Ah Büyükbaba Otto beni inanılmaz etkilendin. Eşine, sevgisine sadık vefalı Otto... Zaman zaman tebessüm ettim, zaman zaman da düşündüm hüzünlendim ve ağladım.. Mutlaka tavsiye ederim. 9/10
Her dışarıya çıktığımda kitap okumuş, bir film bitirmiş kadar dolu dönüyorum eve. Mesela bugün otobüste Sevgilisinden ayrılmış bir gencin, gözyaşlarıyla yaptığı bir telefon konuşmasına şahit oldum, duygulandım. Sonra el ele yürüyen bir çifti uzaktan izledim. Bir yerlere yetişmek için koşturan…devamıHer dışarıya çıktığımda kitap okumuş, bir film bitirmiş kadar dolu dönüyorum eve.
Mesela bugün otobüste Sevgilisinden ayrılmış bir gencin, gözyaşlarıyla yaptığı bir telefon konuşmasına şahit oldum, duygulandım. Sonra el ele yürüyen bir çifti uzaktan izledim.
Bir yerlere yetişmek için koşturan insanlar gördüm, 'herkesin yetişmeye çalıştığı bir yer var' dedim. bense uykulu ve durgun. Uykum hâlâ geliyor, hâlâ yorgunum hiç geçmeyen bir yorgunluk.
Her neyse işte bugün dışarı çıktım ben 50-60 sayfalık bir kitap bitirmiş kadar doluyum.
Muhteşem oyuncu kadrosuyla, buram buram sanat kokan bir dizi. Psikolojik yönleriyle de oldukça dikkat çekici bir iş olmuş. İzlerken bulmaca çözüyorumuş gibi hissedebilirsiniz, zaten bence diziye başarı katan önemli nokta bu. Okan Yalabık oyunculuğuna ayrıca bayıldığımı belirtmem gerekir. Leyla Mecnun…devamıMuhteşem oyuncu kadrosuyla, buram buram sanat kokan bir dizi.
Psikolojik yönleriyle de oldukça dikkat çekici bir iş olmuş.
İzlerken bulmaca çözüyorumuş gibi hissedebilirsiniz, zaten bence diziye başarı katan önemli nokta bu.
Okan Yalabık oyunculuğuna ayrıca bayıldığımı belirtmem gerekir.
Leyla Mecnun oyuncusu Ali Atay ve Serkan Keskin'i böyle ciddi ve kasvetli bir rolde görmek farklı geldi. Kesinlikle harikaydı. Bir replik ve son.
“Sevmek için akıl gerekmez. Mantık gerekmez. Kafandaki bütün tahtaların illa tam olması gerekmez. Sevmek için sevmek gerekir, o kadar.”
Öncelikle mideniz hassas'sa izlemenizi tavsiye etmem. Çünkü çok fazla doğranmış insan var. Ama konusu bence muazzam.. Tarihi, edebi, felsefî ve dini birçok atıfı göze batmayacak bir şekilde 2 saate yayan, izledikten sonra düşünmeye devam edeceğiniz polisiye-suç temalı bir film. Yedi…devamıÖncelikle mideniz hassas'sa izlemenizi tavsiye etmem. Çünkü çok fazla doğranmış insan var. Ama konusu bence muazzam..
Tarihi, edebi, felsefî ve dini birçok atıfı göze batmayacak bir şekilde 2 saate yayan, izledikten sonra düşünmeye devam edeceğiniz polisiye-suç temalı bir film.
Yedi ölümcül günah üzerine işlenen bir film olarak Se7en bize Katolik zeki, zengin biraz da deli olan bu adamın kendi inancına, okuduklarına göre cezalandırma sistemi yapmasını anlatıyor.
Yedi ölümcül günahı sıralayalım; Oburluk, Açgözlülük, Tembellik, Haset, Gazap, Kibir ve Şehvet’tir.
Müthiş replikleri, oyunculuklarıyla bu film kesinlikle izlenmeli.
"Hayatı bir han olarak tahayyül ediyorum, çöküş arabası gelene kadar orada kalacakmışım. Araba beni nereye götürecek bilmiyorum, çünkü hiçbir şey bilmiyorum. Dört duvar arasında beklemek zorunda olduğuma göre, hanı bir hapishane olarak da kabul edebilirim, çeşit çeşit insanlarla karşılaştığım için,…devamı"Hayatı bir han olarak tahayyül ediyorum, çöküş arabası gelene kadar orada kalacakmışım. Araba beni nereye götürecek bilmiyorum, çünkü hiçbir şey bilmiyorum. Dört duvar arasında beklemek zorunda olduğuma göre, hanı bir hapishane olarak da kabul edebilirim, çeşit çeşit insanlarla karşılaştığım için, dostluklarım yeşerdiği bir yer olarak da. Huysuz ya da görgüsüz biri sayılmam. Odasına kapanıp, kendini yatağa atıp gözünü bile kırpmadan bekleyip duranları kendi hallerine bırakıyorum; kulağıma hoş seslerin ve müziklerin çalındığı salonlarda gevezelik edenlere de ilişmiyorum. Kapının önüne oturup gözlerimi ve kulaklarımı manzaranın renkleri ve müziğiyle sarhoş ediyor, arabayı beklerken alçak sesle, yalnızca kendim için bestelediğim anlaşılmaz şarkıları söylüyorum.
Gece çökecek, o posta arabası kapıya dayanıp hepimize seslenecek. Bana bahşedilmiş hafif rüzgarın ve onun tadını çıkarabilmem için bahşedilmiş ruhun tadını çıkarıyorum; ve daha fazlasını ne soruyor ne kurcalıyorum. Handaki anı defterine yazıp bıraktığım şeyleri günün birinde benden başkaları da okur, bunlarla yol boyu oyalanabilirlerse ne âlâ. Kimse okumazsa ya da zevk almazsa o da kabulüm… '
Bir karakter var o karakterin saplantılı aşk hikayesini izliyoruz. Aslında burada Bekir çok böyle deli divane aşıkmış gibi gösteriliyor ama Bekir aşık değil tamamıyla saplantılı farklı heyecanlar arayan bir adam yani başka hiçbir açıklaması yok. Bekir öncesinde çok sakin sessiz…devamıBir karakter var o karakterin saplantılı aşk hikayesini izliyoruz. Aslında burada Bekir çok böyle deli divane aşıkmış gibi gösteriliyor ama Bekir aşık değil tamamıyla saplantılı farklı heyecanlar arayan bir adam yani başka hiçbir açıklaması yok.
Bekir öncesinde çok sakin sessiz kendi halinde gibi bir karakter olarak görünürken, sonrasında hayatına bir kız geliyor o kız kendisine çok marjinal geldiği için o kıza aşık olduğunu sanıyor bence bu aşk değil. tamamıyla o kızın kılığı kıyafeti duruşu konuşması dobra tavırları, onun dikkatini çekiyor ve Bekir sanıyor ki ben aşık oldum. Hayır yiğidim ne aşkı dur bi.
ve ömrü boyunca o kızın peşinden koşturuyor da koşturuyor tabii o kız kafasına takıldıktan sonra gidiyor başka bir kızla evleniyor çocuğu oluyor buna rağmen o kızı kafasından atamıyor yani bence burada ciddi bir saplantı var bu aşk değil ben filmde bir aşk göremedim çok da böyle duygulanmadım açıkçası felsefik mesajlar olabilir; çünkü insanın iç çatışmaları, buhranları, içine bastırdığı duyguları...vs vs Çünkü bastırılmış bir karakter Bekir ailesi tarafına annesi babası tarafından bastırılmış bir karakter.
Filmde öyle çok fazla abartılacak bir şey olduğunu düşünmüyorum naçizane fikrim. Zeki demirkubuz' un "Yazgım" filmi benim için Nirvanadır.
"Yazgım Kendi avucumda seyretmek, kırgın aksimi" zeki demirkubuz'dan camus'un yabancısından uyarlama nefis bir film. Hiçbir şeye inancı olmayan, dümdüz bir adamdır Musa. Hiçbir acı, hiçbir olay tesir etmez ona çünkü daha doğarken yitirmiştir bulduklarını. Ağlamaz, gülmez, şaşırmaz, her şey olağandır…devamı"Yazgım Kendi avucumda seyretmek, kırgın aksimi"
zeki demirkubuz'dan camus'un yabancısından uyarlama nefis bir film.
Hiçbir şeye inancı olmayan, dümdüz bir adamdır Musa.
Hiçbir acı, hiçbir olay tesir etmez ona çünkü daha doğarken yitirmiştir bulduklarını. Ağlamaz, gülmez, şaşırmaz, her şey olağandır onun için. Çünkü dünya boş bir safsatadır.
Kurduğu cümleler "olabilir, farketmez, bilmiyorum"dan ibarettir.
Ve filmin sonlarına doğru savcı ile musa'nın diyaloğu çok derin bir felsefi metin içeriyor durdurup üzerine düşünülerek izlenmesi gerekiyor . zeki demirkubuz bir albert camus romanında olduğunuzu hissettiriyor.
İzleyin Efendim.
"Ben senin için uzun konuşmalar yazdım. Sürekli seninle konuşuyordum. Yalnız olduğum halde, aylarca seninle konuşarak dolaştım durdum. Şimdi ise ne diyeceğimi bilmiyorum. Seni sadece hayal ettiğimde daha kolaydı." (Paris, Teksas 1984)
Psikanalize ilgisi olanlar Beri gelsin! Bu film harika. Muhteşem replikler, oyunculuklar... Cinsel bağımlılığı olan bir hasta ile psikoloğu arasında geçen bir aşkın öyküsü. Aslında gerçek bir hikayedir.Felsefe ve psikoloji uzmanı Freud'un hayatını da ele alan bir film. İzlenecek film diye…devamıPsikanalize ilgisi olanlar Beri gelsin! Bu film harika.
Muhteşem replikler, oyunculuklar...
Cinsel bağımlılığı olan bir hasta ile psikoloğu arasında geçen bir aşkın öyküsü. Aslında gerçek bir hikayedir.Felsefe ve psikoloji uzmanı Freud'un hayatını da ele alan bir film.
İzlenecek film diye ekleyin listeye. Freud okumadım henüz ama filmini izlemek şu an için daha iyi oldu.