Yapay zeka ile aşk yaşanır mı demeyin yaşıyorlar. Yapay zekanın kalbi kırılır mı demeyin o da oluyor. Film de ne olmaz dersek onlar olmuş gibi. Yapay zeka ile Theodore’un aşkını izledik. Film sonuna kader acaba sistem bozulur mu ? İnternet…devamıYapay zeka ile aşk yaşanır mı demeyin yaşıyorlar. Yapay zekanın kalbi kırılır mı demeyin o da oluyor. Film de ne olmaz dersek onlar olmuş gibi. Yapay zeka ile Theodore’un aşkını izledik. Film sonuna kader acaba sistem bozulur mu ? İnternet olmazsa ne olur? Bilgisayar bozuldu ne yapacağız diyerek izledim.
Film eski olmasına rağmen yapay zekanın hayatımıza ne kader nüfuz edebileceğini göstermiş bize. Ve insanların artık cinsel açlığa değil duygulara aç olduğunu ve bunun bir yapay zeka tarafından da karşılanmasını kabul gördüğünü izledik. Garip olsa da yapımı begendım. 7/10.
Spoiler içeriyor
Yılbaşı gecesi izlediğim tatlı bir romantık komedi oldu. Puanım 7/10. ~~~ÖZET-YORUM~~~ Layla Noel’ de uçağa binmek için havaalanına gelir fakat sıkıntı çıktığı için uçağa binemez. Orada bir adam ile son kalan yemek hakkında konuşurlar. Adamın Noel için aldığı kaseler çantasına…devamıYılbaşı gecesi izlediğim tatlı bir romantık komedi oldu. Puanım 7/10.
~~~ÖZET-YORUM~~~
Layla Noel’ de uçağa binmek için havaalanına gelir fakat sıkıntı çıktığı için uçağa binemez. Orada bir adam ile son kalan yemek hakkında konuşurlar. Adamın Noel için aldığı kaseler çantasına düşer. Daha sonra uçağı beklerken James ile tanışır ve gelecek yıl sevgilisi olmazsa konserde buluşma planı yaparlar. Layla sevgilim var diyerek ciddiye almaz. Gelecek yılın Noel öncesi aldatılır ve bu konsere de bilet almaz. Sevgilisi ile başka konsere bilet almışlardır fakat aldatılır. Şansını denemek için karaborsa da bilet aramaya çıkar ve kişisel asıstan Teddy ile tanışır. Konseri verecek grup bu ikiliye karşı ilgi duyar ve hayatlarını merak ederler. Konu ikilinin aşk hayatı ve konsere beraber gelmesini konu alır.
Kaderin bizi başka yere götürdüğünü sanarken aslında ağlarını başka örüyordur.
Gerilimin zirvede olduğu bir Los Angeles filmi. Son dakikaya kadar ekrana bağlayan bir filmdi. İzlenmesi gerek. 7/10. ~~~ÖZET-YORUM~~~ Asıl hedefi polis olmak olan fakat kız arkadaşı için havaalanında kavin memuru olarak çalışan Ethan sevgilisinin hamile olduğunu öğrenince terfi almak istiyor…devamıGerilimin zirvede olduğu bir Los Angeles filmi. Son dakikaya kadar ekrana bağlayan bir filmdi. İzlenmesi gerek. 7/10.
~~~ÖZET-YORUM~~~
Asıl hedefi polis olmak olan fakat kız arkadaşı için havaalanında kavin memuru olarak çalışan Ethan sevgilisinin hamile olduğunu öğrenince terfi almak istiyor ve arkadaşının yerine X-ray cihazında kabin bagajlarını kontrol etmek üzere işe başlıyor. O an telefonuna gelen mesaj ve gönderilen kulaklıkla yasaklı bir maddeyi cihazdan geçirmesi için tehditler alıyor. Aksiyon burada başlıyor. Filmin en başında sıradan bir insan olan Ethan sevgilisi Nora için bambaşka birisine dönüşüyor. İçeri sokulmak istenen madde “noviçak” yani Rus gazı damarlara işlereyek insanı kendi kanıyla bogup öldürüyor. Bu gazı uçağa sokup tüm insanları öldürmek isteyenler var. Bunların filmin başında Rus olarak sansak da Amerikalı olduklarını ve kendi içlerinden tanından bir kadını öldürüp suçu Ruslara atmak istıyorlar. İstihbarat,ajanlar vs derken bu gazı Ethan imha etmeye çalışıyor. Film boyunca bunu görüyoruz.
Dünyayı anlamlandırmak içinde bulunduğumuz doğaya saygı duymak için izlenmesi gereken güzel bir yapım. Son iki bölüm boyunca heyecanım tavandı. Nasıl bitti anlamadım. Doğaya, jeolojiye merakı olanlar mutlaka izleyin derim 7/10. İzleyenler ile yorumlarda buluşalım. 👇 ~~~ÖZET-YORUM~~~ La Palma adasına Norveç’ten…devamıDünyayı anlamlandırmak içinde bulunduğumuz doğaya saygı duymak için izlenmesi gereken güzel bir yapım. Son iki bölüm boyunca heyecanım tavandı. Nasıl bitti anlamadım. Doğaya, jeolojiye merakı olanlar mutlaka izleyin derim 7/10.
İzleyenler ile yorumlarda buluşalım. 👇
~~~ÖZET-YORUM~~~
La Palma adasına Norveç’ten tatile gelen bir aileyi ele alıyor. Adada 1949’da olan deprem ve patlamadan sonra adadaki hareketlilik bitmiyor. Tsunami riski var. Tabi ki halk bunu bilmiyor. Alanında uzman jeoloji uzmanı insanlar riskin farkında halkı, yetkilileri uyarmak istiyorlar. Tıpkı cernobil’de, Titanic’te olduğu gibi ego catışmaları yüzünden milyonlarca insan canından oluyor. Bakanlık yanlış uyarı olursa insanlar boşuna ölür diyerek en son haberleri veriyor, kaostan kaçınmak istiyor. Kimse sonucunu ve ölecek insanları düşünmüyor. Aslında insanlara seçme hakkı verilmiyor. Daha sonra tsunamiye saatler kala kurtarmaya çalışıyorlar yumurta kapıya dayanınca yani.
Bir tane jeolojik makale yazan bir adam yardım edebilirim diyerek bakanlığa geliyor onu da elinin tersiyle çok geç diyerek itiyorlar. Halkı kaderine mahkum ediyorlar. Fakat ailesine yardım etmek isteyen dış işleri bakanı adama şans veriyor ve iki dalganın keşistiği yeri belirleyip güvenli bölge olabilir diyerek bunu insanlara duyuruyorlar. Ve orada yüzlerce kişi bir umut diyerek gidip hayatlarını kurtarıyor.
Aileye gelecek olursak otizmli bir çocuk ve eşcinsel bir kız çocuğuna sahipler. Birbirlerinden vazgecememeleri çok normal ama Sara’nın yeni tanıştığı bir kız için o karmaşada ailesini ve uçağı bırakıp gitmesi. Sonra annesinin de uçağı terk etmesi. Dışarıda kurtuluş için binlerce insanın uçak sırası beklemesi durumunda çok saçma ve beni rahatsız eden bir sahne oldu. Onun dışında her şey gerçekçiydi, oyunculuklar çok iyi olmasa da olay kendi içerisinde beni yaraladı diyebilirim. Ben olsam ne yapardım diye düşünüp durdum. Yanardağına çıkıp şarap içen iki jeologu ise Titanic’te keman çalanlara benzettim. Elinden bir şey gelmediği süreçte sadece hayatın tadını çıkarıyorsun sanırım.
Tıpkı ulkemızde depreme hazırlıksız olmamız gibi her seferinde kayıplar vermemiz gibi İspanya’ da tsunami riskine rağmen tahliye edecek güce sahip değil. Sanırım insanlık olarak hep bir şeyleri eksik yapmakta üstümüze yok.
Sonuç olarak son sahnede olduğu gibi “kaplumbağalar doğada bu kadar uzun süre hayatta kalabildiğine göre onlar ne yapacağını çok iyi biliyor. Sende doğayı dinle. “
Bizim de durup doğayı dinleme vaktimiz çoktan geldi de geçiyor.
Spoiler içeriyor
Kitabını okumadan diziye başladım. Amazon’un eşsiz büyüsü ile, karakterleri ile diziye bayıldım. 8/10. ~~~ÖZET-YORUM~~~ Her karakterin kendisine has özelliği var dizide. Ursula ve Jose canavar bir çocuk yapmaktan korkarken dünyaya insan çocuklar getiriyorlar. Fakat asıl canavarın yine insanlar olduğunu görüyoruz.…devamıKitabını okumadan diziye başladım. Amazon’un eşsiz büyüsü ile, karakterleri ile diziye bayıldım. 8/10.
~~~ÖZET-YORUM~~~
Her karakterin kendisine has özelliği var dizide. Ursula ve Jose canavar bir çocuk yapmaktan korkarken dünyaya insan çocuklar getiriyorlar. Fakat asıl canavarın yine insanlar olduğunu görüyoruz. Kendi canından olan çocukları onlara savaş açıyor Macondo’ yu koruyorum diyerek herkes kendi terörünü estiriyor.
Başta iyilik, sağlık ve adaletle yöneticisiz işleyen bu kasaba gün geçtikçe siyasi işlere malzeme oluyor. Din işin içine karışıyor. Ne kadar laik olsam da birinci dereceden akrabaları ile beraber olma, kasabada çıplak dolaşma gibi düşünceleri savunan bu parti bana ters geldi. Elleriyle kurulan huzurlu o minik kasaba sonunda sadece siyaset kurbanı oluyor ve bu uğurda pek çok insan ölüyor. İşte tam bu noktada gördüğümüz canavarlardan birisinin de Albay Aureliano olduğunu kendi toprağına düşman olduğunu görüyoruz.
Yapım görsel açıdan, karakterler açısından aşırı başarılıydı. Anlatmama kelimeler yetmeyecek izleyin derim. 🤌🏻
Uzun zaman sonra sonunda bitirdim. Benim için sıradan bir hayata eşlik etmekti. Biraz sıkıldım diyebilirim fakat günlük yaşama, hayatın koşuşturmasına, insanların duygularına eşlik etmek istiyorsanız mutlaka seversiniz. 7/10. ~~~ÖZET-YORUM ~~~ Eşinden duyguları ve hayatı yaşamak için ayrılan Yongju bir kitabevi…devamıUzun zaman sonra sonunda bitirdim. Benim için sıradan bir hayata eşlik etmekti. Biraz sıkıldım diyebilirim fakat günlük yaşama, hayatın koşuşturmasına, insanların duygularına eşlik etmek istiyorsanız mutlaka seversiniz. 7/10.
~~~ÖZET-YORUM ~~~
Eşinden duyguları ve hayatı yaşamak için ayrılan Yongju bir kitabevi açıyor. Buradaki kitaplara, kitaplar üzerine konuşmaya garson Minjun’ a, oradaki arkadaşlıklara, Kore kültürüne şahit oluyoruz. Günlük hayatın koşuşturması sırasında yeni arkadaşlıklara, yeni kitaplara, yeni sevgilere, kahve yaparken ki mutluluğa ve huzne eşlik ediyoruz. Kitabın sonunda yazarın dediği gibi bazen günlük rutinimiz iyi ki var diye buna şükür ediyoruz.
Mezardan çıkan insanlar ve ölü değiller. Zombi hiç değiller. Ardındaki gizem, sır bir polis tarafından çözülmeye çalışırken dirilenler arasında eşini de buluyor polis memuru. Ölüleri hemen kabul etmeleri, tepkileri çok sıradandı. Sadece Sarah’ın tepkisi çok gerçekçi geldi. Ölülerin Yoorana’dan cıkamaması.…devamıMezardan çıkan insanlar ve ölü değiller. Zombi hiç değiller. Ardındaki gizem, sır bir polis tarafından çözülmeye çalışırken dirilenler arasında eşini de buluyor polis memuru. Ölüleri hemen kabul etmeleri, tepkileri çok sıradandı. Sadece Sarah’ın tepkisi çok gerçekçi geldi.
Ölülerin Yoorana’dan cıkamaması. Ölüleri dirilten bir proje yapılması, hata sonucu dünyaya tekrar dönmeleri. Dünyanın koruyucuları duzeni korumak adına ölenleri tekrar oldurmeye calısmaları, doğanın bozulması, yangınlar vs. Nihayetinde ölüp ikinci kez hayata gelsen de hayat hiç bıraktığın gibi olmuyor. Ve dünyanın kanunu “her insan dogar, büyür ve ölür. “ bu çizgiyi aşmamak gerektiği yönünde. İzlenir merak uyandıran bir dizi konusu da farklı fakat ben sadece 2.sezonu beğendim. Ve bu kadar şeyi hafızasında tutmak zorunda tek başına kalan polis memuru Chris için de üzgünüm.
Puanım 6/10.
Ben beğendim Netflix için güzel bir iş olmuş. Puanım 7/10. ~~~ÖZET-YORUM~~~ Asaf kalbinde sıkıntısı olan bir çocuğa sahip hem baba hem şöfördür. İlk baslardakı suskun halinden dolayı eşi Sema da boşanmak istediğini oğluna bir kalp bulmaya çalışırken bile sessiz kaldığını…devamıBen beğendim Netflix için güzel bir iş olmuş. Puanım 7/10.
~~~ÖZET-YORUM~~~
Asaf kalbinde sıkıntısı olan bir çocuğa sahip hem baba hem şöfördür. İlk baslardakı suskun halinden dolayı eşi Sema da boşanmak istediğini oğluna bir kalp bulmaya çalışırken bile sessiz kaldığını söyler. Asaf uberde görevdeyken bir kazaya karışır ve işler sarpa sarar. Kendini payen kuyern adlı bir şirketin ellerinde bulur. Şirket her yere sızmıştır. Cinayetler, bombalar, aksiyon ve kaos derken Asaf şoförlükten çok farklı yerlere gelir. Asaf Payen Kuyern’i alt edebilecek mi onu izliyoruz.
Spoiler içeriyor
Diziyi sevebilirsiniz de sevmeyebilirsiniz de. Yeri geliyor babadan o kadar nefret ediyorsunuz ki. Bazen de aynı baban gibi davranıyorsun diyerek Patrick’ten. Ben beğendim. Benedict harika oynamış özellikle de ilk bölümlerde o alkolik, bağımlı insanı o kadar güzel canlandırmış ki gerçek…devamıDiziyi sevebilirsiniz de sevmeyebilirsiniz de. Yeri geliyor babadan o kadar nefret ediyorsunuz ki. Bazen de aynı baban gibi davranıyorsun diyerek Patrick’ten. Ben beğendim. Benedict harika oynamış özellikle de ilk bölümlerde o alkolik, bağımlı insanı o kadar güzel canlandırmış ki gerçek mi oyunculuk mu ayırt edemiyorsunuz. Benedict’e böyle absürt ve olağandışı roller çok yakışıyor. Onda olağan duruyor. Sonuç olarak puanım 7/10.
~~~ÖZET-YORUM~~~
Patrick Melrose babasını kaybetmesi üzerine küllerini almak için ülke değiştiriyor. Gittiği yerde alkol ve uyuşturucu bagımlısı olarak devam ediyor. Babasına olan öfkesi ölümle de geçmiyor. Geçmiş zamana giderek bu öfkenin kaynağını görüyoruz. (Tecavuz,taciz. )
Annesinin ona el uzatmayışı, eşim öyle bir şey yapmaz mantığı Patrick’i bu hale getiriyor. Çocuğunu koruyamayan hiçkimse anne baba olmamalı. Özellikle de anne canı pahasına çocuğuna kol kanat gerebilmeli. Burada yapılan şeyin akla mantığa sığan bir yanı yok. Eleanor’da bir anneydi. Patrick’in yuva kurmaya karar verip evlenmesiyle anne olan Mary’de. Ve Mary tıpkı babası gibi davranınca öncelik çocuklarım diyerek Patrick’i o hayatına terk etti.
Babasının tacizini içinde tutamayıp artık tedavi görmek isteyen Patrick arkadaşı başta olmak üzere babasının cenazesine gelip o çok iyi adamdı diyen herkese gerçek yüzünü haykırdı.
Tedavisinde zorlansa da bir yuva kurdu. Kendini toparladı gelgitli zamanları oldu. Karısını aldattığı zamanları oldu. Alkole yeniden başlasa da en sonunda annesinin İsviçre de ölmek istemesiyle beraber ona bu hayatı zindan eden kimseler kalmayınca kendi ailesi ve yuvasına tertemiz bir şekilde döndü.
Dönemi çok güzel ele almıştı. Alkolik bir adam olmasına rağmen Patrick aşırı tarz şekilde giyinditilmisti. Julia karakteri ise kendine has tarzıyla hep Patrick‘i büyüledi. David’den gerçekten iğrendim. Ve son sahnede Patrick tarafından söylenen söz “İnsan insana bunu yapmamalı. “ David için tokat gibi çarptı.
Kitabın içeriği hakkında pek bir araştırma yapmadan başlamıştım. Ama konun evrimle alakalı olacağını da hiç düşünmemiştim. Eski çağlara milyarlarca yıl öncesine ait farklı bir bakış açısı ediniyorsunuz. Olabilecek en güzel şeyleri açıklamış Jack London 1906 yılında. Evrime olan ilgisi sayesinde…devamıKitabın içeriği hakkında pek bir araştırma yapmadan başlamıştım. Ama konun evrimle alakalı olacağını da hiç düşünmemiştim. Eski çağlara milyarlarca yıl öncesine ait farklı bir bakış açısı ediniyorsunuz. Olabilecek en güzel şeyleri açıklamış Jack London 1906 yılında. Evrime olan ilgisi sayesinde kitapta insanın evrimini üç türe ayırmış. Ağaç insanları(ağaçta yaşayan, her şeyden habersiz maymunlar), halk(ağaç ve mağarada yaşayan, ağaç insanlarına göre daha az kıllı ve yaşama ayak uyduran), ateş insanları(ateşi, ok ve yayı kullanan).
Kocadiş yani halktan olan bu maymunumuz günümüzde bir insan ve bu anlattıklarını rüyasında gördüğünü söylüyor.
Rüyamızda düşme hissi ile uyanmamızı atalarımızın ağaçtan düşmesine bağlıyor, rüyalarımızda hiç görmediğimiz insanları görebiliriz ve bunu gören bizim farklı kişiliğimizdir diyerek bazı tezleri çürütmeye çalışıyor. Dejavunun değil de bu anı bizim eski zamanlarda başka kişiliğimizin yaşadığını savunuyor.
Rüyalarında halk insanlarından olan kocadiş’in arkadaşı sarkıkkulak ile maceraları, tezcanlı ile evlenmesi, avcılık, toplayıcılık, halkın ateş insanlarından çok korkmaları bunlar ele alınıyor.
Kitabın sonuna doğruysa ateş insanları ok ve yay ile halk ve ağaç insanlarına son vererek onların türünü azaltıyor. Tarihteki ilk soykırımı da Homo sapiens’in yaptığını daha sonraları öğrenmiş oluyoruz.
Kitabın dili akıcıydı. Dönemde olabilecek aa evet bu da böyle olmuş olabilir diyerek zihnimize resmedilmesi çok güzeldi.
Jack London o yıllardaki ilgi ve bilgisi ile bu kitabı yazmış. Günümüzde de pek çok insan türünün olduğu açığa çıkarılıyor.
Puanım 7/10.