"Denk olamadığın insanla arkadaş olamazsın. Fazla yakınına alırsan kıskanır. Biraz mesafe koymaya çalışırsın, hırslanır. Hayat görüşün, ahlaki yapın, yaşam standartların, bakış açın yakın değilse arkadaşlık zordur. Dostluk da imkansızdır."
Çok fazla iddiası olmayan ama bana göre herkesin izlemesi gereken bir film , günümüz de bile hala son hızla kullanılan bir ürünün arkasındaki gerçekleri gün yüzüne çıkaran gerçek bir hikaye ve zaten biyografi filmi, diyalogları bazı yerlerde uzun olsada kesinlikle…devamıÇok fazla iddiası olmayan ama bana göre herkesin izlemesi gereken bir film , günümüz de bile hala son hızla kullanılan bir ürünün arkasındaki gerçekleri gün yüzüne çıkaran gerçek bir hikaye ve zaten biyografi filmi, diyalogları bazı yerlerde uzun olsada kesinlikle çok sarsıcı olduğunu dile getirmek isterim keza günümüzde bir çok şey katkıli ve zararlı iken burada da nasıl bir tehlikeyle karşı karşıya kaldığımızı gözler önüne seriyor... Filmin sonunda da gerçek karakterleri göreceksiniz..Bana göre mutlaka izlenmeli..Belki de ne kullanmanız gerektiği yönünde fikirleriniz değişebilir..
İnsan, unutulmaya değil; kendisini unutan kişiye bir zamanlar yüklediği anlama üzülür. Çünkü acı olan, yok sayılmak değil… Yanlış yere emek vermiş olmaktır. Acı olan, senin canını yakan, birinin seni hatırlamaması değildir. Seni hatırlamayacak birine, vaktiyle kalbinde yer açmış olmandır. Ona…devamıİnsan, unutulmaya değil; kendisini unutan kişiye bir zamanlar yüklediği anlama üzülür.
Çünkü acı olan, yok sayılmak değil… Yanlış yere emek vermiş olmaktır.
Acı olan, senin canını yakan, birinin seni hatırlamaması değildir. Seni hatırlamayacak birine, vaktiyle kalbinde yer açmış olmandır. Ona yüklediğin değer, ona verdiğin kıymet, ona açtığın alan… İşte insan asıl bunların boşa çıkmasına yanar.
Unutulmak bir sonuçtur.
Ama yanlış kişiye inanmak bir tercihtir.
Ve insan, başkasının nankörlüğünden çok, kendi iyi niyetine kırılır.
Çünkü o değeri verirken saf değildi; içtendi.
Ama karşılığı bırakılmak oldu.
Bu yüzden insan, “beni unuttu” diye üzülmez.
“Ben onu yüreğimde büyütmüştüm” diye üzülür.
Spoiler içeriyor
Bu film nasıl oscar almış gerçekten aklım almadı, kaç gündür hep gözüme çarpıyordu hadi izleyim bari dedim ama yok sıkılarak izledim,böyle bir tarih ve senaryo içinde vampirler ne ayak abi gözünüzü seveyim ,çok fazla detaycı biri değilim izler geçerim,acaba dedim…devamıBu film nasıl oscar almış gerçekten aklım almadı, kaç gündür hep gözüme çarpıyordu hadi izleyim bari dedim ama yok sıkılarak izledim,böyle bir tarih ve senaryo içinde vampirler ne ayak abi gözünüzü seveyim ,çok fazla detaycı biri değilim izler geçerim,acaba dedim benim anlamadığım ne var bu filmde ,biraz yorumlara baktım neyse ki yalnız değilim ama göklere çıkaranda var ve şu film 7.5 puan almış ona da ayrı şaşırdım,ben hiç mi hiç beğenmedim ve bana göre zaman kaybıydı... İzleyip izlememek sizlere kalmış...
Bazı bayramlar vardır… Sadece takvimde değil, insanın kalbinde yaşanır. Eksiklerimizi daha çok hissettiğimiz, ama yine de şükretmeyi unutmadığımız… Kırgınlıkları bir kenara bırakıp, bir mesajla, bir sarılmayla her şeyi iyileştirebileceğimizi hatırlatan günlerdir bayramlar. Belki yan yana değiliz, belki bazı sevdiklerimiz artık…devamıBazı bayramlar vardır…
Sadece takvimde değil, insanın kalbinde yaşanır.
Eksiklerimizi daha çok hissettiğimiz, ama yine de şükretmeyi unutmadığımız…
Kırgınlıkları bir kenara bırakıp, bir mesajla, bir sarılmayla her şeyi iyileştirebileceğimizi hatırlatan günlerdir bayramlar.
Belki yan yana değiliz, belki bazı sevdiklerimiz artık bizimle değil…
Ama onların hatırası, sevgisi ve duaları hâlâ bizimle.
Bu bayram; kalbinize huzur, hanenize bereket, ömrünüze sağlık getirsin.
Gönlünüzden geçen tüm güzel dilekler kabul olsun.
Hz Ali Der ki ; İnsanların sana nasıl davrandığı onların terbiyesidir. Senin nasıl karşılık verdiğin senin mertebendir. Herkes bağırabilir. Herkes kırabilir. Herkes aynı yerden karşılık verebilir. Ama herkes aynı kalamaz. Mesele kimin ne yaptığı değil, Senin ne halde kaldığındır. Edep,sessizlik…devamıHz Ali Der ki ;
İnsanların sana nasıl davrandığı onların terbiyesidir.
Senin nasıl karşılık verdiğin senin mertebendir.
Herkes bağırabilir.
Herkes kırabilir.
Herkes aynı yerden karşılık verebilir.
Ama herkes aynı kalamaz.
Mesele kimin ne yaptığı değil,
Senin ne halde kaldığındır.
Edep,sessizlik değil.
Edep, kendini kaybetmemendir..
Uzun ama çok dokunaklı bir hikaye.... 46 Yıllık Kocam Bu Sabah Beni Evden Kovdu... İzmir'de. Bu sabah... Kırk altı yıldır aynı yastığa baş koyduğum adam Bir zamanlar "Yiğidim" dediğim Cemal Beni evden kovdu.Elinde küçücük bir yastığı kendine siper etmiş, kapının…devamıUzun ama çok dokunaklı bir hikaye....
46 Yıllık Kocam Bu Sabah Beni Evden Kovdu...
İzmir'de.
Bu sabah...
Kırk altı yıldır aynı yastığa baş koyduğum adam Bir zamanlar "Yiğidim" dediğim Cemal Beni evden kovdu.Elinde küçücük bir yastığı kendine siper etmiş, kapının önünde durdu:
"Hanımefendi...
Gitseniz iyi olur.
Eşim birazdan gelir...
Gülizar kızar sonra."
O eş benim.
Ben Gülizar.
Onun "birazdan gelir" diye beklediği kadın ise
1974'te Almanya'ya gidip bir daha dönmeyen gençlik aşkı.
Bir an dizlerimin bağı çözüldü.
Mutfaktan su bardağı alır gibi yaptım...
Elllerim titremesin diye.
Sonra telefon çaldı.
"Gülizar Hanım, eşiniz yürüyebildiği için evde bakım desteği çıkmıyor.
Özel bakımevlerine bakabilirsiniz," dedi.
Yutkundum.
Çünkü özel bakım demek:
Kırk yılın alın teri demek...
İzmir'de 98'de dişimizden tırnağımızdan artırıp aldığımız ev demek...
Bir ömrün bir çekmeceye sıkışıp
"Ver gitsin" denmesi demek.
Ama biz ne deriz?
"Tamam, sağ olun."
Acıya hep sessizce eğilen bir kuşaktan geliyoruz.Cemal'le ilk karşılaşmam 79'daydı.
Buca'da çay bahçesinde garsonluk yapıyordum.
Üstünde asker parkası, yüzünde mahcup bir tebessüm...
Fuar'da elektrik işine yeni girmiş
"Sade kahve," dedi.
Sesi kırık, ama insanı tutan bir güven vardı.
İkinci buluşmamızda 77 model Murat yolda kaldı Üçyol yokuşunun tam ortası...
Ben panik içindeyken, Cemal kaputu açtı, direksiyon altından bir şey söktü-takti, Ellerini yağlı pantolonuna silip bana baktı:
"Ben seni yolda bırakmam kız," dedi.
Ve gerçekten bırakmadı.
Depremde, krizlerde, işsizliklerde...
Ekmek küçülürken gururumuzu
büyütmemek için çırpındığımız yıllarda...
Hep "Bir çare buluruz," dedi.
Ama hayat kimseyi, hiç kimseyi kayırmıyor.
Beş yıl önce teşhis geldi:
Damar tipi bunama.
Önce anahtarını kaybetti.
Sonra çaydanlığın altını kapamayı...
Sonra konuşmayı...
Sonra beni...
Sosyal medyada "kendi kabını doldur", "papatya banyosu yap" diyorlar ya... İnsanın sevdiğini unutuşuna papatya ne yapsın?
Gerçek sevgi o cümlelerde değil.
Gerçek sevgi;
Gece üçte banyodaki kazayı temizlemektir.
Arabanın anahtarını saklamaktır,"
"İşe geç kaldım!" diye kapıya koşmasın diye.
Ve hayattayken kaybettiğin birini...
Sessizce beklemektir.
Geçen ay oğlumuz Tolga geldi.
İstanbul'dan koşa koşa.
Babasının yanına oturup maç konuşmaya başladı.
Cemal uzun uzun baktı ona...
Sonra:
"Sen yeni taşınan kiracısın... değil mi?" dedi.
Tolga'nın gözleri bir anlığına kırıldı.
Ama gülümseyip:
"Evet babacığım... kiracıyım. Modeme bakıyorum," diye cevap verdi. O gün akşamüstü balkona çıktım. İzmir'in hafif rüzgârı yüzümü okşadı ama içimi üşüttü.
Çiğdem kabuğu gibi ince bir yerden kırıldı kalbim.
Devlete kızdım, zamana kızdım, kadere kızdım.
Dağ gibi adamın gözlerimin önünde bir çocuğa dönüşmesine kızdım.
Bir an...
Bir an sadece...
Çantamı alıp Kordon'a kadar yürümeyi düşündüm.
Yürüyüp gitmeyi.
Kimsenin beni tanımadığı bir yere.
Ama gitmedim.
Kapıları kilitledim.
Battaniyesini örttüm.
Çünkü bazen sevgi, en çok kalırken yoruyor
Ama yine de kalıyorsun.
Dün bizim 46. yılımızdı.
Söylemedim.
Gün kötüydü.
Evde bir o yana bir bu yana dolaşıyor,
"Alet çantamı çaldılar... bulacağım onları,"
diye mırıldanıyordu.
Ben mutfakta bulaşık yıkarken, gözyaşlarım
süzülürken,
Omzumda bir el hissettim.
"Gülizar..."
Aylar sonra...
Cemal'in o eski, berrak sesi!
Döndüm.
Gözleri bir anda açılmıştı.
Sis dağılmış gibiydi.
Titreyen elinde küçük bir zarf:
"Bunu sakladım... kötüleşmeden önce.
Bugün aç diye.
Biliyorum zor... kusura bakma," dedi.
Sonra sarıldı bana.
Eski Cemal gibi.
Sırtımı, kalbimi, ömrümü tutan şekilde.
Ama sarılışı biter bitmez...
Işık yine söndü gözlerinde.
Sessizce pencereye yürüyüp kediyi izlemeye başladı.
Zarfı açtım.
İçinden gümüş bir kolye çıktı.
Ve el yazısıyla küçük bir not:
"Gitmek senden kolaydı.
Kalmak... senin aşkındı."
Ayaklarım tutmadı.
Fayansın üzerine çöktüm.
Bir ömrün ağırlığını ilk kez bu kadar taşıyamadım.
Biz hep başlangıçları seviyoruz:
Söz yüzüklerini, gelin arabalarını, düğün
videolarını...
Oysa evlilik, asıl sonbaharda sınanıyor.
Gerçek sevgi;
Aynı ömrü yüz kere taşısa da "Yine taşırım" diyebilmektir.
Yorulmuş ellerle bile
"Bırakmam," demektir.
"Hastalıkta, sağlıkta" sözünü laf olmaktan çıkarıp
Hayatın tam göbeğine yazmaktır.
Bu satırları okuyan herkese: Sevdiklerinize biraz daha sıkı sarılın.
Ve bir hastaya bakan, yaşlısına omuz veren, Yükü sessizce taşıyan siz güzel insanlar Bilin ki:
Bu dünyadaki en ağır, en kutsal emek sizindir
Bu yazı, en zor günde bile "kalmak" zorunda olanlara...
İnternette gezinirken afişini görmüşüm 4 ay önce felan, telif haklarından dolayı bir türlü bulamamıştım, telefonuma not almışım ne izleyeyim diye düşünürken bi notlarıma bakayım dedim ve bulup izledim, Bu tarz filmleri severim ve zaten haddinden fazla mevcut fakat yıllar önce…devamıİnternette gezinirken afişini görmüşüm 4 ay önce felan, telif haklarından dolayı bir türlü bulamamıştım, telefonuma not almışım ne izleyeyim diye düşünürken bi notlarıma bakayım dedim ve bulup izledim, Bu tarz filmleri severim ve zaten haddinden fazla mevcut fakat yıllar önce sinemada izlediğim Mavi Korku filminin kalitesini daha bulabilmiş değilim ki bu filmin senaryosu bambaşka, hiç beklemediğim şekilde çıktı ama tabi bu beğenmedim ya da kötü olduğu anlamına gelmiyor, başroldeki kötü karakterimizi zaten hiç sevmiyorum öyle uyuz olduğum bir aktör ve zaten burdada dibine kadar size bunu hissettiriyor, insanı gerim gerim etmekle kalmayıp sinir uçlarınıza da en sağlamından dokunuyor, dişlerimi sıka sıka bir hal oldum, gerçekten sağlam etkiliyor... Bu tarz filmleri seviyorsanız şans verebilirsiniz, şimdiden iyi seyirler dilerim...
Ne zaman rasgele film seçsem geneli beni pişman eder ,halbuki liste kabarık her filmi özenle ya da yorumlara bakarak listeme eklemişim , aç onları izlesene neyse gelelim filme..keşke adını kasırga avcıları koysalarmış, doğal afet temalı filmleri severim ama bu öyle…devamıNe zaman rasgele film seçsem geneli beni pişman eder ,halbuki liste kabarık her filmi özenle ya da yorumlara bakarak listeme eklemişim , aç onları izlesene neyse gelelim filme..keşke adını kasırga avcıları koysalarmış, doğal afet temalı filmleri severim ama bu öyle değil,hiç beklenildiği gibi ilerlemiyor ,hep bişeyler eksik ,size o heyecanı bir türlü vermiyor, veremiyor..ne duygusallik,ne dram,ne senaryo hele müzikler çok alakasız.. Açıkçası bana zaman kaybı gibi geldi ...