Mükemmel bir başyapıt Kurgu ve senaryo bakımından döneminin ötesinde bir film, İzlerken beyniniz yanabilir. İyi seyirler. "O halde biz neyiz ? Biz tüketiciyiz,Jim." "-Bir sürü şey satın almazsan ne olursun? -Ne? -Akıl hastası olursun."
Realist anlatımla kurgulanmış bir film diyebilirim. Birkaç sahne birçok duygunun dışavurumunu çok güzel sentezlemiş bu da filmin alt metninde ki duygu yoğunluğunu özetliyor. Bu noktada senarist ve yönetmeni tebrik ediyorum. Bekir de gördüğüm en yoğun duyguyu düşününce çaresizlik duygusu baskındı…devamıRealist anlatımla kurgulanmış bir film diyebilirim.
Birkaç sahne birçok duygunun dışavurumunu çok güzel sentezlemiş bu da filmin alt metninde ki duygu yoğunluğunu özetliyor.
Bu noktada senarist ve yönetmeni tebrik ediyorum.
Bekir de gördüğüm en yoğun duyguyu düşününce çaresizlik duygusu baskındı Uğur da aynı şekilde bu duyguyu yaşıyordu.
İkisi de bırakıp gidemiyordu.
İkisi de tabiri caizse gurursuz.
Neyse fazla detaya girmeyeyim ancak o son sahne o kadar güzel kurgulandığı belli ki birçok duyguyu o kadar güzel özetlemiş ki bayıldım.
Genel olarak filmi beğendim oyunculuklar, senaryo vs.
Herkese iyi seyirler.
İnsanı rahatlatan bir havası var. Doğayla içiçe geçirilmiş keyifli bir 97 dakika. Alt metinlerinde yalnızlığa vurulan söylemlerde insanı etkiliyor. Müzik, mekan ve kamera açıları insanı filme katan unsurlardan biri.
Midenizin kaldıramayacağı sahneleri içinde barındıran konusu alışılmışın dışında intikam temalı bir film. İzledim ancak böyle bir son hayal etmiyordum epey şaşırdım. Garip bir film İzlemenizi tavsiye etmem
İlk defa nefesimin atan bir kalbinin olduğunu hissettim. Bu filmdeki koca emeği hissedebiliyor insan senaryosu, görüntüsü, oyunculukları ve sayamadığım her şey... Baya baya kaliteli bir yapım Kafkas kültürünü merak ediyordum daha çok merakım arttı film sayesinde bir gün oralara gideceğim…devamıİlk defa nefesimin atan bir kalbinin olduğunu hissettim.
Bu filmdeki koca emeği hissedebiliyor insan senaryosu, görüntüsü, oyunculukları ve sayamadığım her şey...
Baya baya kaliteli bir yapım Kafkas kültürünü merak ediyordum daha çok merakım arttı film sayesinde bir gün oralara gideceğim inşallah.
Beklemek, hep bir şeyler bekliyoruz ancak bir insanı ömrünün sonuna kadar beklemek ve o sıcaklığı,içtenliği ve inanmışlığı bir an olsun azaltmamak yani o garda inenleri izlerken o gözünde ki onu görmeyişinin getirdiği hayal kırıklığı bile değişmez mi? Demek ki değişmiyormuş.
Bu filmin yeri bende ayrı büyük ihtimalle hep de ayrı olacak.
Şimdi daha iyi anlıyorum mesele bulmak değil yolda olmak mesele yaklaşmak değil yakın kalmak, şimdi daha iyi anlıyorum.
Bir şeyler hep eksik hep yarım gibi tamamlamak da gelmiyor artık eskisi gibi galiba bu yarım kalmışlığı seviyorum.
Film o kadar etkiledi ki bir yandan bu kadar az izlenmesi de şaşırtıcı ve üzücü bir durum bu gönderiyi gören herkesin izledikten sonra pişman olmayacağını ve bana dua edeceğini düşünüyorum :)
Filmden birkaç kesit bırakmak istiyorum;
"Gurbet, sevenleri ayıran kör bir bıçaktı."
"-Ne zamana kadar?
-Ölene kadar"
"-Şartlar sürüklendi ve buraya geldim
Ve hala bekliyorum
-Peki neden?
-Vefa,
Bana döneceğim dedi ben de bekleyeceğim dedim. Sevda budur kızım, sevda sabırdır ancak kaybedince anlarsın...
"Sevdiğini beklemek yormaz, ben 50 yıldır bekliyorum."
Film 10/10
İyi seyirler herkese
İntikam temalı bir "kim ki duk" filmiyle karşınızdayım, İntikam temasının işlendiği bu filmde başrolümüz(kang do) bir tefeci şirketinin görevlilerinden ve ödemesini geciktiren insanlardan ödemeyi alırken tabiri caizse hayvani bir şekilde alıyor. Örnek olarak bazılarının elini kesiyor kimini bir inşaatın en…devamıİntikam temalı bir "kim ki duk" filmiyle karşınızdayım,
İntikam temasının işlendiği bu filmde başrolümüz(kang do) bir tefeci şirketinin görevlilerinden ve ödemesini geciktiren insanlardan ödemeyi alırken tabiri caizse hayvani bir şekilde alıyor. Örnek olarak bazılarının elini kesiyor kimini bir inşaatın en üst katından atan bir adamdan bahsediyoruz.
İşte tam bu noktada Annesi(Mi Son) çıkageliyor ve o noktada sevgisizlik temasının kişide neler yarattığının işlendiği kısımlara girmiş oluyoruz.
30 yıl boyunca merhamet ve sevgiyle yoğrulmamış bir insanın sevgiye ne kadar ihtiyaç duyduğunu o kadar güzel hissettirmiş ki ve bu noktada kişideki değişimleri birkaç sahneyle pekleştiriyor.
Filmde ters köşeler mevcut, bazı noktalarda mideniz bulanabilir, durağan bir anlatım mevcut olsa da her sahnesi insanı düşündürüyor.
Onun haricinde 2012 Venedik film festivalinde ödül alan bir yapıt.
Herkese iyi seyirler
3000 gece neredeyse 8 yıl bir insanın Filistinli olmasının cezası, 1948 den beridir 700.000 Filistinli çocuk, kadın ve erkek hapishanelerde tutuldu. Bu filmde sadece bir kadının yaşadıkları anlatıldı sadece bir kadının... Günümüzde ise bu sayı 6000'e tekabül ediliyor. Film oyunculuklar…devamı3000 gece neredeyse 8 yıl bir insanın Filistinli olmasının cezası,
1948 den beridir 700.000 Filistinli çocuk, kadın ve erkek hapishanelerde tutuldu.
Bu filmde sadece bir kadının yaşadıkları anlatıldı sadece bir kadının...
Günümüzde ise bu sayı 6000'e tekabül ediliyor.
Film oyunculuklar noktasında beni tatmin etmese de anlatılan konu ister istemez kişide bir depreşim yaratıyor. Ve bunun gerçek olduğunu bilmek ve daha kötü olduğunu bilmek insanın kanını donduruyor.
Biraz da hislerimi döküp, o insanın ruhuna işleyen müziği de bırakıp gideyim
İyi seyirler herkese
"Yağmura açtım ellerimi,
Ki inancım tutacaktır beni.
..
.
Binlerce masum ölürken,
Damlalar mı serin şimdi?
Yoksa,
duvarda ki tebeşir izleri mi?
Bilmiyorum."
Macadi Nahass | Ya Thalam El Sijn
https://www.youtube.com/watch?v=gexp11CM0-s
Söze nasıl başlayacağım noktasında düşünceler içindeyken bu sözlerle başlayalım. Yapım gereği filmin konusunu ve karakterlerini anlatmayı pek doğru bulmuyorum. Genelde beni etkileyen filmlerle alakalı zaten gönderi paylaşımı yapıyorum bu da genelde hissettiklerimi anlattığım bir içerik oluyor ancak bunu bugün yapmayacağım.…devamıSöze nasıl başlayacağım noktasında düşünceler içindeyken bu sözlerle başlayalım.
Yapım gereği filmin konusunu ve karakterlerini anlatmayı pek doğru bulmuyorum. Genelde beni etkileyen filmlerle alakalı zaten gönderi paylaşımı yapıyorum bu da genelde hissettiklerimi anlattığım bir içerik oluyor ancak bunu bugün yapmayacağım.
Akbarın kardeşi Firoozeh ve arkadaşı A'la dan bahsetmek istiyorum Akbar 16 yaşında sevdiği kızı öldüren bir arkadaşımız bana yar olmayacaksa kimseye yar olmasın hissiyatıyla mi yaptı bilinmez ama İran sistemine göre 18 yaşına bastığında idam edilecek.
Akbar'ın kardeşi Firoozeh bu iki yıl boyunca kardeşini kurtarmak için her hafta kızın babasından rıza almak için giden bir abla ve bu noktada Firoozeh den bahsetmek istiyorum.
Eski kocasıyla 1.5 yıl önce boşanmış ancak İran kültüründen kaynaklı dul kadınlara olan bakış açıları boşandığı adamla aynı evde ayrı odalarda bir nevi esarete rıza göstererek kalan biri neden boşandığı noktasına gelecek olursam eski eşi uyuşturucu bağımlısı biri ve her uyuşturucu lazım olduğunda eşini pazarlayacak kadar karaktersiz biri ve bu noktada Firoozeh'e neden boşandığını sorduğu anda anlattıklarımı şu cümleyle özetledi.
"Her uyuşturucu istediğinde kendimi satamazdım"
Bu çaresizlik içinde Firoozeh A'la ile tanışıyor aralarında 3 4 yaş var. Kardeşinin davası için bir noktada buluşan bu iki kişi zamanla birbirlerini tanıdıkça gözlerini birbirinden alamazlar. Belki de Firoozeh A'la'nın çocuğuna olan sevgisini ya da ona olan nazik tavırlarını belki de kardeşi için bunca fedakarlığa sahip birini daha fazla tanımak istedi orası biraz da yoruma açık olsun.
Birkaç sahne vardı filmde A'la ile Firoozeh arasında bunlardan birini anlatayım.
Yemek için restorana gittiklerinde yemek sırasında A'la yüzüğünü ters çevirip artık Firoozeh'i sınamak için midir bilinmez evlilik yüzüğü gibi gösterip Firoozeh'in tepkisini ölçmesi ve onun üzerine Firoozeh'in karşılık niteliğinde sigara verir misin diye sorup A'la'nın sigara içen kadını sevmem deyişi üzerine Firoozeh'in cebinde ki sigarayı çıkarıp içmesi bir nevi karşılık vermesi olarak nitelendirdiğim güzel bir sahneydi diyebilirim izleyeni gülümsetiyor.
Ve bir taraf da öldürülen kızın babasının ikinci eşinin yaşadıkları ve yaşatılanlar insanı derinden üzüyor.
Bir eleştirim olacak, bu kadar güzel kurgulanan bir senaryoyu neden izleyicilerin hayal gücüne bırakırsınız...
Herkese iyi seyirler
Sözü bu dizelerle bitireyim...
"dönmezse gelmediğini bilirim,
ama beklemez gidersem ne geldiğini bilirim ne gelmediğini.."
Film aslında Aşk üzerine kurulu bir film olsa da Stephane üzerinden felsefi bir derinlik taşıyor. Gözleriyle sevdiğini bu kadar belli eden birini daha önce görmemiştim. Fransız sineması pek hakim olduğum bir sinema kültürü değil ancak bundan sonra daha çok ilgiyle…devamıFilm aslında Aşk üzerine kurulu bir film olsa da Stephane üzerinden felsefi bir derinlik taşıyor. Gözleriyle sevdiğini bu kadar belli eden birini daha önce görmemiştim. Fransız sineması pek hakim olduğum bir sinema kültürü değil ancak bundan sonra daha çok ilgiyle takip edeceğimi düşünüyorum film bu noktada bende o ışığı yaktı.Stephane’ı biraz konuşmak istiyorum biraz kendime benzetiyorum ancak bu benzetiş görünenler noktasında değil de görünmeyen noktasında ona o seçici yalnızlığı yaşatan o zaman ki Stephane ile tanıştığımı hissediyorum bir yerlerde…
Bazı hislerin demlenmesi çok uzun sürüyor. Bazen içinden geçenlere eşlik edebilecek tek kelimenin “Nasılsın” olması burada ki o hissiyatı o farkındalığı Stephane çok net hissettirdi.Her susuşunda biraz daha konuştuk Stephane ile ve Camille ben de her neyi seviyorsan beni tanıdıktan sonra o büyü bozulacak deyişi yaşadığı tramvayı gözler önüne sürdüğü ve kendini açığa çıkardığı ilk andı ve oradaki çaresizliği gözleriyle o kadar net hissettirdi ki
Bu korku bu bekleyiş Stephane’i sevdiği kadına hep uzaktan bakmasına sebep olacaktı ve oldu
Seni sevmiyorum dedikten sonra kadının beklediği cevabı alamayınca bana bakma diyişi sonra kameranın sadece kadını göstermesi görüntü yönetmeni olsaydım hayalimde ki sahne de bu tarz bir kurgu olurdu.
Hızlı akışı olmayan bir film ancak filmin sonunda sizi garip bir şekilde etkisi altına aldığının farkında olmuyorsunuz.
Filmden birkaç kesit paylaşmak istiyorum.
“Boyun eğişin, parkelerin cilasını çizen sünger taşı gibi kalbimi yaralıyor.”
“Bir tür baskı hissediyorum.
İçimde bir yerlerde uğraşıyorum ama olmuyor.
Hep onu düşünüyorum.”
Ve Stephane’ın kendini anlatmaya çalıştığı o sözlerle cümlelerimi bitirmek istiyorum.
- İçimde canlılığını yitirmiş bir şey var. asla baş edemedim. çözmek için hep geciktim. sende başarısız oldum. Maxime'yi kaybettim. Yıkıp harap olan benim. Kendime söz geçiremiyorum.