Ne söyleyeyim bilemedim; herkes bitiremez, herkes izlerken keyif alamaz. Ben sıkılmadan izledim. 🤎 Derin bir felsefik altyapıya, kaliteli bir karakter çözümlemesine sahip bir dizi. Kurgu boyunca hayatlarında bir şekilde başarısız olmuş veya başarısız olma korkusu içindeki bireylerin hayatlarına değinilerek başarılı…devamıNe söyleyeyim bilemedim; herkes bitiremez, herkes izlerken keyif alamaz. Ben sıkılmadan izledim.
🤎
Derin bir felsefik altyapıya, kaliteli bir karakter çözümlemesine sahip bir dizi. Kurgu boyunca hayatlarında bir şekilde başarısız olmuş veya başarısız olma korkusu içindeki bireylerin hayatlarına değinilerek başarılı ve zengin karakter yapısı ile izleyici olayın içerisinde tutulmaya çalışılmış, çok da başarılı olmuş.
Benim için sıradanlaşan Kore dizilerine hiç mi hiç benzemiyor, ilginç olmak için değil içten olmak için çabalanmış.
Beğendim mi bilmiyorum ama bir kelime veya bir bakış gözyaşlarımın şakaklarımdan akıp kulağıma kaçmasına sebep olabilecek kadar etkiliyordu beni. (Diziyi çoğu kez yatar pozisyonda izledim. )
Aynı zamanda o 3 erkek kardeş bir hareketleriyle kahkaha atmama sebep olabiliyordu, çok çok samimilerdi.
Sanırım şu karmaşık duygulara tercüman
olabilecek tek emoji bu: 🤗
8/10
Dizisini bitirip hemen sonra da kitabını okuduğum, bir an bile sıkılmadığım o efsane dizi... Rebecca Ferguson'un efsane oyunculuğu Dune'da olduğu gibi burada da kendini konuşturuyor, diğer oyuncular da cabası. Role o kadar güzel uyum sağlamış ki En-derin'de Merkaniker Julliet Nichols…devamıDizisini bitirip hemen sonra da kitabını okuduğum, bir an bile sıkılmadığım o efsane dizi...
Rebecca Ferguson'un efsane oyunculuğu Dune'da olduğu gibi burada da kendini konuşturuyor, diğer oyuncular da cabası.
Role o kadar güzel uyum sağlamış ki En-derin'de Merkaniker Julliet Nichols olarak tanıdığım kadın ile Dune'da Paul'ün annesi Jessica olarak tanıdığım kadın bambaşka insanlar... Sanırım oyunculuk tam da bu noktada kendini gösteriyor, girdiğin her rol seni bambaşka bir insanın suretine ve karakter yapısına sokuyor. İzlerken bu kadın olmasa kim oynardı ki bu rolü dedim kendime kendime, karakter ile bütünleşmiş resmen. Bayıldım.
Dizi ve kitaba gelecek olursak; inanılmaz keyifli, akıcı, hayret verici.
Gelecek hakkında distopik denebilecek çıkarsamalarda bulunan her film, dizi ve kitap kendini izletmesini başarsa da bence bu bambaşka bir durum. Karakterler, kurgu, kitaba bu derece uyumluluk, bu denli başarılı mekansal detaylar diziyi gerçekçi bir seviyeye çıkarmış.
Hugh Howey'in Silo adlı kitabından uyarlanmış 2 sezon 20 bölümlük bu dizi, insana yaşadığımız evrenle onun diliyle konuşmazsak başımıza nelerin gelebileceğini, nesillerimizin gelecekte nasıl bir dünyaya uyanacaklarını çok çok çarpıcı bir şekilde anlatıyor.
Bilim-kurgu denince akla gelebilecek başlıca yapımlar arasında kesinlikle yerini aldı, izlenmeli.
♡
10/10
"Peki. benim Aşk'ı tanımadığımı niçin söylüyorsun?" diye sordu Güneş. "Çünkü Aşk, ne çöl gibi devinimsiz durmaktan, ne rüzgâr gibi dünyayı dolaşmaktan, ne de senin gibi her şeyi uzaktan görmekten ibarettir. Aşk, Evrenin Ruhu'nu değiştiren ve geliştiren güçtür. İlk kez onun…devamı"Peki. benim Aşk'ı tanımadığımı niçin söylüyorsun?" diye sordu Güneş.
"Çünkü Aşk, ne çöl gibi devinimsiz durmaktan, ne rüzgâr gibi dünyayı dolaşmaktan, ne de senin gibi her şeyi uzaktan görmekten ibarettir. Aşk, Evrenin Ruhu'nu değiştiren ve geliştiren güçtür. İlk kez onun içine girdiğim zaman, onun kusursuz olduğunu sandım. Ama daha sonra onun, yaratılmış olan her şeyin yansıması olduğunu, onun da savaşları ve tutkuları olduğunu gördüm. Evrenin Ruhu'nu bizler besliyoruz ve üzerinde yaşadığımız dünya, bizim daha iyi ya da daha kötü olmamıza göre, daha iyi ya da daha kötü olacaktır. Aşk'ın gücü işte burada işe karışır, çünkü sevdiğimiz zaman, olduğumuzdan daha iyi olmak isteriz her zaman."
♡
8/10
Ah Charlie, sana söylemek istediğim o kadar çok şey var ki. 💓Annenin yerine seni olduğun gibi kabullenmek, 🤧Evinin arkasına gömdüğün minik Algernon'un mezarına senin yerine her hafta güzel çiçekler koymak, 😑Fırıncıdaki işinde sana hakettiğin gibi davranmayan iş arkadaşların yerine seni…devamıAh Charlie, sana söylemek istediğim o kadar çok şey var ki.
💓Annenin yerine seni olduğun gibi kabullenmek,
🤧Evinin arkasına gömdüğün minik Algernon'un mezarına senin yerine her hafta güzel çiçekler koymak,
😑Fırıncıdaki işinde sana hakettiğin gibi davranmayan iş arkadaşların yerine seni anlayarak ve seni gerçekten severek sana arkadaşlık etmek,
😊Sana sadece denek olduğun için değer veren o çokbilmiş insanlar (gerçek moronlar onlar) yerine sana gerçekten değerli olduğunu hissettirmek,
🤗Ve en önemlisi sen ve senin gibi fiziksel veya zihinsel engelleri olan tüm insanları en içten duygularımla kucaklamak istiyorum.
Çünkü biliyorum ki asıl engel insanların yüreğindedir, sen ve yüreğin daima zihnimde tüm içtenliğiyle yer edeceksiniz.
🦋
Umarım Waren'daki yerinde iyisindir, umarım sana iyi bakıyorlardır. Kimseye ezdirme kendini.
8/10
Spoiler içeriyor
Kurgusu, karakterleri hoşuma gitti. Çok sevimli bir animasyon olmuş ama keşke sonu daha tatmin edici bitseydi. Bende çok yarım kaldı hikaye. Örneğin Arrietty ve ailesi onlar için yapılan maket evde yaşabilselerdi, Sho gireceği ameliyat başarılı geçseydi, insanlarla beraber yaşamanın da…devamıKurgusu, karakterleri hoşuma gitti. Çok sevimli bir animasyon olmuş ama keşke sonu daha tatmin edici bitseydi. Bende çok yarım kaldı hikaye.
Örneğin Arrietty ve ailesi onlar için yapılan maket evde yaşabilselerdi, Sho gireceği ameliyat başarılı geçseydi, insanlarla beraber yaşamanın da mümkün olduğu bir son belki de...
Bilemedim, yine de izlenir.
6/10
Senden sonra çok yağmur yağdı. Çok insanlar geldi, anlatıp gittiler. Bir tarafımda eksik bir şeyler, her sızıda varlığını duyurdu. Senden sonra ruhum hep aksayarak yürüdü. Bu gurbetin bir gün biteceği hakikati içime ağır bir taş gibi çöreklenip kaldı. Hayatın daimi…devamıSenden sonra çok yağmur yağdı.
Çok insanlar geldi, anlatıp gittiler. Bir tarafımda eksik bir şeyler, her sızıda varlığını duyurdu. Senden sonra ruhum hep aksayarak yürüdü. Bu gurbetin bir gün biteceği hakikati içime ağır bir taş gibi çöreklenip kaldı. Hayatın daimi bir daüssıla, sevmenin özlemek olduğu bilinci ruhuma otağ kurdu.
Senden sonra ağız dolusu kahkaham kalmadı, her gülüşe bir ucundan, bu dünyada bir daha seni göremeyecek olmanın kekre tadı karıştı. Senden sonra çok yağmur yağdı.
“Biraz yağmur kimseyi incitmez”. Her insan kendi masalının peşinde koşuyor. Koca bir ömrü bir hikâye kurmak için yaşıyoruz. Anlatacak bir şeylerimiz olsun, bizden geriye bir hoş seda kalsın istiyoruz. Sevenlerin kalbine çarparak çoğalacak bir büyük hece, sadece sevginin telleriyle titreşecek bir cümle.
Senden geriye, senin güzelliğine, doğruluk ve iyiliğine tanıklık eden sözler kaldı. Zaten bir söz, iyiliğe tanıklık etmiyorsa neye yarar ki? Senden sonra üstümüze çok yağmurlar yağdı, olmadık zamanlarda bir üşüme tuttu bizi ve dedik ki “Biraz yağmur kimseyi incitmez”.
Torunların bir yaş daha büyüdü. Dört mevsim daha. Büyük oğlan arada seni düşünüp ağlasa da senin can arkadaşın, küçük sarı adam bir daha seni sormadı. Ona “Deden uzak ülkede” dedik. Sustu ve bir daha seni sormadı. Yeryüzünde onu bu kadar karşılıksız seven, parklara, hayata, börtü böceğe onunla ilk merhabasını verdiği arkadaşının, birden sırra kadem basmasını anlayamadı. Aslına bakarsan, biz de hâlâ tam anlamış değiliz. Çocukluğun ılık hatıraları rüyalarımıza sızdıkça, dünya bizi hırpaladıkça, sıkı sıkıya elini tutmak, senden emniyet almak istiyoruz. Kalbimizi serinleten inancımız olmasa, karanlık bir ormanda uğultuların peşi sıra kaybolur giderdik.
Torunların bir yaş daha büyüdü. Dört mevsim daha.
Sessizlik kendini öğretti.
“Bize bunca sessizliği öğretebilmek için / Çok yalnız kalmış olmalı atalarımızdan biri”. Gidişin bana sessizliği öğretti. Nicedir talim ediyordum da sırrına âgâh olamamıştım. Senden sonra aradan başka hayatlar geçti. Sessizlik kendini öğretti.
Her oğul babasının gölgesidir. Kaç zamandır bir mektup yazmayı kuruyorum sana. Sadece, kalbimin derinliklerinde konuşmak istiyorum. Biliyorum melekler taşır oğulların sözünü. Kelimelerim biner Cebrail’in kanatlarına, o ışıksı varlık tamamlar sözümün eksiğini. Bir oğul ancak babasını özlemekle çiçek açar. Bir aydınlık vurur çehresine, özlemden söz açtığında.
Her oğul babasının gölgesidir.
Senden sonra çok yağmur yağdı. Sarı torun, en çok ‘neden?’ diyor. Bu sözcük ona çok yakışıyor. Neden sorusunu sonsuza dek uzatmak hoşuna gidiyor. Neden diye başlayan sonsuz sayıda cümle kurabilir. Abisi çok tatlı bir genç adam olmaya gidiyor. Sınıf birincisi değil ama insanların hallerini pek güzel seziyor. Allah vergisi bir empati yeteneği var. Onun merhametli kalbini seviyorum. Dedesinden aldığı bir şey var.
Senden sonra çok yağmur yağdı.
Ben ki bir oğulum, senin kalıcılık yurduna kanat çırpmanla ben de yola çıkmış oldum. Bir oğulum ve ben yaşarken sen bende yaşamaya devam ediyorsun. Senden sonra çok yağmur yağdı. Aradan çok hayatlar geçti.
Sessizlik kendini öğretti.
Sen de ben de En Sevgili’nin oğullarıyız. Onun gölgesiyiz, onun bendesiyiz. Seni de çok özledik, selam üzerine olsun, onu da çok özledik!
"Senden Sonra"
Kemal Sayar
Rahmetle♡
(...) "Herkes ölünce ardında bir şeyler bırakmalı. Bir kitap, bir çocuk, bir tablo, inşa edilmiş bir ev veya duvar, yapılmış bir çift ayakkabı veya ekilmiş bir bahçe. Elinin bir şekilde dokunduğu bir şey, öldüğünde ruhunun gideceği bir yer olsun diye;…devamı(...)
"Herkes ölünce ardında bir şeyler bırakmalı. Bir kitap, bir çocuk, bir tablo, inşa edilmiş bir ev veya duvar, yapılmış bir çift ayakkabı veya ekilmiş bir bahçe. Elinin bir şekilde dokunduğu bir şey, öldüğünde ruhunun gideceği bir yer olsun diye; böylece insanlar ektiğin o ağaca ve çiçeğe baktığında sen orada olursun.
Ne olduğu önemli değil, dokununca onu değiştirdiğiğin ve ellerini çektiğinde sana benzeyeceği bir şeye dönüştürdüğün sürece... Sadece çim biçen adamla bahçıvan arasındaki fark dokunuştadır. Çimleri biçen adam hiç orada olmamış gibidir, bahçıvan ise bir ömür orada kalacak."
*Ray Bradbury
(...)
Fahrenheit 451, bir kâğıdı tutuşturmak için gereken ısının miktarı... Kitabın vermek istediği mesaj ve kurgu o kadar ilginç ki okurken çok şaşırmıştım. Ray Bradbury bize kitapların bir güç tarafından elimizden alınıp yakıldığında, dünyada kitap denen şey kalmadığında, kitapların değerini ancak o zaman anlayabileceğimizi çok çarpıcı şekilde anlatıyor.
Bilim-kurgu türündeki bu roman kitapların aslında biz onları raflarda unutup okumadığımızda elimizden alınıp çoktan yakıldığını, bunu ise okuma hevesinin ellerimizden alınması ile yapıldığını anlatıyor.
Kitaplar için okunması gereken bir kitap.
Tavsiye ederim.
♡
9/10
İzlerken keyifle izledim. Kanunsuz'un yaptıkları ahlaki mi tartışılır ama içten içe bir rahatlık hissettiğimi söylemem gerek. Adalet yerini bulamadığında hakedene katettiği gibi davranmak insanı tatmin ediyor olsa da işler sarpasarıp mevzu vicdana gelince, onu susturmak çoğu kez mümkün olmuyor. Adalet,…devamıİzlerken keyifle izledim.
Kanunsuz'un yaptıkları ahlaki mi tartışılır ama içten içe bir rahatlık hissettiğimi söylemem gerek.
Adalet yerini bulamadığında hakedene katettiği gibi davranmak insanı tatmin ediyor olsa da işler sarpasarıp mevzu vicdana gelince, onu susturmak çoğu kez mümkün olmuyor.
Adalet, kanun, vicdan çemberinde takılı kalan Polis Akademisi öğrencisinin kanunlara karşı çıkışını konu edinen keyifli bir dizi.
8/10 🧐
Egemenlik ve güç tutkusu peşinde koşan Beyaz Adam'ın acımasızca yok ettiği Çerokiler'e ithaf edilen bir kitap. Yazarın üslubundaki ve kitabın içeriğindeki sıcaklık insana bulaşıyor. Her sayfası iyilik kokuyor. 9/10 🤍