Az önce bitirdim. Neler neler yazılmış ya neler neler... Bence çok güçlü bir kalem Sabahattin Ali'deki. Kürk Mantolu Madonna ile başladım Kuyucaklı Yusuf ile geliştirdim kalemini tanımayı. Okuyanların "unutulmaz hikaye" diye bahsettiği bu roman beni baştan sona öyle bir hızla…devamıAz önce bitirdim. Neler neler yazılmış ya neler neler... Bence çok güçlü bir kalem Sabahattin Ali'deki. Kürk Mantolu Madonna ile başladım Kuyucaklı Yusuf ile geliştirdim kalemini tanımayı. Okuyanların "unutulmaz hikaye" diye bahsettiği bu roman beni baştan sona öyle bir hızla aldı götürdü ki festival filmi izliyor edasıyla 2 gün geçirdim. İzliyor edasıyla dedim çünkü harika betimlemeler ve fevkalâde ruhsal çözümlemeler beni mest etti. Edremit'e gittim 2 gün orada yaşadım resmen.
Karakterlere değinmek istiyorum biraz. Baş kahramanımız Yusuf gerçekten o yetimliğini, babalığını yer yer ise cahilliğini o kadar güzel hissettirdiki; verdiği kararların veya düşündüğü şeylerin içine aldı beni. Selahattin Bey'in yer yer naif ve yardıma muhtaçlığı ama aynı zamanda mevkiisinin verdiği sağlam karar alma özelliği de çok başarılı yansıtılmıştı. Diğer karakterlere çok girmek istemiyorum spoiler olmaması açısından. Ama onlar da o kadar iyi kurgulanmıştı ki hayretler içinde okudum gerçekten.
Kesinlikle okunması gereken ve birtakım dersler çıkarılması gerekilen bir kitap. Dün başlayıp bugün bitirdim. Bu da bence akıcılığını kanıtlıyor.
Sözlerimi bir kaç alıntıyla bitirmek istiyorum (spoi):
"Konuşmaya ne lüzum vardı? Bütün güzel laflardan ve hoş insanlardan sıkılan bu mahlukları, birbirlerinin sessiz mevcudiyeti, yorgunluk verecek kadar doyuruyordu."
"Götür beni Yusuf!"
"Fakat artık dünyada bir tek şeye inanıyorum: O da tecrübe."
"Bir gün Allah peygamberleri çağırıp sormuş, "Saadet nedir?" demiş. Her biri kendilerine göre cevap vermişler. Musa: Filistin'e gitmektir; İsa: Bir yanağına vurana ötekini uzatmaktır; Buda: Hayatta hiçbir arzusu olmamaktır, yollu şeyler söylemiş. Sıra bizim Muhammed'e gelince: "Saadet, hayatı olduğu gibi kabul etmektir..." demiş. Ne doğru söz!
Başlarken hevesle başladım. Dedim hadi bakalım klasiklerle doğru yolculuğa çıkalım. Çünkü senelerin verdiği meşguliyet bende kitap okumaya karşı isteksizlik doğurmuştu boş olduğum zamanlarda dahi okuma isteğim gelmemişti. Ama gerek çocukken kazandığım alışkanlık gerek bu isteğin yitip gitmeden önceki alışkanlık bana…devamıBaşlarken hevesle başladım. Dedim hadi bakalım klasiklerle doğru yolculuğa çıkalım. Çünkü senelerin verdiği meşguliyet bende kitap okumaya karşı isteksizlik doğurmuştu boş olduğum zamanlarda dahi okuma isteğim gelmemişti. Ama gerek çocukken kazandığım alışkanlık gerek bu isteğin yitip gitmeden önceki alışkanlık bana çok şey katmıştı. Bunu hayatımın hemen her noktasında gördüm. Bir tartışmada, birisiyle flört ederken hatta YKS sınavında. Buradan hazırlanan dostlarıma sesleniyorum kitap okuyun lütfen. Çünkü ben sınavda batmadıysam anlama yeteneğim sayesinde. E bunun sebebi de kitap okumak. Gerçekten ileriye taşıdı beni. Bu durumu sınavdan sonra analiz ederek okumaya ihanet etmek yerine onun gönlünü almaya çalıştım ve başladım tekrar bu yaz. Cahilim henüz. Okumak konusunda, neyi okumam gerektiği konusunda veya bir yazar bir anlatım tekniğini konusunda. Ama elimden geldiğince öğreneceğim kendimi geliştireceğim ve bu cahilliği yeneceğim inşallah. Cahilim dedim çünkü her kitabı keyifle okuyamıyorum. Bakın beğenmemek değil kastettiğim bu değil. Okuyamıyorum. Sıkıyor. Belki gelişip tekrar döndüğümde keyifle okuyup inceleyebiliceğim/eleştirebileceğim eserler var. Var. Evet tam da bu eser. Bilmiyorum bu kadar olumlu yorum genel beğenin yüksek olduğunu gösteriyor. Ama hemen herkes anlatım dilinde kullanılan uzun betimlemelerden biraz da olsa şikayet etmiş.
Vadideki Zambak'a başladığım da sıkılmadan ilk
100 sayfa okudum. Bu durumunun böyle süreceğini beklerken kitap beni yavaş yavaş kaybetti. Betimlemeler, ilgimi çekmeyen bir konu vs beni bayağı bir soğuttu kitaptan. Bu sebeple zar zor bitirdim. Kimi zaman atlayarak... Üzülerek yaptım bunu biraz da kendime kızarak. Anlamadığım şeyler olduğuna emindim. Bu kadar takılmasam, önyargım bu kadar fazla olmasa ve okumayı bilsem-az önce bahsettiğim cahillik- hem anlayacak hem de dediğim gibi keyifle bitirecektim buna eminim. Bu sebeple Balzac böyle yapmış şöyle yapmış kitap şöyle güzel bakın Batı aşkı nasıl güzel işlenmiş gibi bir çok konuya değinemeden evet bu hadsizliği yapamadan kişisel yakınmamı bu incelemeye döküyorum. Bir gün tekrar görüşmek üzere Vadideki Zambak! Kütüphanemde "Tekrar Oku" kitapları arasında yerini aldın bile. Her ne kadar zorlayarak bitirmiş olsam da seni...
"Hayır, geçmiş ölmedi. Aslına bakarsan hiç geçmedi bile." Kitap gibi bir film. Bir düş gücü ürünü. Çok sevdim. Geçmişte icra edilen sanatsal ürünlerin geleceğe izler bırakabileceğini belki de ders verebileceğini bize kusursuz diyebileceğimiz bir anlatımla gösteriliyor. İzleyin! Eğer sanata ilginiz…devamı"Hayır, geçmiş ölmedi. Aslına bakarsan hiç geçmedi bile."
Kitap gibi bir film. Bir düş gücü ürünü. Çok sevdim. Geçmişte icra edilen sanatsal ürünlerin geleceğe izler bırakabileceğini belki de ders verebileceğini bize kusursuz diyebileceğimiz bir anlatımla gösteriliyor.
İzleyin! Eğer sanata ilginiz varsa hemen izleyin!
8/10
Sistem eleştirisini açık açık yapmış bir film. Az önce bitti. Bizi bir anda konuya sokup merak uyansadırsada pek fazla detaya girmeyen bir yapım. Bazen keşke şunu da açıklasalar dedim bazen aman gerek yok akıyor maşallah dedim. Ana karaktere hiç bir…devamıSistem eleştirisini açık açık yapmış bir film. Az önce bitti. Bizi bir anda konuya sokup merak uyansadırsada pek fazla detaya girmeyen bir yapım. Bazen keşke şunu da açıklasalar dedim bazen aman gerek yok akıyor maşallah dedim. Ana karaktere hiç bir talihsizlik uğramatmayıp sonuna kadar götürten yapımları beğenmiyorum, izliyorum ama beğenmiyorum elimden geldiğince görmezden gelip bu tarz yapımlara da şans veriyorum. Güzel aktı film. Sıkıldığım ve ilerlet tuşuna bastığım hiç bir sahne olmadı temposu yüksekti.
-BELKİ SPOİ OLABİLİR
Hayat bir tren ve biz bu sistemde yaşamak zorundayız. Üst tabaka alt tabaka her zaman olacak. Ve her seferinde de sisteme karşı ayaklanmalar olacak. Film bize bunu anlatıyor. Yazılan diyaloglar açık açık bunu söylüyor. Bu sebeple filmin sonuna veya detaya çok fazla inme gereği duymamış yönetmen. Hoş zaten dizisi de çıktı orada detaylı detaylı izleyebiliriz sanırım bilemiyorum.
Ya kaosları biz değil sistemin başındakiler bilerek oluşturuyorsa? Doğal seçilim daha hızlı ve etkili olmaz mı?
7/10
Arayış. Kitabın teması. Satın alıp 2 seneye yakın kitaplağımda uyumasına izin vermiştim. Ama son zamanlarda "okumalıyım" düşüncelerimin artmasıyla şans verdiğim bir kitap oldu. Konusu sebebiyle ağır bir anlatım bekliyordum ama öyle olmadı akıyor gidiyor kitap sanki Black Mirror dizisinin bir…devamıArayış. Kitabın teması. Satın alıp 2 seneye yakın kitaplağımda uyumasına izin vermiştim. Ama son zamanlarda "okumalıyım" düşüncelerimin artmasıyla şans verdiğim bir kitap oldu. Konusu sebebiyle ağır bir anlatım bekliyordum ama öyle olmadı akıyor gidiyor kitap sanki Black Mirror dizisinin bir bölümü gibi. Keyifle okudum. Özellikle düşünceler içinde boğulan sürekli gözlemleyip neden araştıran bir yapıdaysanız tam size göre. İyi okumalar. 9/10
Uzun ama çok uzun bir arada sonra bütün filmseverlere merhaba. En son 7 ay önce film izleyip yorumunu paylaştığımı gördüm. Sınav süreci insanda gerçekten fazla şey götürüyor. Neyse sistem eleştirisi yapmadan geç kalarak izlediğim bu harika filme bir kaç cümle…devamıUzun ama çok uzun bir arada sonra bütün filmseverlere merhaba. En son 7 ay önce film izleyip yorumunu paylaştığımı gördüm. Sınav süreci insanda gerçekten fazla şey götürüyor. Neyse sistem eleştirisi yapmadan geç kalarak izlediğim bu harika filme bir kaç cümle bırakmak istiyorum. Kore sinemasına hep bir önyargı ile bakıyordum ve uzak kalıyordum. İlk kez bu filmle şans vermek istedim ve gerçekten önyargının berbat bir şey olduğunu bir kez daha anlamış oldum. Müzikler, çekimler, oyunculuklar zaten iyi. Bunlara öyle ayrı ayrı değinmek istemiyorum. Film bize güzel bir anlatı veriyor. Yer yer rahatsız edici yer yer güldürülü. Oldukça fazla metaforun ve sistem eleştirisinin yer aldığı bu yapımı keyifle izledim. Bence kusurlarından birisi bazı sahlenelerin beni doyurmamasıydı. Film bizi yükselttiği yerlerin bazı kısımlarında bence yeterli doyuruculuğu vermedi. Ama bittiğinde gerçekten ağzım yarım açık gözlerim ekrana kilitlenmiş vay be derken buldum kendimi. 7/10
Ya şimdi nerden başlanır yorumlamaya bilemiyorum ama başlıyorum işte. Martin Scorsese mafyafıcılık sever yapıtlarında eğer tarzınız degilse sevmezsiniz filmi ama ustalar için bile izlenir ki ben bu tarza bayılıyorum. Ustaları son kez bir arada izledik son bir iş... Yahu gerçekten…devamıYa şimdi nerden başlanır yorumlamaya bilemiyorum ama başlıyorum işte. Martin Scorsese mafyafıcılık sever yapıtlarında eğer tarzınız degilse sevmezsiniz filmi ama ustalar için bile izlenir ki ben bu tarza bayılıyorum. Ustaları son kez bir arada izledik son bir iş... Yahu gerçekten bir kaç sahne hariç o kadar güzel oynamışlar ki, oyuncu bunlar abi ya diyorsunuz. Joe Pesci uzun zaman sonra sessizliğini bozdu ve karşımıza harika bir oyunculukla çıktı. Hem de ikna edilmiş bu film için ah nazlı yarim... Film sadece oyunculuk mu tabiki değil. Gerçek bir hikaye güzel bir işleniş ki bu işleniş 3 saat 30 dakika için biraz detaylı olup sıktığı yerler olsa da yine de olsun be izlenir diyorsunuz çünkü gerçekten müziklerle ve görsellik ile izletiyor kendini. Dediğim gibi müzikleri akışı oyunculuğu ve sinematografisi üst düzey bir film olmuş. İzleyenlerin yüzde sekseni de ilk oturuşta bitirememiş ama ben bitirdim. İzleyin tavsiyemdir. Son kez ustaları izleyin. Bu arada Al Pacino nasıl bir üstad bir kez daha görün. 8/10
Recep İvedik yüzünden ya bir çok salonda gösterimde olmayacak ya da bizim salondaki gibi tek seans olacak ve kesinlikle ülkemizde gölgede kalacak bir film. Filmi izlemek için araba sevmeniz motor sporu sevmeniz gerekmiyor. Çünkü fazlasıyla ders çıkarılabilecek gerçek bir öykünün…devamıRecep İvedik yüzünden ya bir çok salonda gösterimde olmayacak ya da bizim salondaki gibi tek seans olacak ve kesinlikle ülkemizde gölgede kalacak bir film. Filmi izlemek için araba sevmeniz motor sporu sevmeniz gerekmiyor. Çünkü fazlasıyla ders çıkarılabilecek gerçek bir öykünün fazlasıyla güzel işlenmiş hali. İki buçuk saat uzun bir süre evet ama uzunluğu bu filmde avantaj olup bize hikakeyi derininden hissettirmiş. Oyunculuklar zaten çok yerinde. Christian Bale ve Matt Damon döktürmüş. Spor filmlerinde klasik bir akış vardır. Kahraman gelişimi, ilk kaybediş ve zafer. Evet film bu akışa sahip ama siz buna takılmayacak kadar yerinde bir hikaye izliyorsunuz neticede gerçek bir hikâye. Zaman ayırıp sinemada bulacağı 2-3 haftalık süre içinde kendisine bir şans verin pişman olmayacaksınız. Ayrıca FORDvFERRARI ismini Asfaltın Kralları diye çevirmek tam bize yakışır neyse... Ben ne kadar Fordun gözünden izlesekte Ferrariciyim. Onun sarısını ve kırmızısını, estetiğini sevenlerdenim. #forzaferrari #enzoferrari