"Hayat; insanın isteklerinden bağımsız kendi başına akan çoşkulu bir ırmak. O ırmağı ne kadar anlar, onun akışıyla ne kadar uyumlu olursan, kendinle de o kadar uyumlu olursun. Mutluluğun ve başarının ilk adımı budur. Ama hayata uyum sağlamak boyun eğmek değildir.…devamı"Hayat; insanın isteklerinden bağımsız kendi başına akan çoşkulu bir ırmak. O ırmağı ne kadar anlar, onun akışıyla ne kadar uyumlu olursan, kendinle de o kadar uyumlu olursun. Mutluluğun ve başarının ilk adımı budur. Ama hayata uyum sağlamak boyun eğmek değildir. Pek çok insan, hayatın kötülüklerine seyirci kalır ve sadece hayıflanır. Sen sakın seyirci kalan ve hayıflananlardan olma. Kötülüklerin karşısına akıl ve cesaretle dikilen, sayısı az ama değerli insanlardan ol. Bazen insan bu zorlu mücadele içinde kendini kaybeder. Aklı karışır, yolunu kaybeder. İşte böyle anlarda yol gösterecek bir güce ihtiyaç duyar.
Gökyüzünde parıl parıl parlayan ve yerinden hiç oynamayan bir yıldız vardır Mete. Ona Çoban Yıldızı derler. Yollarını kaybedenler ona bakar ve doğru yolu bulurlar. İşte akıl ve cesaret, insanın içindeki Çoban Yıldızıdır. Aklın ve cesaretine sahip çık. Unutma sen bir sanatçısın. Sanat acılardan doğar. Acı çekmeyenler seni hiçbir zaman anlamayacaklar, kendini onlara anlatmak için çırpınıp, zamanını boşa harcama. Sen bildiğin yolda yürü. Sen, benim hayata verebildiğim tek ve en değerli eserimsin. Yolun açık olsun. Beni unutma."
-İnci Hoca 🤍
•Öyle Bir Geçer Zaman Ki
"Küçük insanlar, büyük insanlar karşısında aşağılık duygusuna kapılırlar. Ve bununla baş edebilmek içinde sahip oldukları tek silah, büyük insanların yaralarını deşmektir. Büyük bir insan yara aldığı zaman, küçük insanlar akbabaların leşe hücum ettiği gibi hücum ederler ona. Büyük insan, küçük…devamı"Küçük insanlar, büyük insanlar karşısında aşağılık duygusuna kapılırlar. Ve bununla baş edebilmek içinde sahip oldukları tek silah, büyük insanların yaralarını deşmektir. Büyük bir insan yara aldığı zaman, küçük insanlar akbabaların leşe hücum ettiği gibi hücum ederler ona. Büyük insan, küçük insanlara onların yöntemleriyle karşılık vermez. Kendi yaralarını iyileştirmeye çalışır. Çünkü bunu yaparsa bilir ki küçük insanların silahlarını ellerinden almıştır."
-Öyle Bir Geçer Zaman Ki
Cidden komik değil. Bölümler ortalama 23 dakika ama hiçbir dakikasında güldürmüyor. İzleyemiyorum. Çok fazla cinsiyetçi "şaka" ve muhabbetler var, bir süre sonra o kadar sıkıyor ki bıkıyor insan. Ana karakterlerin farklı hikayeleri olması, karakteristik özellikleri, konu, ortam ve ilerleyişi güzel.…devamıCidden komik değil. Bölümler ortalama 23 dakika ama hiçbir dakikasında güldürmüyor. İzleyemiyorum. Çok fazla cinsiyetçi "şaka" ve muhabbetler var, bir süre sonra o kadar sıkıyor ki bıkıyor insan. Ana karakterlerin farklı hikayeleri olması, karakteristik özellikleri, konu, ortam ve ilerleyişi güzel. Lakin cinsiyetçi muhabbetler, gereksiz karakterlerin sürekli gelmesi, çoğunun bu yaşa gelmesine rağmen ne istediğini bilmediğinden saçma bir uzatma... Tamam sitcom çok mantık aramamak gerekiyor ama ekranda tutması içinde altının dolu olması lazım benim için. Yemek yerken, bir yeri temizlerken veya ders arası kütüphanede öylesine bir bölüm açıp izledim şu zamana kadar. Hepte bitireyim aradan çıksın mantığı vardı ama devam etmeye cidden değmez. Benim için maalesef eğlenceli de değildi. Genelde bu tür yapıtları daha iyi yorum yapabilmek adına bitiririm ama olmayınca olmuyor. Belki ileride, pek sanmasam da, tekrar şans veririm.
7/10 "Bu genç adamın genç kızla tanışma hikayesidir. Ama şunu bilmelisiniz ki... Bu bir aşk hikâyesi değil." ... "Aşk diye bir şey yoktur; tamamen hayal ürünü." ... 🎼🎧🎬 Aşkın gerçek olmadığına inanan bir kadın ve ona aşık olan bir adamın…devamı7/10
"Bu genç adamın genç kızla tanışma hikayesidir.
Ama şunu bilmelisiniz ki...
Bu bir aşk hikâyesi değil."
...
"Aşk diye bir şey yoktur; tamamen hayal ürünü."
...
🎼🎧🎬
Aşkın gerçek olmadığına inanan bir kadın ve ona aşık olan bir adamın hikayesi. Ama kesinlikle bir aşk hikayesi değil.
Tom, iş yerine yeni gelen Summer'a ilk görüşte aşık olur. Summer; aşka inanmayan, anda kalmak isteyen bir kadın. Tom ise hayallerinden vazgeçmiş, sevmediği bir işte çalışmasına rağmen yine de mutlu olan, eğlenmeyi seven, müziklerden hoşlanan genç bir adam.
•Film güzeldi. Tom'u çok sevdim. Gerçekten sevip sevilmek isteyen, ruhu genç ve hâlâ inancı olan bir karakterdi. Nazik, centilmen ve komik olması da karakterini daha güzel kılmış. Summer'ı hiç sevmedim. Ne istediğini bilmeyen, tutarsız, çelişkili ve boş vermiş bir karakterdi. Kesinlikle Tom'u hak etmedi.
Sonunu beğendim, olması gerektiği gibi bitti. Gerçekçi bir sondu.
İzlemenizi tavsiye ederim, sevgiliniz ile izlenilebilecek bir film. Ders çıkarılabilir.
6/10 "You taught me ’bout your past, thinking your future was me" – Bana geçmişini öğrettin, geleceğini ben sandım. Taylor Swift'in "All Too Well" şarkısının kısa filmi. Swift, Jake Gyllenhaal ile ilişkisinin ardından yazmış olduğu bu şarkı, aralarındaki ilişkiyi, yaşadıkları…devamı6/10
"You taught me ’bout your past, thinking your future was me"
– Bana geçmişini öğrettin, geleceğini ben sandım.
Taylor Swift'in "All Too Well" şarkısının kısa filmi.
Swift, Jake Gyllenhaal ile ilişkisinin ardından yazmış olduğu bu şarkı, aralarındaki ilişkiyi, yaşadıkları anıları ve hayal kırıkları ile notalara dökmüş... Şarkıyı seviyordum zaten ama filmden sonra daha anlamlı geldi... Sözlerine de bakarsanız anlarsınız:D
Jake Gyllenhaal'ın Swift ile aralarındaki ilişkiyi bitirme sebebi çok fazla olsa da en bilindik olan aralarındaki 10 yaş farkını sorun etmesinden dolayı olduğu biliniyor. Taylor bunun ardından birçok şarkısında Jake'e göndermeler yapıyor tabii...
Dylan va Sadie rollerini güzel canlandırmış. Kısa film izlemiyorum genelde ilgimi çekmiyor ama merak ettiğim için izledim. Ortalama bir filmdi ama şarkı ile çok uymuş.
Şarkıyı kesinlikle dinleyin.
“I’ll get older, but your lovers stay my age”
10/10 Film yorumuna geçmeden önce bir avukatın özelliklerinden bahsetmek istiyorum. Toplumda insanlar artık maalesef birçok dizi ve filmde gösterildiği üzere, avukatları bağırıp çağıran, yalancı, egoist ve hırçın karakterlere bu rolü verilerek bu tür özellikler taşıyanların avukat olduğunu topluma lanse ediyorlar.…devamı10/10
Film yorumuna geçmeden önce bir avukatın özelliklerinden bahsetmek istiyorum.
Toplumda insanlar artık maalesef birçok dizi ve filmde gösterildiği üzere, avukatları bağırıp çağıran, yalancı, egoist ve hırçın karakterlere bu rolü verilerek bu tür özellikler taşıyanların avukat olduğunu topluma lanse ediyorlar. Lakin bir avukatın en belirgin özelliği zeki olmasıdır. Stratejik hareket edip, nerede ne yapması, söylemesi gerektiğini bilir. Analiz yeteneği gelişmiş, problem çözümü hızlı ve iyi olan, eleştiri becerisi yüksek olan kişilerdir. Son derece dürüst olup davadan asla düşmemeli, her şeyiyle hakim olup hazır olmalıdır. Üslubu düzgün, etkileyici ve ikna edici bir konuşma biçimi olan, davranışları yerine göredir. Her insan avukat olamaz. Gerçi şu an baba parası bastıran fakülteye giriyor, her yere hukuk fakültesi açıyorlar orası ayrı:D Hakkıyla işini yapan insan sayısı çok az maalesef...
"Cennete hizmet etmektense, cehennemde hükümet sürmek daha iyidir."
Al Pacino filmlerini izlemek istiyordum, izlediğim ilk filmi oldu. Harika bir oyunculuk, karakteri canlandırması ve rollenmesi... Gerçekten tam onun için bir roldü. The Goodfather serisini de yakın bir zamanda izleyeceğim.
Psikolojik-Gerilim türündeki bu filmde, yüksek mertebe ve kibir uğruna değişen bir avukatı konu alıyor. Baş karakterimiz yani avukatımız Kevin Lomax, film girişinde suçlu olan pedofili birine davayı kazandırması ile başlıyor. Ardından gazetede haberleri dönmesi ile asla kaybetmeyen avukat olarak alınmasının ardından dava sonrası eşi Marry Ann ile partide eğlenirken, gelen teklif ile kendini güçlü bir hukuk firmasında bulur. Ardından suçlu-suçsuz fark etmeksizin kendine gelen zenginlerin dosyalarını aklamaya çalışır. Daha fazla detaya girmeyeceğim.
Kibir, mertebe aşkı, göz önünde olma isteği ve her zaman daha fazlasını istemenin yola açacağı sorunlar...
Filmi çok beğendim. Kesinlikle izlenmeli. Kibirin sonuçlarını karakterimiz çok iyi ödedi. Keanu Reeves karakterini çok güzel oynamış.
Sonu bence tahmin edilebilirdi:D Ama yerinde ve olması gerektiği gibi bitti. Keyifli izlemelerrr.
"Belki de Tanrı, fazla kafasına göre takılıyordur. Belki hepimizi yüzüstü bırakmıştır."
Spoiler içeriyor
Bir garip yumurta meselesi... Dalga geçmeyeceim tamam:D 8/10 Tüyler ürperten bir film... Bir sonraki adımın ne olacağını merakla bekliyorsunuz. -Psikolojik-Gerilim türündeki bu film, tatil için göl kıyılarındaki evlerine gitmeye karar veren George, Anna ve çocukları Goergie, kıyı evlerine giderken komşularının…devamıBir garip yumurta meselesi...
Dalga geçmeyeceim tamam:D
8/10
Tüyler ürperten bir film... Bir sonraki adımın ne olacağını merakla bekliyorsunuz.
-Psikolojik-Gerilim türündeki bu film, tatil için göl kıyılarındaki evlerine gitmeye karar veren George, Anna ve çocukları Goergie, kıyı evlerine giderken komşularının garip davranışlarını fark etmişler lakin pek kafaya takmamışlardır. Evlerine vardıkları zaman George ve oğlu tekneleri ile uğraşırken, Anna ise mutfak ile ilgilenmeye başlar. Kapı çaldığında komşularının misafiri olan Peter eve gelerek Eva'nın yumurta istediğini söyler. Anna yumurtaları verdikten sonra 'sakarlığı' tutan Peter bütün yumurtaları kırar. Anna yeni yumurtaları verirken Peter bu sefer telefonu suya düşürür ve bozar... Peter yeni yumurtalar ile gittikten kısa süre sonra köpek havlaması duyan Anna kapı önüne çıkar ve bu sefer komşularının diğer misafirleri olan Paul'un da Peter ile birlikte kapı önünde köpeğin saldırsı yüzünden eve sığınmış bulur... Israrla yeni yumurta isteyen bu ikiliyi Anna evden kovar ancak ikisi de gitmeyi reddeder. Sesler üzerine eve gelen George ve oğlu olayı anlamaya çalışırken eşinin sinirlenmiş olduğunu görerek ikiliyi evden gitmesini söyler lakin gitmeyen ikili ve George arasında bir gerilim oluşur. Sonunda sinirlenen George, Paul'a tokat atar ve Paul, George'u yaralar. Yumurta bahanesi olan Peter ve Paul bu aileyi rehine alır...
Aslında burjuva nefreti olan bu ikili, film boyunca karakterleri psikolojik olarak test ediyor. Acı çekmelerini, zor durumda olamaları, savunmasız ve yalvarmalarından keyif alan Peter ve Paul, nefretlerini şiddet ile dışa vuruyorlar. İzlerken sonraki hamleyi merak ediyorsunuz, birbirinden psikopat ikili film boyunca aileyi her davranışları boyunca sınıyor. Filmde karakterler ile bizde sınanıyoruz. Paul bir hamle yapmadan önce izleyicilere durumun ne olduğunu soruyor. İlk döndüğü kısımda biraz korkmadım değil:D
Sonu olması gerektiği gibi bitti. Fazladan veya gereksiz bir sahne bence yoktu. Aslında sonu biraz Freida McFadden kitapları gibiydi, yine bir kuşku uyandırdı...
Gerilim sevenler için güzel bir film.
Ayrıca filmi yönetmen 10 yıl sonra tekrardan çekmiş bu 1997 zamanında diğer film ise 2007 yılında çekilmiş. İzleyecek olan varsa karıştırmasın:D
NOT: Kan ve rahatsız edici unsurlar bulundurmaktadır.
4/10 Neden bu kadar sevildiğini anlamadığım bir filmdi. Önce kitabını okusaydım daha mı çok severdim yoksa yine aynı mı olurdu bilemiyorum ama izlerken çok sıkıldım. Filmin sadece son 30 dakikası beni sardı yoksa giriş kısmı o kadar sıkıcı, durağan ve…devamı4/10
Neden bu kadar sevildiğini anlamadığım bir filmdi. Önce kitabını okusaydım daha mı çok severdim yoksa yine aynı mı olurdu bilemiyorum ama izlerken çok sıkıldım. Filmin sadece son 30 dakikası beni sardı yoksa giriş kısmı o kadar sıkıcı, durağan ve uzundu ki uyumamak için zor durdum. Genel olarak böyle filmleri sevmiyorum, gelecekte geçen çöl, robotik vs. beni içine çok çekmediği sürece sevmem. Bu film o kadar yavaş, o kadar sıkıcı ve beni bağlayan hiçbir unsur bulunmadığı için hiç
beğenmedim. Çok popüler isimler başrole konularak izlenmesi beklenilmiş sanırım ama bence yeni yüzler olsa daha güzel olurdu. timothée chalamet ve zendaya’yı bütün filmlerde görmekten cidden bıktım. timothée chalamet’in çok abartıldığını da düşünüyorum, düz oyuncu yani artısı yok. Bu film içinde yanlış oyuncu olduğunu düşünüyorum.
10/10 Harika bir Stephan King eseri daha. “Ben de Tanrı değilim. Ama ölüyü diriltmek… Tanrı olmaya ancak bu kadar yaklaşılabilir, değil mi?” Doktor Louis Creed, ailesi ile birlikte yeni çalışacağı üniversiteye yakın bir ev için taşındığı kasabavari yerde yaşayan insanların…devamı10/10
Harika bir Stephan King eseri daha.
“Ben de Tanrı değilim. Ama ölüyü diriltmek… Tanrı olmaya ancak bu kadar yaklaşılabilir, değil mi?”
Doktor Louis Creed, ailesi ile birlikte yeni çalışacağı üniversiteye yakın bir ev için taşındığı kasabavari yerde yaşayan insanların evcil hayvanlarını gömdüğü buna da ‘Hayvan Mezarlığı’ adını verdiği yerden uzak durması gereken Louis Creed yasakları çiğner ve mezarlıktaki ruhlarla başı belaya girer…
(Kısaca böyle anlatabilirim nereden anlatsam spoiler olur ve bu kitap kesinlikle spoilersız okununca tadı çıkan bir kitap)
Kitapta gerilim ve kasvetli bir hava mevcut, sürekli ölüm üzerinde duruyoruz, Louis’in kızına (5 yaşında) ölümü anlatmasına eşi Rachel’in eski travmalarına ve yeni komuşlarıyla her gece yaptıkları bira hasbıhalleri ve yaşadıkları yer ile eski yaşanan hikayeleri anlatması, toplumsal bilinen doğrulara aykırı karakterlerin düşünceleri… Yazar birçok olayı, konuyu ve düşünceyi bir araya getirerek Hayvan Mezarlığı arayıcılığıyla okurlara aktarıyor.
Keyifli okumalar ✨