Bir delinin sözlerine inanıp yerin kilometrelerce altına mı inecektim! Yoksa bir dâhinin inanılmaz bir keşfine mi şahit olacaktım! Hangisi gerçekti bunların? Düşündükçe kafam daha da karışıyordu.
Birdenbire, tarlada çalışmakta olan dev bir adamı gördüm. Boyu en az yirmi metreydi. Elindeki tırpan, koca bir ağaç dalı gibiydi. Korkudan titremeye başladım.
Türk milleti bu ölüm kalım savaşında ayakta durmayı başarmıştı. Vatan toprakları için sahip olduğu her şeyi feda etmişti. Bu uğurda canını bile vermekten kaçınmamış, sonunda vatanını düşmandan temizlemişti.
O günden bu yana yaşamımda kaç yıl geçti bilmiyorum. Bahçıvan, benim şeftalilerimden bir tane bile yiyemedi ve gelecekte de yiyemeyecek. Bana yalvarabilir, beni korkutabilir ya da beni testeresiyle kesebilir, ama ona boyun eğmeyeceğim.