Ben putperest değilim, kitaba tapmıyorum; içindeki ses, içindeki ışık, içindeki sevgi, içindeki ruh, içindeki çile, içindeki göz yaşı, içindeki tecrübe, içindeki Tanrı çekiyor beni... Cemil Meriç
* Amerika'nın tarihinde kara bir leke olan ırkçılık ve bileşenleri üzerine olan kitapta, Amerika'nın bütün yaralarını, siyahilerin sorunları ve kölelik ile mücadelesi konu edinilmiştir. Özellikle yakın zamanlarda "George Floyd" adlı siyahi gencin öldürülmesi ile beraber hâlâ bu ırkçılık ve kölelik…devamı* Amerika'nın tarihinde kara bir leke olan ırkçılık ve bileşenleri üzerine olan kitapta, Amerika'nın bütün yaralarını, siyahilerin sorunları ve kölelik ile mücadelesi konu edinilmiştir. Özellikle yakın zamanlarda "George Floyd" adlı siyahi gencin öldürülmesi ile beraber hâlâ bu ırkçılık ve kölelik düzeninin sürdüğü gerçeği apaçık ortadadır.
** Kitaba adını veren isim konu kadar ilgi çekici. Metaforsal bir simge olan bu isim kölelerin Amerika'nın güneyinden diğer özgür şehirlere kaçışa verilen isim. Bu kaçış ümidin, özgürlük uğruna verilen diğer yandan kirli çamaşırların her türlü zorbalıkla dolu geçmişin ve ifşa edilen tarihin bir yansıması...
*** Ana karakter Cora bir köle olarak yaşamını (Tabi yaşam denilebilirse) sürdürmektedir. Siyahi bir köle Cora beyaz bir adamın pamuk tarlasında çalışmaktadır. Bu çiftlik her türlü akıl almaz işkencelere maruz kalıyor. Annesi ile beraber bu çiftlik evinde kalan Cora, annesi Mabel'in kaçmasıyla tek başına kalıyor. Annesi Mabel'in özel bir yeri vardır. Çünkü kaçmayı başarmış ve yakalanmamış tek kişidir. Kendisi diğerleri içinde bir ilham kaynağı olmuştur.
**** Cora annesinin kaçışı sonrası bir yandan onu yalnız bıraktığı için kin ve nefretle dolu iken aynı zamanda kaçışı başarıp özgürlüğe yelken açtığı gururla dolu. Cora yaşadığı zulüm ve barbarlığa daha fazla dayanamayarak Ceaser'in kaçma ve özgürlüğe kucak açma fikrini kabul eder. Kuzeye daha fazla kuzeye, hep daha fazla kuzeye...
***** Cora kaçışı ile birlikte siyahi insanların nasıl beyaz zulmüne uğradıklarına pamuk tarlalarında nasıl şartlarda çalıştıklarına şahit oluyor. Kini ve nefreti bin kat artıyor. Bu vahşet ve tecavüz ortamında kaçan köleleri yakalamaya çalışan köle avcılarının dehşetiyle karşılaşırız.
****** Tüm bu atmosferde siyahilerin yaşadıkları acılar karşısında vicdan ve merhamet duygusunu ön plana çıkaran beyaz aileler bulunmakta. Siyahi insanlara yardım demek 18. Yy için idam ve ölüm demektir. Buna rağmen yardım etmekten kaçınmıyorlar. Kölelik ve işkencelerden öte her türlü olumsuzluğa rağmen bir kadının verdiği özgürlük mücadelesi takdire şayandır.
******* Amerikan tarihi üzerine sarsıcı bir ırkçılık ve kölelik eseri. Sadece Amerika geçmişi değil aynı zamanda geleceğinin bir yansıması. Kitapta belirttiği üzere " Amerika bir yanılgı, hem de yanılgıların en büyüğü.” Yazar Amerika için geçmişten beri ırkçı olduğunu ve gelecekte de değişmeyeceğini açıklamıştır. Mutlaka okuyun...
* Lanetli, ağır vaka, şizofrenik bir karakter Sayru Osman... Yedi defter yazı yazacak kadar marjinalliği damarlarında yaşayan, tarihi karakterlere yönelik cesur yazılar ve sözünü sakınmadan yazdıkları... ** Sayru Osman baba şefkat ve sevgisi olmadan, doğu ve batı çatışmasının ağır olarak…devamı* Lanetli, ağır vaka, şizofrenik bir karakter Sayru Osman... Yedi defter yazı yazacak kadar marjinalliği damarlarında yaşayan, tarihi karakterlere yönelik cesur yazılar ve sözünü sakınmadan yazdıkları...
** Sayru Osman baba şefkat ve sevgisi olmadan, doğu ve batı çatışmasının ağır olarak yaşandığı travmatik bir yerde yaşamını sürdürdü. Tarihi olan yoğun ilgisi, keşfedilme çabası ve takıntıları.
*** Keskin kaleminden tiyatrodan Cahide Sonku, Muhsin Ertuğrul edebiyattan Tevfik Fikret, Nurullah Ataç, Charles Dickens tarihten Abdülaziz, Kanuni, Hürrem, Timurlenk nasibini alır. Halk edebiyatının Seyranisi, Divan edebiyatının Nefi'sidir.
**** Her yönden çok katmanlı, yoğun, hazmedilmesi zor ve su gibi akan eserlerden değil. İçinde her türden bilginin Türk sanatının inceliklerinin ve tarihin notalarını bulmak mümkün. Ruhsal bunalımlara ve geçmişimizle yüzleşemediğimiz gerçeğini defalarca ısrar ve tekrar eden karakterimiz bilinmeyene yol aldırıyor.
***** Sayru'nun iki tane takıntısı var. Biri deliler gibi aşık olduğu, içinden atamadığı, kopamadığı Cahide. Diğer yanda ise Batılı bir tiyatronun temellerini atan, tiyatroya can suyunu veren Muhsin Ertuğrul. Muhsin Ertuğrul'a öylesine düşman bir tavrı var ki kendisini Batıyı taklit etmekten öteye geçememiş biri olarak görür. Taklitçiliğin Doğu'yu başka bir hüviyete soktuğunu düşünür.
****** Kitap bir ömürlük bilgi şöleninin bir yansıması. Başyapıt niteliğini fazlasıyla hak eden bir eser. Mutlaka okuyun... Affet Olriç ama hâlâ yaşıyorsun...
İnsanın kendi kendine , kendi kendisiyle konuşması iyidir. Kimse canınızı yakmaz. Kırılsanız, üzülseniz bile, bu bir sırdır.Sizinle sizin aranızda kalır... Selim İleri, Mel'un
Gül Kokuyorsun “Gül kokuyorsun bir de amansız, acımasız kokuyorsun gittikçe daha keskin kokuyorsun, daha yoğun dayanılmaz bir şey oluyorsun, biliyorsun hırçın hırçın, pembe pembe öfkeli öfkeli gül gül kokuyorsun nefes nefese. gül kokuyorsun, amansız kokuyorsun ve acı ve yiğit ve…devamıGül Kokuyorsun
“Gül kokuyorsun bir de
amansız, acımasız kokuyorsun
gittikçe daha keskin kokuyorsun, daha yoğun
dayanılmaz bir şey oluyorsun, biliyorsun
hırçın hırçın, pembe pembe
öfkeli öfkeli gül
gül kokuyorsun nefes nefese.
gül kokuyorsun, amansız kokuyorsun
ve acı ve yiğit ve nasıl gerekiyorsa öyle
sen koktukça düşümde görüyorum onu
düşümde, yani her yerde
yüzü sararmış, titriyor dudakları
şakakları ter içinde
tam alnının altında masmavi iki ateş”
Edip Cansever
* Bir bilimkurgu klasiği olan roman yazarın Türkçe'ye çevrilen ilk ve tek roman olma özelliği taşımaktadır. Çağımız dünyasına ve kapitalist sistemin çarkını yerle bir etme ve eleştirme uğraşı içinde olan, sarsmaya çalışan bir birey... ** Dünya üzerinde suç işleyen ve…devamı* Bir bilimkurgu klasiği olan roman yazarın Türkçe'ye çevrilen ilk ve tek roman olma özelliği taşımaktadır. Çağımız dünyasına ve kapitalist sistemin çarkını yerle bir etme ve eleştirme uğraşı içinde olan, sarsmaya çalışan bir birey...
** Dünya üzerinde suç işleyen ve suça bulaşmış bireyler hapishaneye atılmak yerine hafızaları silinerek "Omega" adında sadece suçlu bireylerin olduğu gezegene gönderilmektedir. Will Barent adlı kişi diğer adıyla "402" gönderilenler arasındadır.
*** Farklı bir galaksi sisteminde, eski yaşamına format atılan bir birey olarak uyanan 402 yeni hayatına bir uzay gemisinde gözlerini açarak başlıyor. Dünyanın bir barış mekanı olması adına gönderilen bu bireyler, insanın olduğu yerde kötülüğün olduğu düşüncesinden hareketle suç eksik olmuyor.
**** Hafızaları silinen suçlulardan oluşan Omega gezegeninin iyi bir yer olduğu tasavvuru hayal edilir. Oysa sonuç bundan çok farklıdır. Omega tamamen katı kurallar, gelenlerle bezenmiş davranışlar, kötülüğü ve barbarlığı öne çıkaran bir gezegen. Daha iyi bir konuma gelmek için yasalara, hukuğu ayaklar altına almaktan geçiyor.
***** Kötülüğün ve Oligarşik suçluların düzeninin hüküm sürdüğü bu gezegende bu yerleşik anlayışa birilerinin dur demesi gerekiyordu. Will Barent yüksek sesle ve büyük cesaretle yerleşik düzene kılıcı çekecek olan kişi olarak role bürünür.
****** Kurulan bu statü, mevki uygarlığında günümüz gelişmemiş ve kapitalist toplumların bir özelliği olarak karşımıza çıkar. Daha iyi bir yere gelmek ancak başkasının sırtına basarak onu ezerek elde edilir. Omega dünyası bu düşünceden uzak değildir. Çünkü Omega dünyasında birini öldürerek nüfus kağıdında ismi yok edilerek sizin isminiz yazılıyor ve sahip olduğu mal varlıkları artık sizin...
******* Kitap sadece bilimkurgudan öte birçok öğeyi içinde harmanlamış bir yapıt. Polisiye, distopya, gerilim, bilimkurgu öğeleri bir arada. Devlet aygıtının araçları aracılığıyla yönetme adına türlü mekanizmaların meşrulaştırıldığı bir ortamda günümüz dünyasının modern varyasyonuna uzak olmayan bir toplum modeli başarılı bir şekilde çizilmiş. Mutlaka okuyun...
* Kerouac Beat kuşağının önde gelen yazarlarından olup ve bu buhranı en iyi yansıtanlardandır. Beat kuşağı özü itibariyle 20.yy'ın iki büyük dünya savaşı, ekonomik bunalımlar, belirsizlik ve yabancılaşma bu kuşağı doğuran nedenler arasındadır. Sınırlarını ise varoluşçulukta ve varoluşçu yazarların metinleri…devamı* Kerouac Beat kuşağının önde gelen yazarlarından olup ve bu buhranı en iyi yansıtanlardandır. Beat kuşağı özü itibariyle 20.yy'ın iki büyük dünya savaşı, ekonomik bunalımlar, belirsizlik ve yabancılaşma bu kuşağı doğuran nedenler arasındadır. Sınırlarını ise varoluşçulukta ve varoluşçu yazarların metinleri içinde bulur.
** Beat kuşağı daha çok Jack Kerouac, Allen Ginsberg ve William Burroughs gibi yazarların doğaçlama Amerika gezintileri sonucu tanıştıkları insanlar ve bu gezintiler sonucu oluşturdukları muhalif, sınır tanımaz, geleneğe karşı , yerleşik yaşam biçimlerine uzak kitlenin adıdır.
*** 50'li yılların Amerika dünyasında gençler okullarını, hayatlarını arkada bırakarak içsel bir yolculuk adına yerleşik, tekdüze yaşamlarını terk ederek bir yolculuğa çıkmaya karar verdiler. Bu büyülü yolculuk kendini bulma ve arayışı anlamdırma üzerinedir.
**** Gerçek yaşam öyküsüne dayanan kitapta San Francisco'dan yola çıkan sade yaşam, sırt çantası, macera, arayış ve bolca otostop... Bu ruhsal yolculuk tek amaca hizmet etme gayesinde o da kendini bulma ve doğayla bütünleşme. Yolculuk Budizm ve Doğu felsefesinin sınırlarıyla harmanlanmış.
***** Kerouac Yolda kitabında olduğu gibi içsel devinim ve devrimi açığa çıkarma niyetinde. İçine düştüğümüz ve kurtulamadığımız 9-17 mesaisi, kalabalıklar, binbir yüzlü maskeler, mutsuz evlilikler, oksijensiz yaşamlara bir başkaldırı niteliğinde.. Arayış yollarında doğa sevgisi ile baş başa ve doğayla bütünleşmiş, sorular soran ve cevaplar alanların hikayesi...
****** Ray Smith, Japhy Gyder, Alvah Goldbook karakterleri gerçek hayattan esinlenmiş kendisi ve Beat kuşağının üzerinde oynama yapılmış kişileri. Bu sırt çantalı adamlar konfor ve düzen yerine macera, otostopla , doğayla, meditasyonla bütünleşmeyi seçtiler..
******* Sınırlarını yıkanların ve buna cesaret edebilenlerin, toplum norm ve geleneklerine karşı çıkışın, kendini bulmanın ve gerçekleştirebilenlerin kitabı... Okuyun...
* Türk edebiyatının en zor kalemlerinden biri olarak lanse edebileceğimiz yazar bu kitabında 73 bölümden oluşan küçük öyküler ve parçadan bütüne giderek tümevarımsal bir yol izlemiştir. Her bir öykü sonuca götürecek yapbozun parçalarıdır. Kitap için önemli noktalardan biri Oğuz Atay…devamı* Türk edebiyatının en zor kalemlerinden biri olarak lanse edebileceğimiz yazar bu kitabında 73 bölümden oluşan küçük öyküler ve parçadan bütüne giderek tümevarımsal bir yol izlemiştir. Her bir öykü sonuca götürecek yapbozun parçalarıdır. Kitap için önemli noktalardan biri Oğuz Atay anısına ithaf edilmesidir.
** 1940-1980 yılları arasını kapsayan bu zaman diliminde toplumsal bir değişime, bu değişimle gelen gelişim ve atılımlara tanıklık ederiz. Romanın ana merkezinde Osman Yaylagül vardır. Hayatının büyük bölümünde devlet memuru olarak çalışan Osman iki lakabı vardır. Biri Topal diğeri kendisinin koyduğu Nijad. Osman'ın yer yer kendiyle konuşması, hesaplaşması, sorgulamaları yaşadığı hayatın en önemli ipuçları.
*** Osman'ın toplumsal ilişkileri ve çevresi iki üç dostundan ibarettir. Kendisiyle aynı evi paylaşan Faik, aynı zamanda kentin savcısı Kemal. Kentin doktoru ve seçkin kişilerinden Doktor Doğan ve eşi Şukufe. Halk kesimi artık tek parti yönetiminden hoşnut değildir. İkinci partinin gerekliliği üzerinde durulmaktadır. Dış sebebler İkinci dünya savaşı, Türkiye'nin Nato üyeliği bu seçimi daha kararlı hale getirir ve Demokrat Parti'nin kuruluşu yaklaşır.
**** Osman partinin örgütlenme işine kıyısından bulaşır. Asıl söz sahibi ve örgütleyen ise Savcı Kemal'dir. Parti 1946 yılında kurulur. Aynı yıl seçime girer ama başarısız olur. Başarısı için 4 daha beklemesi gerekecektir.
***** Kitabın en çelişkili, ayrıksı ve karmaşık karakteri kuşkusuz Faik'tir. Faik'in hayatı kendi kontrolünden çıkmıştır. Kendiyle uzlaşmaz bir yapısı vardır. Bu onu intihara götürecektir. Son mektubunu yakın arkadaşı Osman'a bırakacaktır. Osman evli bir kadın olan ve Doktor Doğan'ın eşi Şukufe(Viola) ile yasak bir aşk yaşar. Çok sonraları Savcı Kemal'den Faik'inde ona aşık olduğunu öğrenecektir.
****** Savcı Kemal ise lider kişilikli biridir. Etkisi altına alması için on dakika konuşması yeterlidir. 46 seçimlerinde başarısızlık onun iç dünyası açısından büyük kırılmalar yaratır. Bir akıl hastanesinde aklını kaybederek ölür. Virüs belli , suçlu belli, sanık belli ama ceza alan yok...
******* Kitabın büyük bölümünde Osman ve Viola'nın yasak aşkı ve birbirlerine olan bağlılıkları anlatılır. Osman'ın Ankara'ya Viola'nın İzmir'e taşınması ve başkalarınının bu aşkı duyma korkusu onları ayırır.
******** Zaman ve mekan belirsizliği, karakterlerin karmaşıklığı, bilinç akışı tekniği, iç içe geçmiş olaylar ve öyküler kitabı zorlaştıran etkenlerden. Tek okumayla anşılacak cinsten bir kitap değil. Türk edebiyatının en zor metinlerin diyebilirim. Hatta en başta sayılabilir. Bu parametler çevresinde bile okunması elzem Türk edebi eserlerden. Okuyun...