John wick 4 izledim, ilginçtir ki herifin birinin 2 saat boyunca gerçekçi olmasa bile adam öldürüp durması aşırı hoşuma gitti... Biraz kafa dağıtmaya ve çok düşünmemeye ihtiyacım vardı galiba. Bu filmin üzerine de Enis cherysondan anomaly agent oynamaya karar verdim..…devamıJohn wick 4 izledim, ilginçtir ki herifin birinin 2 saat boyunca gerçekçi olmasa bile adam öldürüp durması aşırı hoşuma gitti... Biraz kafa dağıtmaya ve çok düşünmemeye ihtiyacım vardı galiba. Bu filmin üzerine de Enis cherysondan anomaly agent oynamaya karar verdim.. (bu başka bir incelemenin konusu ama)
John wick 4u ilginc yapan şey, a few dollars more filmindeki indio karakterine gönderme yapılmasıydı. Caine, kızı mianin ve kendi özgürlüğü için mücadele eden bir karakterdi. O hep yanından ayirmadigi cep saatinde kızının resmi ve nocturne c sharp minorün o güzel tiz tınısı bu karaktere kazandırılmış senaristler tarafından.
Eksi verilecek tek nokta Akira karakterinin gelişimi tamamlanmamış. Caine ile hesaplasacagini söylüyordu ama filmde bunu görmedik. Eh normal kaç sayfalık senaryo kim bilir. Kaçırmış olmaları doğal. Ya da bilerek açık bıraktılar.
AŞAĞIDA SPOİLER VAR
Bir diğer klasik şeyse çatışma unsuru olarak, Winstonın"Досвидания мой син" yani hoşça kal oğlum demesiyle çatışma unsuru izleyicide arttiriliyor hatta bir nevi katarsis oluşturuyorlar. Çok klişe bir yapı ama hala vurucu bir etki. 4 filmin sonunda Winstonun, John wick in babası olduğunu öğrenmiş oluyoruz.
Diyaloglar bu kadar yavan olmasına rağmen (muhtemelen bilinçli bir tercih bu arada yavan olması) film kendini izletiyor. Çünkü adı üstünde aksiyon filmi, burada aradığımız şey söylem değil eylem.
Film güzeldi ve ihtiyacım olan şeyi verdi John wick serisinin son filmi 10/8
Dominique'in Karola karşı vurdumduymazligi ve karolun eskiye karşı olan bağlılığı. Fransa modernizminin monarsiye olan bağlılığı gibi belki de. Yeni inşa edilen burjuvazinin, feodalizme bağlılığı belki de. Neyse bu belki karakterler üzerinden sembolik olarak Kieslowskinin anlatmak isteyeceği şeydir diye düşündüm. Filmdeki…devamıDominique'in Karola karşı vurdumduymazligi ve karolun eskiye karşı olan bağlılığı. Fransa modernizminin monarsiye olan bağlılığı gibi belki de. Yeni inşa edilen burjuvazinin, feodalizme bağlılığı belki de. Neyse bu belki karakterler üzerinden sembolik olarak Kieslowskinin anlatmak isteyeceği şeydir diye düşündüm.
Filmdeki müzikler beni çok etkiledi. Bir adamın eski eşinin acımasizligina karşı kurduğu komployu ve sevgiyi yeniden inşa etmeye çalıştığını görüyoruz.
Prens mişkin ile kendimi çok özdeşlestirdim tabii ki tamamen onun gibi bir karakter olmasam da, benzer yönlerim ne yazık ki çok var. Prens miskin kitabın ana karakteri, budala olmasının sebebi ise iyi niyeti ve karşısındaki kişiyi bazen kendinden bile çok…devamıPrens mişkin ile kendimi çok özdeşlestirdim tabii ki tamamen onun gibi bir karakter olmasam da, benzer yönlerim ne yazık ki çok var.
Prens miskin kitabın ana karakteri, budala olmasının sebebi ise iyi niyeti ve karşısındaki kişiyi bazen kendinden bile çok fazla düşünüyor olması. Aslında ahlaki olarak hepimizin istediği türde insan olsa da gerçek hayatta karşılaştığımızda iyiyse cennete gitsin gibi tavırlar alabilmemiz muhtemel oluyor)
Bu da bir noktada ilginç yapıyor bizi bence, bu kadar ahlaki olarak yüksek bir karakteri, neden toplum olarak yontmaya, kötü olmaya iteriz ki sorusunu doğuruyor.
Her zaman derim bir sinema izleyicisinin Shakespeare bilmesi lazım diye. Kral learı, Julius Ceasar'ı, Romeo&Julieti, hamleti ve macbethi... Hamlet ihanete kurban giden bir kralın intikamını almaya çalışan bir prensle ilgili bir tiyatro oyunu. Tiyatro oyunu olmasına karşın, sanki beyaz perdeye…devamıHer zaman derim bir sinema izleyicisinin Shakespeare bilmesi lazım diye. Kral learı, Julius Ceasar'ı, Romeo&Julieti, hamleti ve macbethi...
Hamlet ihanete kurban giden bir kralın intikamını almaya çalışan bir prensle ilgili bir tiyatro oyunu. Tiyatro oyunu olmasına karşın, sanki beyaz perdeye yazılmış gibi eserler yazıyor Shakespeare. Filmi çekilse izlenir türden :)
Lawrence şerefsizi gerçekte bu kadar iyi bir herif değil, kendisi çoğu ajanin yaptığını da kendine mal eden bir herif. Böylelikle ünü vs yayginlasiyor. Önemli yerlerin ele gecirilmesinde de önemi büyük. Filmde yer almıyor ama iddiasına göre Atatürkü bir savaşta öldürmeye…devamıLawrence şerefsizi gerçekte bu kadar iyi bir herif değil, kendisi çoğu ajanin yaptığını da kendine mal eden bir herif. Böylelikle ünü vs yayginlasiyor. Önemli yerlerin ele gecirilmesinde de önemi büyük. Filmde yer almıyor ama iddiasına göre Atatürkü bir savaşta öldürmeye çalıştığını ama kursunun Atatürkün yanındaki subaya geldiğini ifade etmiş.
Film genel olarak iyiydi ama, iyi bir senaryoydu gerçeği yansıtmasa da Lawrence'ı daha iyi tanimamizi sağlıyor en azından tarihte ne yapmıştır, neler basarmistir. Onun kariyerinde nasıl bir yeri olmuştur bunun. Normal bir askerden, bir basarisindan ötürü binbasiliga, savaş bittikten sonra da albay rutbesiyle ödüllendiriliyor.
Lawrence bunun dışında oldukça donanımlı bir asker. Birçok yabancı dil biliyor, müzik bilgisi var ve zeki birisi. Böyle birinin de dünyaya bakışı, stratejik bakisi doğal olarak diğerlerinden daha farklı oluyor ve bu yüzden de başarı getiriyor. Arap kabileleri birbiriyle catisirken asıl düşmanın biz Turkler olduğunu tembihliyor. Öyle bir konjukturde bir ingilizin, durumu idame ettirebilmesi oldukça ilginç.
Filme puanım
8/10 (sinema filmi olarak başarılı ne kadar propaganda filmi olsa da buna bakıyorum)
Bir zamanlar (küçük bir Müslümanken) favori filmimdi. Şu an tekrar izlesem yine aynı şeyi düşünür müyüm bilmiyorum... Ama politik yani olsun, sinematografisi olsun herkesin izlemesi gereken filmlerden birisi İzlenmesi gereken ilk 1000 film diye bir liste yapacak olsam bu filmi…devamıBir zamanlar (küçük bir Müslümanken) favori filmimdi. Şu an tekrar izlesem yine aynı şeyi düşünür müyüm bilmiyorum... Ama politik yani olsun, sinematografisi olsun herkesin izlemesi gereken filmlerden birisi
İzlenmesi gereken ilk 1000 film diye bir liste yapacak olsam bu filmi kesinlikle koyardım)
İşledigi konu güzel ama bir sinema filmi gibi asla hissettirmedi. Işıklar sitcom ışığı gibi yapılandırılmış hep. Tamam evet ofis ortamı var böyle olabilir ama duygu aktarımı daha iyi olabilirdi. Top 250de olmayı hak eden bir film değil bence. Foley çalışması…devamıİşledigi konu güzel ama bir sinema filmi gibi asla hissettirmedi. Işıklar sitcom ışığı gibi yapılandırılmış hep. Tamam evet ofis ortamı var böyle olabilir ama duygu aktarımı daha iyi olabilirdi. Top 250de olmayı hak eden bir film değil bence. Foley çalışması da çok yapılmamış. Teknik anlamda yeterli bulmadım ve hep diyaloglar üzerinden hikayeyi takip etmemiz isteniyor.
Konuya gelecek olursak kilisenin çocuklara istismarını araştıran ve bunu ifşa etmeye hazırlanan bir grup gazeteciyi esas alıyordu.
10/6 veriyorum