İki buçuk saatin nasıl geçtiğini anlamıyorsunuz. Devam filmi sayılır ama ayrı bir film olarak da izlenebilir. Konusu ilginç ve güzel, alt metni sağlam. İyi ol, iyi kal, iyi öl.
* "Daha ne yazılabilir ki?" diyorum, Keep uygulamasını ne zaman açsam, elimi klavyenin üzerinde gezdirsem ya da kalemi ne zaman elime alsam. Proust'un yazdıklarının bile geri çevrildiği bir dünyada ne yazılabilir daha? Dostoyevski'nin üzerine kitap yazılabilir mi? Aytmatov'un yanına yaklaşılabilir…devamı*
"Daha ne yazılabilir ki?" diyorum, Keep uygulamasını ne zaman açsam, elimi klavyenin üzerinde gezdirsem ya da kalemi ne zaman elime alsam. Proust'un yazdıklarının bile geri çevrildiği bir dünyada ne yazılabilir daha? Dostoyevski'nin üzerine kitap yazılabilir mi? Aytmatov'un yanına yaklaşılabilir mi? Ahmet Altan'ın bir denemesi, Erdem Bayazıt'ın bir kaç mısrası, Zweig'in bir hikâyesi eder mi tüm yazdıkların?
Savaş ve Barış'ı tam yedi kez baştan yazmış Tolstoy. Eklemeler ve çıkarmalarla yirmi bir yılda tamamlamış Faulkner Ses ve Öfke romanını. Kardeşine yazdığı bir mektupta "Yedi yıldır üzerinde çalıştığım romanım nihayet bitti, geriye bir tek yazması kaldı" diyor Dostoyevski. Sen yazar olma hayalleri kuruyorsun daha.
* Yorulduğunda durmayıp kendini hırpalamaya devam eden bir yapım vardı. Başkası için kendinden vazgeçmişliği kutsardım üstüne üstlük. Yaralana yıkıla, kaybede kaybede, üzüle ağlaya öğrendiğim çok önemli bir şey oldu. Bir kelime.. içini sayfalarca doldurabileceğim bir kelime... —Sürdürülebilirlilik— Sürdürülebilir iyilik, sürdürülebilir…devamı*
Yorulduğunda durmayıp kendini hırpalamaya devam eden bir yapım vardı. Başkası için kendinden vazgeçmişliği kutsardım üstüne üstlük. Yaralana yıkıla, kaybede kaybede, üzüle ağlaya öğrendiğim çok önemli bir şey oldu. Bir kelime.. içini sayfalarca doldurabileceğim bir kelime...
—Sürdürülebilirlilik— Sürdürülebilir iyilik, sürdürülebilir fedakarlık, sürdürülebilir bir yaşam... İyileri yoran nobran bir çağa denk geldik. Hayat boyu iyi kalabilmek, iyilik yapmaktan daha zor. Gücünden fazlasını yapmaya çalışmak kendine acı vermenin ötesine geçmiyor. Sınırlarının ötesinde empati bir zaman sonra şefkat yorgunu ediyor. İçten harcadığın enerji kimseye hayat vermiyor. Çünkü bir zaman sonra seni bitiriyor. Sürekli yaptığın iyilikler sıradan bir iş haline geliyor, yapmadığın belki gücünün yetmediği, zamanının yetişmediği için yapamadığın iyilikler için kötü ilan ediliyorsun. Yapmak zorunda tavırları ruhuna yumruk atıyor, sen onu kalp çarpıntısı biliyorsun.
O yüzden kendime şunu diyorum: Hayatın akışında sürüklenmeden durmayı bil, kendini dinle, ruhunu dinlendir, ara ara ben ne yapıyorum de, zihnine kulak ver. Sağlıksız fedakarlıklar, kendini hırpalamalar, fazlaca verici olmaların ayarını sürdürülebilir seviyeye getir.
İyi ol, iyi kal, iyi öl.
*
Psikolog Umut Vera Tuna
* Yunanistan'da sıradan bir aile. Akşam yemeği esnasında televizyon haberlerini seyrediyorlar. Türkiye'nin Akdeniz'de yaptığı hukuksuzluğu ve saldırganlığı, Avrupa Birliği'nin Türkiye'yi nasıl azarladığını, Yunan dışişleri bakanının Türkiye'ye çektiği ayarı, Yunan uçaklarının Türk uçaklarını nasıl kovaladığını anlatıyor bütün haber programları ve yorumcular…devamı*
Yunanistan'da sıradan bir aile. Akşam yemeği esnasında televizyon haberlerini seyrediyorlar. Türkiye'nin Akdeniz'de yaptığı hukuksuzluğu ve saldırganlığı, Avrupa Birliği'nin Türkiye'yi nasıl azarladığını, Yunan dışişleri bakanının Türkiye'ye çektiği ayarı, Yunan uçaklarının Türk uçaklarını nasıl kovaladığını anlatıyor bütün haber programları ve yorumcular hararetle. "Helal olsun Yunanistan'a" diyorlar yemeklerini kaşıklarken, "şu barbar şerefsiz Türklere nasıl da hadlerini bildirdi."
*
Türkiye'de sıradan bir aile akşam yemeğinde, haberler açık. "Bu haberlerde anlatılanların tam tersi Yunan haberlerinde anlatılıyordur şu an" diyor evin neredeyse hiç tv izlemeyen, en çok kitap ve dergi okuyan, en fazla yer gezmiş genç bireyi. Baba başını sallıyor hafiften, anne "o şerefsiz Yunanlar tabi yalan söyleyecek, baksana şu yaptıklarına" diye çıkışıyor.
*
The End
Darp Raporu Günlerdir devam eden polis sorgusu bitmiş, sağlık kontrolü için hastaneye götürülmüştü. Kadın doktorun yüzüne bakmadan usulen sorduğu "Vücudunun herhangi bir yerinde bir yara, morluk falan var mı?" sorusuna kısaca "Yok." diyerek cevap verdi. Dili yok demişti demesine, kalbi…devamıDarp Raporu
Günlerdir devam eden polis sorgusu bitmiş, sağlık kontrolü için hastaneye götürülmüştü. Kadın doktorun yüzüne bakmadan usulen sorduğu "Vücudunun herhangi bir yerinde bir yara, morluk falan var mı?" sorusuna kısaca "Yok." diyerek cevap verdi.
Dili yok demişti demesine, kalbi ise "Ruhumda darp izi var." diye haykırmak istemiş, kalbin dili olmadığı için çaresiz susmuştu.
"Ruhumda darp izi var doktor hanım. Gençliğimin güzel günleri, sevdiğim kızın aklımdan gitmeyen hayali, annemin beni götürürlerken peşimden 'oğlum' diyen sesi... Vücuttaki yara nedir ki ruha yapılan işkencenin yanında? Bunu da yazabilir misiniz raporlara? Ruhumda darp izi var, bunu da yazsın raporlar."
*
Emin Karataş, 27 Ocak 2018
Kargo Sana buraya bazı şeyler koyuyorum. Yol boyunca aklında olsun. Lazım olursa açar okursun. Olmazsa da olsun, bir zararı yok burada dursun. Şuraya bir cümle koydum. Bırak, acımızı birileri duysun. Hem zaten şiir niye var? Dünyanın acısını başkaları da duysun!…devamıKargo
Sana buraya bazı şeyler koyuyorum.
Yol boyunca aklında olsun.
Lazım olursa açar okursun.
Olmazsa da olsun,
bir zararı yok burada dursun.
Şuraya bir cümle koydum.
Bırak, acımızı birileri duysun.
Hem zaten şiir niye var?
Dünyanın acısını başkaları da duysun!
Acı mıhlanıp bir kalpte durmasın.
Ortada dursun.
Olur ya biri eline alır okşar,
biri alnından öper.
Az unutursun.
Buraya tabiatı koydum.
Ağaçları, suyu, ovayı, dağı.
Onlar bizim kardeşimiz,
çok canın sıkılırsa
arada onlarla konuşursun.
Buraya, küçük mutlu güneşler koydum.
Günlerimiz karanlık
ve çok soğuyor bazı akşamlar,
ısınırsın.
Buraya, bir inanç bir inat koydum.
Tut ki unuttun, tekrar bak,
o inat neyse sen osun.
Buraya yolun yokuşunu koydum.
Bildiğim için yokuşu.
Zorlanırsa nefesin, unutma,
ciğer kendini en çabuk onaran organ,
valla bak, aklında bulunsun.
Buraya umutlu günler koydum.
Şimdilik uzak gibi görünüyor,
ama kimbilir,
birazdan uzanıp dokunursun.
Buraya bir ayna koydum arada önüne geç bak;
sen şahane bir okursun.
Mesai saatlerinde çaktırmadan şiir okursun.
N’olcak ki, bırak patronlar seni kovsun!
Burada bir tutam sabır var.
Kendiminkinden kopardım bir parça,
(bende çok boldur)
lazım oldukça ya sabır ya sabır,
dokunursun.
Burada güzel çaylar var.
Bu aralar senin için çok önemli.
Bitki çayları, kış çayları, şuruplar, kompostolar.
Demlersin, maksat midene dostluk olsun.
Şuraya Youtube’dan müzikler,
Bach dinle filan, koydum.
Ama müzik konusunda sen benden daha iyisin,
koklayıp buluyorsun.
Buraya bir silkintiotu koydum.
Kırk dert bir arada canına yandığım,
kırkına birden deva olsun.
*
Metis Yayınları, Fakir Kene, s.9-10
E-kitap okuyucular hakkında rehber olacak bir yazı yazayım diyorum. Tecrübelerim, kullanımı ve avantajları, elektronik mürekkep teknolojisi, Kobo mu Kindle mı, kitap bulma ve yükleme, Android ve iOS Pocket uygulamasıyla internette gördüğünüz her yazıyı cihaza gönderme gibi konular aklımda şimdilik. Almayı…devamıE-kitap okuyucular hakkında rehber olacak bir yazı yazayım diyorum.
Tecrübelerim, kullanımı ve avantajları, elektronik mürekkep teknolojisi, Kobo mu Kindle mı, kitap bulma ve yükleme, Android ve iOS Pocket uygulamasıyla internette gördüğünüz her yazıyı cihaza gönderme gibi konular aklımda şimdilik.
Almayı düşünenler için faydalı olacaktır. Ne dersiniz?
Bütün gün sabahtan akşama kadar Ağustos güneşinin kavurucu sıcağı altında fındık topladıktan sonra insanı dinlendiren üç şeyden biri böylesine güzel bir film izlemek.
Bu film hakkında tek bir kötü yorum var mı? Ya ben iyi filmlerden hiç anlamıyorum, ya bu filmi hiç anlamadım, ya da film gerçekten kötü ama herkes iyi olduğuna dair kitlesel bir ilizyonun etkisinde. Yıllar geçti, bende neden gereksiz bir…devamıBu film hakkında tek bir kötü yorum var mı?
Ya ben iyi filmlerden hiç anlamıyorum, ya bu filmi hiç anlamadım, ya da film gerçekten kötü ama herkes iyi olduğuna dair kitlesel bir ilizyonun etkisinde.
Yıllar geçti, bende neden gereksiz bir film izlenimi bıraktığını hâlâ anlamış değilim. Bunu anlamam için tekrar izlemem gerek sanırım.