Spoiler içeriyor
-Tanrılar nerede? Buda nerede? Gerçekten varsanız, beni iyi dinleyin! Muzip ve zalimsiniz! Orada canınız, çok mu sıkılıyor da burada bizi karıncalar gibi eziyorsunuz? cevap verin! insanları ağlarken seyretmekten bu kadar mı zevk alıyorsunuz? -Yeter! Tanrılara saygısızlık yapma! Aslında ağlayan, Tanrıların…devamı-Tanrılar nerede? Buda nerede? Gerçekten varsanız, beni iyi dinleyin! Muzip ve zalimsiniz! Orada canınız, çok mu sıkılıyor da burada bizi karıncalar gibi eziyorsunuz? cevap verin! insanları ağlarken seyretmekten bu kadar mı zevk alıyorsunuz?
-Yeter! Tanrılara saygısızlık yapma! Aslında ağlayan, Tanrıların kendisi. zamanın başlangıcından bu yana aralıksız birbirimizi öldürmemizi seyrediyorlar. Bizi kendimizden koruyamazlar ki! Bu, dünyanın hamurunda var. insanoğlu, ızdırabı neşeye, savaşı barışa tercih ediyor.
1985 yapımı Jidaigeki sinemasının üstadı Akira Kurosawa eseri "Ran" Kurosawa'nın tarzına bir kez daha hayran kaldım izlerken. Bu nasıl bir düşünce yapısı ve kurgulama biçimidir. Hayretler içinde bırakıyor beni. Ne desem az. Filmi izlemek için o kadar geç kalmışım ki kendimden utanıyorum..
Filmin her karesi görsel haz uyandırıyor her karesi bir emek bir sanat eseri. Raf uygulamasına fotograf koyabilmek özelliği olsaydı da filmi izlerken ss aldıgım her şeyi şuraya koyabilseydim. Film Shakespeare uyarlaması. Ama tüm karakterler değiştirilmiş. Bu filmden esinlenip Mel Gibson "Braveheart"ı çekiyor. Kurosawa bu filme o kadar değer ve uğraş vermiş ki film için şato alıp yakmış.
Filmin başında gökyüzü sahnesinde bulutların istediği konumda çekmek için tam 85 gün aynı yere gidip beklemiş bu sabır kimsede yok yemin ederim helal olsun.
Film bize kıskançlık, liderlik, onur bağlılık gibi kavramların ne olduğunu görünür kılıyor. Mutlaka izlenmesi gereken bir şaheser olduğunu düşünüyorum.
Spoiler içeriyor
"Şu kadınlar faşistlerden beter, doğrudan kalbi hedef alıyorlar." Bu cümle kalbimi sağlamaya yetti aslında filmin hissettirdiklerine bahsetmiyorum bile. Zamanının Sovyet Rusya'sını ve o yıllarda kavuşulmayan bir aşk hikayesi anlatılıyor filmde. Askere giden abimizin aşkına olan hakikatli davranışı ve sadakati duruşunun…devamı"Şu kadınlar faşistlerden beter, doğrudan kalbi hedef alıyorlar."
Bu cümle kalbimi sağlamaya yetti aslında filmin hissettirdiklerine bahsetmiyorum bile. Zamanının Sovyet Rusya'sını ve o yıllarda kavuşulmayan bir aşk hikayesi anlatılıyor filmde. Askere giden abimizin aşkına olan hakikatli davranışı ve sadakati duruşunun yanında sevdiği kadının acılar içinde yaşaması.. Yer yer izlerken duygusallaşıyorsunuz. Mikhail Kalatozov'un daha önce hiçbir filmini izlememiştim bu ilkti. Devamının geleceğini düşünüyorum. Yılına göre çekilmiş eni iyi ve etkileyici filmlerinden biri bence yönetmene saygı duyuyorum cidden.
Beni en çok etkileyen sahne filmin sonu oldu açıkçası. Güzel Veronica' nın acısını bağrına basıp Boris'e veremediği çiçekleri etrafa mutlulukla dağıtması..
Quentin Tarantino serimin sondan bir önceki filmi Ölüm Geçirmez benim şu ana kadar izlediklerim arasında en az beğendiğim film oldu. Tarantino bu filmi arkadaşı Robert Rodriguez'le beraber yazmış yeni öğreniyorum. Araba sahneleriyle beni haryecsnlandıtan bir film oldu açıkçası. Diyaloglar klasik…devamıQuentin Tarantino serimin sondan bir önceki filmi Ölüm Geçirmez benim şu ana kadar izlediklerim arasında en az beğendiğim film oldu. Tarantino bu filmi arkadaşı Robert Rodriguez'le beraber yazmış yeni öğreniyorum. Araba sahneleriyle beni haryecsnlandıtan bir film oldu açıkçası. Diyaloglar klasik ama her zamanki gibi akıcı ve eğlenceli. Uzun olsa bile sizi sıkmadan güldürüyor yer yer. Kadınlar arasındaki konuşmalara tanık oluyoruz bu filminde. Ama bu beğenmediğim anlamına gelmiyor asla. Yine klasik Tarantino Bey bu filminde de kendine bir rol veriyor. Ayaklar ön planda yie tabi ki. Şunu da söylemeden geçmeyeyim filmin müzikleri muhteşemdi. Sanki müziğe göre filmi çekmişler o derece. Bu olaya bayıldım.
Suudi Arabistan'a ilk kadın yönetmen olan Haifaa Al - Mansour'un 2012 yapımı filmi Wadjda. Film çekmenin dahi yasak olduğu bir ülkede bir kadın yönetmen olarak böyle bir işin üstesinden gelmek pek herkesin yapabileceği bir iş değil o nedenden ötürü hayli…devamıSuudi Arabistan'a ilk kadın yönetmen olan Haifaa Al - Mansour'un 2012 yapımı filmi Wadjda. Film çekmenin dahi yasak olduğu bir ülkede bir kadın yönetmen olarak böyle bir işin üstesinden gelmek pek herkesin yapabileceği bir iş değil o nedenden ötürü hayli gurur duyarak izledim bj filmi.
Aslında filmde değinilen konular bizim ülkemize çok da uzak şeyler değil. Ataerkil toplum düzeyi, kadınların dinlediklerini yapamaması, özgür olmamaları, katı şeriat kanunları. Tamaam kabul ediyorum bu kadar abartı bir düzen yok ama hayli hissedilir bir eşitsizlik var ülkemizde de.
Konusu da tam olarak bunu anlatıyor ama tatlı bir kız gözünden. Wadjda okulda çok da başarılı olmayan bir öğrenci. Bu nedenle öğretmenleri tarafından sevilmiyor. Ailesinde yaşanan kavgalar onu içine kapanmaya itiyor. Wadjanın bir hayali güzel bir bisiklete sahip olmak. Ama yaşadığı ülke tarafından kızların bisiklete binmesi yasak. Böyle olunca küçük kızımız kendi özgürlüğünü arama çabasına giriyor.
Oyunculuklar bakımından hafif eksiklikler olmasına rağmen bence bir şeyleri anlamak ve hayata farklı bakıyor olmak için izlenmesi gereken bir film oldugunu düşünüyorum
Çok sevdiğim Mohsen Makhmalbaf'ın eşi Marzieh Makhmalbaf Hanımefendi'nin ilk filmi. Orijinal adı Ruz-i Zen Sodam olan film 2000 yapımı filmi Mohsen abimiz yazıyor. İran'daki kadının statüsü, hakları ve yaşayış şeklini özgürlük arayışını muhteşem anlatan bir film kanımca. İzlediğim zaman kendi…devamıÇok sevdiğim Mohsen Makhmalbaf'ın eşi Marzieh Makhmalbaf Hanımefendi'nin ilk filmi. Orijinal adı Ruz-i Zen Sodam olan film 2000 yapımı filmi Mohsen abimiz yazıyor.
İran'daki kadının statüsü, hakları ve yaşayış şeklini özgürlük arayışını muhteşem anlatan bir film kanımca. İzlediğim zaman kendi halime şükredesim geldi desem hiç de yalan olmayacak.
Filmin sürrealist yaklaşımla gerçekçiliği birbirine harmanlamadı zaten yönetmenin diğer filmlerinde de ustalıkla kullandığı bir özellik..
Film çocukluk gençlik ve yaşlılık olarak üç bölüme ayrılmış. Bir nevi kronolojik anlatım diyebilirim buna. 3 hikayemiz var ilki 9 yaşına girmiş olan bir kız çocugunun hayatının büyümesiyle ne kadar değiştiğini ve buna anlam verememesini anlatıyor. Hala çocuk olmasına ragmen annesinin sen bir genç kadınsın artık demesi, arkadaşıyla oyun oynayamayacak olması çocuk aklı için akıl almaz derecede değişik ve garip geliyor.
İkinci hikayede bisiklet süren evli bir kadın görüyoruz. Kocası onun bisiklet sürmesine izin vermiyor ve eve götürmek istiyor ama kadın özgürlüğü için direniyor. Bu direnme kocasıyla boşanmasına sebep olunca işler çığırından çıkıyor.
Üçüncü hikaye artık yaşamının son anlarında olan tatlı bir neneyi anlatıyor. Bu yaşlı kadın hayatı boyunca sahip ollanadıgı şeyleri kağıtlara yazıp bir bir parmaklarına yapıştırıyor. Hayali bunları almak olan kadın küçük bir oğlanın karşısına çıkmasıyla bir bir hayallerine doğru koşuyor adeta.
Bu 3 hikaye de filmin sonunda çok hoş bir şekilde bağlanıyor. Kesinlikle izleyin.
Bir kere de şaşırt be Kurosawa dediğim filmin kaçıncısı sayamadım bile. Kızıl Sakal Akira Kurosawa'nın diğer filmlerine göre biraz farklı. Aksiyon sahnesi nadir var daha çok durağan ilerleyen bir yapımla karşımıza çıkıyor Kurosawa. Bu film ayrıca yönetmenimizin son siyah beyaz…devamıBir kere de şaşırt be Kurosawa dediğim filmin kaçıncısı sayamadım bile. Kızıl Sakal Akira Kurosawa'nın diğer filmlerine göre biraz farklı. Aksiyon sahnesi nadir var daha çok durağan ilerleyen bir yapımla karşımıza çıkıyor Kurosawa. Bu film ayrıca yönetmenimizin son siyah beyaz filmi ve Toshiro Mifune'yle çektiği son film özelliğini taşıyor.
Bu filminde de diğerlerinde olduğu gibi usta çırak ilişkisinden yola çıkarak olaylar gelişiyor belli dersler çıkartılıyor.
Konusu ise bir tıp öğrencisinin teorikte süper zeka olması ama pratiğe gelince işlerin hiç de sandıgı kadar kolay olmadıgının farkına varması diyebilirim kısaca. Kibirin nasıl insanın içini kirlettiğini izleyiciye ustalıkla anlatıyor bence. Yine izlerken içerisinden kendimizden birçok şey bulacagımız bizi sorgulamaya iten bir yapım oldu düşüncesindeyim.
Filmin uzun olması belki sizi biraz korkutabilir ama bazı yapımlar vardır ki zamanın nasıl geçtiğini hissetmezsiniz ya bu da öyle işte. Bir çırpıda bitiveriyor bittikten sonra ise biraz oldun bakış açınız değişiyor gibi hissediyorsunuz.
Sen” virane kalbime ne yaptın? Bak, divane aşkıma ne yaptın? İpeğin içinde rahatlığa alışmıştım Sen “kelebek” kanadıma ne yaptın? Gözünün kadehinden içmeden sarhoş oldum Baygınım, meyhanemi ne yaptın? Meğer yaslanmaya layık değilmişim Sen omuzumdaki hasreti ne yaptın? Beni yordun ve…devamıSen” virane kalbime ne yaptın?
Bak, divane aşkıma ne yaptın?
İpeğin içinde rahatlığa alışmıştım
Sen “kelebek” kanadıma ne yaptın?
Gözünün kadehinden içmeden sarhoş oldum
Baygınım, meyhanemi ne yaptın?
Meğer yaslanmaya layık değilmişim
Sen omuzumdaki hasreti ne yaptın?
Beni yordun ve sen yorgun gittin .
Sefere çıkan, sen evime ne yaptın?
Dünyam, senin ağlama yağmuruna bulandı…
Sarayımın çatısına ne yaptın?
Dr. Afshin Yadollahi, Ne Yaptın
Şu günlerde hep karşıma çıkıyor birilerine öneriyorum, izliyorlar mutlu oluyorum eleştirisini yapayım bir zahmet dedim kendi kendime madem enn sevdiğimiz filmdir bize de bu görev düşer. Neyse sanırım çok uzattım. Orijinal adı Nema-yı Nezdik olan Abbas Kiarostami'nin bence en etkileyici…devamıŞu günlerde hep karşıma çıkıyor birilerine öneriyorum, izliyorlar mutlu oluyorum eleştirisini yapayım bir zahmet dedim kendi kendime madem enn sevdiğimiz filmdir bize de bu görev düşer. Neyse sanırım çok uzattım.
Orijinal adı Nema-yı Nezdik olan Abbas Kiarostami'nin bence en etkileyici ve hoş filmi Close Up. Konusunu gerçek hikayeden alıntılıyor Kiarostami. Bu yönüyle ayrı dikkat çekici zaten.
Sosyal statüsünden dolayı asla değer görmeyecek bir adam Hossain Sabzian. Hayallerine ulaşmanın yolunu yalan söylemekle buluyor bir nevi. Kendini ünlü yönetmen Mohsen Makhmalbaf olarak tanıtıyor bir aileye. İnandırıyor da insanları bu yalanına. Sonra tabi gerçekler eninde sonunda ortaya çıkıyor Sabzian (yalancı Makhmalbaf ) mahkeme karşısına çıkarılıyor. Gariptir ki toplum tarafından her şekilde hor görülen bu adama mahkeme salonunda ciddiye alınıp dinleniyor bu yönüyle bize çok şey anlatıyor film.
Şu an resmedeceğim ikonik fotografı çogunuz biliyorsunuzdur. Krizantem çiçeği elinde yalancı ve gerçek Makhmalbaf'ın motorsiklet üzerindeki yolculuğu.. Bu fotograf bile filmin dokusunu ve nefes aldığını bize anlatıyor bence. Acaba ben çok sevdiğim için mi böyle düşünüyorum diyorum bazen ama degil hayır. Film gerçekten de herkesin içinden.
"İnsanlar, söylediğim şeyleri yapmakta isteksizdiler ama ünlü birisi gibi davrandıktan sonra hepsi bana itaat etti" Sabzian'ınn bu sözleri günümüz yaşantısının çarpıcı bir görüntüsünü gözlerimizin önüne getirmeye yetiyor bence. Zenginlik içe değil cebe bakıyor dedikleri gibi.
Yılın en çok okunan kitabıymış. Beni bu bilgi derinden üzdü çünkü kitap bence hayatınıza pek bir şey katmayacak düz bir kitap. Sanki yıllar evvel okuduğum içi boş watpedd kitabı okuyor gibi hissettim yer yer. Kitabı sahaftan almıştım verdiğim paraya üzüldüm…devamıYılın en çok okunan kitabıymış. Beni bu bilgi derinden üzdü çünkü kitap bence hayatınıza pek bir şey katmayacak düz bir kitap. Sanki yıllar evvel okuduğum içi boş watpedd kitabı okuyor gibi hissettim yer yer. Kitabı sahaftan almıştım verdiğim paraya üzüldüm cidden. Onun yerine karnımı doyursaydım daha iyiydi. Sevenine saygı duyarım ama benim için iyi bir kitap değil