Her ne kadar canlı ilişkilerinin çok karmaşık olduğu düşünülse de temelde inanılmaz basittir. Canlılar karşılaştığı her nesneye üç soru yöneltecek şekilde evrimleşmiştir. Bunu yiyebilir miyim? Bununla çiftleşebilir miyim? Bu beni öldürür mü? Tepkilerimizi, bu üç soruya aldığımız cevaplar neticesinde veririz.…devamıHer ne kadar canlı ilişkilerinin çok karmaşık olduğu düşünülse de temelde inanılmaz basittir. Canlılar karşılaştığı her nesneye üç soru yöneltecek şekilde evrimleşmiştir. Bunu yiyebilir miyim? Bununla çiftleşebilir miyim? Bu beni öldürür mü?
Tepkilerimizi, bu üç soruya aldığımız cevaplar neticesinde veririz.
Yani ya savaşırız, ya sevişiriz, ya da
kaçarız.
Bütün şiir boyunca "Aysel git başımdan ben sana göre değilim" diyen Attila İlhan'ın, son dizesinde "Aysel git başımdan seni seviyorum." demesi. (Şarkı: Dolu Kadehi Ters Tut - Gitme )
Aynaya bakmak, ne garip... Aynaya değil, kendimize bakıyoruz aslında ama hiçbirimiz "Kendime baktım." demiyoruz, "Aynaya baktım." diyoruz. Sanki bize bizi gösteren her şey bizden daha önemliymiş gibi.
Dünyada o kadar çok izlenecek film, okunacak kitap, gezilecek yer var ki. İnsan, hayatı boyunca birçoğunu yapamayacağı için üzülüyor. Romalılar bu durumu "Ars longa, vita brevis" olarak özetlemiş. Yani "Sanat uzun, hayat kısa."
Öldü sanılıp gömülmüş, ancak toprağın altında tabutunun içinde uyanıp bağırıp çağıran, kıyameti koparan ve duvarları yumruklayan biri gibi hissediyordu kendini.