"Acının başladığı yerde bitiyor insan Bileklerinden kesiliyor umut Kaçıncı perdesindeyim yaşamımın? Düşen maskelerim bir bir ölüyor. İncecik üşüyor gözlerim hayata. Düşüyorum kordan bir sevincin en üst katından buzun üstüne Kaç tonu vardır acının, hangimizin acısı daha koyu?"
"İnsanın başına gelmeyince, o şeyin olmadığı düşüncesi vardır. Bir şeyden korkmak için ancak yaşamak gerekiyor. Ama yaşandıktan sonra anlaşılması da artık bir şey ifade etmez. " "Sanki dünyanın kaderi buymuş gibi, her seferinde bir sahtekar çıkıyor ve toplumun çoğunluğu o…devamı"İnsanın başına gelmeyince, o şeyin olmadığı düşüncesi vardır. Bir şeyden korkmak için ancak yaşamak gerekiyor. Ama yaşandıktan sonra anlaşılması da artık bir şey ifade etmez. "
"Sanki dünyanın kaderi buymuş gibi, her seferinde bir sahtekar çıkıyor ve toplumun çoğunluğu o sahtekarın peşinden gidiyor."
"Yirmi beş yaşındasın. Artık ölüm üzerine benden daha çok şey biliyorsun." "Aşırı düşüncesizce davranıp da, nedendir bilmem, yüzün gözümün önüne gelince, çevremdeki insanlara önem vermeye başlıyorum yeniden. Birtakım şeylere değer verir oluyorum, pek huyum değildir oysa. Senin yerine, senin artık…devamı"Yirmi beş yaşındasın. Artık ölüm üzerine benden daha çok şey biliyorsun."
"Aşırı düşüncesizce davranıp da, nedendir bilmem, yüzün gözümün önüne gelince, çevremdeki insanlara önem vermeye başlıyorum yeniden. Birtakım şeylere değer verir oluyorum, pek huyum değildir oysa. Senin yerine, senin artık bilmediğin şeyden yararlanıyorum. Ölerek, beni daha canlı kıldın."
"Güven içinde olduğumu bilmem hiç sevildiğimi, önem verildiğimi benim başkalarını aradığım gibi arandığımı bilmem... Dünyanın bütün suçlarını işlemiş bütün yanlışlarını ben yapmışım gibi yaptığım her işten tedirgin oluyorum. İçimde sürekli bir horlanma korkusu bir kekeme tutukluğu ürkek dilimde en iyi…devamı"Güven içinde olduğumu bilmem hiç
sevildiğimi, önem verildiğimi
benim başkalarını aradığım gibi
arandığımı bilmem...
Dünyanın bütün suçlarını işlemiş
bütün yanlışlarını ben yapmışım gibi
yaptığım her işten tedirgin oluyorum.
İçimde sürekli bir horlanma korkusu
bir kekeme tutukluğu ürkek dilimde
en iyi bildiğim konuda bile
çekine çekine konuşuyorum.
Çekilip sonra kabuğuna küskünlüğün
kendime düşlerden sığınaklar kuruyorum
kırık dökük izleriyle hayatın.
usul sesli içe değen incecik
bir şarkı büyütüyorum, ömrüme benzeyen...
sabah kadar açık, akşam kadar acı
rengi dört mevsimin uyumsuz karışımı
acemi bir şarkı.
Umuda ve gerçeğe böyle katlanıyorum."
"İlkbaharda, sonbaharda, yağan ilk yağmurda sanki bütün dünya seni fısıldar, senin adını söyler ılık rüzgarlar, nazlı dalgalar senin adını fısıldar bana."
II " Para ölümü zehirlerse, ölümden bir tek öfke çıkar. Tabutların üzerinde insanlar dövüşür." IV " Daha da ağırlaşan sefalet rüzgarla birlikte, çatıdaki ve penceredeki deliklerden odaya dolar gibiydi sanki." V "Gizlenen ve kaderine boyun eğen hayvanlar gibi tek bir…devamıII
" Para ölümü zehirlerse, ölümden bir tek öfke çıkar. Tabutların üzerinde insanlar dövüşür."
IV
" Daha da ağırlaşan sefalet rüzgarla birlikte, çatıdaki ve penceredeki deliklerden odaya dolar gibiydi sanki."
V
"Gizlenen ve kaderine boyun eğen hayvanlar gibi tek bir komşuyu bile rahatsız etmemiş, kendi kendine ölüvermişti."
" Şevkat artık burada bitmeliydi, toprak onu almalı ve saklamalıydı. Ne güzel bir istirahattı bu! Duyacağı tek ses ot saplarını ezen kuşların hafif ayakları olacaktı. Başının üzerinde kimse yürümeyecek, rahatsız edilmeden yıllarca evinde kalacaktı. Bu günlük güneşlik bir ölüm, kırların dinginliğinde sonsuz bir uykuydu."