Kitap her ne kadar bir tren yolculuğunu anlatıyor gibi görünse de aslında anlatmak istediği şey intihar. Zaten yazar da ilk intihar denemesini bu metinden sonra yapmış 😔Bu bilgiyle okuduğunuzda kitap çok daha fazla anlam kazanıyor. Bence böyle okursanız daha çok…devamıKitap her ne kadar bir tren yolculuğunu anlatıyor gibi görünse de aslında anlatmak istediği şey intihar. Zaten yazar da ilk intihar denemesini bu metinden sonra yapmış 😔Bu bilgiyle okuduğunuzda kitap çok daha fazla anlam kazanıyor. Bence böyle okursanız daha çok beğenirsiniz.🎈
Sağlık adına izlediğim güzel bir belgeseldi. Bağırsaklarımız cidden 2. beynimiz olabilir mi? Açıkçası bağırsak sağlığının psikolojiyi etkilediğini biliyoruz ama mikrobiyomların bu kadar güçlü etkilemesi beni baya şaşırttı. Konuya giriş seviyesinde bir belgeseldi ama yine de gerçekten çok keyifliydi. Ben çok…devamıSağlık adına izlediğim güzel bir belgeseldi. Bağırsaklarımız cidden 2. beynimiz olabilir mi? Açıkçası bağırsak sağlığının psikolojiyi etkilediğini biliyoruz ama mikrobiyomların bu kadar güçlü etkilemesi beni baya şaşırttı. Konuya giriş seviyesinde bir belgeseldi ama yine de gerçekten çok keyifliydi. Ben çok sevdim, kesinlikle öneririm.
Bridgerton izlerken zaman daha katlanılabilir geliyor 🥹Buram buram saçma romantizmler, kostümler, mekanların ihtişamı falan… izletiyor. 😭✨yeni bölümleri beklemekten yoruldum ❤️🩹 Ve dizinin kadınların sorunlarına değinmesi de çok hoşuma gidiyor. Cinsel sorunlar, okuma isteği,yazma istediği, para kazanmak istemek gezmek–seyahat etmek istemek…devamıBridgerton izlerken zaman daha katlanılabilir geliyor 🥹Buram buram saçma romantizmler, kostümler, mekanların ihtişamı falan… izletiyor. 😭✨yeni bölümleri beklemekten yoruldum ❤️🩹
Ve dizinin kadınların sorunlarına değinmesi de çok hoşuma gidiyor. Cinsel sorunlar, okuma isteği,yazma istediği, para kazanmak istemek gezmek–seyahat etmek istemek sürekli kısıtlanmak… Bunları araya yedirerek vermesi gerçekten hoş 🎈Bir de hafif hafif serpiştirilen ırkçılık ve sınıfçılık detayları😔❤️🩹
Bridgerton romantik kızların dizisidirrrr 🍓🐝Ben açıkçası bu biraz daha altta kalır diye düşünmüştüm ama Kraliçe ve Kral’ın dinamiklerini izlemek inanılmaz keyifliydi. Tarihten alınmış detaylar, 15 çocuk, delilik falan derken izlemeyi cidden daha zevkli hale getiriyor bence. Ama 🤝Eğer gerçek Kraliçe…devamıBridgerton romantik kızların dizisidirrrr 🍓🐝Ben açıkçası bu biraz daha altta kalır diye düşünmüştüm ama Kraliçe ve Kral’ın dinamiklerini izlemek inanılmaz keyifliydi. Tarihten alınmış detaylar, 15 çocuk, delilik falan derken izlemeyi cidden daha zevkli hale getiriyor bence. Ama 🤝Eğer gerçek Kraliçe konuşsa muhtemelen ben çocuk yaşta deli bir adamla evlendirildim üstüne 15 çocuk yaptım romantizm kasmayın falan derdi 🤨🥰
Hayatımda izlediğim en harika dizilerden biriydi. Favori karakterim Beş Numara’ydı fakat üçüncü sezonu, ilk iki sezona göre sevemedim. Sanki hikâye bozulmuş gibi geldi, karakter gelişimini sevmedim. Son sezonda çoğu şeyin havada kaldığını düşünüyorum… Final bölümü böyle olmamalıydı. Final böyle olacaksa…devamıHayatımda izlediğim en harika dizilerden biriydi. Favori karakterim Beş Numara’ydı fakat üçüncü sezonu, ilk iki sezona göre sevemedim. Sanki hikâye bozulmuş gibi geldi, karakter gelişimini sevmedim. Son sezonda çoğu şeyin havada kaldığını düşünüyorum… Final bölümü böyle olmamalıydı. Final böyle olacaksa bile, havada kalan şeyleri bize açıklamaları lazımdı bence. Yeni ilişkiler ve yeni dinamikler vardı. Bir anda puf…🧘🏼♀️
“Şans, kıyıya vuran dalga gibi bana gelmesede, güçlü dalgalar beni yıkıp yutmaya çalışsa da, artık öğrendim ki geri adım atmayıp dalgalarla mücadele etmek gerek. Nasıl bir dalga gelirse gelsin, yıkılmayıp devam etmeliyim.”
“Diktatörlere neden bu kadar karşısınız? Amerika’nın bir diktatörlük olduğunu hayal edin. Milli gelirin büyük bir bölümüne nüfusun yalnızca %1’i sahip olabilir. Vergi indirimleriyle zengin dostlarınızı daha da zengin edebilirsiniz. Kumar oynayıp kaybettiklerinde onlara mali destek verebilirdiniz. Fakirlerin sağlık ve eğitim…devamı“Diktatörlere neden bu kadar karşısınız? Amerika’nın bir diktatörlük olduğunu hayal edin. Milli gelirin büyük bir bölümüne nüfusun yalnızca %1’i sahip olabilir. Vergi indirimleriyle zengin dostlarınızı daha da zengin edebilirsiniz. Kumar oynayıp kaybettiklerinde onlara mali destek verebilirdiniz. Fakirlerin sağlık ve eğitim ihtiyaçlarını görmezden gelebilirdiniz. Basın özgür görünür ama gizlice bir kişi ve ailesi tarafından kontrol edilebilirdi. Telefonlardan herkesi dinleyebilir, yabancı mahkûmlara işkence edebilirdiniz. Seçimlere hile karıştırabilir, savaş açmak için yalan söyleyebilirdiniz. Bütün hapishaneleri tek bir ırka mensup insanlarla doldurabilirdiniz. Kimse de bundan şikâyetçi olmazdı. Medya üzerinden insanları korkutur, onları kendi çıkarlarına aykırı politikaları desteklemeye zorlayabilirdiniz.”
The Dictator’da en dikkatimi çeken şey, Amerika’ya yapılan o ince göndermelerdi. Diktatörlük üzerinden anlatılanların aslında günümüz dünyasına, özellikle de Amerika’ya ne kadar benzediğini fark edince film daha da anlam kazanıyor. Kara mizah kullanarak bunu yüzümüze vurması bence filmin en güçlü tarafı. Güldürürken aynı anda rahatsız ediyor.
Beni en çok zorlayan kısım ise 14 yaşındaki erkek çocuklara yönelik tecavüz ve sonrasında gelen intihar göndermesiydi. Böyle ağır bir konunun bu kadar rahat bir şekilde mizahın içine sokulması gerçekten sarsıcıydı ve filmin sınırları bilerek zorladığını düşünüyorum.
Aladeen ile aktivist kadın arasındaki ilişki de bana pek inandırıcı gelmedi. Gerçekten bu kadar kötülük yapan birinin sevgiyle değişmesi mümkün mü, ya da böyle bilinçli birinin onunla evlenmesi ne kadar gerçekçi, emin değilim. Ama sanırım film burada da bizi düşündürüyor.Genel olarak The Dictator, sadece güldürmek isteyen bir komedi değil kara mizah üzerinden ikiyüzlülüğü, gücü ve “normal” sandığımız şeyleri sorgulatan bir film. Bence asıl amacı da bu.
Filmde komik bulduğum çok yer vardı. Hem eğlendim hem düşündüm.🙂↕️