* Osman Nuri Koçtürk diğer bir deyişle "Tarhana Osman" 50'lerin ortasında sözde Amerikan yardımı altında talan edilen gıda sektörüne karşı korkusuz bir şekilde karşı çıkan bir bilim insanı. Amerika arka planda dayattığı süt tozu, margarin gibi gıdalar karşısında öz bir…devamı* Osman Nuri Koçtürk diğer bir deyişle "Tarhana Osman" 50'lerin ortasında sözde Amerikan yardımı altında talan edilen gıda sektörüne karşı korkusuz bir şekilde karşı çıkan bir bilim insanı. Amerika arka planda dayattığı süt tozu, margarin gibi gıdalar karşısında öz bir kimlikle, bu toprakların içinden çıkan süt, zeytinyağı, tarhana gibi doğal ürünlerin tüketilmesini ısrarla savunmuş bir kişidir.
** İşin özü ise bugün geldiğimiz durumun sonucu 50'li yılların yanlış tarım ve gıda sektörlerinde yaşanan politikalardır. Türkiye gıda ve tarım açısında kendine yeten bir ülke iken bugün nasıl oluyorda herşeyi ihraç eden bir ülke durumuna geldi? Geniş ve yoğun bir sorgulamının bir sonucu olacak bu durum, Koçtürk'ün ısrarla üzerinde durduğu konulardır.
*** Her ne kadar sömürgeyi ve kolonyalizmi fiziki şiddet ve tahakküm olarak görsekte bunun çok ötesinde olduğu gerçeği yanı başımızda durmaktadır. Savaşla, askeri güçle kaynaklara el koyamacağını anlayan çok uluslu ve sömürgeci güçler, bu hayalini gerçekleştirme adına farklı senaryo ve oyunlarla bunu gerçektir mek istemektedir. Fazlaca bir pesimist bir yargı olacak olan dile getireceğim düşünce "Eğer biri size bedava bir şey veriyorsa bilin ki sizden alacağı daha fazla şey vardır" düsturu ile tarımın geldiği nokta ortatadır.
**** Marshall yardımları neticesinde ülkemize giren süt tozu, buğday, margarin, soya gibi yiyecekler hem yerli üretim tereyağı, zeytinyağı, buğday, süt gibi yiyecekleri talan ederken, diğer yandan bugün bile tam olarak vakıf olamadığımız kanser ve nice diğer hastalıkların bir numaralı sebebidir. Okullarda zorla dağıtılan süt tozunda kanserojen madde olduğunu ispat eden, kalp, damar, kolesterol gibi ağır hastalıklara davetiye çıkaran ürünler Koçtürk sayesinde açığa çıkmıştır.
***** Çok ekmek yiyen bir toplum olarak buğdayada el atan Amerika genetiği bozuk ve zararlı ürünleri ülkemize sokmaktan imtina etmemiştir. Koçtürk'ün bu çabaları Amerika'nın baş düşmanına çevirecekti. Sayısız defa suikasta uğradı, darbe döneminde işkencelerden geçti. Türk sinemasının önemli filmlerinden olan "Devrim Arabaları" na atfen "Türkiye'de hiçbir başarı cezasız kalmaz" sözünün somut bir örneğidir.
***** Kitaplarının okullarda ders olarak okutulacak kadar kıymetli bir yazar, bilim insanı olduğunu düşünüyorum. Tarhana Osman'ı okuyun, okutun...
* Hobsbawm Marksist dünya görüşüne sahip ve eserlerinde bu görüşe uygun düşünceler dile getirmektedir. Savaş ve çatışmaların temelinde, ekseninde üretim ilişkileri, kapitalizmin önemine vurgu yapmıştır. Her ne kadar Sovyetlerin dağılması ile birlikte Komünizmin tarihin arka sayfalarında yer alan bir oldu…devamı* Hobsbawm Marksist dünya görüşüne sahip ve eserlerinde bu görüşe uygun düşünceler dile getirmektedir. Savaş ve çatışmaların temelinde, ekseninde üretim ilişkileri, kapitalizmin önemine vurgu yapmıştır. Her ne kadar Sovyetlerin dağılması ile birlikte Komünizmin tarihin arka sayfalarında yer alan bir oldu olarak kaldığını savunan görüşler mevcutsada, Marx ve görüşlerinin etkisinin halen devam ettiğini savunmaktadır.
** 1914-1991 yıllarını kapsayan uzun soluklu çalışmasında, 20. Yy'ın bütün insanlık tarihinde en katliamcı, savaş duygusu taşıyan, caniyane yüzyıl olarak adlandırmıştır. İki dünya savaşını, Nazizm, faşizm gibi insanlık dışı hareketler, birçok katliam bu yüzyılda meydana gelmiştir. 1914 ile başlayan 1. Dünya Savaşı 1945 ile biten ikinci dünya savaşına kadar ki dönem bütüncül olarak savaş ve kesintisiz güç göstergesi durumundadır.
*** Bu dehşet yüzyılı insanlık adına büyük acılara gebe, her açıdan kötülüğün sıradanlaştığı topyekün savaş hali imha politikasını geçerli kılmıştır. İki dünya savaşını diğer savaşlardan önemli kılan ve dehşet seviyesinin diğer savaşlardan önde olmasının sebeplerinden biri de teknolojinin gelişimiylr birlikte ağır silahlar ve uçakların devreye girmesi, bununla birlikte kayıpların olağanüstü bir şekilde karşımıza çıkması sonucunu doğurmuştur.
**** İki savaş birçok büyük devletler için yıkıcı sonuçlar doğurmuş olsa da bazı istisnai devletler için büyük bir galibiyetin sonucu ve mimarı olmuştur. Abd için her iki savaş ekonomik üstünlüğünü iyice pekiştirmiş ve etkileri günümüze ulaşan dünya devi ünvanının kapısını aralamıştır.
***** Bir diğer önemli etki ise yine teknoloji, basın ve medyanın savaş karşındaki etkin tutumudur. Gazete, radyo, TV, basın aracılığıyla savaş büyük kitlelere duyurulurken diğer yandan kitlelere kendi görüşleri doğrultusunda bilgi akışı sağlanarak manipülatif bir misyon edinmiştir. İkinci dünya savaşı sonrası başlayan soğuk savaş yarattığı baskı diğer yandan ölümlerin olmamasından kaynaklı görece bir özgürlük ortamı oluşmuştur.
****** SSCB'nin yıkılması ile birlikte dünya sistemi kökten yeni bir düzene evrilmiştir. Kitap hakkında ve Hobsbawm hakkında en çok eleştirilen noktalar olarak Avrupalı merkezli görüşler ışığında eserlerini kaleme aldığı yönünde savlar mevcuttur.
* Jean Genet edebiyat dünyasının belki de en aykırı ve en hazin yaşam öykülerinden birine sahip bir yazardır. Annesi tarafından yetimhaneye bırakılan, babasını hiç tanımamış, hırsızlık dolu hayatı, kabarık suç dosyası, beladan bir türlü kurtulamayan, adeta suçu üzerine çeken biridir.…devamı* Jean Genet edebiyat dünyasının belki de en aykırı ve en hazin yaşam öykülerinden birine sahip bir yazardır. Annesi tarafından yetimhaneye bırakılan, babasını hiç tanımamış, hırsızlık dolu hayatı, kabarık suç dosyası, beladan bir türlü kurtulamayan, adeta suçu üzerine çeken biridir. Gülün mucizesi adlı kitabını da La Santé adlı Fransız cezaevinde yazmıştır.
** Kitaplarının çoğunu kendi yaşam öyküsünden yola çıkarak kaleme alan yazar, özellikle eşitsizlik ve fakirlik, şiddet, eşcinsellik, suç ve suç dünyasını eserlerinde yoğun olarak işler. Bu kavramlarla birlikte okuyucu gözünde, dünyasında yeni bir imgelem ve terminoloji, anlam yaratmaya çalışır.
*** Her türlü acımasızlığın, şiddettin kol gezdiği ıslahevi şartlarında, küçük suçlar karşısında ıslahevi yetkilileri ve büyükleri küçük mahkumlara her türlü iğrençliği, dekadanlığı yaparak bedenlerini onlara sunmakta bir beis görmemişlerdir. Böylesine zor ve şiddet dolu atmosferde bir parça kuru ekmek uğruna, bir bardak su için kendilerine efendi ve büyük gözü ile bakan yozlaşmış klikler suçluların bedenlerine sahip olmaktadırlar.
**** Sarsıcı ve dehşet verici Fontevrault ıslahevinde bu yozlaşmaya direnen, isyan eden korkulan, bu düzeni kabul görmeyen Harcamone vardır. İdam mahkumu suçlu Harcamone bu başkaldırının adeta simgesi olmuştur. Katiller, hırsızlar, suç çeteleri arasında kahraman bir motif olmuştur.
***** Jenet'in gözünde Harcamone bir suçlu olmaktan ziyade kahramandır. Toplumun kabul görmediği suç ve normlar Jenet için oldukça normal ve olması gereken sıfatlardır. Her türlü bireye özgü yaşam şekli ve özgürlük ideallerinin yaşanması gerektiği kabulü üzerinden Harcamone dizayn edilmiştir. Özelikle eşcinselliği kitapta tüm açıklığıyla anlatmış, yoğun bir şekilde aktarmıştır.
****** idama doğru giden Harcamone büyük bir mucize ile karşılacaktır. Şaşırtıcı son bölümüyle büyülü gerçekçiliğin ayak izlerini görürüz. İdama giren yolda Hz. İsa'nın çarmıha gerilme durumundaki olayın bir benzerini yazar resmetmiştir. Çok sarsıcı ve oldukça rahatsızlık veren bir kitap....
* Latin Amerika ve Brezilya edebiyatının önemli isimlerinden Lispector ve uzun zamandır beklettiğim, okunmayı bekleyen kitaplar arasında olan kitapta düşünsel, imgesel yoğunluğu nedeniyle bir yandan zorlarken, diğer yandan doyurucu tadıyla kendine çeken ve çekim alanı oluşturan bir tat bırakmaktadır. **…devamı* Latin Amerika ve Brezilya edebiyatının önemli isimlerinden Lispector ve uzun zamandır beklettiğim, okunmayı bekleyen kitaplar arasında olan kitapta düşünsel, imgesel yoğunluğu nedeniyle bir yandan zorlarken, diğer yandan doyurucu tadıyla kendine çeken ve çekim alanı oluşturan bir tat bırakmaktadır.
** Her ülkede sınıfsal farklılıklar, zengin ve fakir ayrımı, cinsiyet eşitsizlikleri herkesin malumu olan bir durum. Özellikle neo liberal politikaların yaygınlaşması, kapitalizmin alanını ve mevzi aldığı cepheleri genişleterek bu ayrımı ve fakiri daha da fakirleştiren sömürü düzenini epeyce artırmıştır.
*** Brezilya'da favela, Fransa'da getto, Türkiye'de bir benzerini sanayileşme ve köyden kente göç sonrası, sonucu olarak gördüğümüz gecekondu mahalleleri tipik sosyal eşitsizlikler olarak karşımıza çıkar.
**** Bu kadar girişe ve açıklama yapma sebebi Brezilya'daki yoksulluğu anlamak, kitabın arka planını, bu eşitsiz ve düzensiz yaşam biçimini görmektir. Kitaba gelecek olursak Brezilya'nın yoksul ve favelalalarında yaşayan genç kız Macabea yeni bir yaşam ve zenginlik, umutla Rio'ya göç eder. İçindeki saflık ve güzellikle yola koyulur. Ama hayat temiz ve saf değil aksine bütün kötülükleri içinde barındıran bir yerdir.
***** Daktilocu kız Macabea'nın hüzünlü ve yoğun hikayesine konuk olduğumuz kitapta Kafkaesk yakıştırmasını sonuna kadar hakeden yazar bu yoğun ve doyurucu üslubu ile bizi unutulmaz bir diyara sürüklüyor. Orhan Veli'nin bir şiirinde dediği gibi "ölünce kirlerimizden temizlenir, ölünce biz de iyi adam oluruz;
şöhretmiş, kadınmış, para hırsıymış,
hepsini unuturuz." bir Mercedes'in altında ezilmiş Macabea araba markasının yıldızı ile ana temayla işlenmiştir.
****** Sıradışı yanıyla, Kafkaesk anlatımıyla, yoğun ve çok katmanlı yapısıyla okunmayı oldukça hakeden bir kitap. Yazarla tanışma kitabım oldu ama ilk olarak kalmayacak...
* Yaklaşık bir buçuk aylık bir süreden sonra kendimi bulabilmenin heyecanıyla elime aldığım ilk kitap... Tomris Uyar 'ın harika çevirisi eşliğinde, düşünsel iz ve yolculuğun bir dakika bile durmadığı erotizm, aşk ve onun farklı bileşenleri üzerine enfes bir seçki. **…devamı* Yaklaşık bir buçuk aylık bir süreden sonra kendimi bulabilmenin heyecanıyla elime aldığım ilk kitap... Tomris Uyar 'ın harika çevirisi eşliğinde, düşünsel iz ve yolculuğun bir dakika bile durmadığı erotizm, aşk ve onun farklı bileşenleri üzerine enfes bir seçki.
** Özellikle seksüeliteden bağımsız olarak aşk duygusu üzerine Antik dünyadan günümüze, 20.yy modern hayatına ne gibi bir değişim söz konusu olmuştur?
*** Paz bize çok özel bir soru soruyor. Kadın özgürlüğü olmadan aşk mümkün olabilir mi? Bu soruya verilen yanıt aynı zamanda bizim aşkla olan yoğun duygusal literatürümüzün belirli ve doğrudan olan resmini ifade etmektedir. İnsanoğlunun hayranlığı sadece bedensel alanı mı işgal eder yoksa aşkın varolan duygusal ve ruhsal bütünlüğüne mi?
**** Bizim aşk diye adlandırdığımız duygu biçimin bir eseridir çoğu zaman. Yazara göre insan sürekli olarak kendini arama ve bulma gayreti içindedir. Bu yüzden kendini bulma, benlik arayışı aşkı büyük, zahmetli, girift yapmaktadır. Yazarın çifte alev olarak adlandırdığı her tür insanı yakacak türden olan aşk ve erotizm cinsellik içinde kendini anlamlandırır...
* Pazarlama ve lansman modern kültürde kaçınılmaz olarak ihtiyaçları geri planda tutarak arzularımızın ve isteklerimizin ihtiyaçlarımızın önüne geçmesine sebebiyet verir. Tüketim başlı başına kapitalizmin katedralidir. Kapitalizmin kendini anlamlandırdığı, soluk getirdiği, varlığını sürdürdüğü önemli alanlardandır. ** Tüketimin psikolojik olarak incelendiği eserde…devamı* Pazarlama ve lansman modern kültürde kaçınılmaz olarak ihtiyaçları geri planda tutarak arzularımızın ve isteklerimizin ihtiyaçlarımızın önüne geçmesine sebebiyet verir. Tüketim başlı başına kapitalizmin katedralidir. Kapitalizmin kendini anlamlandırdığı, soluk getirdiği, varlığını sürdürdüğü önemli alanlardandır.
** Tüketimin psikolojik olarak incelendiği eserde ilk bölümde tüketimin anlaşılması tarihsel pratiklerine bakılarak mümkün olacağını vurgulamıştır. Zenginlik ve tüketim sığ bir anlam tabakası olmaktan ziyade güç ve gösterişin, statünün simgesidir. Hangi restorantta yemek yediğimiz, hangi parfümü kullandığımız, hangi marka ayakkabı, çanta, pantolon giydiğimiz statünün özerk simgeleridir.
*** Bir meta veya araç satın alırken gerçekten ihtiyacımız olduğu için mi yoksa bize dayattırılan hegomonya ve modern kültürün pazarlama taktikleri sonucu mu alıyoruz? Reklamlarla insan zihni bulandırılarak gerçekte ihtiyacımızdan çok, tüketim odaklı insanlar haline geliyoruz. Nike marka ayakkabı, rolex saatler, Mıcheal kors çanta...
**** Tüketim ve kapitalizm ilişkisinde bir geridönüşüm mevcuttur. Paul Auster'in ifade ettiği gibi "Hafta sonu tatilleri, çalışanların dinlenebilmeleri için değil; kazandıklarını kapitalizme iade edebilmeleri için vardır." Bu anlamda her tüketim nesnesi bizi bir statünün içine yuvarlarken diğer yandan nelerden vazgeçtiğimizinde bir diğer resmini ifade eder.
Galiba insanın yakışıklı bir kalbi olmalı önce sık sık tozu alınmalı, parlatılmalı aynalı sözlerle benimse kâlp hususunda cilalı bir cümlem bile yok mırıldandığım sözlerin çoğu ondan gelse de... Fiyakası Nedir Hayatın, Haydar Ergülen
* Tıbbın ana hatlarının ve tarihsel gelişiminin anlatıldığı kitapta, arka planda hastalığın ve içinde taşıdığı mücadele anlatılmaktadır. İlk avcı toplayıcı dönemden doktorların taşıdığı görev ve misyonunu üstlenen birçok kişilik ortaya çıkmıştır. Şamanlar, din adamları, alternatifler, şifacılar, büyücüler... ** İlk ameliyattan,…devamı* Tıbbın ana hatlarının ve tarihsel gelişiminin anlatıldığı kitapta, arka planda hastalığın ve içinde taşıdığı mücadele anlatılmaktadır. İlk avcı toplayıcı dönemden doktorların taşıdığı görev ve misyonunu üstlenen birçok kişilik ortaya çıkmıştır. Şamanlar, din adamları, alternatifler, şifacılar, büyücüler...
** İlk ameliyattan, steteskop'un icadına, ilk sezeryana kadar, başarısız organ nakilleri, bulaşıcı hastalıkların hayatımıza etkisi, şifacı ve büyücülerden günümüze doktorluğun ve tıbbın tarihi...
*** İyi bir kitap olmakla birlikte, içinde bazı eksiklikleri içinde barındırmaktadır. Her okura hitap etmeyecek derecede tıp terminolojisi ve Batı tıp tarihini eksen alması, Doğu tıp tarihine değinmemesi eleştirecek noktalardan...
* Zencefil adam; edebiyat otoritelerinin en büyüklerinden olan Modern Library tarafından 20. yy'ın en iyi 100 kitabı arasına seçilmiştir. 20.yy'ın kendine ait dünyasında birçok kitabın kaderi olarak bu kitap içinde müstehcenlik gerekçesiyle sansür uygulanmıştır. ** Kitabın ana karakteri Dangerfield; mirasyedi…devamı* Zencefil adam; edebiyat otoritelerinin en büyüklerinden olan Modern Library tarafından 20. yy'ın en iyi 100 kitabı arasına seçilmiştir. 20.yy'ın kendine ait dünyasında birçok kitabın kaderi olarak bu kitap içinde müstehcenlik gerekçesiyle sansür uygulanmıştır.
** Kitabın ana karakteri Dangerfield; mirasyedi bir lümpen, çapkın, kaba, serseri, uyuz ve hayatta bir amacı olmayan biridir. Hukuk fakültesi tahsili kaydı olan ama ne avukat olma nede adalete dair içinde bir ukde olan, tek derdi asalak yaşam biçimi olan biridir.
*** Kitaba başkerken ki hissiyatım bir oblomovdu. Oblomov gibi, Dangerfield içinde yaşadığı hayatı bilinçli bir yaşamdır. Oblomovluk halini alan Dangerfield'in yaşamı umursamazlık ve norm, kaidelerin, kanunların değeri olmayan bir düzensizlik üzerine kuruludur.
**** İkinci dünya savaşı sonrası İrlanda yaşamından kesitler sunan yazar, savaş sonrası ruh halini, bireyin iç dünyalarını oldukça iyi yansımıştır. Farklı tarzda bir okuma için oldukça başarılı bir eser. James Joyce gibi İrlanda edebiyatının önemli yazarlardan olan Donleavy okunmasının pişmanlık hissetirmeyeceği türden bir eser...