek bir şey yok aslında, izlenebilecek izlerken vaktinizi güzel geçireceğiniz bir film ama tabi ki de of kesin izleyin dicek kadar bir esprisi yok. Akıcı ve sıcacık bir yapım.
4/5
Aşırı bilinen bir kitap olmasına rağmen yıllardan beri hiç okuma isteği uyanmamıştı içimde. Küçük prens gibi balon bir kitap olduğunu düşünmüştüm ve daha yeni okuyabildim. Şunu söyleyebilirim yıllar geçse de favori kitaplarımdan biri olacak bu kitap eminim. Çok masum ve…devamıAşırı bilinen bir kitap olmasına rağmen yıllardan beri hiç okuma isteği uyanmamıştı içimde. Küçük prens gibi balon bir kitap olduğunu düşünmüştüm ve daha yeni okuyabildim. Şunu söyleyebilirim yıllar geçse de favori kitaplarımdan biri olacak bu kitap eminim.
Çok masum ve çok derin bir kitaptı. Hakkında yazılacak çok şey var ama 3 kişiden 2 sinin okuduğu bir kitap olduğu için bir şeyler yazmak istemiyorum.
Sadece şunu söyleyebilirim, en son yıllar önce kızım olmadan asla kitabını okuduğumda bu kadar çok ağlamıştım bi de bu kitapta çok ağladım. Artı olarak kitabı şimdi okuduğum için hiç pişman değilim. Hayatımın gidişhatına bakılırsa bu kitap çığlıklarımı duyup yardımıma gelmiş gibi oldu...
Mükemmeldi...
5/5
Çok büyük verimler aldığım ya da bana çok etki eden bir belgesel olmadı. Minimalizm gerçekten çok mantıklı bir olay ama bence biraz da içten gelmesi gereken bir ideoloji. Ben doğuştan minimalistim diyebilirim. Hiçbir zaman lüks veya marka merakım olmadı. İhtiyacım…devamıÇok büyük verimler aldığım ya da bana çok etki eden bir belgesel olmadı. Minimalizm gerçekten çok mantıklı bir olay ama bence biraz da içten gelmesi gereken bir ideoloji. Ben doğuştan minimalistim diyebilirim. Hiçbir zaman lüks veya marka merakım olmadı. İhtiyacım olmadığı sürece ayakkabı bile almam. Bir kıyafeti yıllarca giyerim umursamam. Paramı ihtiyaçlarım haricinde keyfi olarak kitaplara gezmeye ve yemeklere harcamayı daha çok seviyorum çünkü. O yüzdendir ki böyle minimalizmmiş bunlarla ilgili belgeselmiş kitapmış bende çok büyük bir farkındalık yaratamıyor.
Biraz da nasıl büyüdüğünüzle alakalı bence bu durum. Ve tabi karakterle de alakası var. Yani salın insanı bazı insanlar parasını 100 çift ayakkabıya harcadığında daha mutlu oluyordur bazılarıysa tek bir çantayla yaşadıklarında.
Belgesele gelecek olursak da akıcı asla değildi. Röportaj yaptıkları bazı insanlar tatlıydı ama asıl başroldeki o kitap yazan iki arkadaş bana çok itici geldi. O yüzden çok seve seve izlemedim keşke bir saatimi başka bir belgesele ayırsaydım. 2/5
Finaller, bütler ve yitip giden psikolojim sağ olsun 3 haftadır kitap yüzü açamıyordum. Sonunda ise geri döndüm kitaplara ve İskender Pala'yla tanıştım. • Aşk kitaplarını gerçekten çok zor beğenen biri olmama rağmen tarih esintileri olduğundan dolayı bu kitabı çok beğenerek…devamıFinaller, bütler ve yitip giden psikolojim sağ olsun 3 haftadır kitap yüzü açamıyordum. Sonunda ise geri döndüm kitaplara ve İskender Pala'yla tanıştım.
• Aşk kitaplarını gerçekten çok zor beğenen biri olmama rağmen tarih esintileri olduğundan dolayı bu kitabı çok beğenerek ve merak ederek başladım. Ne kadar düşüncelerim asla Fuzuli ile uyuşmasa da duygularım uyuşuyordu. Aşkın abartılan bir şey olduğunu düşünüyorum çünkü. Sadece acizlik gibi geliyor bana ve insanın kendisiyle arasındaki sorundan ibaret bir olgu bana kalırsa...
• Bu kitap ise Leyla ile Mecnun'un hikayesinden bahsediyor. Ama biz hikayeyi ne Fuzuli'nin ne Leyla'nın ne de Mecnun'un gözünden okuyoruz. Biz hikayeyi Leyla'nın Mecnun'un ismini yazdığı ardından da Fuzuli'nin bu hikayeyi kaleme aldığı bir defterin gözünden okuyoruz. Bu bakış açısı hoşuma gitti. Önemli bir kitabın gözünden 450 yılı aşkın bir zamanın anlatılması enteresandı.
• Bu anlatım ise bana kalırsa 250. Sayfaya kadar gayet iyi gidiyordu. Ancak sonrasında çok fazla karıştı. Bir süre sonra olay aşkın anlatımı değil de İskender Pala'nın divan edebiyatıyla ilgili bilgilerinin anlatımına geçti... bu da beni oldukça sıktı ve kafamı karıştırdı.
• Divan edebiyatı dönemi ve sanatçıları hakkında az buçuk bilgim olmasına rağmen bu kadar çok bilgi beni bile gerdi. Her bölümde binbir türklü farklı kişinin eline geçiyordu kitap ve biz herkesle ilgili bir şey okuyorduk. Bir sayfada Nefi'yi okuyorken diğer sayfada Genç Osman'ı ardından Namık Kemal'i okuduk... bu olay benim ruhumu çok fazla sıktı.
• Şöyle ki İskender Pala edebi anlatımıyla tadında bıraksaymış kitabı okuduğum en iyi aşk romanı olabilirdi. Çok hisli ve duygulandıran cümleleri vardı çünkü. Ama fazla karışık ilerlediğinden dolayı sonuna gelmekte çok zorlandım ve bitsin diye okudum sadece. Bu yüzdendir ki ben beğenemedim... 2/5