“Koşarak kaçıyorum. Sevmeyi hatırlamak, içimi acıtıyor.” “…ama herkes bu kadar iyiyse, ben neden bu kadar eksik hissediyorum?” “Hayat ıskaladığımız mucizelerle doludur.”
“Birine güvenirsin, ona kalbini açarsın. Sonra o ne yapar? Yalan söylemenin, insanları böyle yanlış yönlendirmenin bir cezası var mı? Ya da birinin kalbini kırmanın? İyi insanları seçmeyi beceremiyorum sanırım.” “Sanırım iyi insan seçmede kötüyüm. Ama kötü insanları suç üstünde yakalamada…devamı“Birine güvenirsin, ona kalbini açarsın. Sonra o ne yapar? Yalan söylemenin, insanları böyle yanlış yönlendirmenin bir cezası var mı? Ya da birinin kalbini kırmanın? İyi insanları seçmeyi beceremiyorum sanırım.”
“Sanırım iyi insan seçmede kötüyüm. Ama kötü insanları suç üstünde yakalamada iyiyim.”
“Değişebileceğimi ve çevremi değiştirebileceğimi sanmıştım. Ama değişim boş bir hayalmiş. Bu dünya çirkin ve hoşgörüsüz. İnsanlar yalan söyleyip terk ediyorlar, var olan güzellik de fani ve samimiyetsiz.”
“Belki de Emily Dickinson doğru söylüyordu:
Sessiz bir hayatın cesur yalnızlığı.”
“Büyük ölülere matem gerekmez, fikirlerine bağlılık gerekir.” “Geleceğin ümidiyle kaynayıp coşan gençler, taze ve temiz canlarını feda ettiler:Memleketi kurtarmak için! Memleketi, kendilerinden ve ihtiraslarından başka bir şey düşünmeyen politikacılar elinde oyuncak etmek için değil!”
“Bütün hayatlar sona erer, bütün kalpler kırılır. Değer vermek bir avantaj değildir.” “Bu senin kalbin ve asla kalbinin beynine hükmetmesine izin vermemelisin.” “Kitap, cebinde taşıdığın, sihirli bir bahçe gibidir.”
"Sürekli bir mutluluk arayışındayız. Her an her dakika mutlu olmayı beklemek hiç mantıklı değil. Neşeyi ancak üzüntüyü öğrendiğinde anlarsın. En yüksek doruklarda gezinen bizler, bazen en derin kuyulara da düşebiliriz. Bir denge var. Güzelliği de burada." "O kadar çok sevdiğin…devamı"Sürekli bir mutluluk arayışındayız. Her an her dakika mutlu olmayı beklemek hiç mantıklı değil. Neşeyi ancak üzüntüyü öğrendiğinde anlarsın. En yüksek doruklarda gezinen bizler, bazen en derin kuyulara da düşebiliriz. Bir denge var. Güzelliği de burada."
"O kadar çok sevdiğin birisini kaybetmenin ölçülemez bir acısı olmalı. Bir saniye içinde, bir kalp atışı süresinde, sonsuza kadar gider ve bunu değiştirmek ya da geriye getirmek için yapabileceğin hiçbir şey olmaz."
"Sevgi fırtına gibi bir anda gelir. O zamana kadar yerine yerleştirdiğin her şeyi dağıtır."
“Şeytan bile böyle bir cehennemde kalmaya dayanamaz.” "Aşık olmanın her zaman güzel ve eğlenceli olacağını sanırdım." “Unutulmuş yılların karanlığından gelen bir şey, şu an sanki ışığa doğru çıkmaya çalışıyor gibiydi.”
... bilinmezlik insanı önceden kestirilebilen her türlü tehlikeden daha çok ürkütür. “Sakat ve şekilsiz her varlık, kendi çilesi yetmezmiş gibi bir de eli yüzü düzgün olanların saklamayı bir türlü başaramadıkları, acımasızca dışarı vurdukları rahatsızlıklarına katlanmak zorundadır.” “Benim onu hissettiğim gibi…devamı... bilinmezlik insanı önceden kestirilebilen her türlü tehlikeden daha çok ürkütür.
“Sakat ve şekilsiz her varlık, kendi çilesi yetmezmiş gibi bir de eli yüzü düzgün olanların saklamayı bir türlü başaramadıkları, acımasızca dışarı vurdukları rahatsızlıklarına katlanmak zorundadır.”
“Benim onu hissettiğim gibi onun beni hissetmediğini bilmek...”
“Canımın sıkıldığını anlamışsınızdır, tıpkı insanın elinden bir şeyler kayıp gittiği ve ruhanî güçlerinin yetersiz, kusurlu olduğu ortaya çıktığı zaman neşenizi kaybetmeniz gibi.” "Üstün başarının ve sıradışı bir kapasitenin sadece zihinsel konsantrasyonla, delilik sınırındaki muazzam bir saplantıyla gerçekleşmesinin mümkün olduğunu anlamam…devamı“Canımın sıkıldığını anlamışsınızdır, tıpkı insanın elinden bir şeyler kayıp gittiği ve ruhanî güçlerinin yetersiz, kusurlu olduğu ortaya çıktığı zaman neşenizi kaybetmeniz gibi.”
"Üstün başarının ve sıradışı bir kapasitenin sadece zihinsel konsantrasyonla, delilik sınırındaki muazzam bir saplantıyla gerçekleşmesinin mümkün olduğunu anlamam onu gözlemlemem sayesinde olmuştu."
"Sana yardım edemem Boris. İnsanlar artık birbirine yardım etmiyor."
“Dünyada kitapları dışında onu ilgilendiren hiçbir şey yoktu.”