Öpmekse maksadın git Hacer-i Esved'i öp Hiç olanı öpmek için ad sandan uzak olmak gerek Sınırlı sözlerle can kucaklanır mı? Öpmek için dudak değil, candan gelen ah gerek. s. 163
Sen nesin? Şüphesiz; sen, sen değilsin. Sen osun. Ama sen, sen olaraktan değil. O, bir giriş şekli ile sana dahil değildir. Ama, bir çıkış şekli ile de senden hariç değildir. Keza; sen de onun haricinde değilsin. Bu anlattığım mana ile,…devamıSen nesin?
Şüphesiz; sen, sen değilsin.
Sen osun.
Ama sen, sen olaraktan değil.
O, bir giriş şekli ile sana dahil değildir. Ama, bir çıkış şekli ile de senden hariç değildir.
Keza; sen de onun haricinde değilsin.
Bu anlattığım mana ile, senin mevcud olduğunu kasdetmiyorum.
Keza sıfatını da.
Şunu anlatmak istiyorum:
Sen hiç bir zaman var olmadın.
Olman da mümkün değil.
Her şeyi bir yana at.
Hiç bir şeyle olma.
Hatta sen, sen olma.
Hele nefsinle hiç olma.
Onunla, yani: hakla da olma.
Hatta, onda da olma.
Onunla birlikte de olma.
Fakat, şunu da unutma ki,
Sen, ne bir fanisin; ne de bir
mevcud.
Sen osun; o da sen.
*Muhyiddin İbn Arabi
Çünkü bazı anlar öyle kalır. Gölge gibi olsa bile. Belirli belirsiz olsa bile. Bazı anlar o sokakta kalır. O gitse siz de gitseniz bile orda kalan kalır. Biri bin kilometre uzağa diğeri bir kaç mahalle aşağıya gitse bile o iki…devamıÇünkü bazı anlar öyle kalır. Gölge gibi olsa bile. Belirli belirsiz olsa bile. Bazı anlar o sokakta kalır. O gitse siz de gitseniz bile orda kalan kalır. Biri bin kilometre uzağa diğeri bir kaç mahalle aşağıya gitse bile o iki kişi o sokakta kalır. Son kez birlikte yan yana oldukları anda kalır. Biri diğerine kalamamıştır, kalmamıştır. İkisi birden bir olup kalmamıştır. Ait kalınamamıştır, gidilmiştir, kalınamamıştır. Ama o dar sokağın kaç çift ayrılsa bile her zaman yeri vardır. Gölgeniz kalır, iziniz kalır o an o sokakta ağaçlardan kalan kederli yapraklar elbet uçuşacaktır. Yarına bile kalmaz sanma. Eğer dar bir sokak acıya şahit oluyorsa o kederli yapraklar da fosil olur. Acının gücü bizi iyileştirmeye yetmezse bile bazı şeyleri ölümsüzleştirmeye yetebilir.
Aşka sevgiye yer açmaktan korkulan bir çağda yaşıyoruz. Aşk safların, acizlerin ve ümitsiz romantiklerin kapıldığı modern çağ insanının kendini sakındığı bir şeye dönüşmüş bir durumda. Ümitsiz ve faydasızca kandırılmak ve acı çekmekten başka bir manası yoksa aşkla kim uğraşır. Günümüzün…devamıAşka sevgiye yer açmaktan korkulan bir çağda yaşıyoruz. Aşk safların, acizlerin ve ümitsiz romantiklerin kapıldığı modern çağ insanının kendini sakındığı bir şeye dönüşmüş bir durumda. Ümitsiz ve faydasızca kandırılmak ve acı çekmekten başka bir manası yoksa aşkla kim uğraşır. Günümüzün sevgi paradigması risk almadan ilişki kurmak, duygusal yatırımda bulunmadan hazza ulaşmak ve ilişkide domine eden tahakküm altına almak üzerine kurulu. Nihayetinde toplumsal cinsiyetçi bakış bize kadınla erkek arasında temel doğal farklılıklar olduğunu söylüyor. Bu anlayışa göre kadınsı olan hissetme ve duygusal olma, sevgiye çok fazla anlam yükleme demek. Erkeksi olansa akılcılık. Erkek bir nevi şeytan diye tanımlanan kadına kapılmama çabasında. Böyle düşünüp yaşadığımız için sevgisizliğe saplanıp kalmamız ve sürekli fiyasko bombardımanı yaşamamız doğal değil mi? Sevgiyi tanımlamayı açıklamaktan sonra ilişkilerimizdeki sevgisizliği değiştirmek için sevmenin anlamını sil baştan öğrenmemiz gerekiyor. Sevgiye, aşka kendimizi kapadığımız doğru. Peki böyle yaparak yalnızlaşarak gerçekten korunur muyuz? Acı çekmemek için savunmaya geçmek, sığındığımız mağarada hapsolarak hayatı tüketmek, sevgisizce sevmeden ve sevilmeden yaşamak çare mi? Sevmek insanın kendi benliğini kendisinin veya bir başkasının tinsel bir gelişimini desteklemek amacıyla genişletme iradesidir aslında. Tinsel gelişim hem ruhsal hem maddi varlığımız var oluşumuz aslında.
(AP b.107)
İzleyebileceğiniz en kötü film. Eğer benim zamanım çok ben boşuna zaman harcamak istiyorum derseniz izleyin onun dışında zamanım değerli derseniz izlenecek bir film değil özellikle gerçekten kendini ben filmden zevk almak istiyorum diyenlere
Mevlana'nın cenaze töreninde Hristiyan ve Musevileri cenazeden men etmek istediler. Feryat ettiler: O bizim Mesih'imizdi, Musa'nın sırrını biz onda gördük. Güneşti o, güneş bir yeri değil bütün dünyayı aydınlatır. (DK c.I s.ixv)