Yok artık pek konuşmuyoruz Benim sözlerim eskidi Onunki de eskidi Zaten kelimeler sonludur Öyle değil mi Donuk donuk bakışıyoruz Ben ölüme iyice yakın O yaşamaktan uzak Öyle bir gök içinde durmuş gibiyiz Karanfiller ölürken Karanfillerden bir deniz. | Bir Çiçek…devamıYok artık pek konuşmuyoruz
Benim sözlerim eskidi
Onunki de eskidi
Zaten kelimeler sonludur
Öyle değil mi
Donuk donuk bakışıyoruz
Ben ölüme iyice yakın
O yaşamaktan uzak
Öyle bir gök içinde durmuş gibiyiz
Karanfiller ölürken
Karanfillerden bir deniz.
| Bir Çiçek Sergicisi Der Ki, Edip Cansever
Beni anlamıyorlardı. Zarar yok. Zaten beni, daha kimler anlamadı. Çünkü içimdeki duyguları bilmiyorlardı. Görünüşüme bakma, içim öldü artık. | Korkuyu Beklerken, Oğuz Atay
Tek mekanda geçen filmlerden. Başlardan itibaren sıkılmadan izlettiriyor ve merakla olacakları izliyorsunuz. Spoi vermeden kısaca kaçırılan kızın babası varlıklı olduğundan adamdan fidye istiyorlar, o sırada kız hem babasıyla hem acil durum hattıyla iletişimde kalmaya çalışıyor. Zeki hamleleri var. Sonlarında hafif…devamıTek mekanda geçen filmlerden. Başlardan itibaren sıkılmadan izlettiriyor ve merakla olacakları izliyorsunuz. Spoi vermeden kısaca kaçırılan kızın babası varlıklı olduğundan adamdan fidye istiyorlar, o sırada kız hem babasıyla hem acil durum hattıyla iletişimde kalmaya çalışıyor. Zeki hamleleri var. Sonlarında hafif bir ters köşe de yaptı. İzlenir, çerezlik.
Onu düşünmekten kendimi alamıyorum. Şimdi acının ne olduğunu gerçekten biliyordum. Ayağını bir cam parçasıyla kesmek ve eczanede dikiş attırmak değil bu. Acı, insanın birlikte ölmesi gereken şeydi. Kollarda, başta en ufak güç bırakmayan, yastıkta kafayı bir yandan öbür yana çevirme…devamıOnu düşünmekten kendimi alamıyorum. Şimdi acının ne olduğunu gerçekten biliyordum. Ayağını bir cam parçasıyla kesmek ve eczanede dikiş attırmak değil bu. Acı, insanın birlikte ölmesi gereken şeydi. Kollarda, başta en ufak güç bırakmayan, yastıkta kafayı bir yandan öbür yana çevirme cesaretini bile yok eden şeydi.
| Şeker Portakalı, Jose Mauro
Dünyanın ortasında tek başına kalmış bir hâli vardı. Yalnız, yapayalnız. Bekliyordu, kimse gelmiyordu. Bekledikçe çoşkusu artıyor, yüreği daha çok, vurulmuş bir kuş yüreği gibi çırpınıyordu. Umutsuzluk ağır bir su gibi dört yanından yükseliyordu. Alışırsın, diyordu. Bu dünyada başka türlü yaşamanın…devamıDünyanın ortasında tek başına kalmış bir hâli vardı. Yalnız, yapayalnız. Bekliyordu, kimse gelmiyordu. Bekledikçe çoşkusu artıyor, yüreği daha çok, vurulmuş bir kuş yüreği gibi çırpınıyordu. Umutsuzluk ağır bir su gibi dört yanından yükseliyordu. Alışırsın, diyordu. Bu dünyada başka türlü yaşamanın hiçbir çaresi yok.
| Ağrıdağı Efsanesi, Yaşar Kemal
Umduğum gibi olmadı. Hayatım umduğum gibi değildi. Yenilgilerime karşı koyamadım, yapamadım. Hareket eden bir mezarlık gibiyim, kalbim ise hayal kırıklıkları ile dolu. Bambaşka olmasını isteyeceğim şeylerin sayısı kalbime her zaman çok ağır gelecek.
Ben kayboldum! Duygularım çok karışık. Anılarım kayıp. Gözlerim yaşlarla dolu. Ben kötüyüm ama iyiyim de. Hiçbir şey dilemiyorum. Hiçbir arzum yok. Yitip gitsem daha iyi. Kendimle ilgili çok fazla sorunum var ve kalbim sürekli kederli. | Genç Werther'in Acıları, Goethe
O günden sonra kuracak güzel bir cümlem olmadı hiç dünya için. Rüyalarım tüller ve silahlardan bu yana sisli. Kıvrılıp giden dalgın bir yol, yolda eski bir taş, Limanda bağlı bir tekne, yosunlu bir halat gibi durdum. Uzağımda açık denizdi o…devamıO günden sonra kuracak güzel bir cümlem olmadı hiç dünya için.
Rüyalarım tüller ve silahlardan bu yana sisli.
Kıvrılıp giden dalgın bir yol, yolda eski bir taş,
Limanda bağlı bir tekne, yosunlu bir halat gibi durdum.
Uzağımda açık denizdi o yürüdü gitti.
Ben kıyıda ıssız bir ev, ince boğazda gıcırdayan tahta iskele,
iskelede bir lastik, az ilerde turuncu bir şamandıra,
İçimde kuzeyden bir hatıra aksiyle durgun suya vurdum.
Bir siyah beyaz kare içinde, hepsi hepsi bir hatıra işte
Bıraktın, unuttum, unutuldum.
Seni kırdığım yerden beni de kırdılar,
Ben hiçbir cümleyle ağlayamam artık seni.
İzin vermiştim, şımarmasına, naz yapmasına, kırılgan olmasına, memnuniyetsiz olmak için sebepler bulmasına ve yüreğimde bir daha eski haline dönemeyecek yaralar açmasına. Böyledir işte bu zamanlar. Zaman geçsin yarın olsun diye yaşarsın, zaman geçmez yarın olmaz. Her gün öyle aynıdır ki…devamıİzin vermiştim, şımarmasına, naz yapmasına, kırılgan olmasına, memnuniyetsiz olmak için sebepler bulmasına ve yüreğimde bir daha eski haline dönemeyecek yaralar açmasına. Böyledir işte bu zamanlar. Zaman geçsin yarın olsun diye yaşarsın, zaman geçmez yarın olmaz. Her gün öyle aynıdır ki takvimler boşunadır.
Kahvaltılar boşunadır, uykular boşunadır hele o gülüşler en boş yalanlardır. Avuturuz kendimizi, kendi kendimize. Fayda etmez boş verler, unut onular, değmez onalar. Konduramaz kişi, ruhunda böylesine değişim yaratan birine bu lafları.
Değer işte en çok ona değer. En çok o hatırlanır ve en çok o boş verilemez. Çünkü ona verilir yüreğin herkesten uzak ulaşılmaz köşesi. Çünkü ona verilir gençliğin ilk duyguları ve son arzuları. Çünkü ona verilir kişinin, şahsına ait odaları. Çünkü kişi artık kendi bedeninde onu besler, onu yaşatır ve onu taşır. Bir bedende iki kişidir.
İçinde yaşatması zordur. Çünkü sıva tutmaz ruhun dökülen duvarları. Mevsimlerden bir sonbahar ve unutulur yaz. Saçılan yapraklar gibi saçılır duygular ve hepsi birbirine karışır; nefret, sevgi, kin, huzur, aşk, öfke...
Her ayrılık biraz böyledir işte. Biraz devrik, çokça eksik. Bundan sonra tek kalır kişi. Tek başına. Yalnız. Yapayalnız. Çokça hüzün. Yeni arayışlar. Kendini bulma. Ve sahte gülüşler.
| Yazılar, Ayşe Lara Yanar