Herkesin çözemediği, felsefik film severleri buraya alalım... Ölüm bir hastalık mı? Her şeyi anlamlı kılan bir şey mi? Ya da sadece insanoğlunun huzura ermesini mi sağlıyor? Film de bu konulara fazlasıyla değiniliyor. Bunları 3 farklı hikayede aynı karakterler üzerinden işlemişler.…devamıHerkesin çözemediği, felsefik film severleri buraya alalım...
Ölüm bir hastalık mı? Her şeyi anlamlı kılan bir şey mi? Ya da sadece insanoğlunun huzura ermesini mi sağlıyor? Film de bu konulara fazlasıyla değiniliyor. Bunları 3 farklı hikayede aynı karakterler üzerinden işlemişler. Her bir hikaye farklı bir detayı ele almış. Ama olayların sonunda hepsi aynı yere bağlanıyor...
Anlatım tarzı bana biraz "Nocturnal Animals" filmini anımsattı. Orada da kitaptaki bir hikaye ile gerçek dünyadaki hikaye birbirine bağlıydı. Ama iki filmin konuları birbirinden fazlasıyla farklı.
İlk çıktığı dönem gişede fiyasko yaşamış. Harcanan bütçeyi bile karşılamamış. Böyle bir şey yaşanacağını Darren Aronofsky e söyleseler de o dinlememiş ve filmi çekmiş. O zamanlarda gişede başarısız olsa da şuan (çoğu film gibi) kült bir film haline gelmeyi başarmış. (Hala yeni yeni değerleniyor) Bazı filmler döneminin üzerinde bir anlatıma sahip olunca kimse yüzüne bakmıyor...
Matrix filminin çıktığı dönemde Aronofsky, "bilimkurgu dünyasına son noktayı koydular" demiş. O filmden sonra The Fountain filmini yazmaya karar vermiş ve Matrix felsefesini çarpıcı bir anlatım ile eleştirmiş.
Konusuna gelirsek; "Filmde, ölüme çare arayan Tommy i görüyoruz. Sevdiği kadını, onu yavaş yavaş öldüren tümörden kurtarmak için, maymun üzerinde farklı deneyler uyguluyorlar. Her ne kadar İzzi bunu istemese de Tommy nin duygusal yönü daha ağır basıyor ve sevdiği kadını kurtarmak için mücadele içine giriyor. Aynı zamanda onunla yeteri kadar ilgilenememenin pişmanlığını yaşıyor. İzzi, Maya mitolojisi üzerine bir kitap yazıyor. Bu kitapta hayat ağacından bahsediliyor. Yine aynı şekilde sevdiği kadınla sonsuza kadar birlikte olmak isteyen bir adamın hayat ağacını aramasına tanıklık ediyoruz..."
Tüm bu hikayeler aslında metafor kullanılırak izleyiciye yansıtılıyor. Farklı anlatımlar ile hepsinin vardığı yer aslında "ölümün yaşamın bir parçası olduğu ve bunu kabullenmek gerektiği" oluyor. Her ne kadar sevdiğimiz birinin gitmesini kabullenemesek de aslında bu sayede huzura erdiklerini görüyoruz. En güzel kısmı ise bunu farklı hikayeler ve ince detaylar ile işleyip güzel bir yere bağlamaları oluyor. O kadar fazla detay var ki bunları sahne geçişleri, anlık durumlar ve yaşanan farklı olaylar ile ince ince zihnimize yerleştiriyorlar. Film bitince de ekrana bakıp bir süre kendi kendinize düşünmeye başlıyorsunuz.
Benim önerim kesinlikle sakin bir kafa ve ortam ile bu filmin izlenmesi. Anlatılan konunun hayata bakış açınızı değiştireceğini düşünüyorum