Kesinlikle izlemelisin/okumalısın dediğiniz kitap/dizi/filmleri yazabilir misiniz? Boşa vakit kaybetmek istemiyorum ve bu tarz şeyleri yaparken zamanım dolu dolu geçsin istiyorum. Birkaç öneri fırlatırsanız sevirim
Spoiler içeriyor
Bu kitabı okumayı ikinci kez deniyorum ve daha başlarındayım ama asla ısınamadım kitaba. Tüm karakterler öyle sinirimi bozuyor ve hikayede öyle mide bulandırıcı bir duygu yoğunluğu var ki. Gerçekten kitabı okurken etrafımda birden ağır bir sis tabakası oluşuyormuş gibi hissediyorum.…devamıBu kitabı okumayı ikinci kez deniyorum ve daha başlarındayım ama asla ısınamadım kitaba. Tüm karakterler öyle sinirimi bozuyor ve hikayede öyle mide bulandırıcı bir duygu yoğunluğu var ki. Gerçekten kitabı okurken etrafımda birden ağır bir sis tabakası oluşuyormuş gibi hissediyorum.
Yine de bırakmak istemiyorum kitabı, okumayı bitirdiğimde güncelleyeceğim bu yorumu. Belki fikrim değişmiş olur.
Güncelleme:
Arkadaşlar sardı.
Güncelleme 2:
KADININ ADINI BAŞINDAN BERİ MEHKERPEY DİYE OKUYORUM MEHPEYKERMİŞ
Güncelleme 3:
Kitap bitti. Herkes kahroldu kitap bitince içime bi ağırlık çöktü. Hatta kitabın diline de uyum sağlayayım, içime bir acı peyda eyledi diyeyim. Ne aşkmış arkadaş gül gibi insanlar evlat aşkı, sevgili aşkı derken domino taşı gibi devrildi sağ karakter kalmadı. Sadece son pişmanlık değil hiçbir duygunun fazlası fayda etmiyor anlaşılan. Ayrıca mehpeykerin +72?#@$^&*!
Teşekkürler.
Spoiler içeriyor
Kitabın güzel olduğu kuşkusuz ama beni en çok şaşırtan şey sorularıma anında cevap alabilmemdi. Kitabın akışına devam ederken aklıma birden önceki bölümlerde yaşanan bir olay geliyordu. Acaba ne oldu? dedikten sonra yazar bir sonraki satırda o olayı açıklıyordu. Örneğin tuvalet…devamıKitabın güzel olduğu kuşkusuz ama beni en çok şaşırtan şey sorularıma anında cevap alabilmemdi. Kitabın akışına devam ederken aklıma birden önceki bölümlerde yaşanan bir olay geliyordu. Acaba ne oldu? dedikten sonra yazar bir sonraki satırda o olayı açıklıyordu. Örneğin tuvalet sorununu düşünüyorum ve yazar birden "ah evet tuvaletlere gelirsek..." diyerek devam ediyor. Kitabın içerisinde bu durumu o kadar çok yaşadım ki sanki soru cevap eşliğinde okuyordum paragrafları. Başta anlaşılması zor yazma şekline o kadar kaptırmışım kendimi.
Bir de küçük alıntı,
hayattaki her şey gibi, zamana zaman tanırsanız her şeyi çözümler.
Biraz tuhaf gelebilir. Dershaneden eve dönerken bir dükkanın önünü beraber boyayan bir çift gördüm. Çok kısa bir sürede geçtim önlerinden ama kadına dikkat ettim, yaşlıca bir kadındı. Kocasıyla beraber duvardan bazı yerleri kazıyor, bir şeyler yapıyorlardı. Normalde böyle bir sahne…devamıBiraz tuhaf gelebilir. Dershaneden eve dönerken bir dükkanın önünü beraber boyayan bir çift gördüm. Çok kısa bir sürede geçtim önlerinden ama kadına dikkat ettim, yaşlıca bir kadındı. Kocasıyla beraber duvardan bazı yerleri kazıyor, bir şeyler yapıyorlardı. Normalde böyle bir sahne dikkatimi çekmez. Ama aklıma Yedigey ve Ukubala geldi. Ukubala'nın eşi için çektiği sıkıntılar, onun düşüncelerini içten içe bilip ses çıkarmaması ve onca yıldan sonra bile eşine sevgi, saygı ile bağlanması okurken beni hayrete düşürüyordu.
Ben de aşkın evlenen çiftler arasında zamanla paslandığını ve iki kişinin birbirine alıştıktan sonra artık çok da dikkat etmediğini düşünürdüm. Kitaptaki sevgi bağına şaşırırken beraber çalışan iki yaşlı insanı, birbirlerine yardım ettiklerini gördüğümde duygulanmaya benzer garip bir his silsilesinde buldum kendimi. Tüm bunları dükkanın önünden geçtiğim 10 saniye içerisinde düşündüm.
Kitapların insanlara ve hayata olan bakış açımızı nasıl etkilediği tekrar dank etti kafama. Ben bu kitabı bitirmedim bu arada, sonlarına yaklaştım ama hâlâ Sarı-Özek bozkırlarında dolaşıyorum. Sadece bu olay kafamda tazeyken yazmak istedim. Büyük yazarmış Cengiz Aytmatov, sayfaların arasında birçok hayat yaşıyor, birçok yeni deneyim kazanıyorum.
*Kitabın son sayfalarında gelen Sabitcan'ın kıçına tekmeyi basma isteği*
Angelo Kuralları hakkında nasıl gönderi olmaz nasıll?? Ben nerelere gideyim, başımı nerelere vurayım? Bölümler genelde iki parttan oluşurdu ve öğle yemeğinde ilkokuldan eve geldiğim zamana denk gelirdi. Patates kızartması yerken bunu izlediğimi hatırlıyorum.Sitcomun çizgi diziye dönüştürülmüş hali gibi ve kalite…devamıAngelo Kuralları hakkında nasıl gönderi olmaz nasıll?? Ben nerelere gideyim, başımı nerelere vurayım?
Bölümler genelde iki parttan oluşurdu ve öğle yemeğinde ilkokuldan eve geldiğim zamana denk gelirdi. Patates kızartması yerken bunu izlediğimi hatırlıyorum.Sitcomun çizgi diziye dönüştürülmüş hali gibi ve kalite kokuyor.
Sürekli işlerden kaytarma planları yapan Angelo, çizgi filmleri izlerken ilk aşık olduğum karakterlerden Sherwood ve bir de tarihin ilk "bruh girllerinden" Lola var.
Ayrıca Angelo'nun kardeşinin sümüğünü alıp onun üzerine sürmesini unutamıyorum. Gün boyu sahne aklımda canlanmıştı da yüzümü buruşturmuştum.
Suç ve Ceza'nın kapağını kapattığımda kitabı çok beğenmiştim. Kitap hakkında yazılıp çizilenleri inceledikten ve film uyarlamalarına da bir göz attıktan sonra sessizce rafa kaldırmıştım kitabı. Okumamın üzerinden aylar geçti ama hâlâ karakterleri tüm canlılığıyla hatırlıyorum. Şu sıralarda bile İzlediğim, okuduğum…devamıSuç ve Ceza'nın kapağını kapattığımda kitabı çok beğenmiştim. Kitap hakkında yazılıp çizilenleri inceledikten ve film uyarlamalarına da bir göz attıktan sonra sessizce rafa kaldırmıştım kitabı.
Okumamın üzerinden aylar geçti ama hâlâ karakterleri tüm canlılığıyla hatırlıyorum. Şu sıralarda bile İzlediğim, okuduğum şeylerde buluyorum bu kitabı. Bir karakterin davranışını görüp "Aa Suç ve Ceza'daki falanca karakterin filanca olayına benziyor." diye geçiriyorum içimden ve olayların aklımda bu kadar canlı yer edinmesine her defasında şaşırıyorum.
Okuma anında kafamda canlandırdığım resimlerin yıllar sonra bile orada kalacaklarına eminim. Demek ki Suç ve Ceza sadece okunan değil, aynı zamanda yaşanan bir kitapmış...
2 saat boyunca size rahatsız edici hislerin ve merakın eşliğinde "röntgencilik" yaptıran film. Pencere pencere dolaşırken keşke çekirdek eşliğinde falan izleseymişim dedim. Ayrıca son 30 dakikaya kadar hiç gerilmemiş put gibi oturuyordum. "Bu gerilim değil sadece gizem içeriyor sanki yaa."…devamı2 saat boyunca size rahatsız edici hislerin ve merakın eşliğinde "röntgencilik" yaptıran film.
Pencere pencere dolaşırken keşke çekirdek eşliğinde falan izleseymişim dedim.
Ayrıca son 30 dakikaya kadar hiç gerilmemiş put gibi oturuyordum. "Bu gerilim değil sadece gizem içeriyor sanki yaa." diye. Sonra Hitchcock reverse kart attı ve yine son 30 dakikada sandalyeme tünedim.
Zorbalar tarafından tuvalette üzerine sifon çekilen ana karakterimiz, tuvaletin içindeki portalla başka bir dünyaya geçip orada kral oluyor JAKQĞAŞMXNDLSLLSSNSK Ben daha fazla bir şey demek istemiyorum. Baş yapıt.
Spoiler içeriyor
Hayatımda Philip kadar Raskolnikov vibe'ı veren bir karakter görmemiştim. Kendine hakim olamayışından tutun yersiz paniklemelerine kadar basbayağı Raskolnikovdu adam. Ayrıca Brandon kanımı dondurdu, Birini öldürüyorsunuz ve yemekli bir parti verip bu partiye o kişinin ailesini, kız arkadaşını, arkadaşlarını davet ediyorsunuz.…devamıHayatımda Philip kadar Raskolnikov vibe'ı veren bir karakter görmemiştim. Kendine hakim olamayışından tutun yersiz paniklemelerine kadar basbayağı Raskolnikovdu adam.
Ayrıca Brandon kanımı dondurdu, Birini öldürüyorsunuz ve yemekli bir parti verip bu partiye o kişinin ailesini, kız arkadaşını, arkadaşlarını davet ediyorsunuz. Üstelik yemek de ölen kişinin üzerinden servis ediliyor ve bunun dahiyene olduğu düşünülüyor. İdeolojisine o kadar bağlanmış ki tüm bu yaptıklarından dehşet duymuyor bile. Polisler gelirken de hâlâ içkisini yudumluyordu.
Çok ilginç bir filmdi bence, bayağı beğendim ben.
Ama sandıklara karşı fobim oluşmuş da olabilir...
Spoiler içeriyor
Bu film biraz "ne izledim bilmiyorum ama güzeldi hee" tadındaydı. Sıkılmadım ama sonunda daha egzantirik bir şey bekliyordum galiba. Mezardaki kadın, başrolümüz çıkacak falan sanmıştım. Manyak karı şamdanla evi yaktı. Joan Fontaine'e de maşallah diyorum, filmin çoğu yerinde sahneden çok…devamıBu film biraz "ne izledim bilmiyorum ama güzeldi hee" tadındaydı.
Sıkılmadım ama sonunda daha egzantirik bir şey bekliyordum galiba. Mezardaki kadın, başrolümüz çıkacak falan sanmıştım. Manyak karı şamdanla evi yaktı.
Joan Fontaine'e de maşallah diyorum, filmin çoğu yerinde sahneden çok kadının güzelliğine odaklamıştım.