Bazen çok beğendiğiniz bir dizi için, keşke hiç bitmeseydi dersiniz. Hatta ilginç bir şekilde bir keşke daha ekleyip hiç izlemeseydim de ilk defa şimdi haberim olsaydı falan dersiniz. Bu dizi biraz o tarz bir dizi ... Diziye dair 167 tane…devamıBazen çok beğendiğiniz bir dizi için, keşke hiç bitmeseydi dersiniz. Hatta ilginç bir şekilde bir keşke daha ekleyip hiç izlemeseydim de ilk defa şimdi haberim olsaydı falan dersiniz. Bu dizi biraz o tarz bir dizi ... Diziye dair 167 tane yorum yapılmış hepsini okumadım tâbi ama detaylı bir analizden ziyade walter'in dizi boyunca genel durumu aslında tüm karakterler içinde öyle ama özel de walter hayat süresince farklılaştigimiz tüm yaşam kombinasyonlarını özeti gibi.Olaylar karşısında aldığımız tüm kararların bizi ve etrafımızdakileri nasıl kuşattığını hiç anlamayız, anladığımız da ise kibrimiz anlama ilişkin yetimizin kapısını hemen kapatır.Yasamanin tadını ya beklenmedik bir hastalık ya da bize dair büyük kayıplar sonrası anlarız hep..Ve çevremiz bizim dogmalarimizin temel kaynağıdır..Bir gün wolter gibi kanser olduğumuzu öğrenmeye gerek olmadan kendimizi kaybettiğimiz kalabalıklar içinde ezilen potansiyelimize o her ne ise sahip çıkıp tercihler dünyasında en az kayıpla yaşamanın bir anlam arayışı olduğunu unutmamak gerek bence..walter ailesine para bırakma derdinde olsaydı hesap ettiği rakama ulaştığında amacına ulaştım derdi. Ulaşmadı çünkü amacı kendinde farkettigi başkasında olmayan şeyi kaybetmemekti. Yani o da öyle ya da böyle bir anlam arayışı içindeydi.
ister siyaset,edebiyat isterse bilim,ticaret ve sanayide olsun,űstūn birey ulusun bicimlendirilmesinde búyūk rol oynar ama diger uctaki bireyler de oyle;yani basarisizlar,uyumsuzlar,başıboslar,suclular ve konumlarini kaybetmis veya saygıdeger insanlar arasinda hicbir zaman yer sahibi olamamis kisiler.Tarih oyununu genellikle orta siniftaki cogunlugun baslarinin tepesinde…devamıister siyaset,edebiyat isterse bilim,ticaret ve sanayide olsun,űstūn birey ulusun bicimlendirilmesinde búyūk rol oynar ama diger uctaki bireyler de oyle;yani basarisizlar,uyumsuzlar,başıboslar,suclular ve konumlarini kaybetmis veya saygıdeger insanlar arasinda hicbir zaman yer sahibi olamamis kisiler.Tarih oyununu genellikle orta siniftaki cogunlugun baslarinin tepesinde iste bu en iyiler ve en kotuler oynar....
Filmi izlerken,truman şow ile baran filmi arasinda gidip geldim..Truman şow da kendisine başkaları tarafndan “kurgulanan” hayatı yaşayan ve tüm olanların olmadığını farkettiğindeki boşluğu ile başka bir yaşamı tercih edemeyen baranın hüzünlü,yoksul hayatının içinde aşka bile zamanı olmadan gitmek zorunda oluşundaki…devamıFilmi izlerken,truman şow ile baran filmi arasinda gidip geldim..Truman şow da kendisine başkaları tarafndan “kurgulanan” hayatı yaşayan ve tüm olanların olmadığını farkettiğindeki boşluğu ile başka bir yaşamı tercih edemeyen baranın hüzünlü,yoksul hayatının içinde aşka bile zamanı olmadan gitmek zorunda oluşundaki sessizlik kadar etkileyiciydi bence..
6 yaşında kaybolmuş bir kızı bulup açık denizde 16 yaşına kadar 10 yıl boyunca gözü gibi bakan,yıkayan,paklayan yaşlı bir balıkçı adamın tüm bu hazırlıklarının amacının,17 sine bastığında kız ile evlenmek olduğunu gemisine para karşılığında taşıdığı diğer balıkçıların kendi aralarindaki konuşmalarından öğreniyoruz..Az dioloğun olduğu hatta neredeyse hiç olmadığı,yüz hatlarının mimiklerin ve deniz sesinin ahenginin ortaya çıktığı güzel bir film..Bir tarafta Dünyası 6 yaşından beri sadece deniz olan masum kızın kısıtlanan hayatının başrolü olan yaşlı adam.. Diğer tarafta her karaya gittiğinde evlilik günü için hediyeler alıp itina ile onları saklyan ve tüm dünyası küçük kız olan yaşlı adam..
Kız için bir şeylerin değişmesi gerektiği fikri gemiye gelen genc bir çocuktan sonra içten içe iyice artınca yaşlı adamın hünerli okunun koruyuculuğunun korkusu!oku kırıp adamın önüne atınca bitiyor yaşlı adam için kaybın başlangıcı oluyor..Artık 17 sine yaklaşmakta oluşunu takvim yapraklarından gün gün işaretlemenin bekleyişi ona ızdırap olup yaprak yaprak koparır hale geliyor..
Bir sahnede kendisine yardım etmek isteyen kıza üst üste tokat atışı ve kızın sesli ağlaması bize bir babanın kızını dövüşü gibi hissettiriyor ama işte,, mistik ve enteresan bir sonla da bitiyor..Wel hasıl sevgi,sadakat, ahlak,değer,saygı gibi bence sembolize edilmiş güzel bir filim...
Film,1993 yılında James Redfield tarafından aynı isimli romandan sinemaya aktarılmış.Bahsi gecen romanı okumadim ama filmden sonra biraz aşartırma yapınca kitabın yazıldıktan kısa bir süre sonra 100.000 adetlik bir yayın başarısına ulaştığını gördüm.. daha sonra warner booka tarafından yayın hakları satın…devamıFilm,1993 yılında James Redfield tarafından aynı isimli romandan sinemaya aktarılmış.Bahsi gecen romanı okumadim ama filmden sonra biraz aşartırma yapınca kitabın yazıldıktan kısa bir süre sonra 100.000 adetlik bir yayın başarısına ulaştığını gördüm.. daha sonra warner booka tarafından yayın hakları satın alınıyor ve New York Times Çok Satanlar Listesi’nde üç yıl devamlı olarak kalmış ve şu ana kadar tüm dünyada 40’ı aşkın ülkede, 23 milyonu aşan bir satış grafiğine ulaşmıştır vel hasıl gayet başarılı.. filme gelecek olursak
Spritüel anlayışın ve gelişimin yoğun olduğu, maddenin tahakkümünden uzak görülenin ötesindeki görünmeyen asıl amaca odaklanmaya yönelten bolca mesajlar görüyoruz..Günlük hayatın olağan akışında denkleştiğimiz ve şahid olduğumuz tesadüf zincirlerinin amaçsız ve öylesine olmadığını bunun kendilerince evrimsel varoluşun bugüne dek uzanan tekamülün bir parçası olduğunu tekrar ediyorlar.İkili ilişkilerden tutun hükümetlerin yönetimlerine kadar temel problemin bir digerinin enerjisini sahiplenmenin peşinde koştuğunu ve bu koşturmaca yüzünden kendimizde varolan enerjinin farkına bile varamadığımızı iddia ediyorlar..Kurguya göre peru yağmur ormanlarında,celestine harabalerinde arkeolojik kazılar sonucu bulunan el yazmalarının dokuz bilgi yada dokuz öğreti olduğunu günümüze ışık tutan öğretilere sahip olmanın basamaklarını konu ediyor.. İşin içine Dini kurgu girince kaçınılmaz olan olur dolayısı ile var olan tezgahlarının bozulmasından korkan kilise bu 9 kehanet yada öğretiye karşı savaş verir.. yani aksiyonda var :) filmden bir iki aforizma ile bitireyim
❗️Çoğu insan, yaşamı boyunca başka insanların enerjisini sahiplenmenin peşinde koşar.
❗️Annenin yaşantısında değiştirmek istediğin hususlar, gerçekte kendi yaşamında değiştirmek istediğin hususlardır.
❗️İnsanlar, aralarındaki şiddetli rekabet dolayısıyla birbirlerini yaşlandırıyorlar.
Eğer insanlar birbirlerine hükmetmeye son verip birbirlerinin içindeki iyilikleri dışarıya çıkarmaya gayret ederlerse, günün birinde bütün insanlık bu davranışa sahip çıkacaktır.
‼️Bu arada filmin imdb notunun düşük olması kesinlikle romanın gölgesinde kaldığı iddiası.. bir buçuk saate bukadar çok satan kitabı sığdıramaZsanız sonuç hoş olmaz..keşke mini bir dizi olsaydı..
Lucy ismi, Modern insanın atası mı sorularına muhatap olan ve 45/50 yıl önce etiyopyada bir kazı sonucu iskeletinin yüzzde kırkı bulunan “Australopithecus afarensis” denen yeni bir türe ait olduğu anlaşılan bir insansı tür🤔 bu ismi kazı çalışmaları yapanlardan birinini o…devamıLucy ismi, Modern insanın atası mı sorularına muhatap olan ve 45/50 yıl önce etiyopyada bir kazı sonucu iskeletinin yüzzde kırkı bulunan “Australopithecus afarensis” denen yeni bir türe ait olduğu anlaşılan bir insansı tür🤔 bu ismi kazı çalışmaları yapanlardan birinini o sırada çalan bir şarkıdn esinlenerek verildiği söyleniyor..bilimsel bir cok farklı verilerin olması ile birlilte kemikler üzerinde yapılan araştırma ve incelemelere göre bu bahsi gecen lucy nin iki ayak üstünde yürüdüğü iddia ediliyor.. film bence evrimsel bir bakışla tekamülün zirvesine atıfta bulunuyor..filmdeki lucy sapiensin afarensise vefası gibiydi..zamanda geriye gidip ilk lucye temas eden sahne iyiydi.. uçtu kaçtı sahneleri ana temanın önüne hiç geçmedi.. ayrıca lucy belgeselini de izlemenizi tavsiye ederim.
En etkili bi şekilde işin özünü özelde insan genelde toplum eleştiri si nasıl yapılır dense herhalde bu kısa filmi gösterebilirim.. (Hırıstiyan inancında)Yedi ölümcül günahın ikisininin yoğunca gözümüze sokulmasını izledik.Bu iki ölümcül günahtan biri aç gözlülük diğeri obur olmaktır.. Aslında islamda…devamıEn etkili bi şekilde işin özünü özelde insan genelde toplum eleştiri si nasıl yapılır dense herhalde bu kısa filmi gösterebilirim..
(Hırıstiyan inancında)Yedi ölümcül günahın ikisininin yoğunca gözümüze sokulmasını izledik.Bu iki ölümcül günahtan biri aç gözlülük diğeri obur olmaktır..
Aslında islamda da çok hoş karşılanmayan şeyler bunlar.İnsanın doğasında yeme ve doymama şehveti var ama insan tercihleri ile tanrının yeryüzündeki adamı olmayı gösterebilen bir varlıktır!
Masa da farklı ve resmi kıyafetler ile toplumun “seckin” kişilerini temsilen kadın ve erkekten oluşan şu önlerindeki her türden yemekleri,yiyecekleri büyük bir şehvet ve istekle tüketen doyumsuz kişiler ile masanın etrafındakiler arasında bir maddi uçurum olduğu aşikar.
Masada oturanlar içinde genç olan kadın diğerleri gibi yemek yemiyor hatta önüne yeniden konmak istenen yiyecekleri reddediyor.Bu bende yukarda da bahsini ettiğim insan doğasındaki aç gözlülük ve oburluğa karşı bir tepkidir hem yemeyip hemde masada oturuyor oluşu içsel boşluğunun hayatta oturmamış tezatları gibi geldi.Kadının etrafı süzüşü aslinda bizim masadakileri süzüşümüz ile aynı taa ki doğasındaki aç gözlülüğü ve oburluğu iradesine galip gelene dek son kez görüşümüzde artık oda etrafına ayak uydurmuş birakin kendi tabağını yanındakine göz dikmiştir.
Doldur boşalt döngüsü her seferinde bir çöküşle yada alçalmayla devam ediyor bu bence yedikleri yemeklerin değil üzerlerindeki günahların ağırlığı.Esfele safilin diye nitelendirilen hayvanlardan daha aşşağı olan bir mertebe yani akli melekeler ile sağduyunun yok olduğu boş bir ceset... Her kat belki yeni bir fırsat bunu durdurmaya bunu şef garsondan anlayabilmek mümkün tıpkı insanın elindeki fırsatları gibi..
Her düşüşte sadece masada yemek yiyenler değil etrafındakilerde düşüyor buda kötülüğe karşı sessiz kalmanın bedeli olsa gerek yada ona da fırsat verilse oda aynı davranışları sergileyecek düşüşlerde ayrım olmaması da garip..
Filmin başında ve sonunda kendisine bilhassa gözlerine zoom yapilan şef garsonumuz ile bence verilmek istenen mesaj.. Gözlerime bak bu senin hikayen tıpkı karşımızdakinin göz bebeklerinde kendimizi gördüğümüz gibi... çok şey söylenip üretilebilecek bir film. Güzeldi 👍
“Acı, Tanrının planının bir parçasıdır. Eğer Tanrı ile mutluluğu bulursak, neden acıyı da almayalım ki? Tanrıyı suçlamadan önce kendimize bakmamız gereklidir. Belki de anlaşmayı bozan Tanrı değil de bizlerizdir. Tanrı böyledir. Demek ki bir şeyleri yanlış yapmış olmalıyız. Kendi vicdanlarımızı…devamı“Acı, Tanrının planının bir parçasıdır. Eğer Tanrı ile mutluluğu bulursak, neden acıyı da almayalım ki? Tanrıyı suçlamadan önce kendimize bakmamız gereklidir. Belki de anlaşmayı bozan Tanrı değil de bizlerizdir. Tanrı böyledir. Demek ki bir şeyleri yanlış yapmış olmalıyız. Kendi vicdanlarımızı sorgulamak zorundayız. Umudumuzu yitirmemeliyiz.”
“Durmadan kötülüğün nereden geldiğini soruyorsunuz, ya bu iyilik nereden geliyor?”
Sadece yukardaki pasajdan bile derin bir zihnin ,buhran zamanlarının dışa vurumunu görebiliyoruz.Kötülük problemi(teodise)ile Mutlak iyinin (Tanrı)sorgulandığı.. özgür irade sorununu bence muhteşem bir perspektifle sunuyor.. Bir dönem ve dram türü filmimiz.
Türkçeye ölümünün soluğu yada tanrı yargılanıyor diye geçmiş,ama bence her iki isim başlığıda cuk diye otıruyor. II. Dünya Savaşı sırasında Auschwitz kampinda bir yahudi olsanız her an ölüm gelebilir kaygısı ve korkusu ile adeta ölümün soluğunu ensenizde hissedersiniz yani hisseder her insan.. yukardaki pasajdan da görüleceği gibi neden tanrı yargılanıyor diye gecmiş anlamak gayet makul..
Bu kampta esir tutulan ve filmin geneli bir barakada gecen yahudiler arasinda kimilerinin inançlarını koruyup teslimiyet gösterdiğini kimilerninde tanrının bu zülme neden sessiz kaldığını yüksek sesle dile getirip isyan ettiğini göreceğiz..Esirler arasında fizikçi,hakim,öğretmen,haham,çiftçi gibi farklı kesimdeki insanların kendi aralarında kurdukları bir mahkeme ile ölümün soluğunda tanrıyı yargılamalarını(sorgulama) izleyeceğiz.
Çok uzatmadan film felsefe,din felsefesi,sosyoloji,tarih ile ilgiilenenlerin özellikle izlemesi gereken bir film.Anlaşmayı kimin bozduğunu tabiki siz söyleyeceksiniz yargılayanlardan birinin sözü ile bitiriyorum..
“….ismini alıyorlar, saçlarını kesiyor, çocuklarını senden alıyorlar. Eşini ve anneni de, hatta dişlerini bile. Seni sen yapan her şeyi alıyorlar. Tanrınızı da almalarına izin vermeyin
Filmin ismi hernekadar tuhaf görünse de orjinali bu.Sebebi ise kahramanlarımızın doktor olması,aslında sadece sırf(salt) doktor oldukları için değil de bugüne dek sürecek olan hatta daha da geliştirilerek çağlarca devam edecek ve insan sağlığı için müthiş derecede bir çığır açtıkları için!…devamıFilmin ismi hernekadar tuhaf görünse de orjinali bu.Sebebi ise kahramanlarımızın doktor olması,aslında sadece sırf(salt) doktor oldukları için değil de bugüne dek sürecek olan hatta daha da geliştirilerek çağlarca devam edecek ve insan sağlığı için müthiş derecede bir çığır açtıkları için! Dünyanın ilk açık kalp ameliyatının kahramanlarını izleyeceksiniz.Belki çevremizde ve yakınlarımızda hatta ailemiZde bu tedaviyi görenlere şahid olmuşuzdur ve bunun nekadar ulvi birşey olduğunu başarı oranlarının yüksekliğinden anlayabiliyoruz.Bir dönem filmi ve tahmin edeceğiniz gibi gercek hayattan sinemaya aktarılmış bir film isimler gerçekleri ile aynı kullanılmış.Asıl mesleği marangozluk olan ama doktorluğa hayran yetenekli ve zeki bir afro amerikan ile başarılı bir cerrahın birlikte başardıkları mavi bebek tedavisi ve bir dizi olaylar... Irkçılık,kibir,yokluk,değer vs vs gözlemleyebileceğiniz
Bir çok şey.. Kalp tanrının işidir onunla oynama diyen din adamı,,bu çok riskli diyen meslektaşlar..”Sizin risk olarak gördüğünüz benim için fırsattır “ sözüyle noktalıyorum.. hakettiği değeri görmemiş bir film
Yapım yılına göre sinemaya bu güne dek ışık tutabilecek bir farklılık katmıştır bana göre..Gerçekliğin göreceliliğini konu eden film görecelilikle beraber doğru söz ve ahlaka da değinmiş oluyor..Gerçeğin yalan parçaları..