Abi ya me and thee 10 bölümmüş ben 12 falan sanıyordum şuan haftaya onunda final vereceği gerçeğiyle yüzleştim. Hayır bunu kabul edemem bütün güzel dizilerim bitiyor resmennnnnnnnn ağlamakk 😭😢💔
OF.. Head 2 Head için yorum yazmak istemiyorum aslında çünkü yazarsam gerçekten bittiğini kabul etmiş olucam 😭 Son bölümü açmamak için kendimle kavga ettim, “birazdan açarım”, “yarın açarım”, “zaten mutluyum niye kendimi üzeyim” diye diye dolandım evde. Açtım. Hata. Büyük…devamıOF.. Head 2 Head için yorum yazmak istemiyorum aslında çünkü yazarsam gerçekten bittiğini kabul etmiş olucam 😭 Son bölümü açmamak için kendimle kavga ettim, “birazdan açarım”, “yarın açarım”, “zaten mutluyum niye kendimi üzeyim” diye diye dolandım evde. Açtım. Hata. Büyük hata. Bitti..
Bu dizi resmen “hem kalbini sıkıştırayım hem de arada güldüreyim ki daha çok bağlan” kafasında. Karakterler o kadar doğal ki izlerken “ya susun artık kalbim dayanmıyo” demek istiyorsun ama susmalarını da istemiyorsun 🤡 Dinamikleri aşırı iyi, bakışlar, küçük jestler, saçma ama tatlı anlar..
Hepsi ayrı ayrı kalbe saplanıyor. Eğleniyorsun, gülümsüyorsun, sonra hoop bir sahne geliyor ve gözlerin doluyor. Dizi bildiğin duygusal pusu kurmuş.
En sinir olduğum şey ne biliyo musunuz? Finali hak ederek bitmesi. Açık bırakmamış, saçmalamamış, “hadi bir sezon daha” diye sündürmemiş. Mantıklı, güzel, içten.. ama BEN DAHA HAZIR DEĞİLDİM TAMAM MI? 😤 Bitince boşluğa bakakaldım, yorum yazacak enerjim bile yoktu, hâlâ yok ama içim dolu dolu.
Şu an tek hissettiğim şey şu: keşke biraz daha izleyebilseydim. Bir iki sahne daha, bir iki saçma an daha, bir iki bakış daha.. Bitmesi çok doğruydu belki ama ben o doğruluğa hazır değildim. O yüzden Head 2 Head benim için sadece izlediğim bir dizi değil, bitince kalbimde minik ama can sıkan bir boşluk bırakan şeylerden biri oldu 🥲🖤
Zaten dizi bana aşırı Bad Buddy vibeı veriyordu, izlerken o zamanlara geri dönmüşüm gibi hissediyordum. Ama ne yazıkki bu da bitti..
Umarım sadece dizinin bitmesiyle kalır herşey, bu çiftin ayrılmasını istemiyorum ya daha çok projede birlikte görmek istiyorum garip bir şekilde aralarında ki umum fenasal bir şey. O yüzden plzzzz GMM bu iyiliği yap bize 🤲🏻🫂✨❤️🩹
Dipnot::: SurfJavayı ekranlarda daha çok görebilir miyiz?? Java'nın gözlerine ve Surf'ün her bir parçasına aşık olmuş olabilirim de.. 👉🏻👈🏻
Ay yazmayı unutmuşum bide finaldeki kamera arkası çok güzeldi daha çok kamera arkası gelsin lütfeeeeen. Keen' in de Me and Thee izlediğini öğrendim artık mutlu ölebilirim MXPSMDPSMDPKDMDLSKDLS (zaten şuan taylandda acaba izlemeyen varmı aşk adam pondum ya Khun Thee' yi öyle canlandırdı ki. Neyse bu birkaç hafta sonranın konusu o da final vericek bir gün 🥺))
Neden kimse beni Boys in love' un bu kadar tatlı ve güzel olduğu konusunda uyarmadı?? Bu diziyi neden bu kadar erteledim aklım almıyo yarısını bitirdim devam ediyorum 🥰🥰🫣
Aslında başlamakta çok kararsızdım ve h2h dizisinin oyuncuları burda da varmış diye dedim bi şans veriyim. Daha ilk 4 bölümü izledim sadece bl kısımlarını izlemeyi düşünüyorum zaten h2h karakterleri için. İzlediğim kısma gelirsek bence çok güzeldi. Sea ve keen çiftine…devamıAslında başlamakta çok kararsızdım ve h2h dizisinin oyuncuları burda da varmış diye dedim bi şans veriyim. Daha ilk 4 bölümü izledim sadece bl kısımlarını izlemeyi düşünüyorum zaten h2h karakterleri için.
İzlediğim kısma gelirsek bence çok güzeldi. Sea ve keen çiftine bence böyle roller yakışıyor yani önce zıtlaşmak sonra sevmek rolleri birbirleriyle zıtlaşmaları çok güzel fikrimce. Tabi dizilerinde çoğunlukla keen sataşıyo ama olsun NDLSMDOSMODKDO.
Çok bi yorumum yok aslında sadece 4 bölümde olsa sanki bi sezon izlemişim gibi hissettirdiler, bu kötü manada değil ama dahası da olsa biraz daha izlerim öyleli yani.
Keşke şöyle olsaydı dediğim tek bi sahne var o da Er, Mawinle tekrar konuşmak istiyordu ve nasıl ulaşacağını bilemiyordu TK hesabına yazmak yerine bence Mawinin devamlı dinlediği o radyo kanalına katılsa ve orda söyleseydi. Nedense öyle yapacağını hissetmiştim ama olmadı. Yapılan sahnede gayet güzeldi ama yemekde öyle hızlı hızlı birbirlerine cevap vermeleri falan. İki çocuk gibiydiler çok tatlıydılar.
Öyle yaniiiiii
Diğer bl kısmı da SurfJava' ya ait sanırsam onu da izlerim büyük ihtimal. Dizinin geri kalanı hakkında bişe diyemiyorum ama bu demek değilki sevmiyorum aksine dizideki bütün oyuncular sevdiğim kişiler ama konuları bana pek hitap etmiyorrr..
Spoiler içeriyor
Strange Magic’i ikinci kez açtım ve tek kelimeyle: “-Gülme efekti- tamam, bu film deli ama ben bayıldım.” Film resmen “her şey biraz fazla olsun, kimse normal olmasın, izleyici de kahkahayı basıp keyfini çıkarsın” modunda ve ben buna tamamen teslim oluyorum.…devamıStrange Magic’i ikinci kez açtım ve tek kelimeyle: “-Gülme efekti- tamam, bu film deli ama ben bayıldım.” Film resmen “her şey biraz fazla olsun, kimse normal olmasın, izleyici de kahkahayı basıp keyfini çıkarsın” modunda ve ben buna tamamen teslim oluyorum.
Marianne’i izlerken kendimi ona hayran olmaktan alamıyorum. Prenses modunu bırakmış, kalbini kapatmış, ama öyle tatlı bir şekilde yapıyor ki “tamam be, sen haklısın, ben de seninle kahkaha atıyorum” diyorsun kendi kendine. Aşırı idol bi kız oldu böyle ağlayıp zırlamak yerine güçlü kaldı.
Bogieciğimmm? O da “kırık bir adamım ama bak nasıl stilimi konuşturuyorum” modunda ve sen ekranda onu izlerken “ay evet, tamam şuan aşık oluyorum, neden seni bu kadar üzdüler ki” diyorsun. En azından ben diyorum MXLSMDLSMDO.
Yan karakterler mi? Tamamen abartılı dram kralları ve kraliçeleri, Tırnak içinde Roland, sahneleri çalıyor ama ben bunu da seviyorum, Dönemimizin prenses erkeklerinden gerçekten. Her ne kadar aldattığı için kara listeye alsamda film boyunca o da çok güldürdü.
Film kaotik, temposu sallantılı ama tam olarak bu sallantının içinde büyüsü var. Sana “her şey mükemmel olmak zorunda değil, biraz saçma ama inanılmaz eğlenceli olabilir” mesajını veriyor.
İzlerken kahkaha atıyorsun, şaşırıyorsun, karakterlerin hatalarına sinirleniyorsun ama hepsi öyle tatlı bir şekilde yapılmış ki bir yerden sonra ortama ayak uydurup alışıyorsun zaten.
Kısacası Strange Magic, kusursuz değil ama renkli kaosu, absürt karakterleri ve samimiyetiyle hafızaya kazınıyor.
Son bir dipnot : Aşkın; yaşı, rengi, cinsiyeti, ırkı, tipi yoktur. Bu da böyle biline <3 ❤️🩹✨🫂
Spoiler içeriyor
Sessizgeceyim sayesinde tekrar izlediğim travma animasyonum.. Coraline’i yine izledim ve yine aynı şey oldu: bu film çocuk filmi falan değil. Kim bu filmi çocuklara izletmeye karar verdiyse gerçekten oturup konuşmamız lazım. Daha ilk dakikadan bir huzursuzluk, bir “burada bir şeyler…devamıSessizgeceyim sayesinde tekrar izlediğim travma animasyonum..
Coraline’i yine izledim ve yine aynı şey oldu: bu film çocuk filmi falan değil. Kim bu filmi çocuklara izletmeye karar verdiyse gerçekten oturup konuşmamız lazım. Daha ilk dakikadan bir huzursuzluk, bir “burada bir şeyler ters” havası var ama film sana dönüp bağırmıyor, sessiz sessiz sinir bozuyor. Ve evet, bu çok iyi bir şey.
Düğme gözlü anne mesela… Kadın sakin, tatlı, ilgili falan ama bir noktadan sonra beynin alarm veriyor. “Kaç.” diye. Coraline de zaten saf saf atlamıyor her şeye, tabi başta atlıyordu ama olsun.
Öteki evren olayı başta aşırı cazip, yalan yok. Daha renkli, daha ilgili, herkes mutlu falan… ama izlerken bile insanın içi rahat etmiyor. Çünkü bu kadar güzel şey normal değil. Bir yerden patlayacak belli. Patlıyor da zaten. Yavaş yavaş. Sinsice. Film tam olarak burada şov yapıyor.
Görseller zaten ayrı bir olay. Her şey biraz yamuk, biraz sert, biraz rahatsız edici. Stop-motion olayı filmi daha da tuhaflaştırmış, iyi ki öyle yapmışlar. Müzikler desen arkadan arkadan “bak bak bir şey olacak” diye dürtüyor insanı. İzlerken rahatlama diye bir şey yok, sürekli tetiktesin ama bırakamıyorsun da.
Ve en sevdiğim kısım: film asla “korkma, her şey iyi olacak” demiyor. Finalde bile tam bir oh çekemiyorsun. O his kalıyor. Hafif bir tedirginlik. Bir gariplik. Zaten Coraline’i Coraline yapan şey de bu. İzledikten sonra düğme görüp bir an duraksıyorsan, film amacına ulaşmıştır..
Özetle: masal diye açtım, psikolojik olarak dürtüldüm. Yine izler miyim? Evet. Yine rahatsız olur muyum? Kesin. Ama çok iyi ya. Gerçekten çok iyi.
Ayyyy cidden ay bu filmin abartılması gerekiyor bence ya kaç defa izlersem izliyim çocukkenki tepkilerimin aynısı eskiden izlediğimiz filmlerim güzelliği cidden. Bi bunun bide Boltun yerine hiç bişe geçmez 🤗🤗
Blue Beetle’i açarken aşırı bir beklentim yoktu ama film resmen “otur ben seni sevdireceğim” dedi. Blue Beetle' i ilk sanırım titanların animasyon bi filmi vardı orda görmüştüm orda da karakteri çok sevmiştim. DC’de zaten sevdiğim kaç karakter var ki… Flash…devamıBlue Beetle’i açarken aşırı bir beklentim yoktu ama film resmen “otur ben seni sevdireceğim” dedi. Blue Beetle' i ilk sanırım titanların animasyon bi filmi vardı orda görmüştüm orda da karakteri çok sevmiştim. DC’de zaten sevdiğim kaç karakter var ki… Flash var, bi de bu, yani çok fazla yok. Belli başlı karakterlerrr.
Jaime’yi bu kadar hızlı sahiplenmem beni bile şaşırttı. Çocuk çok tatlı, çok biz, hiç kasıntı değil.
Film karanlık falan değil, çok şükür. Aile mevzusu falan var ama sıkıcı değil, tam tersine bazı sahnelerde “ya bunlar çok iyi ya” dedim. Anne-baba, teyze, herkes olayın içinde, bu da filmi ayrı bir samimi yapmış.
Zırh zaten… yani. Konuşması, Jaime’yle atışması, savaşırken şekil değiştirmesi falan aşırı keyifliydi. Dövüş sahnelerinde gözümü kırpmadım. Bazı anlarda bildiğin fangirl gibi gülümsedim, saklamıyorum. Espriler de zorlama değil, cringe olmadım, bu bile başlı başına başarı.
Mükemmel film mi? Değil. Umurumda mı? Hayır. Çünkü izlerken eğlendim, sıkılmadım, karakteri sevdim. DC’de bana bunu hissettiren çok az film var. O yüzden Blue Beetle benim için özel bir yerde. “DC’de gerçekten seviyorum” dediğim nadir karakterlerden biri oldu. Devamı gelmezse üzülürüm, o kadar net.
Reset the Series’e başta baya severek başladım aslında. İlk bölümler güzeldi, konu sardı, izlerken keyif alıyordum. O yüzden “bu dizi akar” kafasındaydım. Sonra bir ara verdim, klasik… ve işte ondan sonra geri dönmek biraz zor oldu. Ortalarına gelince dizi bi…devamıReset the Series’e başta baya severek başladım aslında. İlk bölümler güzeldi, konu sardı, izlerken keyif alıyordum. O yüzden “bu dizi akar” kafasındaydım. Sonra bir ara verdim, klasik… ve işte ondan sonra geri dönmek biraz zor oldu.
Ortalarına gelince dizi bi tık yavaşlıyor. Hani kötü değil ama tempo düşüyor, sahneler uzuyor, ben izlerken birkaç bölüm “arka arkaya mı izlesem yoksa kapatsam mı” diye kaldım. Bir noktada sırf yarım kalmasın diye devam ettim açıkçası.
Ama sonlara doğru toparlıyor. O yavaş ilerleyen kısımlar meğer boşuna değilmiş. Final yaklaştıkça olaylar daha netleşiyor, karakterler yerine oturuyor. Bitirdiğimde “heh tamam” dedim, izlediğime pişman olmadım.
Romantizm kısmı da öyle aşırı değil. Büyük sahneler yok ama his var. Sessiz sahneler, bakışmalar falan. Başta çok sıradan geliyor ama sona gelince anlam kazanıyor. Dizi bittikten sonra dönüp düşününce ortalarda sıkıldığım yerleri daha normal karşıladım.
Yani ara verip geri dönmekte zorlandım evet ama bitirince güzel his bıraktı. Reset the Series benim için “biraz yavaşladı, zorladı ama sonunda iyi bağladı” dizilerden biri oldu.