Büyüdükçe, hayat denen o görünmez kafesin duvarlarını kendi ellerimle ördüğümün farkına varamadım; günler, aylar, belki de yıllar akıp giderken, ayaklarımı saran zincirlerin ustasının yine ben olduğumu unuttum. •DANTE
En Sevdiğim Film: * En Sevdiğim Dizi: Lost En sevdiğim film ve diziyi buraya yazacaktım ama film konusunda en sevdiğimin hangisi olduğunda epey bi' kararsızım. Ancak dizi konusunda oldukça netim ve listemin 1. numarası belli. Uzun yıllardır tahtın tek sahibi…devamıEn Sevdiğim Film: *
En Sevdiğim Dizi: Lost
En sevdiğim film ve diziyi buraya yazacaktım ama film konusunda en sevdiğimin hangisi olduğunda epey bi' kararsızım. Ancak dizi konusunda oldukça netim ve listemin 1. numarası belli. Uzun yıllardır tahtın tek sahibi :)
Nefret etmemek o kadar zor ki… İnsanlardan, eşyalardan, geleneklerden. Senin azmini kırıp kanamanı izlerken zevkten dört köşe olduklarında, mantıklı gelen tek his nefret oluyor. Ama ben nefretin insanı ne hâle getirdiğini biliyorum; nefret insanı paramparça eder, olmadığı birine dönüştürür. Hiçbir…devamıNefret etmemek o kadar zor ki… İnsanlardan, eşyalardan, geleneklerden. Senin azmini kırıp kanamanı izlerken zevkten dört köşe olduklarında, mantıklı gelen tek his nefret oluyor. Ama ben nefretin insanı ne hâle getirdiğini biliyorum; nefret insanı paramparça eder, olmadığı birine dönüştürür. Hiçbir zaman dönüşmeyeceğine söz verdiğin birine.
— Jax Teller, Sons of Anarchy
(Diziyi, diziye ait bir sözle anlatmak isterim. Bu dizi gerçekten bir başyapıt diyebilirim ama “herkese hitap eder mi?” derseniz, cevabım "hayır" olur. Ancak kesinlikle bir şansı hak ediyor. Dizinin benim için en çarpıcı noktası ise bu sözleri oldu. Söyledikleri o kadar keskin ve doğru ki, paralel olarak kendi hayatınızla ilişkilendirebiliyorsunuz. Çünkü yaşadığımız süre boyunca insanlar hayatınızın merkezinde olup size ve hayallerinize engel olmaya devam ediyor. Hayatınıza bir sülük gibi yapışıp, sizi tamamen tüketene kadar ruhunuzu emiyorlar. Ve ruhunuz tükenip hissizleştiğinizde ise suçu yine size atıyorlar.)
Adem ve Havva'nın bulunduğu yer cennetti ve istedikleri her şeye sahip olabiliyor, diledikleri her şeyi yapabiliyorlardı. Ancak sadece bir şey yasaktı; o da Allah tarafından yasaklanan bir meyveydi. Bu yasak diğer sahip olunan her şeyden daha cazip gelmeye başlamıştı ve…devamıAdem ve Havva'nın bulunduğu yer cennetti ve istedikleri her şeye sahip olabiliyor, diledikleri her şeyi yapabiliyorlardı. Ancak sadece bir şey yasaktı; o da Allah tarafından yasaklanan bir meyveydi. Bu yasak diğer sahip olunan her şeyden daha cazip gelmeye başlamıştı ve sahip olabildikleri şey değil, sahip olamadıkları tek şeyi istemeye başlamışlardı.
İnsan istediği kadar her şeye sahip olsun, sahip olamadığı yasaklı olan şey neyse kendisini o yasağın cezbetmesinde bulur.
•DANTE
-İnsan ve Hayat- İnsan neden var? Kendisi için değil de başkaları için çabalarken, insan neden var olmak ister ki? Yaşadığı yer ve çevresi hayat çizgisini belirliyorsa o zaman buradaki irade kime aittir? Yaşadığın bu hayat senin zannederken, aslında sadece olması…devamı-İnsan ve Hayat-
İnsan neden var? Kendisi için değil de başkaları için çabalarken, insan neden var olmak ister ki? Yaşadığı yer ve çevresi hayat çizgisini belirliyorsa o zaman buradaki irade kime aittir?
Yaşadığın bu hayat senin zannederken, aslında sadece olması gerekeni yapıyorsan?
Bir virüs gibi dünyada çoğalmaya devam edip "iyi virüs, kötü virüs" oyunu oynuyoruz. Kendimizi diğer canlılardan daha akıllı ve zeki zannediyoruz ama söylesene onlardan ne farkımız var?
Kıyafetler giyip, istediğimizi yaptığımızı düşündüğümüz için mi daha akıllı ve zekiyiz? Yoksa sadece tamamen karar vericinin biz olduğumuzu düşündüğümüz için mi? Peki gerçekten öyle mi? Hangi kararı tamamen kendi başına istediğin gibi alabiliyorsun? Hangi karar sadece sana ait ve kimseyi etkilemiyor?
Büyük bir girdabın içinde dönüp duruyoruz ve buraya sıkışmış durumdayız ama işin en kötü yanı ise farkındalık seviyesi yok denecek kadar az durumda.
•Dante
Spoiler içeriyor
Filmin içeriğini anlatmak yerine, hissettirdiği duygulardan bahsetmenin daha doğru olacağını düşünüyorum. Aslında cümlenin en sonunda söylemem gereken sözü, en başında söylemekte pek yanlış olmaz; aşk denilen şey beklentilerden çok, kendinden bir şeyler verebilme cesaretidir. Jack ve Rose'un hikayesinde de gördüğüm…devamıFilmin içeriğini anlatmak yerine, hissettirdiği duygulardan bahsetmenin daha doğru olacağını düşünüyorum. Aslında cümlenin en sonunda söylemem gereken sözü, en başında söylemekte pek yanlış olmaz; aşk denilen şey beklentilerden çok, kendinden bir şeyler verebilme cesaretidir.
Jack ve Rose'un hikayesinde de gördüğüm şey tam olarak buydu. Kendi sahip oldukları alandan çıkmak ne kadar zor olsa da bunu başarmış ve birbirleri için kendilerinden bir şeyler verebilme cesaretini göstermişlerdi. Evet cesaret, günümüzde herkesin diline dolanmış ama herkesin de içinde yer tutmayan bir meziyet.
O yüzden aklımda iki replik yankılanıp duruyor:
- "Sen atlarsan, ben de atlarım."
- "Sen sıcak yatağında yaşlı bir kadın olarak öleceksin Rose, şimdi değil, burda değil. Bana söz ver."
Ve belki de aşk; o yaşasın diye, kendinden vazgeçmektir.