Bir bilgisayar dehasının macerasını anlatıyor. Sonu şaşırtıyor. Güzel bir film. 📽Bazen birinin kafamızdaki imajına o kadar tutunuruz ki arkasındaki insanı artık tanımaz oluruz. Sadece görmek istediğimizi görürüz.🎬
Spoiler içeriyor
Filmin sonunda dehşete düştüm resmen. İzleyenler anlayacaktır. Ben de neden her iki mektup da aynı kişiye verildi diyordum. Beynim yandı resmen. 10/10 Bir film. 📽FİLMİN KONUSU🎬 Denis Villeneuve’nin yönetmenliğini yaptığı 2010 yapımı Kanada yapımı film, bir tiyatro oyunundan sinemaya uyarlanan…devamıFilmin sonunda dehşete düştüm resmen. İzleyenler anlayacaktır. Ben de neden her iki mektup da aynı kişiye verildi diyordum. Beynim yandı resmen. 10/10 Bir film.
📽FİLMİN KONUSU🎬
Denis Villeneuve’nin yönetmenliğini yaptığı 2010 yapımı Kanada yapımı film, bir tiyatro oyunundan sinemaya uyarlanan trajik bir drama filmidir. Annelerinin ölümünden sonra iki kardeşlerin yaşadıkları onların gerçeklerle yüzleşmelerine sebep olacaktır.
Noter olan Jean Label’in yanında sekreter olan Nawa bir gün hayatını kaybeder. Bunun ardından Jean, Newal’in ikiz çocukları olan çocuklarını çağırır. Büyük oğlan Simon ve küçük kız Jeanne üzgün bir şekilde vasiyeti dinlemeye başlar. Vasiyetinde mezarında çıplak ve yüzü toprağa dönük bir şekilde gömülmek istediğini söyler. Noter kendilerine iki mektup verir. Jeanne hiç tanımadıkları babasına vermek üzere bir mektup alır, Simon ise varlığını o an öğrendikleri başka bir kardeşi için bir mektup. Burada izleyiciye bir zamanda geri dönüş yaşatılır. Nawal’ın gençlik yıllarında sevdiği adamın namus meselesi yüzünden ailesi tarafından öldürülür ve doğan çocukları elinden alınarak evden kovulur. Jeanne annesinin isteğini yerine getirmek için yola çıkar ancak Simon bu görevi pek ciddiye almaz.
Jean orta doğuya gider ve gittiğinde annesi için hala kötü yorumlar yapıldığını öğrenir. Bir iç savaş sırasında yakılmış olan bir otobüsün intikamını almak için rütbeli bir askeri yakalayıp öldürmüştür. Bu suikastın sonunda 15 yıl hapis cezası almış ve bu esnada şiddet görmüş, tecavüze uğramış ve en sonunda akli dengesini yitirmiştir. Bu esnada hücresinde şarkı söylemeye başlamış ve hapishanede sesiyle meşhur olmuştur. Jeanne, kardeşlerinin bu tecavüz sonucu doğmuş olabileceğini düşünmüş ve abisi Simon’u arayarak kendisine yardım etmesini istemiştir. Noter Lebel ve Simon yola koyulurlar ve Jeanne ile buluşup hapishaneye giderler. Cezaevi ebesinin anlattıkları onlar için inanılması zor bir gerçeği ortaya çıkarmıştır. Çünkü tecavüz sonucu dünyaya gelen iki çocuğun Simon ve Jeanne olduğu anlaşılır. Kendisine tecavüz eden kişininde ailesi tarafından elinden alınan oğlu olduğu ortaya çıkar. Oğlu annesinin kim olduğunu bilmeden kendisine defalarca tecavüz etmiştir.
Jeanne ve Simon, hem kardeşleri hem babaları olan kişiyi bulurlar ve iki mektubuda ona verirler. Çünkü mektuplardan biri tecavüzcüsüne diğeri oğluna verilmesi için yazılmıştır. İki mektubuda alan adam filmin son sahnesinde mezarın başında görülür. Ve vasiyetin son maddesi olan mektupların yerine ulaşması halinde yapılmasını istediği mezar taşı yaptırılır.
📽Kendimize kim olduğumuzu hatırlatmak için hepimizin aynalara gereksinimi var.🎬 📽Seni unutmam gerektiğini hatırlayamıyorum.🎬 Bu film bana Aamir Khan'ın Ghajini filmini hatırlattı. İzleyenler bilir. Olay örgüsü hep aynı. Kim kimden esinlenmiş bilemedim. Ama bu film Ghajini 'den daha karışık geldi. Karısı…devamı📽Kendimize kim olduğumuzu hatırlatmak için hepimizin aynalara gereksinimi var.🎬
📽Seni unutmam gerektiğini hatırlayamıyorum.🎬
Bu film bana Aamir Khan'ın Ghajini filmini hatırlattı. İzleyenler bilir. Olay örgüsü hep aynı. Kim kimden esinlenmiş bilemedim. Ama bu film Ghajini 'den daha karışık geldi.
Karısı öldürülen adam kafasına aldığı bir darbe sonucunda 15 dk da bir hafıza kaybı yaşıyor ve bu şekilde de karısının intikamını almaya çalışıyor. Unutmamak için de sürekli notlar alıyor. Parça parça gösterilen olaylar bir türlü zihnimde birleşmedi. Sanırım anlamak için tekrar izlemem gerekecek. Kafa karıştırıcı bir film. Kim kimin kuyusunu kazıyor anlamadim pek.
📽“Beni ağlatmayın benim gözyaşlarımı silecek ellerim bile yok”😔 📽"Amerika amerika” diye dilinden düşürmedin en sonunda Amerikan mayınına bastın işte!”(!) Filmin yönetmeni Behmen Kubadî: " Filmimi diktatör ve faşistlerin politikalarına kurban edilen tüm masum dünya çocuklarına ithaf etmek istiyorum." Film Türkiye-İran…devamı📽“Beni ağlatmayın
benim gözyaşlarımı silecek ellerim bile yok”😔
📽"Amerika amerika” diye dilinden düşürmedin en sonunda Amerikan mayınına bastın işte!”(!)
Filmin yönetmeni Behmen Kubadî: " Filmimi diktatör ve faşistlerin politikalarına kurban edilen tüm masum dünya çocuklarına ithaf etmek istiyorum."
Film Türkiye-İran sınırında bulunan bir Kürt mülteci kampında geçmektedir. Mayın toplayarak yaşayan Soran, 13 yaşında bir çocuktur. Kasabadakiler için hazırladığı bir anten aracılığı ile Saddam'ın düşüşünü haber alıp herkese duyurur. ... Kaplumbağlar da Uçar, Saddam'ın ardından Irak'ta çekilen ilk filmdir.
📽Kelebeğin kanat çırpışı gibi küçük bir şey dünyanın yarısını dolaşacak bir tayfuna neden olabilir. - kaos teorisi 📽Sadece zekanı bir film gibi düşün; durdurabilir, geriye alabilir, ağır çekimde istediğin detayları elde edersin.. 📽Oldukları kişiyi yok etmeden insanları değiştiremezsin.
Sadakat... Ne güzel bir şey. Kıymet bilmek ne güzel. Filmden beğendiğim replikler: *Seni unutmadan önce ölmek istiyorum. *Ölüm acı değil, lütuftur bazen. *Bu gece gerçek sevgiye içiyoruz.Gerçek mutluluğa, gerçek dostluğa, arkadaşlığa içiyoruz. Sadakate içiyoruz... *Aşkın sınırları vardır. *Giden kendi boşluğunu…devamıSadakat... Ne güzel bir şey. Kıymet bilmek ne güzel.
Filmden beğendiğim replikler:
*Seni unutmadan önce ölmek istiyorum.
*Ölüm acı değil, lütuftur bazen.
*Bu gece gerçek sevgiye içiyoruz.Gerçek mutluluğa, gerçek dostluğa, arkadaşlığa içiyoruz. Sadakate içiyoruz...
*Aşkın sınırları vardır.
*Giden kendi boşluğunu yaratır derler ya, ben ona inanmıyorum.
Bazen birine yol açmak için boşluk gerekir.
*İyi günde sevmek kolaydır. İyi günler çabuk geçer. Anlamazsın bile...
*Aşk aklın yolunu izlemez.
*-Seni unutmama izin verme.
-Doğru zaman ne zaman bilmiyorum.
-Bana Adını Sor. Bilemezsem...
Sen öldükten sonra da... “Hayat devam edecek, birileri yeni kitaplar yazacak okuyamayacaksın, yeni filmler çekilecek izleyemeyeceksin, sevdiğin bir şarkıyı bir daha dinlemek isterken dinleyemeyeceksin…”
Spoiler içeriyor
10/10 bir film. Filmin her karesi insanın ruhuna işliyor resmen... Sadık, Ege'deki çiftlikten, üniversitede gazetecilik eğitimi için ayrılmıştır. Oysa babası Hüseyin (Çetin Tekindor), onun ziraat mühendisliği okuyup çiftliğin idaresini eline almasını istemektedir. Sadık, daha üniversite yıllarında politikayla aktif olarak ilgilenir.…devamı10/10 bir film. Filmin her karesi insanın ruhuna işliyor resmen...
Sadık, Ege'deki çiftlikten, üniversitede gazetecilik eğitimi için ayrılmıştır. Oysa babası Hüseyin (Çetin Tekindor), onun ziraat mühendisliği okuyup çiftliğin idaresini eline almasını istemektedir. Sadık, daha üniversite yıllarında politikayla aktif olarak ilgilenir. Bunu öğrenen babası Hüseyin, oğlunu evlatlıktan reddeder. 70'li yıllarda birçok siyasi olaya karışan Sadık'ı daha zor günler beklemektedir. 1980 yılının 12 Eylül günü sabah erken saatlerde karısının doğum sancılarının tutmasıyla dışarı fırlayan çift, hastaneye gitmek için araç bulamazlar, çünkü ülkede askerî darbe gerçekleşmektedir. Sadık'ın karısı, doğum esnasında hayatını kaybeder ama küçük Deniz hayattadır. Gördüğü işkence ve yattığı hapisten sonra sağlığı bozulan Sadık, hastalığının ölümcül olduğunu anladığında Deniz'i Ege'deki çiftliğe, annesinin ve konuşmadığı babasının yanına götürmekten başka bir yol bulamaz. Çizgi romanlara ve onun büyülü dünyasına oldukça meraklı olan Deniz için evin yanaşmaları, küs teyze (Şerif Sezer), traktör kullanan ve telsizle konuşan babaanne (Hümeyra), bileğinden boğazına kadar bilezikle dolaşan gelin Hanife (Binnur Kaya) ve saf bir amca (Yetkin Dikinciler) ile tanışmak, onun için oldukça farklı bir deneyim olacaktır. Sadık ve Hüseyin'in geçmişle hesaplaşmaları ise oldukça sıkıntılı gelişmelere neden olacaktır.
Meş, qala Xalîloyê "dîn" û tiştên li dora wî li navçeya Nisêbîna Mêrdînê berî û piştî 12'ê Îlonê de 1980'yî û piştî wê qewimî dikir. Hin hevalên Xalîlo bê bav dimînin, hin malbatên wan ji navçeyê derdikevin, hin xizmên wan…devamıMeş, qala Xalîloyê "dîn" û tiştên li dora wî li navçeya Nisêbîna Mêrdînê berî û piştî 12'ê Îlonê de 1980'yî û piştî wê qewimî dikir. Hin hevalên Xalîlo bê bav dimînin, hin malbatên wan ji navçeyê derdikevin, hin xizmên wan tên binçavkirin û dibin cihên ne diyar.