"Elbette dünyada sayısız sihir olmalı," dedi bir gün bilgiç bir tavırla, "ama insanlar bunun neye benzediğini veya nasıl yapılacağını bilmiyor. Belki de başlangıç, güzel şeyler meydana gelinceye kadar güzel şeyler olacağını söylemektir sadece."
"Tanrı bize hayat verir ama dünyanın ev sahibi şeytandır..." Unutulmuş kitaplar mezarlığı serisinin birinci kitabını sonunda bitirdim. Seri fakat birbirinden ayrı kitaplarmış sanırım ama hepsi okunduğunda birbiriyle bağlantı kurulabiliyormuş. Rüzgarın gölgesi kitabının adı baş karakter olan Danielin babası vesilesiyle tanıştığı…devamı"Tanrı bize hayat verir ama dünyanın ev sahibi şeytandır..."
Unutulmuş kitaplar mezarlığı serisinin birinci kitabını sonunda bitirdim. Seri fakat birbirinden ayrı kitaplarmış sanırım ama hepsi okunduğunda birbiriyle bağlantı kurulabiliyormuş. Rüzgarın gölgesi kitabının adı baş karakter olan Danielin babası vesilesiyle tanıştığı unutulmuş kitaplar mezarlığından seçtiği kitaptan geliyor. Daniel bu kitapla bağ kuruyor ve onun en yakın arkadaşı haline geliyor. Başta ne yazarın diğer kitaplarından ne de yazarın kendisinden hiçbir iz bulamıyor. Daha sonra kader ve tesadüflerle süregelen olaylar silsilesiyle romandaki karakterlerin bir araya gelişini ve olayların çözülmesine tanık oluyoruz.
Sayfa sayısı fazla fakat yazar akıcı bir dil kullanmış. Aynı zamanda sürükleyici ve merak uyandırıcı bir roman. Sevdiğim bir dizinin 1. sezonunu bitirmiş gibiyim.
"Yazmak gerçek sihre en yakın şey. Yazmak hiçlikten bir şey yaratmak, başka diyarlara kapılar açmak demek. Yazmak, gerçek dünya canınızı fazla acıttığında kendi dünyanızı şekillendirme gücü verir insana." Hayatı yazmaktan ibaret olan bir baş karakter, onun okunmaya ve insanların yüreğine…devamı"Yazmak gerçek sihre en yakın şey. Yazmak hiçlikten bir şey yaratmak, başka diyarlara kapılar açmak demek. Yazmak, gerçek dünya canınızı fazla acıttığında kendi dünyanızı şekillendirme gücü verir insana."
Hayatı yazmaktan ibaret olan bir baş karakter, onun okunmaya ve insanların yüreğine dokunmaya ihtiyacı var. Öldükten sonra da iz bırakmaya ve anılmaya ihtiyacı var. Ama iyi bir eser bırakmak için illa başkasının benliğine mi bürünmesi gerekiyor? Şimdi ise sahne ışıklarının altında duruyor ve gözleri önünde ölen arkadaşının şöhretini kendisi yaşıyor. Fakat artık onun hayaleti olarak anılmak istemeyip bu söylentilerle yüzleşmeye karar veriyor. Ne yazıkki bu sektörde ayakta kalmak ve ırkçı söylemlere maruz kalmamak gerçekten zor. Bu süreçte yaşadığı çalkantılı hayatını bize çarpıcı bir şekilde aktarıyor.
Uyanıkken hiçbir şeyin farkında değildi... Ya ameliyat esnasında anesteziye rağmen uyanık kalsaydınız ve hiç tepki veremeseydiniz ne olurdu? Güzel ters köşeli bir gerilim filmiydi. Bu arada ana gibi yar bağdat gibi diyar olmaz demişler.
"Acı hissetmenin senin için de mümkün olduğunu, acıyı kontrol edemediğini anladığın zaman olan buydu. Savunmasızlaşıyordun. Sevgi, acı ihtimalinden doğuyordu çünkü. Ve benim için hiç de hoş bir gelişme sayılmazdı doğrusu." Bir Vannadoryalı cezalandırılıp bir görevi halletmesi için dünyaya gönderiliyor ve…devamı"Acı hissetmenin senin için de mümkün olduğunu, acıyı kontrol edemediğini anladığın zaman olan buydu. Savunmasızlaşıyordun. Sevgi, acı ihtimalinden doğuyordu çünkü. Ve benim için hiç de hoş bir gelişme sayılmazdı doğrusu."
Bir Vannadoryalı cezalandırılıp bir görevi halletmesi için dünyaya gönderiliyor ve bir profesör kılığına bürünüyor. Burada insan olmaya dair ne varsa deneyimledikten sonra insanlık hakkındaki fikri değişiyor. Artık bir uzaylı değil insan kimliğini benimser hale geliyor.
Bu yazarın kitaplarını seviyorum konuları değişik oluyor. Kolay okunan film tadında bir kitaptı. Tavsiye ederim 👍🏻
Gençlikten yetişkinliğe hayatın gerçeklerini acısıyla tatlısıyla gösteren ve duygudan duyguya geçtiğim çok beğenerek izlediğim anlamlı bir diziydi, bu evrene ışınlanmak istedim.
"Kusursuzluğa ne kadar yaklaşırsanız yaklaşın asla ulaşamazsınız, ama yaklaşmak için hiç durmadan çabalayacağınız sonsuz bir hedefe pekâlâ inanabilirsiniz." Her yolun sonunda karşımıza çıkacak olan kuşkusuz ölümdür, bir gün öleceğimizi biliyoruz ama bunun ne zaman ve nasıl gerçekleşeceğini bilemiyoruz. Bu koca…devamı"Kusursuzluğa ne kadar yaklaşırsanız yaklaşın asla ulaşamazsınız, ama yaklaşmak için hiç durmadan çabalayacağınız sonsuz bir hedefe pekâlâ inanabilirsiniz."
Her yolun sonunda karşımıza çıkacak olan kuşkusuz ölümdür, bir gün öleceğimizi biliyoruz ama bunun ne zaman ve nasıl gerçekleşeceğini bilemiyoruz. Bu koca belirsizliğe rağmen ilerleyebilmenin en iyi yolu uzun bir ömür süreceğimizi farz etmektir belki de.
Bu kitap yazara ait bir anı kitabıdır. Paul varoluşun amacını anlamak için bir yola koyulur ve bunu anlamanın en iyi yolu olarak doktor olmayı seçer. Yıllarca ölümle haşır neşir olur ve onunla mücadele etmek için okur, eğitimini götür ta ki bir yıkım noktası olan akciğer kanserine yakalanana kadar. Sonunda bizzat aşina olduğu ölümle yüz yüze gelir. Artık doktor kimliğinden hasta kimliğine bürünür. Hastalığının her aşamasını metanetle karşılar ve bu mücadelesi büyük bir cesaret örneğidir.
Ölümle yaşam iç içe ve mücadele hiç bitmez, hayat buna rağmen anlamlı. Belki de mücadele hayatın anlamının ta kendisidir.