Akıl ne güzel bir nimet ya... Filmde hafızasını yitiren Soo Jin film boyunca yaşadığı akıl oyunları, kim iyi kim kötü bilememek filmi tam bir gizem yumağı haline getirmiş. Son ana kadar film sizi şaşırtmaya devam ediyor. Koreliler bu işi iyi…devamıAkıl ne güzel bir nimet ya... Filmde hafızasını yitiren Soo Jin film boyunca yaşadığı akıl oyunları, kim iyi kim kötü bilememek filmi tam bir gizem yumağı haline getirmiş. Son ana kadar film sizi şaşırtmaya devam ediyor. Koreliler bu işi iyi biliyor. Perfect Days filmini bırakıp izlemeye başlamıştım, ilaç gibi geldi resmen. Bence mutlaka şans verip vakit ayırın derim. 9/10
25 dk dayanabildim. Konuşma yok, konu yok. Sürekli tuvalet temizleyen, konuşmayan başrol var. Sarmadı kısaca. Festival filmiymiş, ona göre karar verin. Edit: Bugün filmin ilk saatini izledim ama yok yani gerçekten ilerlemiyor, birşey anlatmıyor, sıkıntıdan patladım. Kalan 1 saate gözüm…devamı25 dk dayanabildim. Konuşma yok, konu yok. Sürekli tuvalet temizleyen, konuşmayan başrol var. Sarmadı kısaca. Festival filmiymiş, ona göre karar verin.
Edit: Bugün filmin ilk saatini izledim ama yok yani gerçekten ilerlemiyor, birşey anlatmıyor, sıkıntıdan patladım. Kalan 1 saate gözüm yemedi kapattım aynı şekilde ilerleyecek diye... Ya nesini övdünüz bu filmin gerçekten soruyorum
Spoiler içeriyor
"Kim" (Choi Min-sik) coğrafya uzmanı dedikleri kişidir. İnsanlara sevdiklerini gömebilecekleri en iyi yerleri tavsiye ediyor. Her şey feng shui ile ilgili. Yazıklar olsun, hoşnutsuz bir atası için yanlış anlayan herkes geri gelebilir ve bu süreci berbat eden herkese karşı intikamı…devamı"Kim" (Choi Min-sik) coğrafya uzmanı dedikleri kişidir. İnsanlara sevdiklerini gömebilecekleri en iyi yerleri tavsiye ediyor. Her şey feng shui ile ilgili. Yazıklar olsun, hoşnutsuz bir atası için yanlış anlayan herkes geri gelebilir ve bu süreci berbat eden herkese karşı intikamı ziyaret edebilir - büyükannesinin takma dişlerini hatıra olarak saklayan torununa sorun! Her neyse, zengin "Park" (Kim Jae-cheol) ve ailesinin, kendisi ve "Hwarim" (Kim Go-eun) ve "Bong Gil" (Lee Do-hyun)'un daha manevi eşleşmesinin olabileceğine dair bir sırrı varmış gibi görünüyor. Ailesi Amerika Birleşik Devletleri kadar uzakta bile bir ruh tarafından işkence görüyor. Hepsi, bir tepenin üzerindeki uzak bir mezara götürülüyor; bu mezar, adı olmayan, sadece görünüşte rastgele sayılardan oluşan sade bir mezar taşıyla işaretlenmiş. Gömülü adam oldukça önemliydi, dolayısıyla mezarının ideal bir şekilde yerleştirilmemiş olması (en iyi ölçekte sadece 65/100) şüphe uyandırıyor. Eşsiz bir şekilde oyulmuş ardıç tabutunu mezardan çıkarmaya devam ediyorlar ve onu yakmaya karar veriyorlar, ancak bunu yağışlı havalarda yapmak şanssızlık olarak görülüyor, bu yüzden onu saygılı bir şekilde giydirerek işlemi sabah tamamlamayı planlıyorlar. Bu onların bir gecede yaptıkları ilk hatadır ve ekibinin meraklı bir üyesinin tuzağına düşerek kendisini %65'te bırakanlardan intikam almaya kararlı daha da tehditkar bir varlığı serbest bırakır! Ancak bu onların sıkıntılarının sadece başlangıcı. Bir ritüel için mezara döndüklerinde, daha da büyük, zincirle sarılmış, dikey olarak gömülmüş bir kutu keşfederler - üstelik adı da olmayan bir kutu! Artık doğrudan "Mumya" moduna geçiyoruz ve macera gerçekten hızlanıyor. Bu tehdit ve terör devini tespit edip asırlardır süren savaş planını bozabilecekler mi? Bundan oldukça keyif aldım. Mistisizm ve efsanenin büyüleyici bir karışımından faydalanırken, bir yandan da günümüzün alaycı sömürüsünü de ekliyor (yer değiştirme "ücreti" için 500.000 dolardan fazla para alıyorlar) ve hikaye ilerledikçe siz bir tavuk ya da bir tavuk olmak istemezsiniz. domuz da! Büyük ölçüde karanlık ve ıslak senaryolar, olağan görsel efektlerle ve rüyalar ve kabusların hikayesinin 2¼ saatlik iyi yapılmış ve bazen oldukça korkutucu antik korku filmi boyunca iyi bir şekilde ilerlemesini sağlayan güçlü bir topluluk performansıyla iyi çalışıyor.
Türünün iyi örneği olarak ilerleyen ancak zeki senaryo labirentini abartıp karmaşaya döndüren, izleyeni filmin dışına iten bir yapı... Hani İngiliz işi gotik salatayı sevmek yetmiyor iyi bir tür filmi için bazen. Batı sineması için olağan iyi oyunculuk, akıcı senaryo tekniği…devamıTürünün iyi örneği olarak ilerleyen ancak zeki senaryo labirentini abartıp karmaşaya döndüren, izleyeni filmin dışına iten bir yapı... Hani İngiliz işi gotik salatayı sevmek yetmiyor iyi bir tür filmi için bazen. Batı sineması için olağan iyi oyunculuk, akıcı senaryo tekniği vs. seyretmeye değer bir film haline getiriyor... İfrata kaçan final senaryo karmaşasını tolere ederseniz...
Hiçbir derinliği olmayan tırt bir yerli film, benim gibi YouTube'da denk gelip çerezlik niyetine izlenebilir. Güldüğüm bir sahne olmadı, konu bininci kez işlenmiş klişe bir konu. Hiç tanımadığı amcasından Picasso tablosu kalan işe yaramaz Rıfat karakterinin, Nalan isimli uzatmalı kız…devamıHiçbir derinliği olmayan tırt bir yerli film, benim gibi YouTube'da denk gelip çerezlik niyetine izlenebilir. Güldüğüm bir sahne olmadı, konu bininci kez işlenmiş klişe bir konu. Hiç tanımadığı amcasından Picasso tablosu kalan işe yaramaz Rıfat karakterinin, Nalan isimli uzatmalı kız arkadaşı ile evliliği bu mirastan gelecek paraya bağlı. Ama para yerine işe yaramadığını düşündüğü bir tabloya kalınca hesaplar değişiyor. Süresi de biraz uzun, daha kısa sürede işlenebilirmiş. Filme ilk yorum benden gelmiş, ikincisi de gelmez sanırım...
Nicolas Cage in takıntılı rolü ile döktürdüğü, sürpriz finali ile de şaşırtacak eğlenceli bir suç komedisi... Konusu bilindik dolandırıcılık üzerine kurulu ama ufak farklı ayrıntılarla film kusursuza yakın hale geliyor. Nicolas Cage’i sevmek için belli başlı filmleri vardır. Bu da…devamıNicolas Cage in takıntılı rolü ile döktürdüğü, sürpriz finali ile de şaşırtacak eğlenceli bir suç komedisi... Konusu bilindik dolandırıcılık üzerine kurulu ama ufak farklı ayrıntılarla film kusursuza yakın hale geliyor. Nicolas Cage’i sevmek için belli başlı filmleri vardır. Bu da kesinlikle onlardan, harikuladeydi. Filmde her şey var; macera, kara mizah, dram, kumpas ve dalavere. Film finalinde ters köşeye yatırıyor bizleri. Kurgu mükemmeldi.
Temmuz 2023'de Exxen'deki 4.Sezonunu izleyerek başladım. Oradaki bölümler haliyle daha kısaydı ve çabuk bitti. Ve sonra tuttum ve TRT'de yayınlanan ve 103 bölüm süren ilk 3 sezona başladım ve 19 Nisan 2024 itibariyle tüm bölümleri tamamlandım. Demlene demlene tat ala…devamıTemmuz 2023'de Exxen'deki 4.Sezonunu izleyerek başladım. Oradaki bölümler haliyle daha kısaydı ve çabuk bitti. Ve sonra tuttum ve TRT'de yayınlanan ve 103 bölüm süren ilk 3 sezona başladım ve 19 Nisan 2024 itibariyle tüm bölümleri tamamlandım. Demlene demlene tat ala ala keyfine vararak izledim, çok güzeldi... Keşke ilk yayınlandığında izleseymişim dedim.
Kanal D'de denk geldi. Daha geçen yaz ziyaret ettiğim İtalya'nın Floransa ve Venedik şehirlerinde geçtiğini görünce ve gizemli bir işleyişi olduğunu anlayınca izlemeye devam ettim. Son yarım saatinin ise İstanbul'da geçmesi büyük sürpriz oldu. Gerçi İstanbul sahneleri başlar başlamaz, klasik…devamıKanal D'de denk geldi. Daha geçen yaz ziyaret ettiğim İtalya'nın Floransa ve Venedik şehirlerinde geçtiğini görünce ve gizemli bir işleyişi olduğunu anlayınca izlemeye devam ettim. Son yarım saatinin ise İstanbul'da geçmesi büyük sürpriz oldu. Gerçi İstanbul sahneleri başlar başlamaz, klasik sarı filtre ve sanki İran'da çekilmiş havası vermelerine ağır küfür etsem de yine hoşuma gitti. Filmlerde öyle büyülü görünüyor ki, onlar ne kadar kötü göstermek istese bile İstanbul boşuna uğraşma der gibi izleyenleri büyülüyor. Dan Brown'ın aynı adlı romanından uyarlanan film, merak uyandırıcı ve son ana kadar gizemini koruyan yapısı ve muhteşem şehir manzaraları ile kendini izletmeyi başarıyor.
"Manzarası güzel olsun diye denize sırtını dönenlerdeniz biz" filmin en akılda kalıcı repliğiydi. İnternet fenomenleri Ceyda & Fırat ikilisini görünce bir şans verdim. Normalde evli olan çiftimiz burada farklı rollerde. Ömür isimli başrol oyuncumuzun bir türlü yolunda gitmeyen evlilik ve…devamı"Manzarası güzel olsun diye denize sırtını dönenlerdeniz biz" filmin en akılda kalıcı repliğiydi. İnternet fenomenleri Ceyda & Fırat ikilisini görünce bir şans verdim. Normalde evli olan çiftimiz burada farklı rollerde. Ömür isimli başrol oyuncumuzun bir türlü yolunda gitmeyen evlilik ve iş durumlarını konu alıyor. Ömür saf ve iyi niyetli biri, tek istediği onu sevebilecek bir eş ve geçimini sağlayabileceği bir iş. Çoğumuzun amacı da bu değil mi zaten. Filmin sonuna sağlam dram sığdırmışlar. Peki insan gözünün önündeki mutluluğu neden göremez? Son söz, kafa dağıtmak için benim yaptığım gibi YouTube'dan izleyebilirsiniz.
Arkadaşlar film kesinlikle durağan ilerleyen ağır bir yapım olmuş izlemeden önce bunu göze alın. Ama nedense sıkılmadım merakla nereye gideceğini bekledim son ana kadar. Gerek en iyi yabancı film Oscar adayı oluşu, gerekse yılın konuşulan filmlerinden olmasına rağmen bende bıraktığı…devamıArkadaşlar film kesinlikle durağan ilerleyen ağır bir yapım olmuş izlemeden önce bunu göze alın. Ama nedense sıkılmadım merakla nereye gideceğini bekledim son ana kadar. Gerek en iyi yabancı film Oscar adayı oluşu, gerekse yılın konuşulan filmlerinden olmasına rağmen bende bıraktığı izlenim, yarattığı etkiyi hak etmediği yönünde. Ne senaryoda bir derinlik ne de oyunculuklarda üstün nitelik gördüm. Öte yandan sinematografi olarak başarılı bir tarafı olduğunu söyleyebilirim. Alttaki yorum bana ait değil ama bu filmi en iyi anlatan bir yorum olarak farklı bir platformda gördüğüm için paylaşıyorum.
Reenkarnasyon bir inanç meselesi olarak tartışıladursun, hayatımıza giren herkesten bir şeyler öğrendiğimiz, her şeyin bir nedeni olduğu gerçeği vardır. Ve bu "kader" denilen olguya götürüyor. Her ne kadar bizim toplumumuzda "değiştirilemez olay" gibi algılansa da, aslında her sebebin bir sonucu olduğu; karma inancıyla, her etkinin bir sonucu olduğu Etki-Tepki Prensibiyle en doğru şekilde açıklanabilir. Ve bu filmde sizi bu konuları düşündürmeye, geçmişteki "ah-vah-keşke"lerle boğuşmaya itiyor. "Öyle olsaydı, böyle olur muydu?" diye düşüncelere bence gerçekçi bir bakış açısıyla filme bir son vermiş. Ve bu bendeki etkisini daha da arttırdı. Çünkü seçim yaptığın zamanki halinle, şu anki halin aynı kişi değil. Zaman geçtikçe eğer sen değişmediysen, yerinde saymışsın demektir. Ve asıl bu bir zaman kaybı ve kendin için en büyük kötülük. Kader ya da değil, seçimlerimizle bizim için, bizim "en iyi halimize" götürecek kişilerle birlikte olmak dileğiyle! İyi seyirler..