Bir iş çıkış Cinemaximum'da tek başıma izlemiştim ve oldukça da iyi bir filmdi. Yıllar sonra Netflix'de Narcos dizisi çıktığında filmini izlediğim için ne izleyeceğimi bilerek açmıştım. Kısacası vakit ayrılması gereken bir film olduğunu düşünüyorum.
"İçimdeki yangın (aslında “Yangınlar”) bir savaş filmi. 20 yıl önce Lübnan’daki Hıristiyan Müslüman savaşının insanın içini yakan acımasızlığını, sefilliğini, körlüğünü, insanlık dışılığını anlatıyor. Öyle bir sonu var ki, bu zamana kadar izlediğiniz tüm sonları unutun, insanı taş gibi kaskatı bırakan…devamı"İçimdeki yangın (aslında “Yangınlar”) bir savaş filmi. 20 yıl önce Lübnan’daki Hıristiyan Müslüman savaşının insanın içini yakan acımasızlığını, sefilliğini, körlüğünü, insanlık dışılığını anlatıyor. Öyle bir sonu var ki, bu zamana kadar izlediğiniz tüm sonları unutun, insanı taş gibi kaskatı bırakan bir son.. Hayatımda izlediğim en iz bırakan ve günlerce etkisinden çıkamayacağınız bir film...
Gösterime girdiğinde Kadıköy Tepe Natilus'da 3D olarak izlemiştim. Tek kelimeyle muhteşemdi... İlk izlediğim 3 boyutlu film aynı zamanda. Çok keyifliymiş, üstelik böyle bir film ile olması iyi oldu, zira aksiyon sahneleri mükemmeldi.
Film türler arası geçiş yapan, absürt ögelerle bezeli bir çeşit gerilim-komedi. Filmimiz günlük hayatın getirdiği stresi, sinir halini ve ihanetleri absürt bir üslupla işliyor. Saf insani, ya da diğer bir deyişle vahşi duyguları baz alan hikayelerden oluşuyor. Öfke, filmdeki bütün…devamıFilm türler arası geçiş yapan, absürt ögelerle bezeli bir çeşit gerilim-komedi. Filmimiz günlük hayatın getirdiği stresi, sinir halini ve ihanetleri absürt bir üslupla işliyor. Saf insani, ya da diğer bir deyişle vahşi duyguları baz alan hikayelerden oluşuyor. Öfke, filmdeki bütün hikayelerin temelini oluşturuyor. Öfkenin iliklere işlediği bir toplumda, aşkların, nefretin ve intikam duygusunun hüküm sürdüğü bireylerin öyküsü... Birbirinden bağımsız 6 hikâye, ortak bir konu ekseninde şekilleniyor.
İlk film, başarısız bir senaristin kendisi ile dalga geçen tüm insanları aynı uçakta birleştirip uçağı düşürmesini anlatıyor. İkinci film ise otobanda yol vermeyen adamla aralarında ölümle sonuçlanan kavgayı işliyor. Üçüncü film babasının arabası ile hamile bir kadını ezen bir gencin suçunu evin bahçıvanının üstlenmesini anlatıyor. Dördüncü film ise, tüm ailesini elinden alan tefeci bir adamın çalıştığı cafeye gelmesi ile intikam duyguları ile yemeğine fare zehiri atıp öldürmesini anlatıyor. Beşinci film ise, mühendis bir adamın, haksız bir şekilde arabasının çekilmesi ile önce işini, sonra eşini kaybediş sürecini anlatıyor. Altıncı filmde ise evlendiği gün aldatıldığını öğrenen bir kadının düğün esnasında intikam almasını konu ediniyor.
Hafta sonu için harika bir film önerisidir. Israrla izlemenizi öneriyorum. İyi Seyirler…
THY uçağında Malta'ya giderken izledim. Bu tip filmlere sinemada para verip izlemek gerçekten para kaybından başka bir şey değil. Böyle boş zamanlarda vakit öldürmek için ancak izlenir... Konusuna geçecek olursak, Ulaş (Sarp Apak) ve İrem (Özge Özpirinçci)’nin bazen neşeli, bazen…devamıTHY uçağında Malta'ya giderken izledim. Bu tip filmlere sinemada para verip izlemek gerçekten para kaybından başka bir şey değil. Böyle boş zamanlarda vakit öldürmek için ancak izlenir...
Konusuna geçecek olursak, Ulaş (Sarp Apak) ve İrem (Özge Özpirinçci)’nin bazen neşeli, bazen hüzünlü öyküsünde kendinizden çok şey bulacak, ilk aşkınızı, onu düşünürken dinlediğiniz şarkıları, birlikte servis beklediğiniz köşeyi, aşk acınızı paylaştığınız arkadaşlarınızı ve verdikleri tavsiyeleri sanki dünmüş gibi hatırlayacaksınız. Çünkü dillere pelesenk olmuş şu cümle aslında yadsınamaz bir gerçektir: İlk aşk unutulmaz. Goethe'ye göre "İnsan yaşamı boyunca bir kişiyi sever; Önceki ve sonrakiler birer arayış, kaçış yada aldanıştır." Bu da genelde ilk aşktır.
Yalanlar ve ihanetlerle ayakta duran bir dünyada, kim gerçeklerden emin olabilir ki. Alfred Hitchcock’un başyapıtlarını çağrıştıran, olağanüstü ustalıkla kotarılmış bir soygun filmi. Hiçbir şeyin aslında göründüğü gibi olmadığı, gölgelerle dolu bir evrendeki hileli oyunlar üstüne akıl çelici bir çalışma. Başrolde…devamıYalanlar ve ihanetlerle ayakta duran bir dünyada, kim gerçeklerden emin olabilir ki. Alfred Hitchcock’un başyapıtlarını çağrıştıran, olağanüstü ustalıkla kotarılmış bir soygun filmi. Hiçbir şeyin aslında göründüğü gibi olmadığı, gölgelerle dolu bir evrendeki hileli oyunlar üstüne akıl çelici bir çalışma. Başrolde tanıdık oyuncu Ricardo Darin var. Kendisi Arjantin sinemasının en iyi ve en üretken aktörlerinden biri olarak kabul ediliyor. Tavsiye üzerine izlediğim ve pişman olmadığım, gizemli, sürükleyici hoş bir film. Gördüğüm kadarıyla RAF ahalisinin henüz keşfetmediği bu film sadece 2 yorum, 20 izleme almış. 36 kişi de izlemeyi bekliyor.. Bence bu filme bir şans vermelisiniz.. Puanım 8/10
Spoiler içeriyor
Beklenmeyen sonuyla hafızalarda yer edinen 2008 ABD-Kanada ortak yapımı gizem-gerilim filmi. Ancak daha önce bu tür çevrilmiş çok daha güçlü örnekler olduğundan sonu da sizi çok şaşırtmıyor açıkçası. Film sıradan bir uçak kazası filmi gibi başlıyor ve normal bir tempoda…devamıBeklenmeyen sonuyla hafızalarda yer edinen 2008 ABD-Kanada ortak yapımı gizem-gerilim filmi. Ancak daha önce bu tür çevrilmiş çok daha güçlü örnekler olduğundan sonu da sizi çok şaşırtmıyor açıkçası. Film sıradan bir uçak kazası filmi gibi başlıyor ve normal bir tempoda ilerliyor ama acaba böyle bir filmin sonunda ne çıkacak diye de izlemeye devam ediyorsunuz. İnsanın inançlarını sorgulatan, ölümü hatırlatan, konusu klasik, mesajı açık güzel bir filmdi. Özellikle son 10 dakikası görülmeye değer.
SPOİLER: Öldükten sonra seni karşılamaya sevdiğin bir kişi gelir derler. Clarie'i karşılamaya teyzesi ve öğretmeni gelmişti. Eric'i ise büyükbabası karşılamıştı.
“Bilmezdim bu derdin seni yolundan, beni solumdan edeceğini” Ülkemizin dram ve romantik film yapma konusunda ki uzmanlığını gösteren güzel örneklerinden biri. Töresi, ailesi, geçmişi ve aşkı arasında kalan bir adam ve onun için her şeyi göze alan bir kızın hikâyesi.…devamı“Bilmezdim bu derdin seni yolundan, beni solumdan edeceğini” Ülkemizin dram ve romantik film yapma konusunda ki uzmanlığını gösteren güzel örneklerinden biri. Töresi, ailesi, geçmişi ve aşkı arasında kalan bir adam ve onun için her şeyi göze alan bir kızın hikâyesi. Uzun yol otobüs yolculuğum esnasında, otobüs firmasının seçtiği filmler arasından en mantıklı olan bu filmdi, o sebeple açtım, gayet de güzeldi, tavsiye ediyorum.
Detaylı konu ve işleyişi de yazayım ama SPOİLER içerir, izlemeyenler okumasın derim…
Kan davası sebebiyle TR'den Londra'ya erkek kardeşi ile kaçan Haşmet (Özcan Deniz) aynı uçakta karşılaştığı Yağmur (Yasemin Allen)'a bir görüşte aşık olmuştur. İsmini "Kemal" olarak değiştirmiştir Haşmet. Yağmur ise Londra'da kuaförlük yapmaktadır. Hayatın ve Haşmet'in gerçeklerinden bihaber, saf ve duru bir kız olan Yağmur'un imkansız aşkının hikayesidir anlatılan. Yağmur'un ansızın hamileliği ve Kemal'in kan davalı tarafla barışma ümidiyle İstanbul'a dönecek olması çakışınca, Yağmur hamile olduğu haberini saklar. Fakat Kemal'in kardeşi ve adamı, Yağmur'a kürtaj yapmaya kalkar, zira kan davasının bitmesi için karşı tarafın kızı ile evlenmesi gerekmektedir
Berlin'de başlayıp Mardin'e uzanan bir kapının hikâyesi. Hikaye oldukça dokunaklı, usta oyuncu Kadir İnanır Süryani bir ağaç işleme üstadı olarak iyice yaşlanmış haliyle adeta rolünü yaşıyor. Vahide Gördüm muhteşem bir performans gösteriyor. 50M2 dizisininden anımsadığım Aybüke Pusat'ın ise sanırım ilk…devamıBerlin'de başlayıp Mardin'e uzanan bir kapının hikâyesi. Hikaye oldukça dokunaklı, usta oyuncu Kadir İnanır Süryani bir ağaç işleme üstadı olarak iyice yaşlanmış haliyle adeta rolünü yaşıyor. Vahide Gördüm muhteşem bir performans gösteriyor. 50M2 dizisininden anımsadığım Aybüke Pusat'ın ise sanırım ilk sinema deneyimi. 25 yıldır kayıp olan evlatlarının cesedinin bulunması sonrası DNA testi için Mardin'e gelen Yakup Usta ve eşi Semsa'ya, torunları Nardin de eşlik eder. Köylerine geldiklerinde evlerinin tarihi tüm parçalarının talan edildiğini gören Yakup Usta ölen oğlu Mikael ile yaptıkları evlerinin kapısının peşine düşer, tarihi eser kaçakçısı Remzi ile yolları önce Kayseri oradan da İstanbul'a uzanır...
Gezip gördüğüm şehirleri filmler de görmeyi ayrı bir severim, korona öncesi gezdiğimiz Mardin'i tekrar izlemek harika bir duyguydu. Filmin ana mekanlarından Deyrulzafaran Manastırı mimarisi, tarihi ve geçmişi ile birlikte ve hala aktif bir Süryani topluluğu merkezi olması ile zaten çok ilgi odağı bir tarihi değerimiz... Bir kapıdan böylesi muhteşem bir hikaye... Dinlendiğimi hissettim. Yakup ustanın sanatı ile alakalı verdiği bilgiler hakiki bir usta kolay yetişmiyor dedirtiyor.
Kaçakçı Remzi ile Kayseri'ye giderken mola verdikleri çeşmede Yakup Ustanin torununa anlattığı hikaye ile sonra kaçakçının anlattığı versiyonu aynı hikayenin iki farklı dine mensup iki farklı kişinin anlatısı altında farklı etnik unsurların nasıl birbirine düşman edildiğinin de bir kanıtı gibiydi adeta...
Kısaca bu naif hikaye basit bir kapı hikayesi gibi gelmesin sakın, o kadar farklı konulara değiniyor ki, ben çok keyif aldım. Hazır Netflix'te de varken ailece oturun izleyin derim.... İyi Seyirler...
Günümüz dünyasında hiç şüphesiz iletişim sektörü ve kitle iletişim araçları hayatımızın tam merkezinde yer alıyor artık. Film, bu iletişim araçları doğru amaçlar için kullanılmadığında ne kadar da ölümcül birer silah haline gelebileceği gerçeğini anlatıyor. Gördüklerimizin, duyduklarımızın ne kadarı gerçek? Ya…devamıGünümüz dünyasında hiç şüphesiz iletişim sektörü ve kitle iletişim araçları hayatımızın tam merkezinde yer alıyor artık. Film, bu iletişim araçları doğru amaçlar için kullanılmadığında ne kadar da ölümcül birer silah haline gelebileceği gerçeğini anlatıyor. Gördüklerimizin, duyduklarımızın ne kadarı gerçek? Ya da gördüklerimizin ne kadarına inanmalıyız?
Filmin konusundan bahsedeyim biraz da. ABD Başkanlık seçimlerine çok az kalmıştır. Başkan ve diğer rakipler bir birilerin açığını yakalamaya çalıştığı zamanlardır. Tam ABD bu seçkiye hazırlanırken, bir skandal ortalığı karıştırır. Beyaz Sarayı ziyaret eden kızlardan biri başkanın kendisine cinsel tacizde bulunduğunu iddia edince işler karışır. Başkanın rakipleri bu işe çok sevinirken, başkan kurtulmak için bir yol aramaktadır ancak bu zordur.
Film algı yönetimi ve medya yolu ile toplumun bakış açısını nasıl etkilenebileceğini anlatan eski ama etkili bir filmi RAF’da sadece 37 kişinin izlemiş ve iki kişinin yorumlamış olması gerçekten üzücü. RAF’ınıza ekleyip şans verin, zira Filmde Dustin Hoffman ve Robert De Niro oyunculuk dersi veriyor adeta.