Yönetmeni "Köpek Dişi" filminden biliyorum. Aykırı, çatlak bir yönetmendir. Yine sembolizm üzerinden anlatmak istediğini anlatıyor. 8 dakika boyunca sizi diken üstünde tutuyor.
"Uzayda aşağı ve yukarı diye bir şey yoktur. Evrenin bakış açısından hiçbir şey değerli ya da değersiz değildir. Her şeyin bir değeri vardır." Kurt Çocuk (A Werewolf Boy) filminin yönetmeni tarafından çekilmiş yeni Netflix filmi. Başrollerini Korelilerin oynadığı ama uluslararası…devamı"Uzayda aşağı ve yukarı diye bir şey yoktur. Evrenin bakış açısından hiçbir şey değerli ya da değersiz değildir. Her şeyin bir değeri vardır."
Kurt Çocuk (A Werewolf Boy) filminin yönetmeni tarafından çekilmiş yeni Netflix filmi. Başrollerini Korelilerin oynadığı ama uluslararası bir evrende geçtiği için birçok ülkeden oyuncunun bulunduğu Güney Kore yapımı film 21 milyon dolara çekilmiş. Bir bilim kurgu filmi için mütavazi bir bütçe ama göze çarpan kötü görsel efektler yok.
Biraz Galaksinin Koruyucuları biraz Star Wars tadı barındıran ve bu tarz filmlerde gördüğümüz klişeleri kullanan bir yapım. Karekterler farklı filmlerden esintiler taşısa da hoşuma gitti. Güzel ama asi Kaptan Jang, hayatın sillesini yemesine rağmen iyi olmaya çalışan Tae Ho, dünyada kötü işler yapsa da bunu düzeltmeye çalışan Tiger Park, komik robot Bubs ve tatlı mı tatlı Dorothy.
Film bazı kısımlarda beklentileri karşılarken bazı kısımlarda ne yazık ki üzüyor. Özellikle mantık hataları ve sanaryo kopmaları filmin çok daha iyi yerlere gelmesini engelliyor. Genel anlamda karekterleri beğendiğimi ve onlara ısındığımı söylemeliyim. Yine de hikaye çok tanıdık geliyor. Bu da filmi özgün olmaktan alıkoyuyor. 7/10
~Çıplak Modellemenin Tehlikeleri~ İsmi ilgimi çektiği için bir bakayım dedim. Ne gibi tehlikeleri var imiş. 😅 Adından ve posterinden belli olduğu gibi içinde bir adet çıplak hanımefendi mevcut. Ama asıl konu farklı. Kısa süresine rağmen gerilim ve komediyi harmanlamayı başarmış…devamı~Çıplak Modellemenin Tehlikeleri~
İsmi ilgimi çektiği için bir bakayım dedim. Ne gibi tehlikeleri var imiş. 😅 Adından ve posterinden belli olduğu gibi içinde bir adet çıplak hanımefendi mevcut. Ama asıl konu farklı. Kısa süresine rağmen gerilim ve komediyi harmanlamayı başarmış bir kısa. Nü ressamları bir odada sadist hocaları yanı başlarına gelene kadar zamanla yarışmakta. Eğer hoca gelir ve beğenmezse direk kovuluyorlar. Başroldeki adamımız da bir yandan hocaya yakalanmamaya bir yandan da nü modelinin kışkırtmasından kaçınmaya çalışıyor. 6/10
~Simbiyoz~ Macar yönetmen Nadja Andrasev'in animasyon filmi Simbiyoz kocasının sadakatsizliklerini araştırmaya başlayan aldatılmış bir eşin hikayesine odaklanıyor. Önce kıskançlıkla başlayan bu soruşturma bir dedektif titizliğinde araştırmaya dönüşür. Sayısız yasak aşkın izini süren kadın tuhaf bir kanıt defteri oluşturur. Estetik açıdan…devamı~Simbiyoz~
Macar yönetmen Nadja Andrasev'in animasyon filmi Simbiyoz kocasının sadakatsizliklerini araştırmaya başlayan aldatılmış bir eşin hikayesine odaklanıyor. Önce kıskançlıkla başlayan bu soruşturma bir dedektif titizliğinde araştırmaya dönüşür. Sayısız yasak aşkın izini süren kadın tuhaf bir kanıt defteri oluşturur. Estetik açıdan hoş olan film günümüzdeki bazı ilişkilerin sadece oda arkadaşı kıvamında ilerlemesine değiniyor. Eşler arası iletişimsizlik zamanla birbirinden uzaklaşmaya sebebiyet veriyor. Karantina kısa filmler festivali 2. haftasında seyircinin favorili kısası seçilmiş. 7/10
Spoiler içeriyor
🔞🔞🔞 "Hayatımdaki en büyük hayalim ne biliyor musun? En büyük hayalim büyük bir film çekmek. Romantik ve seks dolu bir film. Neden bu konuları sinemada görmeyelim" 🔞🔞🔞 Evet, yönetmen aşkı, ihaneti, fantazileri tüm açıklığıyla gösterirken bir yandan da tüm tabulara…devamı🔞🔞🔞
"Hayatımdaki en büyük hayalim ne biliyor musun? En büyük hayalim büyük bir film çekmek. Romantik ve seks dolu bir film. Neden bu konuları sinemada görmeyelim"
🔞🔞🔞 Evet, yönetmen aşkı, ihaneti, fantazileri tüm açıklığıyla gösterirken bir yandan da tüm tabulara bir rövaşata çekiyor. Öncelikle üstüne basa basa uyarmam gerek. Adı aşk ve bir aşk filmi ama toz pembe aşk filmleri gibi değil, kıpkırmızı tüm gerçekliğiyle daha ilk saniyede kalbinizin ritmini değiştirecek tarzda. Cinsellik içeren filmlerden haz etmiyorsanız, izlemeyi tercih etmiyorsanız sakın ama sakın adı "aşk" diye filmi açmayın. Benden günah gitti 😅 Ben uyarımı yaptım. 🔞🔞🔞
Bu filmi yanlışlıkla açan veya hakkında güzel yorumlar görünce izlemeyi tercih edip ardından "bu ne lan yönetmen porno çekmiş" diyenler illaki olmuştur ve olacaktır. Ama merak etmeyin sadece bizim ülkemizde değil yabancıların bazıları da "watch porn" yorumları yapıyor. Yani film sinema izleyicisini ikiye bölmüş durumda. Bazılarının favori filmiyken bazıları ilk sahneden sonra afallayıp şu sahneleri geçeyim diyor ama filmin geneline cinsellik hakim olunca bu pek de mümkün olmuyor dolayısıyla basıyor "porno bu" yorumunu. Beğenen ve beğenmeyen kimseye kimsenin bir laf söyleme hakkı yok bence. "Olması gereken gerçekçi bir aşk filmi " diyen de haklı "porno" diyen de. Yani bu filmi beğenmeyene bağnaz, sinemadan anlamayan yaftası yapılamaz aynı beğenene sanattan anlıyor denemeyeceği gibi.
Öncelikle bu bir yetişkin filmi. Filmde geçen replik gibi "Hayattaki en güzel şey nedir? Aşk. Ya sonra? Seks. Evet. Ve ikisini birleştirirsin. Aşıkken seks yaparsın. Bu en güzel şey. İşte bunu görmek istiyorum." Bunlar aslında oyuncuların değil yönetmenin lafları. Bize direk ne göstermek istediğini, bu filmi neden çektiğini söylüyor. Sonuç olarak aşk dendiğinde tutkulu bir sevginin yanında bazı gerçekler var. 🔞 gibi.
Sinemanın rahatsızı denilen Gaspar Noe kendi tarzını şöyle açıklıyor:
"Sanat ve pornografi arasında bir sınır yoktur. Her şeyin sanatını yapabilirsiniz. Bir mum ve bir ses kaydedicisiyle deneysel bir film yapabilirsiniz. Süt içen bir kediyle sanat yapabilirsiniz. Seks yapan insanlarla da bir sanat yapabilirsiniz. Bir fark yok. Olağan dışı yollarla çekilen ya da çoğaltılan herhangi bir şey sanatsal ve deneysel olarak düşünülür."
En kişisel filmlerinden olan love özellikle gerçek seks sahneleriyle çok konuşulmuş. Sahneler üzerinde oynanmamış ve senaryoya bağlı kalınmamış. İçinizden geldiği gibi oynayın dedi galiba yönetmen 😅 Oyuncu Aomi Muyock 'un bu ilk sinema deneyimi ve kendilerinin dediği gibi bir yere kadar oyunculuk bir yere kadar yaptıkları her şey gerçekti. 7/10
~Tramvayda Yanılsama Yolculukları~ Bunuel'den müthiş bir macera. Çalıştıkları tramvay hurdaya çıkarıldıktan sonra işsiz kalan iki adam moral bozukluğuyla kafaları çeker. Kafaları güzelken şehirde son bir tur için tramvayı çalan ikilinin komik ve acıklı hikayesi. Bürokrasi eleştirisi ve işçi sınıfının ezilmesi…devamı~Tramvayda Yanılsama Yolculukları~
Bunuel'den müthiş bir macera. Çalıştıkları tramvay hurdaya çıkarıldıktan sonra işsiz kalan iki adam moral bozukluğuyla kafaları çeker. Kafaları güzelken şehirde son bir tur için tramvayı çalan ikilinin komik ve acıklı hikayesi. Bürokrasi eleştirisi ve işçi sınıfının ezilmesi gibi konuları es geçmeyen, bu küçük insanların büyük macerası kesinlikle görülmeli. Bir yol filmi olmasa da bir yolculuk hikayesi. 8/10
Spoiler içeriyor
Traves için sinema tarihinin en sıradışı karekterlerinden biri dersek hata etmeyiz sanırım. Her ne kadar Kubrick, onu Shining filmi için yeteri kadar "hasta ruhlu" bulmasa da. Traves bütün gece taksi kullanıyor. Newyork sokaklarında dolaşırken gördüklerini o kadar iğrenç buluyor ki…devamıTraves için sinema tarihinin en sıradışı karekterlerinden biri dersek hata etmeyiz sanırım. Her ne kadar Kubrick, onu Shining filmi için yeteri kadar "hasta ruhlu" bulmasa da. Traves bütün gece taksi kullanıyor. Newyork sokaklarında dolaşırken gördüklerini o kadar iğrenç buluyor ki "Birgün öyle bir yağmur yağacak ki caddedeki bütün pislikleri temizleyecek." sözlerini söylüyor ve o yağmur kendisi oluyor. Tanrının bu yalnız adamı, eski Vietnam gazisi Traves bastırılmış duygularını tüm öfkesiyle Newyork sokaklarına kusuyor. İzlenmesi gereken bir klasik, görülmesi gereken oyuncu performansı. Özellikle meşhur ayna sahnesi. "Benimle mi konuşuyorsun?" 9/10
Bunuel'in Meksikada çektiği filmler arasında kişisel favorisi olan film 20.yüzyılın başlarında meksikada hırsızlar, fahişeler ve dilenciler arasında yaşayan bir rahibe odaklanıyor. Kendinden önce sürekli başkalarını düşünen Rahip ölmekte olan bir çocuğu kurtarınca Mesih benzeri bir sembole dönüşüyor. Ardından iki eski…devamıBunuel'in Meksikada çektiği filmler arasında kişisel favorisi olan film 20.yüzyılın başlarında meksikada hırsızlar, fahişeler ve dilenciler arasında yaşayan bir rahibe odaklanıyor. Kendinden önce sürekli başkalarını düşünen Rahip ölmekte olan bir çocuğu kurtarınca Mesih benzeri bir sembole dönüşüyor. Ardından iki eski fahişe havarisi olarak yanına katılıyor. Gerçek hristiyanlığı yaşamaya çalışan, kapısı herkese açık olan Rahip, kasaba halkı ve kilise tarafından kabul görmez. Bunuel burada modern dünyada gerçek inanca yer var mı sorusunu soruyor. 8/10
Luis Bunuel'in "Devrim Üçlemesi "nin ortanca filmi. Bu üçlemede sağcı diktatörlüğe karşı yapılan devrimler işleniyor. Güney Amerika'daki bir maden karakolundaki devrimin ortasında serseri bir maceracı, bir fahişe, bir rahip, yaşlı bir madenci ve madencinin dilsiz kızından oluşan grup hayatlarını kurtarmak…devamıLuis Bunuel'in "Devrim Üçlemesi "nin ortanca filmi. Bu üçlemede sağcı diktatörlüğe karşı yapılan devrimler işleniyor. Güney Amerika'daki bir maden karakolundaki devrimin ortasında serseri bir maceracı, bir fahişe, bir rahip, yaşlı bir madenci ve madencinin dilsiz kızından oluşan grup hayatlarını kurtarmak için ormana kaçıyorlar. Film iki kısımdan oluşuyor. İlk bölümde hayatlarını kurtarmak için kaçan bir grubu izliyoruz. 2.bölümde ise Bunuel'in gerçeküstü soslu hayallerini izliyoruz. Bu az bilinen Bunuel filmi bir kez de olsa izlenmeli. 7/10
Luis Bunuel filmine bir şeyler yazarken bile heyecanlanıyorum. 🥳🥳🥳 En çok filmini izlediğim yönetmen olduğundan bu heyecanım normal aslında. Sinemada sürrealizmin ustasıdır kendisi. Üstad bu yapımında cinayet işleme niyetinde olan bir adamın defalarca kez denemesine rağmen başarısız olmasını absürt bir…devamıLuis Bunuel filmine bir şeyler yazarken bile heyecanlanıyorum. 🥳🥳🥳 En çok filmini izlediğim yönetmen olduğundan bu heyecanım normal aslında. Sinemada sürrealizmin ustasıdır kendisi. Üstad bu yapımında cinayet işleme niyetinde olan bir adamın defalarca kez denemesine rağmen başarısız olmasını absürt bir şekilde gösteriyor. Bunuel amacına ulaşamayan Burjuva temasını defalarca kullanmıştır. "Yokedici Melek" filminde evlerine gidemez, "Arzunun Şu Belirsiz Nesnesi" yapımında sevişemezler gibi basit bir isteğe ulaşmanın olanaksızlığı gibi konuları kullanarak burjuva eleştirisini defalarca tekrarlamıştır. Komik ve absürt hikaye, enfes senaryo ile harika bir seyirlik. 9/10