. . Şu anda çok şaşkınım çünkü bu... Bilmiyorum ya, izlediğim en iyi film bile diyebilirim. Kafam çok karışık. Bir film bu kadar kısa olup nasıl bu kadar çok ayrıntıya sahip olabilir ki! Ayrıntı olarak görmediğim şeyler bile birer ayrıntıymış…devamı. . Şu anda çok şaşkınım çünkü bu... Bilmiyorum ya, izlediğim en iyi film bile diyebilirim. Kafam çok karışık. Bir film bu kadar kısa olup nasıl bu kadar çok ayrıntıya sahip olabilir ki! Ayrıntı olarak görmediğim şeyler bile birer ayrıntıymış aslında. Pfff, ırmak durdu ve akmıyor şu an, tıkandı sanırım. Anlatamayacağım tek film olabilir, bu bir seçim değil cidden anlatamıyorum. Tam olarak, tam olarak anlamak için 5 defa izlenmesi gerektiğine karar kıldım ve izleyeceğim. İzlediğim en kafa karıştıran film. Sonu anlaşılamayan filmlerden değil, hiçbir yeri anlaşılamayan filmlerden. Gerçi bunun gibi bir film hiç görmedim ama. Tam anlamı ile çözmesi en zevkli bulmaca. Aslında bir bulmaca da değil gibi. Şöyle diyeyim, amacımız şu; birbirinden fazlasıyla uzakta olan 3 nokta düşünün, bu 3 noktayı birleştirmek, yani olabilecek en gerçek anlamı ile "birleştirmek". Ne ile mi birleştireceğiz? Ayrıntılar ile. İşte o kadar çok ayrıntı var. Ben başarabileceğimi düşünüyorum. "Mısırını patlat ve izle" kategorisinde bulunan bir film kesinlikle değil. Anladıkça anlamadığınız noktaların artacağı bir film. Bir tür test, "Anlaşılmaz filmleri ne kadar anlayabilirim? " testi. O hâlde süreniz bir buçuk saat, başlayın!
. Demek Bay Kader ha, iyiymiş. Sıradan bir filmdi aslında. Klasik olarak; bir karakterimiz vardır ve sahip olduğu şeyden ya da şeylerden memnun değildir, içten içe bu şeyi ya da şeyleri değiştirmek ister ve garip bir şekilde isteğine de kavuşur.…devamı. Demek Bay Kader ha, iyiymiş. Sıradan bir filmdi aslında. Klasik olarak; bir karakterimiz vardır ve sahip olduğu şeyden ya da şeylerden memnun değildir, içten içe bu şeyi ya da şeyleri değiştirmek ister ve garip bir şekilde isteğine de kavuşur. İlk başlarda yeni olan her şey çok hoşuna gider, hafif salağımsı bir şekilde hiçbir şeyin farkında olmadan keyif sürer. Daha sonralarda ise yavaş yavaş bir şeylerin farkına vardığı için pişman olmaya başlar ve eskiden sahip olduklarını derhal geri ister. Peki sorarım size ey komşular! Hep böyle mi olur cidden, hep böyle mi olmalı? Anlıyorum, bizlere bir mesaj vermek istiyorlar: "Sahip olduklarınızın değerini illaki kaybettiğiniz zaman anlamak zorunda dEğilsiniz" ya da "Hayatın size sundukları için şükretmelisiniz" veyahut annelerimizin söylediği şekil ile "Onu bulamayanlar da var" demek istiyorlar ama bunlar hiç ama hiç gerçekçi değil ki. Bence sadece bizi avutmak için öyle söylüyorlar, aynı zamanda kendilerini de avutuyor olabilirler. Başka bir ihtimal de var tabii, belki de mesaj falan vermek istemiyorlardır ha. Belki de yüzümüze yüzümüze: "Sizin için, sahip olduklarınız sahip olmak istediklerinizden daha hayırlıdır. Başkalarının sahip olduklarına da imrenmeyin çünkü onlar ne kadar iyi gözükürlerse gözüksünler sizin için daima kötüdür. Elinizdekiler ile yetinin ve böylece mutlu olun. Başkaları, doydukları zaman diğer yemeklerden de yemek için midelerinde yer açmak maksadıyla parmaklarını gırtlaklarına sokup kusmaya çalışsınlar, siz de zar zor hayatta kalabildiğiniz bir miktar para için şükredin, emin olun siz onlardan daha mutlusunuz ( ZeNgİnLeR hEp MuTsUz Be MoRuK, gÖrMüYoR mUsUn DiZiLeRdE hEp VaR öRnEkLeRi ). Kısacası; sadece hayal edebileceğiniz hayatları izlemeye devam edin, yaşamayın, sadece yaşayanları izleyin." demek istiyor da olabilirler, nereden baktığınıza bağlı tabii ki. Demek istediğim şu: insanları yönetmek için; filmler, diziler hatta kitaplar, ideal silahlardır. Bize aktarılan perspektiften bakmamızı sağlarlar, başka açıların da olduğunu bilin be.
Filme gelirsek: eski filmlerin çoğunun yeni filmlerden daha iyi olduklarını biliyorum ancak sadece çok zorladığım zaman izleyebiliyorum, yine de bu film akıp gitti resmen. Hoştu, boş zamanınız varsa izleyin derim.
Not: Bir öneri üzerine izledim filmi, canını yerim @percy_jackson
. BU SEFER FAZLA SPOİLER VAR . . . . . . . Filmin sohbet ediyormuş gibi ilerlemesi çok hoşuma gitti. Bir ara ben de söz alıp bir şeyler söylemek istedim açıkçası. Odadaki insanların verecekleri tepkiler çok önemliydi ve cidden…devamı. BU SEFER FAZLA SPOİLER VAR .
.
.
.
.
.
. Filmin sohbet ediyormuş gibi ilerlemesi çok hoşuma gitti. Bir ara ben de söz alıp bir şeyler söylemek istedim açıkçası. Odadaki insanların verecekleri tepkiler çok önemliydi ve cidden tiplemeler de iyiydi. Objektif bakan, sadece dinleyen, anlatana inanan, anlatılanlara inanan, anlatılanlara inanmayan, anlatılanlara inanmak istemeyen ve anlatılanları dinlemeyen. Bunlar tanıdığım insanlar aslında, tanıdığımız insanlar... Her şeyin bir kurgu olduğunu açıkladığı kısımda neredeyse herkesin bir anda buna inanması ilk başta çok saçma geldi ama düşündüğümüz zaman, gerçeklere karşı "iç huzur" ne kadar mantıklı bir takas ki? Herkes kabul etmez böyle bir şeyi ve kabul ettikleri zamansa artık çok geçtir. İşte bu yüzden anlatılanlara inanmaları bir saat sürerken, her şeYin bir kurgudan ibaret olduğuna inanmaları dakikalar sürdü.
Çeşitli şeyler öğrenilebilecek ve ders çıkarılabilecek bir film. Sakin geçiyor ve izleyiciyi yakalama girişiminde bile bulunmuyor, işte orası yakaladı beni. Çoğu insanın sevebileceği bir film değil. Ya da kim bilir, her şey mümkün.
"Onun öğretmeye çalıştığı şeye inanın. Tanrı'ya adanmışlık; derslerin insanlara getirdiği bir lütuf değil, insanların derslere getirdiği bir yanlıştır"
. UCUNDAN SPOİLER İÇERİR . . . . . . . İntikam filmlerinin klasiği, o son saniyede 3 tane öğe barındırmasıdır; intikamcı, intikam alınacak kişi ve geride büyük bir et yığını ( bazen de fazladan 1 öğe daha olur, gerizekalı…devamı. UCUNDAN SPOİLER İÇERİR .
.
.
.
.
.
. İntikam filmlerinin klasiği, o son saniyede 3 tane öğe barındırmasıdır; intikamcı, intikam alınacak kişi ve geride büyük bir et yığını ( bazen de fazladan 1 öğe daha olur, gerizekalı bir kadın; "Aman yapma bey, aman etme bey"). Genelde böyle filmlerin başlarında intikamcı son derece kararlıdır, içi öfke ile dolup taşıyordur ve o adamı görse saniyeler içinde parçalara ayıracağını sanırsınız. Son sahnelere gelindiğinde ise intikamcı birden bire Polyana oluverir. Geleni geçeni bağışlamaya başlar, havada uçan kuşu bile. Ailemi katletmiş, boşveerrrr. Kızımı dokuz yerinden bıçaklayıp göle atmış, boşveerrrr. En iyi arkadaşımı bir sirke satmış, boşveerrrr. Neden boşver? Çünkü onu öldürürsem ondan bir farkım kalmaz. Lan gerizekalı, madem intikamını almayacaktın neden Dünya nüfusunun yarısını yok ettin. Aklına gelmedi mi en başta o soru? Gözü doyuyor herhalde, neyse. Böyle bir şey olacağından korktuğum için intikam filmleri izlememeye yemin etmiştim, yine de izledim. Eğer ki 3 saatin sonunda öyle bir şey olsaydı...
. KENDİ FİKİRLERİNİZ OLSUN . . . . . . . Filmden anladığım şu; milyonlarca ihtimali içinde barındıran geleceğine gidebilmen için "evet" kapısından geçmen gerek ya da başka bir deyişle; ilerlemek için evet demelisin. Ama filmde bir şeyi tam oturtamamışlar…devamı. KENDİ FİKİRLERİNİZ OLSUN .
.
.
.
.
.
. Filmden anladığım şu; milyonlarca ihtimali içinde barındıran geleceğine gidebilmen için "evet" kapısından geçmen gerek ya da başka bir deyişle; ilerlemek için evet demelisin. Ama filmde bir şeyi tam oturtamamışlar gibime geldi. "Hayır" da bir kapı mı, yoksa sadece "evet" kapısından geçmeme durumu mu? Yani şunu demeye çalışıyorum; hayır diyince de bir seçim yapmış oluyor muyuz, yoksa seçim yapmaya "hayır" mı demiş oluyoruz? İşte tam oturtamadıklarını düşündüğüm kısım bu, hayırı evet dememek gibi anlatmışlar oysaki hayır da bir kapıdır, bomboş bir duvar değil. Biraz düşündüğümüz zaman, aslında hayır da evet gibi milyonlarca ihtimal barındırmaz mı içinde? Ve kapıların ait oldukları odaların, biri diğerinden daha büyük ya da küçük müdür?
Bence hiç kimsenin seçim yapmamak gibi bir şansı da olamaz çünkü ironiktir ki seçim yapmamak da bir seçimdir. Bazı durumlarda evet de hayır kadar can sıkıcı olabilir..
. . Bu filmin bendeki yeri çok ayrı. Her ayrıntısına kadar titizlikle ilmek ilmek dokunmuş bir halı gibi adeta. Filmin (tam anlamı ile) her şeyine cidden hayran kaldım ama görüntü yönetmenine ayrıca tapabilirim. Film; bir "evin" içinde geçmesine karşın, Dünya'yı…devamı. . Bu filmin bendeki yeri çok ayrı. Her ayrıntısına kadar titizlikle ilmek ilmek dokunmuş bir halı gibi adeta. Filmin (tam anlamı ile) her şeyine cidden hayran kaldım ama görüntü yönetmenine ayrıca tapabilirim. Film; bir "evin" içinde geçmesine karşın, Dünya'yı ülke ülke dolaşıp çekilseydi bile bu kadar tatmin edemezdi beni. Bir seviyeye kadar sakin ve çok yavaş ilerliyor, nedensizce gerim gerim geriliyorsunuz. Bazı anlarda öfkeden köpürüp "neden?" diye haykırırken buluyorsunuz kendinizi, bazı anlarda şaşkına dönüp "nasıl?" diye bir soru yöneltiyorsunuz ekrana ve bazen de "neredeyim ben?" sorusuna bile cevap veremeyecek hâle geliyorsunuz. Bu film aynı zamanda bir yaradılış ve yok oluş hikayesi.
Filmi açıklardım ama bunu becerebileceğimi sanmıyorum, her detay önemli çünkü ve her detay sığmaz buraya, o zaman da tek bir kelimeden dolayı bile uykularım kaçabilir. İsterseniz diğer vicdansız kullanıcıların yorumlarını okuyabilirsiniz.
Hakkındaki düşüncelerimi her ne şekilde olursa olsun yazıya döktüğüm zaman yine de eksik kalacağına inandığım bu şaheseri eğer ki izlememek gibi bir hataya düştüyseniz hiç endişelenmeyin, telafisi mevcut. Gözlerinizi ve belleğinizi tamamen açık konuma getirin, iyi seyirler...
Not: Bence beğenmeyenlerin hepsi istisnasız anlamayanlardır. Metafor denizi gibi bir film ya, yüzme bilmeyenler elbette boğulacaktır. Suç denizde mi yoksa boğulanlarda mı?
. BİRAZ SPOİLER İÇERİR . . . . . . . Korku filmi değil ki bu, daha çok dram gibi. Bazı sahneleri romantik filmlerden daha çok duygulandırdı beni, özellikle de söyleyecek çok şeyleri olduğu zamanki sessizlikleri... Ailenin, çocuklarını kaybetmelerine üzülmeleri…devamı. BİRAZ SPOİLER İÇERİR .
.
.
.
.
.
. Korku filmi değil ki bu, daha çok dram gibi. Bazı sahneleri romantik filmlerden daha çok duygulandırdı beni, özellikle de söyleyecek çok şeyleri olduğu zamanki sessizlikleri... Ailenin, çocuklarını kaybetmelerine üzülmeleri ama (hangi şekilde olursa olsun) geri kazandıkları zamansa daha çok üzülmeleri biraz kırdı beni. Film, insanın kendisine şu soruyu sormasını sağlıyor; acaba kendim için, kendi iç huzurum için, kendi çıkarlarım için (filmdeki olay tam olarak bir çıkar meselesi olmasa da yumuşatmaya gerek duymuyorum) bir başkasının acı içinde kıvranmasına, onu sevdiğim, onu kaybetmeyi hazmedemediğim, onsuz bir hayatı henüz hayal edemediğim için göz yumabilir miyim? Eğer filmlerdeki detayları düşünmeyi seviyorsanız, bu filmden aldığınız zevk bu soruya vereceğiniz ya da vermeye çalışacağınız cevap ile orantılı olacaktır (doğru ya da ters, orasını tam çözemedim). Ben bu soruya cevap vermeye çalışırken amaların içinde boğulduğumu fark ettim.
Kitabını okumadım o yüzden bu yorumum sadece film için, kitabı belki gerilim ve korku doludur fakat Beyaz Perde'ye bu şekilde yansıtmayı seçmişlerdir ya da ellerinden bu kadarı gelmiştir, bilemiyorum.
. İlkokul yıllarında, öğretmenim sayesinde okuduğum, etrafımı daha iyi incelemeye, tanımaya başlamamı sağlayan ve şu anki kişiliğimi borçlu olduğum "çocuk" kitabı. "Bir zamanlar annesiyle ırmakta yaşayan küçük bir kara balık vardı" diye başlar kitap ve küçük kara balığın diğerlerinden farklı…devamı. İlkokul yıllarında, öğretmenim sayesinde okuduğum, etrafımı daha iyi incelemeye, tanımaya başlamamı sağlayan ve şu anki kişiliğimi borçlu olduğum "çocuk" kitabı.
"Bir zamanlar annesiyle ırmakta yaşayan
küçük bir kara balık vardı" diye başlar kitap ve küçük kara balığın diğerlerinden farklı olarak hayatını bir avuç suda yaşamak istememesi ile devam eder. Keşfe çıkan küçük kara balığın amacı: gidebildiği kadar gitmek, dünyanın bu ırmaktan ibaret olmadığını kendine kanıtlamaktır. Yolculuğu boyunca farklı canlılar ile karşılaşıp maceralar yaşar ve bu sürecin sonunda artık bir "erkek" olarak çıkar karşımıza.
Ben ilk okuduğumda geceler boyunca uyuyamamıştım çünkü bilerek ucu açık bırakılmış bir kitap. Hepimizin de bildiği gibi; aç kalmak istemiyorsan, önüne hazır bir tabak konulmadığı zamanlarda kalkıp kendin alman gerekir. Yazarın, belki bir kıvılcıma sebebiyet verebileceğini düşünüp de yaptığına eminim bunu.
Kitapta yer yer ders alınması gereken aforizmalar var. Kardeşiniz, oğlunuz veya kızınız ya da tanıdığınız herhangi bir çocuk varsa hediye edilmesi gereken bir kitap. Kim bilir, belki siz de bir kıvılcıma sebebiyet verirsiniz ve belki de bir çocuğun hayatını değiştirirsiniz...
"Şunu öğrendim ki: balıkların çoğu yaşlanınca ömürlerini boşuna geçirdiklerini söyleyip yakınırlar. Sürekli sızlanıp herkesten şikayet ederler. Ben bilmek istiyorum, hayat gerçekten bir avuç yerde durmadan dönüp durmak, sonra da yaşlanıp ölüp gitmek mi yoksa bu dünyada başka türlü yaşamak da mümkün mü? "
''Her an ölümle yüz yüze kalabilirim. Ama yaşayabildiğim sürece ölümü karşılamaya gitmem gerekmez. Bir gün ister istemez ölümle karşılaşacağım; bu önemli değil. Önemli olan benim yaşamamın veya ölümümün başkalarının yaşamını nasıl etkileyeceği...''
"Ben ne kötümserim, ne korkak. Gözümün
gördüğünü, aklımın söylediğini dile getiririm."