Serinin ilk filmi bence çok daha iyiydi. Show TV'de izlediğim için bol bip sesinden bir şey de anlamadım açıkçası. Ama yine de son dönem çekilen saçma sapan komedi filmlerinden bir tık daha iyiydi.
Otistik bir genç kızın kitap yazma ve yazdığı kitaptaki karakterleri canlandırması, hayalleri gerçekten etkileyici. Allah insana bir kusur veriyorsa, başka yönlerden onlara ayrıca yetenek veriyor. Yeter ki ortaya çıkmasına fırsat verelim. Senaryo güzel oyunculuklar bence iyiydi. Böyle insanların başarısını sanki…devamıOtistik bir genç kızın kitap yazma ve yazdığı kitaptaki karakterleri canlandırması, hayalleri gerçekten etkileyici. Allah insana bir kusur veriyorsa, başka yönlerden onlara ayrıca yetenek veriyor. Yeter ki ortaya çıkmasına fırsat verelim. Senaryo güzel oyunculuklar bence iyiydi. Böyle insanların başarısını sanki biz başarıyoruz gibi hisse kapılıyorum filmi izlerken. Tavsiye ederim.
Televizyonda denk geldi ama tam başından izleyemediğim için tam çözemedim ama izlediğim kısımlarda, resim konusunda çok iyi biri olan başrol oyuncusu Amerikan Doları kalıpları çıkartılması için çeteye yardımcı oluyor, ama çetenin bir kuralı var, “bastıkları parayı asla harcamama”. Bu kuralı…devamıTelevizyonda denk geldi ama tam başından izleyemediğim için tam çözemedim ama izlediğim kısımlarda, resim konusunda çok iyi biri olan başrol oyuncusu Amerikan Doları kalıpları çıkartılması için çeteye yardımcı oluyor, ama çetenin bir kuralı var, “bastıkları parayı asla harcamama”. Bu kuralı çiğneyen kim olursa ailesi dâhil ölüyor. Gizemini sonuna kadar koruyan filmlerden. Sakin kafa ile tekrar izlemek lazım.
Filmin biosunda zaten oldukça uzun uzun neredeyse işleyişi anlatacak kadar bilgi verilmiş, keyif aldığım, işleyişi ve kurgusu güzel bir filmdi, süresinin uzunluğunu dikkate almadan izlenebilir. Zira irdelemeye çalıştığı çocuk istismarı konusu ve insanların ne kadar kötüleşebileceğini görüyorsunuz filmde.
5 Sezon, toplamda 64 bölüm soluksuz izlediğimiz biz dizi oldu. Ortalama 1 aydan fazla bir sürede bitirdik. Dizideki aşırı cinsellik ve insanın gözüne iyice sokulan eşcinsellik olmasa, herkesin izleyebileceği harika bir dizi olurdu. Netflix'in en sağlam işlerinden biri.
Değerli Raf Dostları, @masteryoda tavsiyesi ile Kasım ayında aranıza katıldım, üniversiteye başladığım 1999’dan beri aktif olarak film-dizi izleyen, yorumlayan biriyim ve birçok platformda (şahsi bloğum dahil) bu zamana kadar bulundum. RAF sunduğu pratikler ve nezih ortamı ile şuan için en…devamıDeğerli Raf Dostları,
@masteryoda tavsiyesi ile Kasım ayında aranıza katıldım, üniversiteye başladığım 1999’dan beri aktif olarak film-dizi izleyen, yorumlayan biriyim ve birçok platformda (şahsi bloğum dahil) bu zamana kadar bulundum. RAF sunduğu pratikler ve nezih ortamı ile şuan için en çok zaman ayırdığım platform durumunda. Buraya üye olmadan önce izleyip, yorumladığım yapımları timeline’ı çok işgal etmeden, günde 2-3’ü geçmeyecek şekilde paylaşmaya çalışıyorum. Bulamadığım içerikleri admin’e yazıp ekletiyorum. Buraya ait gördüğüm eksiklikler şunlar, umarım admin de okur ve dikkate alır
Timeline’da gördüğümüz paylaşımların içeriğine girdiğimizde eğer daha önce yorum yapmışsak, yorum yap kısmı pasif görünse çok iyi olur, zira aradan çok zaman geçmiş, yorum yaptığımı unutmuşum, uzun uzun yazıyorum, “daha önce yorum yapmışsın” diye uyarı veriyor. Büyük zaman kaybı ve sinir harbi yaşıyorsun o an 😊
Kitap paylaşımları, dizi ve filmlerden daha farklı bir görsel ile ayırt edilebilse çok iyi olacak, zira çoğu zaman film veya dizi zannettiğim kitap paylaşımlarına denk geliyorum.
Son olarak tüm gün PC başında olan biri olarak web ara yüzü olsa şahane olacak
Şuan için gördüğüm bu üç hususu dile getirmek istedim. Güzel paylaşımlarda buluşmak dileğiyle
Dün akşam Netflix'de epeydir gördüğüm ama isminden dolayı elimin bir türlü gitmediği Tuvalet filmini izledim. 2017 yılı bir Hint Yapımı... 2,5 saatlik süresi var, klasik Hint Müzikleri ile süre uzamış. Dün gece izlerken, bu adamların her yaptığı filmi neden bu…devamıDün akşam Netflix'de epeydir gördüğüm ama isminden dolayı elimin bir türlü gitmediği Tuvalet filmini izledim. 2017 yılı bir Hint Yapımı... 2,5 saatlik süresi var, klasik Hint Müzikleri ile süre uzamış. Dün gece izlerken, bu adamların her yaptığı filmi neden bu kadar başarılı olduğunu düşündüm. Zira bizim Kemal Sunal filmleri neden hala izleniyor, çünkü toplumsal yaralara komik bir açıdan yaklaştığından ve hala sene 2021 olmasına rağmen bu sorunları aşamadığımızdan... Hindistan toplumu da bizden farklı değil, sinema sektörünü toplumsal değişimleri için çok güzel kulanıyorlar, dini ritüellerini, inançlarından gariplikleri, kötü alışkanlıklarını bam bam eleştiriyorlar, ve bunu da mizah katarak yapıyorlar.. Kısacası Tuvalet filminden böylesi bir performans beklemiyordum ama yine süper bir iş çıkarmışlar...
Filmin konusu şu şekilde, Keshav (Akshay Kumar) 36 yaşında, bir erkek kardeşi ve babası ile Mathura yakınlarındaki bir köyde yaşamakta, bisiklet satış-tamir işleri ile uğramaktadır. Zeki, dil bilen ve güzel bir kızla evlenme hayalleri ile günlerini geçirmektedir. Bir gün trende yolculuk esnasında, tuvalet sırası sebebiyle tartıştığı Jaya (Bhumi Pednekar)’ya tabiri caizse ilk görüşte aşık olmuştur. Fakat büyük bir problem vardır, babasının katı dini ritüelleri sebebiyle, evleneceği kızın mutlaka başparmağı çift olması gerekmektedir. Sahte bal mumu parmak ile bu işi halleder ve muradına erer. Asıl büyük problem ise, evliliklerinin sabahında, Jaya’nın evde tuvalet olmadığını anladığında yaşanır. Köydeki kadınlar, tuvalet ihtiyaçlarını gece hep birlikte uzun bir yol yürüdükten sonra bir tarlada gidermektedir ve türlü tacizlere uğramaktadırlar. Jaya ilk deneyiminde asla böyle bir ilkelliğe razı olmayacağını söyleyince, kocası Keshav’ın ara çözümleri devreye girer. Filmin epey bir kısmı bu ara çözümlere harcanmış ama asıl mesaj veren kısmı ise, Jaya’nın babasının evine geri dönmesi ve boşanma işlemleri başlatması ile olay ülke gündemine oturur. Perişan ve umutsuz olan Keshav’ın, ülkesinin asırlık geleneklerine, köhnemiş zihniyetine ve değer sistemine karşı savaşarak karısını evine geri döndürme mücadelesi ile gerçek kişi ve olaylardan esinlenilmiş, izlemeye değer bir sinema filmi olmuş
Usta yönetmen Steven Spielberg'in yönettiği, Tom Hanks'in başrolünde oynadığı 1960'lı soğuk savaş dönemi yıllarının anlatıldığı bir film. James Donovan (Tom Hanks) önemli sigorta davalara bakan önemli bir avukattır. CIA ajanları, Sovyet ajanını (Rudolf Abel) evinde yakalamıştır. Abel, kendi halinde sanatla…devamıUsta yönetmen Steven Spielberg'in yönettiği, Tom Hanks'in başrolünde oynadığı 1960'lı soğuk savaş dönemi yıllarının anlatıldığı bir film. James Donovan (Tom Hanks) önemli sigorta davalara bakan önemli bir avukattır. CIA ajanları, Sovyet ajanını (Rudolf Abel) evinde yakalamıştır. Abel, kendi halinde sanatla uğraşan, resimler yapan biridir. James'den Abel'i savunması istenir. Çok istekli olmamasına rağmen kabul eder. Hakim ve halk onun usuleten yargılanıp idam edilmesini umarken, James her insanın ajanda olsa savunulma hakkı vardır deyip can siparene savunmaya kalkınca evinin kurşunlanmasına kadar giden olaylar olur ve herkesin nefretini kazanır. Abel ile aralarında bir muhabbet bile oluşur. Onun ajan da olsa vatanını satmaması, ABD'ye bilgi vermemesi James'i etkiler. Ve olası bir esir değişimde takasta kullanalım tezini dikkate alan Hakim idam yerine 30 yıl hapis cezası almasını sağlar. Ve beklenen olur. Doğu Berlin'de düşürülen keşif uçağının Amerikalı pilotu (Francis G. Powers) ile Abel'in takası söz konusudur. Müzakereler için de ihale James'e kalır. Amerika'dan Berlin'e gelir.
Bridge of Spies, kesinlikle kötü bir film değil. Yeterli olmanın tanımını yapıyor. El attığı her türde olduğu gibi period dramalarında da usta sıfatını hakeden Spielberg'ten beklentimiz bu mu peki? Yeterli olmak yeterli mi?
İdeallerine bağlı ana karakterini yüceltirken yarattığı sıcaklığı, casus filmi formatındaki alışılageldik soğuklukla birleştiren Spielberg, bir yandan etik ve hümanizm dersi verirken öte yandan düşman iki ülkenin de birbirinden farkı olmadığını üzerine basa basa vurguluyor. Amerikan tarafının yargıyı manipüle etmesi ile Sovyet tarafının esiri misafir etme biçimi arasında 'birbirinin karşılığı' bağlantısı çekiyor. 10 yıl önce çekilmesi halinde çok daha vatansever olabilecek film, kahramanlaştırma sevdasından vazgeçmese de propaganda açısından bir tık aşağıda seyrediyor. Eski usül Amerikan demokrasisi alttan alta, bireyler vasıtasıyla el üstünde tutuluyor.
Spoiler içeriyor
38 sene kör yaşadıktan sonra gözün açılıyor ve seni o yaşına kadar o halinle seven, koruyup koruyan ailene, artık size ihtiyacım yok deyip, genç bir kadına aşık olan adamın dramı mı, nankörlüğü mü desek bilemiyorum, gerçekten insana ders veren filmlerden…devamı38 sene kör yaşadıktan sonra gözün açılıyor ve seni o yaşına kadar o halinle seven, koruyup koruyan ailene, artık size ihtiyacım yok deyip, genç bir kadına aşık olan adamın dramı mı, nankörlüğü mü desek bilemiyorum, gerçekten insana ders veren filmlerden ve şükür halinin her daim devam etmesi gerçeğini yüzümüze vuran nefis bir drama...
Majid Majidi'nin yönettiği 2005 İran filmi olan Söğüt Ağacı, 8 yaşında havai fişek kazasında kör olan Youssef'in hikayesini anlatıyor.
Beş para etmez sözde komedilerden biri. Giden zamana mı acırsın yoksa Türk sinemasının içler acısı haline mi üzülürsün insan ne diyeceğini bilemiyor.. Türü komedi olmasına rağmen tek bir sahnesinde bile güldürmeyi başaramıyor, daha ne denir ki...