şeytan yoktur, şeytan içinde O yapabilirsin dedi, yaptım doğum günü, ölüm günü Öp beni, sonra sevdiğini söyle Öldürmeye zorlanan mecbur bırakılan yasalara karşı gelmek, gelebilmek, geldikten sonrasına katlanabilmek en önemlisi kurtulabilmek mümkün mü. tanımadığın birinin altından sehpayı çekmek kolay mı,…devamışeytan yoktur, şeytan içinde
O yapabilirsin dedi, yaptım
doğum günü, ölüm günü
Öp beni, sonra sevdiğini söyle
Öldürmeye zorlanan mecbur bırakılan yasalara karşı gelmek, gelebilmek, geldikten sonrasına katlanabilmek en önemlisi kurtulabilmek mümkün mü. tanımadığın birinin altından sehpayı çekmek kolay mı, kaç kez yaparsan alışırsın buna, insanlığını yavaş yavaş mı kaybedersin yoksa ilk seferde kaybetmiş misindir. kendinden olmayana meşru ölümü meşru infaz sahalarında piyonlaştırılmış kişilerce gerçekleştirmek, cinayetin otorite sahiplerince hak ilan edilmesi. ölüm.
her şeye rağmen( şey) çav bella çalacak ve biz şarkımızı söyleyeceğiz ve çiçekler açacak.
-Tamam, hayal gücü, kâğıt kırpıntısı ve bir makasla dünyayı kurtaramazsınız. Ama kasvetli, ıssız bir ortamdan rengârenk bir orman yaratabilirsiniz. Oysa hiç de saçma değil..
On emirle yola çıkıp müthiş detaylar(el,göz,açı,ışık,metinler,müzikler) eşliğinde pastel tonlardan kendine has renk ve mekanlardan bize sesleniyor kieslowski. her şeyin birbiriyle bağı, inancın/inanılanın/değerin günlük yaşamdaki farklı yansımaları ve atıfları bir arada izletiyor. Derinliklere,sorgulamalara,çelişkilere,sıkıntılara her karakterle beraber bazen isteyerek bazen istemeyerek ortak…devamıOn emirle yola çıkıp müthiş detaylar(el,göz,açı,ışık,metinler,müzikler) eşliğinde pastel tonlardan kendine has renk ve mekanlardan bize sesleniyor kieslowski. her şeyin birbiriyle bağı, inancın/inanılanın/değerin günlük yaşamdaki farklı yansımaları ve atıfları bir arada izletiyor.
Derinliklere,sorgulamalara,çelişkilere,sıkıntılara her karakterle beraber bazen isteyerek bazen istemeyerek ortak oluyoruz. Değişen ve değişmeyen(sanılan), durgun ve akışkan hayat portreleri etrafında yürüyoruz. Her bölüm başlıca bir film ve bakış, bütün halinde ise ortak bir portre. Her ne kadar apartman bloklarına çirkin ve kasvetli densede bence kasvet çirkinliği yok etmiş. hayatı en iyi tanımlayacak ruh hallerinden biri gelip birkaç apartman bloğunda birbirinden farklı yaşamlar ve insanlarla bize görünüyor: Sıkıntıdayız ve sıkıntıyla yaşamdayız.İşte her şey böyle başladı ve ben de hiç değişmedim:
-Ölü bir köpek gördüm. sonra neden böyle diye düşündüm...
kum fırtınasından doğmuş dünyaya yürüyerek tutunmak belki de bu yolculuk, toprakla varoluş-varmaya oluş. bir sabisin ama ruhun yaşlı. Kaybolunca işittiğin sesler sana gösterecek, herkesin cenneti diğerininkinden farklıdır*. Ve her şey olup biterken, bir çöl ceylanı kovalıyor gözlerimi Dinle, Nu- man…devamıkum fırtınasından doğmuş dünyaya yürüyerek tutunmak belki de bu yolculuk, toprakla varoluş-varmaya oluş. bir sabisin ama ruhun yaşlı. Kaybolunca işittiğin sesler sana gösterecek, herkesin cenneti diğerininkinden farklıdır*. Ve her şey olup biterken, bir çöl ceylanı kovalıyor gözlerimi
Dinle, Nu- man o to 🪕👂🏻
"Burda hayat böyle demişti muhtar, burda işler bildiğin gibi değil diyor halit, umutsuzluğu bile unuttum." insan insanı öldürse, buna kayalar dağlar otlar hatta insan bile şahit olmamış olsa.. bu dağlar ağlasa, yaratılsa insan sonra işte bu dağlar gariban insanları saklar,…devamı"Burda hayat böyle demişti muhtar, burda işler bildiğin gibi değil diyor halit, umutsuzluğu bile unuttum."
insan insanı öldürse, buna kayalar dağlar otlar hatta insan bile şahit olmamış olsa..
bu dağlar ağlasa, yaratılsa insan sonra
işte bu dağlar gariban insanları saklar, onların yaşama bakışları bu çıplak dağlara rastlar
burada bir mevsim, yazılıp çizilen uyku tutmayan geceler boyu uzundur
burası soğuk yeryüzü cennetidir.
Trajik olan yaşamdan ölümü doğuran an'dı belkide yaşamaya değer olan şey. suyun değiştirildikçe kendi pisliğinden habersiz ve istekle tutunduğun her şeydi fanus.bir fanusta doğup büyüyen çürümeyi gözlemlemek.. sen bir kırmızı balıksın ,uyuyup uyandığında dirildiğin yeri anacaksın,neden burda dirildim? bu sorunun…devamıTrajik olan yaşamdan ölümü doğuran an'dı belkide yaşamaya değer olan şey.
suyun değiştirildikçe kendi pisliğinden habersiz ve istekle tutunduğun her şeydi fanus.bir fanusta doğup büyüyen çürümeyi gözlemlemek..
sen bir kırmızı balıksın ,uyuyup uyandığında dirildiğin yeri anacaksın,neden burda dirildim? bu sorunun cevabını yalnız sen anlayacaksın çünkü sen cevaplayacaksın ve gerçekten dirildiğinde trajik olan herşeyin bir başlangıç olduğunu göreceksin..
ben üzgün bir ailenin farklı bir köşesinden tutan kırmızı balığın ta kendisiyim.tam şuanda gülümsemek isterdim ama romanın farklı bir sayfasından geleceğin altını çiziyorum.
kapının arkasındaki kirpi, biz dost olabiliriz hatta ne istersek onu olabiliriz
bu hikayenin neresinde olursa olsun olmak isterdim ama bir kirpiye sarılabilmeyi her şeyden çok isterdim
önemli olan ölmeden önce ne yaptığındı,bende severken karşılamak isterdim o an'ı..
Filmin konusu
Paloma Paris'te dış dünyanın hızlı temposundan uzak bir çevrede yaşayan 11 yaşında, oldukça zeki ve sıkkın br kızdır. 12.yaş gününde intihar etmeye karar veren Paloma, ölümle randevusunun yaklaşmasına yakın ketum ve yalnız apartman görevlisi Renée Michel ve gizemli olduğu kadar elegan Mösyö Kakuro Ozu gibi değişik karakterlerle tanışır. Böylece Paloma karamsar hayatını gözden geçirme şansı bulacaktır.
daha önce neden tanımadığımı bilmiyorum sanırım genelde bir yönünden fazlaca doyumsadığım insanı başka şekillerde bilmeye yeltenmeyişimden olabilir.çünki edith'in muhteşem sesiyle eskiden tanışanlardanım. bir defasında,şehre gelen devlet tiyatrosuna ilk gidişim, sahnelenen oyunda edith in parçası çalmıştı hatırlayabildiğim en eski hatıram bu…devamıdaha önce neden tanımadığımı bilmiyorum sanırım genelde bir yönünden fazlaca doyumsadığım insanı başka şekillerde bilmeye yeltenmeyişimden olabilir.çünki edith'in muhteşem sesiyle eskiden tanışanlardanım.
bir defasında,şehre gelen devlet tiyatrosuna ilk gidişim,
sahnelenen oyunda edith in parçası çalmıştı hatırlayabildiğim en eski hatıram bu sanırım.
yaşam öyküsü hüzünlü ama ben onu dinlerken garip bi şekilde huzur veriyor. marion cottillard rolü pek alâ yaşatmış.filmi tanımlayacak olursam projeksiyonlu plak albümü bence :)
küçük piaf gözlerin menekşe gibi..
"Bir kadına öğüt verseydin bu ne olurdu?
-sev
bir genç kıza?
-sev
bir çocuğa?
-sev"
"Böyle zamanlarda hep yağmur mu yağar Kalbime mikrofon tutsalar tüm şehir korkar" beni benden aldı,duygusallıktan öte bişey göremiyorum şuan..sanırım hala tamamlanmamış evresindeyim..
“Ruhu ruh yapan onun acısıdır” der Marie. Uyku ve tanrı arasında ki konuşmalarında acısını bir bedende dışarı vurarak.. elma havvanın elinde isteğe dönüşür su,göl,deniz, büyümemizin evrelerini hilal ve mevsimler, dönüşümümüzü ve değişimimizi anlatır meryeme kim inanır,meryem neye inanır,inandırır mı,sözlerini barıştırır…devamı“Ruhu ruh yapan onun acısıdır”
der Marie.
Uyku ve tanrı arasında ki konuşmalarında acısını bir bedende dışarı vurarak..
elma havvanın elinde isteğe dönüşür
su,göl,deniz, büyümemizin evrelerini
hilal ve mevsimler, dönüşümümüzü ve değişimimizi anlatır
meryeme kim inanır,meryem neye inanır,inandırır mı,sözlerini barıştırır mı O'nun sözleriyle.
her kadında ki meryem ve havvanın tasvir edilişi bence,tabi farkındaysa
dünya içerde.