büyük umutlarla başladığım o kitap, yani bu denli umutla başlayınca bir yıkım oldu benim için. çok bir yere varmıyor konusu, başkarakterimiz de bir enteresan gerçekten ama yine de epey bir yerin altını çizdim ve kendimle özdeşleştirdim. özellikle erkekler ve toplumsal…devamıbüyük umutlarla başladığım o kitap,
yani bu denli umutla başlayınca bir yıkım oldu benim için.
çok bir yere varmıyor konusu, başkarakterimiz de bir enteresan gerçekten ama yine de epey bir yerin altını çizdim ve kendimle özdeşleştirdim. özellikle erkekler ve toplumsal cinsiyet rolleri hakkındaki görüşlerine katılıyorum. ne yazık ki en başta çok sürükleyici başladı ama sonra elimde süründü resmen. okurken sylvia plath romanı olduğunu anlıyorsunuz.
alıntılar:
bir kadının bir tek temiz yaşantısı olması gerektiği, oysa bir erkeğin biri temiz, öteki temiz olmayan iki tane yaşantısı olabileceği düşüncesi çileden çıkarıyordu beni.
Yaşamımın, öyküdeki yeşil incir ağacı gibi önümde dallanıp budaklandığını görüyordum. Her dalın ucunda tombul, mor bir incir gibi eşsiz bir gelecek beni çağırıyor, göz kırpıyordu. İncirlerden biri, bir eş, mutlu bir yuva ve çocuklardı. Bir başkası, ünlü bir ozan, öteki parlak bir profesör, biri şaşırtıcı editör Ee Gee, öbürü Avrupa, Afrika ve Güney Amerika, biri Constantin, Sokrates, Attila ve garip adları değişik meslekleri olan daha bir yığın aşık, bir başkasıysa Olimpiyat takım şampiyonu bir kadındı. Bu incirlerin üzerinde ve ötesinde, ne olduklarını pek çıkaramadığım daha bir sürü incir daha vardı.
Kendimi dalların çatallandığı noktada otururken görüyordum.
Ve incirlerden hangisini seçeceğime bir türlü karar veremediğim için açlıktan ölüyordum. Hepsini ayrı ayrı istiyordum incirlerin, ama birini seçmek ötekilerin hepsini kaybetmek demekti. Ve ben orada karar veremeden otururken incirler buruşup kararmaya başlıyor ve birer birer toprağa, ayaklarımın dibine düşüyorlardı.
Asla beraber olamayacağız. Aynı evi, aynı teni paylaşamayacağız. Aynı masada oturmayacağız. Hatta aynı şehirde bile oturmayacağız. Belki bir gün son kez görüşeceğiz, ikimiz de bunun son olduğundan habersiz. Son kez el ele gezeceğiz, belki de son kez söyleyeceğiz birbirimizi sevdiğimizi.…devamıAsla beraber olamayacağız.
Aynı evi, aynı teni paylaşamayacağız.
Aynı masada oturmayacağız.
Hatta aynı şehirde bile oturmayacağız.
Belki bir gün son kez görüşeceğiz,
ikimiz de bunun son olduğundan habersiz.
Son kez el ele gezeceğiz,
belki de son kez söyleyeceğiz birbirimizi sevdiğimizi.
Yine beraber planlar yapıp, tutamayacağımız
Son sözleri vereceğiz birbirimize.
Ve elbette yollarımız yine ayrılacak bir gün.
Sonra aramıza şehirler girecek,
Hiç karşılaşmayacağız.
Tesadüfler bile bir araya getiremeyecek.
Sonra da belki birimiz öleceğiz, diğerimiz hiç bilmeyecek.
Spoiler içeriyor
gerçek hayat hikayesinden alınıyor çoğu yer güzel işlenmiş ama büyük eksikler var bence. en sonda alexin kurtulma çabası nehri aşamaması ama harita olsaydı elinde yakın civarda bir teleferik olduğunu görüp kurtulabileceği gerçeği, artık dönmek isteyince otobüse gelirseniz lütfen bekleyin meyve…devamıgerçek hayat hikayesinden alınıyor çoğu yer güzel işlenmiş ama büyük eksikler var bence. en sonda alexin kurtulma çabası nehri aşamaması ama harita olsaydı elinde yakın civarda bir teleferik olduğunu görüp kurtulabileceği gerçeği, artık dönmek isteyince otobüse gelirseniz lütfen bekleyin meyve toplamaya çalışıyorumdur notu ve orada ilk kez gerçek ismini yazması vs. aile içini biraz daha net anlatıp alexin motivasyonu biraz daha sağlam anlatabilirlerdi diye düşünüyorum.
alaskalılar bu adama kızmak ve onu cehalete suçlamakta aşırı haksız değil gibi
yazdıklarım karışık geldiyse ve hikayeyi derin merak ediyorsanız portalın videosuna bakınız orada güzel anlatıyor
7/10
Spoiler içeriyor
dearest cecilia, the story can resume. the one i had been planning on that evening walk. i can become again the man who once crossed the surrey park at dusk, in my best suit, swaggering on the promise of life.…devamıdearest cecilia, the story can resume. the one i had been planning on that evening walk. i can become again the man who once crossed the surrey park at dusk, in my best suit, swaggering on the promise of life. the man who, with the clarity of passion, made love to you in the library. the story can resume. i will return. find you, love you, marry you and live without shame.
Sevgili Bilge, bana bir mektup yazmış olsaydın, ben de sana cevap vermiş olsaydım. Ya da son buluşmamızda büyük bir fırtına kopmuş olsaydı aramızda ve birçok söz yarım kalsaydı, birçok mesele çözüme bağlanamadan büyük bir öfke ve şiddet içinde ayrılmış olsaydık…devamıSevgili Bilge, bana bir mektup yazmış olsaydın, ben de sana cevap vermiş olsaydım. Ya da son buluşmamızda büyük bir fırtına kopmuş olsaydı aramızda ve birçok söz yarım kalsaydı, birçok mesele çözüme bağlanamadan büyük bir öfke ve şiddet içinde ayrılmış olsaydık da yazmak, anlatmak, birbirini seven iki insan olarak konuşmak kaçınılmaz olsaydı. Sana, durup dururken yazmak zorunda kalmasaydım. Bütün meselelerden kaçtığım gibi uzaklaşmasaydım senden de.
aysel git başımdan ben sana göre değilim ölümüm birden olacak seziyorum hem kötüyüm karanlığım biraz çirkinim aysel git başımdan istemiyorum benim yağmurumda gezinemezsin üşürsün dağıtır gecelerim sarışınlığını uykularımı uyusan nasıl korkarsın hiçbir dakikamı yaşayamazsın aysel git başımdan ben sana göre…devamıaysel git başımdan ben sana göre değilim
ölümüm birden olacak seziyorum
hem kötüyüm karanlığım biraz çirkinim
aysel git başımdan istemiyorum
benim yağmurumda gezinemezsin üşürsün
dağıtır gecelerim sarışınlığını
uykularımı uyusan nasıl korkarsın
hiçbir dakikamı yaşayamazsın
aysel git başımdan ben sana göre değilim
benim için kirletme aydınlığını
hem kötüyüm karanlığım biraz çirkinim
Islığımı denesen hemen düşürürsün
gözlerim hızlandırır tenhalığını
yanlış şehirlere götürür trenlerim
ya ölmek ustalığını kazanırsın
ya korku biriktirmek yetisini
acılarım iyice bol gelir sana
sevincim bir türlü tutmaz sevincini
aysel git başımdan ben sana göre değilim
ümitsizliğimi olsun anlasana
hem kötüyüm karanlığım biraz çirkinim
sevindiğim anda sen üzülürsün
sonbahar uğultusu duymamışsın ki
içinden bir gemi kalkıp gitmemiş
uzak yalnızlık limanlarına
aykırı bir yolcuyum dünya geniş
büyük bir kulak çınlıyor içimdeki
çetrefil yolculuğum kesinleşmiş
sakın başka bir şey getirme aklına
aysel git başımdan ben sana göre değilim
ölümüm birden olacak seziyorum
hem kötüyüm karanlığım biraz çirkinim
aysel git başımdan seni seviyorum