İnsanın kendini monotonluğun konforuna teslim edip ne olup bittiğini anlamadan ömrünün tükenmesi ne kadar da hüzünlü. Aptal bekleyişler, gelmeyen düşmanlar, ölen dostlar, mecalin kalmamışken gelen anlam hepsi ne kadar hüzünlü ve ne kadar klişe.
"Artık sabahı da kaplıyor acı" sanırım okuduğum en sade ve en dokunaklı cümle. İntihar edememekten ölesiye korkan yazarın intiharından önceki son cümlelerinden olması onu binlerce kat daha hüzünlü kılıyordur belki ya da sadece her sabah bu cümleye uyanmak ve bunun…devamı"Artık sabahı da kaplıyor acı" sanırım okuduğum en sade ve en dokunaklı cümle. İntihar edememekten ölesiye korkan yazarın intiharından önceki son cümlelerinden olması onu binlerce kat daha hüzünlü kılıyordur belki ya da sadece her sabah bu cümleye uyanmak ve bunun ne demek olduğunu bilmek bu duyguları hissetmeme neden oluyordur bilemiyorum.
Ne zaman kötü bir şey yapsam ya da yapmak istesem elim hep Lord Henry'e gider. Yanlışların, hataların, arzular için doğrulardan cayışların meşrulaştırıldığı büyülü bir ortam. Belki de kutsal kitap diye bu kitabı seçmeseydim bambaşka biri olacaktım.
''Sevgili Bilge, bana bir mektup yazmış olsaydın, ben de sana cevap vermiş olsaydım. Ya da son buluşmamızda büyük bir fırtına kopmuş olsaydı aramızda ve birçok söz yarım kalsaydı, birçok mesele çözüme bağlanamadan büyük bir öfke ve şiddet içinde ayrılmış olsaydık…devamı''Sevgili Bilge, bana bir mektup yazmış olsaydın, ben de sana cevap vermiş olsaydım. Ya da son buluşmamızda büyük bir fırtına kopmuş olsaydı aramızda ve birçok söz yarım kalsaydı, birçok mesele çözüme bağlanamadan büyük bir öfke ve şiddet içinde ayrılmış olsaydık da yazmak, anlatmak, birbirini seven iki insan olarak konuşmak kaçınılmaz olsaydı. Sana, durup dururken yazmak zorunda kalmasaydım. Bütün meselelerden kaçtığım gibi uzaklaşmasaydım senden de.''
Filmin başlangıcı mükemmel, geneliyse hem daha iyi olabilirdi hissi hem de her şey tam kıvamında olmuş hissi yaratıyor. Cenk, Ece ve Faruk'un tartıştığı kısım daha şiddetli olsaydı keşke diye düşündüm. Onun dışında bence gayet iyi.
Keder, kederden kaçış, kedere yakalanış. Acının çocukluğuna, ruhuna, anılarına sindiğini farkedip son gücünle her şeyden vazgeçmeye karar vermen ama başaramaman. Çok ama çok üzücü bir dizi izlerken keşke Patrick'in yanında olsaydım ve saçlarını okşayıp onu biraz sakinleştirebilseydim diye düşündüm.
Hiç aklımdan çıkmıyorsun Kemal özgünlüğünü mutlulukla değiş tokuş ettin mi? Ettiysen umduğunu bulabildin mi? İnsanlara uymak mutluluk getiriyor muymuş? Bana cevap vermelisin gittiğin yolu bilmem gerek. Ve seni, mutsuzluğunu hissetmeyi çok özlüyorum. Keşke hikayeni anlatan kitabın bir devamı olsaydı.
Bence konu bir adamın hayatta müthiş bir kayıtsızlıkla sürüklenişi. Umarım yola bir aşk hikayesi anlatma arzusuyla çıkılmamıştır çünkü eğer öyleyse gerçekten olmamış. Ama her şeyi bir kenara bırakacak olursak Louis Garrel oturup sigara içtiği bir film çekse ben yine izlerim.