Ben öğrendim sizde öğrenin Osmanlı döneminde, 1833 yılında resmi gazetede (Takvim-i Vekayi) bildiğin "vampir haberi" yayımlanmış! Olay Bulgaristan’ın Tırnova kasabasında geçiyor. Halk, "Vampirler un çuvallarını patlatıyor, gece üzerimize çöküyor" diye ayaklanınca, devlet duruma el koyup kasabaya bir "cadıcı" (yani vampir…devamıBen öğrendim sizde öğrenin Osmanlı döneminde, 1833 yılında resmi gazetede (Takvim-i Vekayi) bildiğin "vampir haberi" yayımlanmış! Olay Bulgaristan’ın Tırnova kasabasında geçiyor. Halk, "Vampirler un çuvallarını patlatıyor, gece üzerimize çöküyor" diye ayaklanınca, devlet duruma el koyup kasabaya bir "cadıcı" (yani vampir avcısı) göndermiş.
İşin en komik yanı ise; yapılan "inceleme" sonucunda bu vampirlerin aslında iki eski yeniçeri olduğu iddia edilmiş! Cadıcı, mezarlarını açıp cesetlerin bozulmadığını görünce "Tamam bunlar vampir" demiş ve etkisiz hale getirmek için kazık çaktırmış. Olayın resmi gazetede yayımlanma sebebi ise tamamen imaj; yani devlet diyor ki: "Biz o kadar güçlüyüz ki, halkımızı vampirden bile koruruz!"
Gözlerin bir hapis, kaçmak istemediğim, Sesin en sevdiğim şarkı, hiç dinmediğim. Müslüm Gürses’in dediği o tek cümle gibi: "Seni sevmekten başka ne yaptım ki ben
Bağımlılık, senin olmadığın bir ihtimalin dünyamda artık yer bulamaması gibi. Bir şarkının nakaratına takılıp kalmak gibi, zihnim hep senin olduğun o melodiye dönüyor. Özlemek değil bu; senin varlığınla tamamlanmışken, yokluğunla eksilmekten korkma hali. Tıpkı şarkıdaki gibi: "Sen benim sarhoşluğumsun, ne…devamıBağımlılık, senin olmadığın bir ihtimalin dünyamda artık yer bulamaması gibi. Bir şarkının nakaratına takılıp kalmak gibi, zihnim hep senin olduğun o melodiye dönüyor. Özlemek değil bu; senin varlığınla tamamlanmışken, yokluğunla eksilmekten korkma hali.
Tıpkı şarkıdaki gibi: "Sen benim sarhoşluğumsun, ne ayıldım ne ayılabilirim." Ruhumun anahtarı sende kalmış ve ben o kapının önünde beklemekten hiç yorulmuyorum.