Leave me. Sadece tek bir fotoğraf karesinde kalacak kadar sevmek. Çok az insanın anlayacağı türden bir sevgi bu. Geride akan tüm hayatı, bütün insanları bırakacak kadar büyük bir sevgi. Beş dakikalık güzel bir kısa film izlemeye değer.
"Git mercimek yap!" Çok basit bir cümle değil mi? Ama buram buram ataerkilliğin kadına nasıl bir önem(!) atfettiğini çok basit bir şekilde gözler önüne seriyor. Sadece Hindistan değil dünyanın pekçok yerinde kadınlar hâlâ çizilen keskin sınırlar dışına çıkamıyor. Doğduğu evde…devamı"Git mercimek yap!" Çok basit bir cümle değil mi? Ama buram buram ataerkilliğin kadına nasıl bir önem(!) atfettiğini çok basit bir şekilde gözler önüne seriyor.
Sadece Hindistan değil dünyanın pekçok yerinde kadınlar hâlâ çizilen keskin sınırlar dışına çıkamıyor. Doğduğu evde baba ve erkek kardeşlerin namusu ve kölesi, evlendiğinde ise kocasının namusu ve kölesi. Kadın kendi yaşamındaki kararları, kendi bedeni üzerindeki tercihlerini bile yapamayacak aşağılılıkta görülüyor.
Hayatının her anında ciddi bir mücadele vermek zorunda kalıyor kadın. Kendini ispatlamaya çalışıyor, erkeğin yaptığı şeyleri ben de yapabiliyorumu göstermek için çabalıyor ki biraz olsun kabul görebilsin.
Nitekim Prerna da sürekli mücadele ediyor kendini özgür hissettiği kaykaya binebilmek için mücadele ediyor. Babasına rağmen, eril zihniyetteki topluma rağmen savaşıyor ve savaşın sonunda kazanan o oluyor. Hiçbir engel ona pes ettiremiyor. Tıpkı bunca yıllık kadın mücadelelerinde hiçbir engelin kadınları durduramadığı gibi.🍀
Spoiler içeriyor
Ben bir insanım! Bu çığlığı atmak zorunda kalmak çok acı değil mi? Bizim gibi olmayanı acımasızca ötekileştirmek bu sanırım insanlığın çokça yaptığı bir şey. Ben bir insanım sen bir insansın ve biz farklı olabiliriz, her şeyi aynı yaşamak zorunda değiliz.…devamıBen bir insanım! Bu çığlığı atmak zorunda kalmak çok acı değil mi? Bizim gibi olmayanı acımasızca ötekileştirmek bu sanırım insanlığın çokça yaptığı bir şey. Ben bir insanım sen bir insansın ve biz farklı olabiliriz, her şeyi aynı yaşamak zorunda değiliz. Bunu kabul ettiğimizde her şey çok güzel olabilir. Ama her şeyi mahfetmek zorundayız değil mi?
Filmde ötekileştirmeyi gördüğümüz kadar sağlık sisteminin eleştirilmesi gereken yanlarını da görüyoruz ki John'a yardım eden doktor da özeleştiri getiriyor filmin sonlarına doğru. Ben adımı duyurmak için bir nevi onu kullandım diyor. Bu da önemli en azından hatasının farkında ve pişman.
Değinmek istediğim bir diğer nokta da tiyatro sahnesinde oyuncu kadının John'u alkışlamasından sonra diğer insanların da ayağa kalkarak alkışlaması. Diğer yandan John'a canavar muamelesi yapan da aynı kalabalıktı. Burda bir sürü psikolojisi var gibime geldi bir çobanın verdiği komutla koyunlar tek tek ayaklanıyor.
Sıfırı da tüketerek yaşama tutunmaya çalışmak. Erk zihniyetin dayattığı normlara karşı bir kadının yaşam mücadelesini okuyoruz. Takım elbiseler içindeki namuslu(!), dindar (!), karanlık zihniyetlerin gizli kapaklı yaptığı şeylerin mağdurlarının, günahkar görüldüğü çarpık bir düzenin gün yüzüne vurumu. Erkeğin kadın üzerindeki…devamıSıfırı da tüketerek yaşama tutunmaya çalışmak. Erk zihniyetin dayattığı normlara karşı bir kadının yaşam mücadelesini okuyoruz. Takım elbiseler içindeki namuslu(!), dindar (!), karanlık zihniyetlerin gizli kapaklı yaptığı şeylerin mağdurlarının, günahkar görüldüğü çarpık bir düzenin gün yüzüne vurumu.
Erkeğin kadın üzerindeki iktidarı kadın-erkek arasındaki iki cinsiyetle sınırlandırmak meseleyi tam anlamıyla kavrayamamaktır. Mevzu zihniyet mevzusudur. Ataerkilliğin toplum içine kök salması ile alakalıdır. Bugün erkeğin kadın üstündeki iktidarının, dayatmalarının, mücadelesi ancak bir zihniyet aydınlanması ile çözüme kavuşacak bir durumdur. Bugün kadın hareketleri de bu mücadeleyi vermektedir.
Hiçbir kadının korkmadığı, istismar edilmediği, özgür olduğu günlere🍀✌️
Chicago'da Vietnam Savaşına karşı protesto yaptıkları için yargılanan yedi insanın direnişini konu alan ve bu yedi kişiyi jüri karşısında azılı bir suç çetesi şeklinde göstermek için de siyahi bir insan daha hiçbir hukuki hakkı gözetilmeden yargılanıyor. Öyle ki en son…devamıChicago'da Vietnam Savaşına karşı protesto yaptıkları için yargılanan yedi insanın direnişini konu alan ve bu yedi kişiyi jüri karşısında azılı bir suç çetesi şeklinde göstermek için de siyahi bir insan daha hiçbir hukuki hakkı gözetilmeden yargılanıyor. Öyle ki en son yaptıkları hiçbir insani yanı olmayan Bobby'nin elini kolunu jincirleyerek ve ağzına peçeteler sıkıştırıp bağlayarak davanın görüldüğü salona getirdikten sonra gördükleri manzara karşısında adalet abideleri de rahatsız olacak ki Bobby bu davadan beraat ediyor. Irkçılığın vücut bulduğu sahnelerdendi yargıcın ağzına yapıştırasım geldi.
Davanın açılmasını isteyen yeni hükümetin aksine eski iç işleri bakanı tanık olarak dinlendiğinde protestoları kışkırtanların aslında polis teşkilatı mensupları olduğundan dolayı dava açmadığını söylüyor. Bunu aslında tanık olarak dinlenen insanların hemen hemen hepsinin polis olması da trajikomik bir şekilde gösteriyor. Hatta bunun üzerine sanıklardan biri "Acaba geçen yaz şikago gösterilerinde 7 tane protestocu 10 bin gizli polisi yönetmiş olabilir mi?" diye arkadaşına soruyor.
Burda bir sahnede geçen bir kaç cümleyi yazarak yorum yapacağım.
Abbie Hoffman konuşmak için kürsüde otururken yargıç kaç yaşındasınız diyor.
-psikolojik olarak 1960
-1960'a kadar ne yapıyordunuz
-Hiçbir şey sanırım buna Amerikan eğitimi deniyor.
Eğitim sistemine güzel bir eleştiri çünkü verilen eğitim beyinleri köreltiyor, insanları hazır olanı almaya iterek düşünmekten uzaklaştırıyor. Nasıl olsa birileri ne düşünmemiz konusunda düşünmüş ve düşünülmesi, inanılması gerekenleri belirlemiş.
Daha sonra savcı onu çapraz sorguya çektiğinde Hoffman
-İnsanlar hükümetlerinden anayasal haklarını talep etmekten yoruldukları zaman devrimsel haklarını kullanarak o hükumeti reddedip devirebilirler diyor.
Bu söylem dışardan bakılınca korkutucu gelebilir ama bir yerde eğer haklarımız gasp ediliyorsa buna dur deme hakkımız vardır bu illegal bir şey değil aksine en legal haklarımızdan biri.
Savcı ona protestolar hakkında bir soru yöneltiyor Hoffman düşünüyor bunun üstüne savcı "Düşünüyor olduğunuzu görmek beni endişelendiriyor." diyor ve Hoffman cevap olarak:
-Biraz izin ver olur mu daha önce hiç düşüncelerimden dolayı yargılanmadım çünkü.
Çok çarpıcı bir cümle. Aslında gerçekten o insanlar sadece karşıt görüşlü oldukları için yargılanıyorlar. Sırf senin beyninin içindeki başkasının beynindeki ile aynı değil diye kendini savunmak zorunda bırakılıyorsun. Baktığın zaman hukuka aykırı ama uyduracak bir kılıf buluyorlar. Bu tür insanlık dışı uygulamaları görmek için geçmişe ya da sınırlar dışına çıkmaya gerek yok bu insanlığın bir hastalığı demeyecem çünkü hastalık sen istemeden olur ama yapılan bu barbarlıklar bile isteye yapılıyor. Bu tam bir vahşet.
Gerçekten güzel bir filmdi izlemeyen herkes ilk sırasına alabilir :)
Spoiler içeriyor
"Biz ne zaman bir olacağız?" Can alıcı bir soru ve bütün bu yoksulluğun, sömürülmenin, temel nedenini de içinde barındıran bir soru. İnsanlar hızla dünyayı bir çöl haline getirirken uzayda yaşayacak yer arıyorlar. Deli saçması bir şey değil mi? Kendi ağacını…devamı"Biz ne zaman bir olacağız?" Can alıcı bir soru ve bütün bu yoksulluğun, sömürülmenin, temel nedenini de içinde barındıran bir soru.
İnsanlar hızla dünyayı bir çöl haline getirirken uzayda yaşayacak yer arıyorlar. Deli saçması bir şey değil mi? Kendi ağacını kes, kendi suyunu kurut, kendi toprağını toz haline getir sonra da uzayda yaşam ara. Elindekini korumayı bilse barbarca talan etmese uzağa bakmasına gerek kalmayacak. Bana göre barbar tabiri ilk insanlar için değil sözüm ona medeni insanlar için daha uygun.
Filme gelecek olursak insanların daha doğrusu para babalarının, daha çok para için ağaçları kesmesi ve doğayı tahrip etmesi ile sel bütün ekimlere zarar verir ve kıtlık baş gösterir. İnsanlar açlıktan kırılırlar. Bu sırada oy toplamaya gelen demokrasi(!) dağıtıcıları göklere çıkarılma yerine halkın beklentilerini dile getirmesinden pek memnun olmaz ve yüce kudretini güç gösterisi ile herkese gösterir. Zaten hükümet bunun için değil midir halkını aç bırakmamak için (zihinleri korku ile doyurmak için).
Tüm bu olumsuzluklar olurken doğayı gözlemleme ve araştırma sayesinde yaşı küçük ama benliği büyük bir çocuk köyünü açlıktan kurtarır.
İnanmak, birlik olmak ve doğaya zarar vermeden ondan faydalanmak bize güç ve mutluluk getirir. Binlerce örnek var ben okudukça ve izledikçe gerçekten içim umutla doluyor hiçbir şey imkansız değil yeter ki biz sırt sırta verelim.
Umutla tavsiye edilir:)
Dün başladım izlemeye ve bir bölüm daha diye diye bugün bitti. Sekizinci bölümden sonra dokuzu da aradı gözüm inşallah devamı da gelir. Aşırı güzel olmakla beraber eksik kalan bir şeyler vardı. Karşımızda günümüz Türkiye'sinin bir tablosu vardı hemen hemen pek…devamıDün başladım izlemeye ve bir bölüm daha diye diye bugün bitti. Sekizinci bölümden sonra dokuzu da aradı gözüm inşallah devamı da gelir.
Aşırı güzel olmakla beraber eksik kalan bir şeyler vardı. Karşımızda günümüz Türkiye'sinin bir tablosu vardı hemen hemen pek çok konu işlenmişti. Biraz bundan olsun şundan da olsun diye diye bence havada kalan bir şeyler kaldı. Bazı hikayeler tam geçemedi örnek olarak Kürt ailenin hikayesini verebilirim.
İnsanların ön yargılarına çok iyi değinilmiş hep kendini haklı ve üstün gören karşı tarafı anlamaya çalışmayan onları bir şeyler ile suçlarken aslında benzer şeylerin kendilerinde de olduğunu göremiyor insanlar. Tam açamadım şöyle örneklendirebilirim Peri, Meryem'in örtüsüne, hocaya danışmasına ön yargı ile yaklaşıyor ama kendisi başka kültürlerden etkilendiğinin farkında değilken şamanlardan bahsetmesi ve rahatlamak için müzik eşliğinde tütsü yakıyordu sanırım, orada aslında başkasında eleştirdiğimiz şeylerin şekil değiştirmiş hali ile bizde var olduğunu görüyoruz.
Dizide Meryem tarafında erkeklerden kadınlara karşı bir bastırma, sürekli lafı ağzına tıkma, sağlık bile söz konusu olduğunda engel olmayı kendine hak görme durumunu görürken Peri kısmında ise annenin baba üstünde yıkıcı olmamakla birlikte bir baskı durumunu görüyoruz. Ve bence dizide en belirgin olan da aslında bu kadın erkek ilişkisiydi pek çok yorum çıkarabiliriz bu konuda.
Çocukları büyütme tarzının da çocuklarda çok farklı etkiler yarattığını, geleceklerini etkilediğini ve ruhsal çöküntü yaşattığını da görmek mümkün. Bu günün sorunları çoğu zaman çocukluğun ayak izlerinde yatıyor çünkü.
Oyunculuklar efsaneydi gerçekten anca bu kadar gerçekçi olabilirdi. Kamera açıları çekimler de çok güzeldi İstanbul'da köprü dışında bir şeylerin de olduğunu gördük yani.
Bunların hepsinin dışında oturtamadığım pek çok sahne var :(
Ama izlemeye çoookk değer :)))
Bir macara arayışı ile başlıyor her şey. Ama görülen, tanık olunan şeyler Che'de bir değişim yaratıyor. Astım hastası olmasına rağmen hep en ön saflarda yer alıyor. Kararlı kişiliği ve cesareti ile verdiği mücadele arkasında herkesin imrendiği bir Küba bıraktı. Ayrıca…devamıBir macara arayışı ile başlıyor her şey. Ama görülen, tanık olunan şeyler Che'de bir değişim yaratıyor. Astım hastası olmasına rağmen hep en ön saflarda yer alıyor. Kararlı kişiliği ve cesareti ile verdiği mücadele arkasında herkesin imrendiği bir Küba bıraktı. Ayrıca onurlu duruşu ile de milyonlarca insanın tanıdığı ve sevdiği biri oldu.
Che'nin hayatını güzel ele alan bir kitap tanımak isteyenler bununla başlayabilir:)
Yorumdan bağımsız olarak ben bu kitabın pdf'sini aradım bulamadım elinde olan varsa benimle de paylaşabilir mi?
Feodal düzenden erkek egemen zihniyetin yıkımlarına kadar pek çok şeyi görebileceğimiz bir film. Başlarda aslında filmin içeriğini çok sıradan ve tekdüze buldum ama sonradan işlenen konuların bize ne kadar benimsetilip normalleştirildiğini fark ettim. En başta kadın konusu üzerinde konuşacak olursak…devamıFeodal düzenden erkek egemen zihniyetin yıkımlarına kadar pek çok şeyi görebileceğimiz bir film.
Başlarda aslında filmin içeriğini çok sıradan ve tekdüze buldum ama sonradan işlenen konuların bize ne kadar benimsetilip normalleştirildiğini fark ettim. En başta kadın konusu üzerinde konuşacak olursak aslında kadınlara şiddet uygulanabilir, kadınlar dövülebilir, kadınlar sadece soyun devamı için kullanılan bir mal olarak görülebilir, kocası istemediği sürece ailesi ile görüşemez hatta cesedi yerlerde sürüklenebilir. Çok dehşet verici ama bunca yıl kafamıza vura vura normalleştirilmiş barbarlıklar.
Kadına biçilen değer nereye gidilirse gidilsin değişmeyen aynı zihniyetin ürünü olduğunu da görebiliyoruz. Kırsal kesimde kadının hiçbir hakkı yok ama sözüm ona medeniyete doğru gidildikçe de kadın bedeninin para karşılığı satılması ve Berivan öldüğü zaman medeni(!) erkeğin Şivan'a "alt tarafı bir karı ölmüş" diyerek durumu küçümseyici bir tavır içine girmesinde kadın düşmanlığının etiket değiştirerek önümüze gelmesini izliyoruz.
Diğer bir konu da rüşvet. Günümüzde de çokça örnekler verebileceğimiz konulardan bir tanesi.
Film eski olmasına rağmen şimdiyi görebileceğimiz bir film. Çünkü insanlık hala yerinde sayıyor değişen sadece paketin kutusu.
"Gerçeğe kurşun işlemez." Sevmiyorum ölümleri. Film bile olsa çok acı geliyor bana ölüm. Kaldıki ölümün hiç de yabancı olmadığı coğrafyanın çocuklarıyız. Film gerçek haber yapmak için mücadele eden ve her türlü baskıya maruz kalan gazetecileri anlatıyor. 10/10