Söz vermiştim kendime. Asla ona bağlanmayacaktım. Değer verecektim, karşılık verecektim, ama asla aşık olmayacaktım. O da söylemişti: çok uzun yıllar başka birini karşılıksız sevdim ben. Kılı kırk yararak umut ede ede sevdim. Yana yana sevdim, bile bile sevdim... Bana asla…devamıSöz vermiştim kendime.
Asla ona bağlanmayacaktım.
Değer verecektim, karşılık verecektim, ama asla aşık olmayacaktım.
O da söylemişti: çok uzun yıllar başka birini karşılıksız sevdim ben.
Kılı kırk yararak umut ede ede sevdim.
Yana yana sevdim, bile bile sevdim...
Bana asla karşılık vermeyeceğini, bir daha hiç konuşmayacağını bile bile, kendimden nefret ede ede, hiç istemeye istemeye sevdim.
İşin en çıkmaz yanı da buydu zaten.
Kendin kendimi ezdim ben.
Gururumu, değerlerimi çiğnedim.
Şimdi de öyle oldu.
Onun için bu kez.
Bağlanmayacaktım hani!
Sözüm vardı kendime?
Yine kendimi kendi ayaklarım altına aldım.
Yaaaaa nasıl olur!
Geçmiş, bitmiş bir ilişki bu.
Nasıl olur da hala bazı şeyler kalır içimde?
Neden?
Neden bitmesi gereken, bitmiş bir ilişkinin sebebiyle böyle rezil oluyorum ben!
Gören de onu unutamadığımı sanacak.
Çünkü istemeye istemeye de olsa öyle davranıyorum ve buna engel olamıyorum.
O da bilse öyle sanacak.
Kabullenemediğimi, hala bir şeyler beklediğimi falan sanacak.
Onunla bağlantıyı da kesemem ki.
Vefasızlık olur.
Rezil ediyorum kendimi.
O asla bu durumda değil.
Olmasın ve ben de bu durumdan kurtulayım istiyorum.
Allah'ım yardım et.
Siz Aşktan N'anlarsınız Bayım Çok şey öğrendim geçen üç yıl boyunca Alt katında uyumayı bir ranzanın Üst katında çocukluğum... Kağıttan gemiler yaptım kalbimden Ki hiçbiri karşıya ulaşmazdı. Aşk diyorsunuz, limanı olanın aşkı olmaz ki bayım! Allah’la samimi oldum geçen üç…devamıSiz Aşktan N'anlarsınız Bayım
Çok şey öğrendim geçen üç yıl boyunca Alt katında uyumayı bir ranzanın Üst katında çocukluğum... Kağıttan gemiler yaptım kalbimden Ki hiçbiri karşıya ulaşmazdı. Aşk diyorsunuz, limanı olanın aşkı olmaz ki bayım!
Allah’la samimi oldum geçen üç yıl boyunca Havı dökülmüş yerlerine yüzümün Büyük bir aşk yamadım Hayır Yüzüme nur inmedi, yüzüm nura indi bayım Gözyaşlarım bitse tesbih tanelerim vardı Tesbih tanelerim bitse göz yaşlarım... Saydım, insanın doksan dokuz tane yalnızlığı vardı. Aşk diyorsunuz ya Ben istemenin allahını bilirim bayım
Çok şey öğrendim geçen üç yıl boyunca Balkona yorgun çamaşırlar asmayı Ki uçlarından çile damlardı. Güneşte nane kurutmayı Ben acılarımın başını evcimen telaşlarla okşadım bayım. Bir pardösüm bile oldu içinde kaybolduğum. İnsan kaybolmayı ister mi? Ben işte istedim bayım. Uzaklara gittim Uzaklar sana gelmez, sen uzaklara gidersin Uzaklar seni ister, bak uzaklar da aşktan anlar bayım
Süt içtim acım hafiflesin diye Çikolata yedim bir köşeye çekilip Zehrimi alsın diye Sizin hiç bilmediğiniz, bilmeyeceğiniz İlahiler öğrendim. Siz zehir nedir bilmezsiniz Zehir aşkı bilir oysa bayım!
Ben işte miraç gecelerinde Bir peygamberin kanatlarında teselli aradım, Birlikte yere inebileceğim bir dost aradım, Uyuyan ve acılı yüzünde kardeşimin Bir şiir aradım. Geçen üç yıl boyunca Yüzü dövmeli kadınların yüzünde yüzümü aradım. Ülkem olmayan ülkemi Kayboluşumu aradım. Bulmak o kadar kolay olmasa gerek diye düşünmüştüm. Bir ters bir yüz kazaklar ördüm Haroşa bir hayat bırakmak için. Bırakmak o kadar kolay olmasa gerek diye düşünmüştüm.
Kimi gün öylesine yalnızdım Derdimi annemin fotoğrafına anlattım. Annem Ki beyaz bir kadındır Ölüsünü şiirle yıkadım. Bir gölgeyi sevmek ne demektir bilmezsiniz siz bayım Öldüğü gece terliklerindeki izleri okşadım. Çok şey öğrendim geçen üç yıl boyunca Acının ortasında acısız olmayı, Kalbim ucu kararmış bir tahta kaşık gibiydi bayım. Kendimin ucunu kenar mahallelere taşıdım. Aşk diyorsunuz ya, İşte orda durun bayım Islak unutulmuş bir taş bezi gibi kalakaldım Kendimin ucunda Öyle ıslak, Öyle kötü kokan, Yırtık ve perişan.
Siz aşkı ne bilirsiniz bayım Aşkı aşk bilir yalnız!
Ne olduğum. Belki de olduklarım kadar, olamadıklarım da. Daha doğrusu olduğum sanılanlar. Acaba sanmıyorlar da bekliyorlar mı bunları benden. Olmadığımı bile bile öyleymişim gibi gösterip öyle olmamı mı amaçlıyorlar? Bir çeşit reform teşebbüsü mü bu? Açıkçası bunlar, yani onların olmam…devamıNe olduğum.
Belki de olduklarım kadar, olamadıklarım da.
Daha doğrusu olduğum sanılanlar.
Acaba sanmıyorlar da bekliyorlar mı bunları benden.
Olmadığımı bile bile öyleymişim gibi gösterip öyle olmamı mı amaçlıyorlar?
Bir çeşit reform teşebbüsü mü bu?
Açıkçası bunlar, yani onların olmam gerektiğini düşündükleri benim daha gelişmiş halim.
Ee tabii ben de isterim ki öyle olsun.
Çünkü bunlar uğraştığım alanlardaki gelişmiş hallerimden başkası değil.
Ama ben de öyle değilim işte.
Olamam ya, sonuçta birçok şey için epey geç kalınmış.
Etrafımdakiler katlanıyor bana, en çok da o.
Aileminki belli bir düzeyde mecburiyet.
Yani zorunluluktan katlanırlar.
Ama o?
Hareket ve sözcüklerimin 4 'te üçünden fazlasını saçma, gereksiz ve kötü bulmasına rağmen hala benimle konuşuyor.
O da ailem gibi kabullenemedi galiba benden olmayacağını.
Hiçbir zaman istedikleri, olması gerektiği kadar gelişmiş olamayacağımı kabullenememiş.
Bana iyilik yapıyor.
Yardım ediyor, konuşuyor, saçma bulsa da dinliyor falan ama bunun ne kadar zor olduğunu biliyorum.
Yaptığı iyilikten dolayı bana katlanmanın bedelini ödüyor.
Bu nasıl bir şey?
Senin için yazdığım şiirleri Dün teker teker okudum Nasıl sevmişim bir zamanlar Örneğin bu yüzden yıldızları Bunca mavisini göklerin Fark etmemiştim şimdiye kadar Bari bari beni eski bir tanıdık diye hatırla Tut ki ölümsüz anlar yaşadık seninle Bana sevgiyi öğrettin…devamıSenin için yazdığım şiirleri
Dün teker teker okudum
Nasıl sevmişim bir zamanlar
Örneğin bu yüzden yıldızları
Bunca mavisini göklerin
Fark etmemiştim şimdiye kadar
Bari bari beni eski bir tanıdık diye hatırla
Tut ki ölümsüz anlar yaşadık seninle
Bana sevgiyi öğrettin yalnızlığı
Bir de uykusuz gecelerde kurduğum
O acılı umutsuz hayalleri
Şimdi uzaksın bir karanlık öte
Ay ışığı yok karanlık her gece
Şu sokak başı buluştuğumuz köşe
Mahalle yolu tozlu ıslak perdemde
Sanki aradan yıllar geçmemiş
Beraberiz mutluyuz güven içinde
Öyle zor ki yokluğuna inanmak
Fark etmeden içim içimi yemiş
Bu aşk içimde aynı hızla akarsa
Önleyemem diyorum O içimden gitmezse
Belki belki bir gün ben giderim bilemiyorum
Aralık kapıdan karanlık geliyor örtmeliyim
Kimsesizliğim duyulsun istemiyorum
Ben ben sana susadım masumluğuna
Donuk bakışlarım gözlerini arıyor
Ne olur yaşadıklarımızın sevgimin hatrına
En azından hiç olmazsa
Beni eski bir tanıdık diye hatırla , Yeni Bir Aşktan Önce , Cevat Çapan
🐚
Çok uzun zamandır ilk defa insanlarla konuşmak istedim. Ailem dışındakilerle. Normalde birleri arasın da konuşayım ya da arayacak zamanım olsun istemem. Hatta konuşmak, dinlemek bile istemem çoğu kez. Insanlar kötü olduğundan ya da onları sevmediğimden falan değil. Sadece kendime bile…devamıÇok uzun zamandır ilk defa insanlarla konuşmak istedim.
Ailem dışındakilerle.
Normalde birleri arasın da konuşayım ya da arayacak zamanım olsun istemem.
Hatta konuşmak, dinlemek bile istemem çoğu kez.
Insanlar kötü olduğundan ya da onları sevmediğimden falan değil.
Sadece kendime bile tahammul edemiyorken onları dinlemek, cevap vermek falan pek tercihim olan şeyler değil.
Ama bugün konuşmak istedim.
Konuşabileceğim üç kişi var:
Yani diğerleriyle pek böyle olmadı falan ama zorlasak bile ondan fazla kişi çıkmaz.
O üç kişiden üçüne de yazıp ikisiyle konuştum.
İki konuşmada da bir müddet sonra kapatmak istedim.
Ama yine onların isteğiyle (benim pek konuşmamam da biraz etkili olmüş olabilir) sonlandı konuşmalar.
Bu konuşma isteğinin sebebi bunaltılarım ve sıkıldığım olabilir.
Yalnızlığı severim ama bu defa bir şeyler dinlemek, anlatmak istedim belki.
Anlatmayacağımı bile bile.
Kendi hayatımın bunaltıcılığını geçirecek farklı şeyler dinlemenin iyi geleceğini düşündüm.
Yüzde yüz işe yaramasa da en azından bir değişiklik oldu.