Konusu dikkatimi çekti sadece Bahar biraz bencillik yapıyor gibi. "İnsanların hayatında çok önemli iki gün var. Bir, doğdukları gün; iki, sebebini öğrendikleri gün…" 1, 1, 1… 37! Herkes 1 iken o neden 37? Bahar, her şeyden habersiz tekdüze hayatında fani…devamıKonusu dikkatimi çekti sadece Bahar biraz bencillik yapıyor gibi.
"İnsanların hayatında çok önemli iki gün var. Bir, doğdukları gün; iki, sebebini öğrendikleri gün…"
1, 1, 1… 37!
Herkes 1 iken o neden 37?
Bahar, her şeyden habersiz tekdüze hayatında fani telaşlara kapılmışken bir gün karşı komşusu Deniz'in ani ziyaretiyle değişiyor yaşamı. Anlattıkları deli saçması gibi görünse de nasıl olduğunu anlayamadığı bir şekilde düşüyor bu girdabın içine. Her ipucu yeni bir soruya, her soru yeni bir soruna evrilirken yol gizli bir köy kütüphanesine çıkıyor. Fakat asıl çıkmaz tam da orada başlıyor.
Küçük, masumane bir çocuk oyunu sanılırken yaşamın en büyük sır kapısının anahtarına dönüşen doğaüstü bir yetenek. 1939'dan 2043'e uzanan beklenmedik bir öykü…
Sezin Karameşe, bu ilk romanında satırlara limitsiz hayal gücünün büyülü evrenini çiziyor. Ve okurlarını bitmesini asla istemeyecekleri bir oyuna davet ediyor.
Spoiler içeriyor
Engelliliğe dair bakış açısını değiştiren bir film olmuş bence. Engelliler o kadar masum değil buradaki başrol'da hırsızlık yapıyor. Herkes insan, doğrularıyla yanlışlarıyla. Evde oturmuyoruz mesela kendimize ait hobilerimiz var bu film'de olduğu gibi. Bundan bir kaç yıl önce bir arkadaşımla…devamıEngelliliğe dair bakış açısını değiştiren bir film olmuş bence. Engelliler o kadar masum değil buradaki başrol'da hırsızlık yapıyor. Herkes insan, doğrularıyla yanlışlarıyla. Evde oturmuyoruz mesela kendimize ait hobilerimiz var bu film'de olduğu gibi. Bundan bir kaç yıl önce bir arkadaşımla tamda bu filmin konusunu konuşmuştuk. Ne komik olur diye. Ancak bu film biraz gerilimdi. Böyle bi yapım olduğunu bilmiyorduk. Görme engellilikle ilgili izlediğim eflatun, sadece sen gibi yapımlardan sonra o kadar iyi geldi ki.
Kör bir eski kayakçı olan Sophie kedi bakıcılığı yapmak için tenha bir malikanede bulunduğu sırada, üç hırsız evdeki gizli kasayı ele geçirmek için eve girerler. Sophie'nin tek savunması eski bir asker olan Kelly'dir. Kelly, Sophie'nin işgalcilere karşı kendini savunmasına ve hayatta kalmasına yardım eder.
Spoiler içeriyor
"Bazen evren bize istediğimizi sandığımız şeyleri sunar ama sonrasında bunların bir lanet olduğu ortaya çıkar ve bazen de evren bize ihtiyaç duyduğumuzu bilmediğimiz şeyleri verir ve bunların bir lütuf olduğu ortaya çıkar. HİÇBİR SIR GÜVENDE DEĞİL! Birbirinden zengin sınıf arkadaşlarının…devamı"Bazen evren bize istediğimizi sandığımız şeyleri sunar ama sonrasında bunların bir lanet olduğu ortaya çıkar ve bazen de evren bize ihtiyaç duyduğumuzu bilmediğimiz şeyleri verir ve bunların bir lütuf olduğu ortaya çıkar.
HİÇBİR SIR GÜVENDE DEĞİL!
Birbirinden zengin sınıf arkadaşlarının arasında tek burslu öğrenci olan Alice Sun, Pekin’deki seçkin uluslararası yatılı okulunda her zaman kendini görünmez hissetmiştir. Ama bir planı vardır: sınıf birincisi olmak, prestijli bir ü̈niversiteye gitmek, harika bir iş bulmak ve sonunda ailesini yoksulluktan kurtarmak.
Ne yazık ki anne babası bombayı patlatır: Burslu bile olsa artık okul masraflarını karşılayamayacak durumdadırlar. Ancak bu, Alice’in sorunlarının en küçüğüdür çünkü önlenemez biçimde görünmez olmaya başlamıştır. Yani tamamen, fiziksel olarak görünmez oluyordur.
Bununla beraber Alice bu tuhaf yeni gücünün bir de iyi tarafı olduğunu keşfeder.
Çin’in en zengin ve nüfüzlu gençlerinin sırlarına eşi benzeri olmayan bir biçimde erişebiliyordur.
Kısa süre içinde yeni bir plan yapar: Görünmezlik yeteneğini kullanarak sınıf arkadaşlarının bilmek istediği şeyleri öğrenecektir… tabii para karşılığında.
Ancak ödevleri, hem akademik rakibi hem iş ortağı olan Henry’yle arasında yeşermeye başlayan ilişki ve yerine getirmesi gereken gizli görevleri derken bir süre sonra her şey tepetaklak olmaya başlar. Görevler küçük skandallardan gerçek suçlara dönüşürken Alice ailesine yardım etmenin, sağduyusunu, hatta hayatını kaybetmeye değip değmeyeceğine karar vermelidir.
İlk başta klasik bir roman gibi başlasada ilerleyen zamanlarda hayatın her anının çok kıymetli olduğunu, bir şeyi yaparken acaba ikinci bir şansım olacak mı diye düşündürtüyor insana. Geçen yıl kar kardeşliği adında bi film izlemiştim ona fazlaca benzettim işlenen konu…devamıİlk başta klasik bir roman gibi başlasada ilerleyen zamanlarda hayatın her anının çok kıymetli olduğunu, bir şeyi yaparken acaba ikinci bir şansım olacak mı diye düşündürtüyor insana. Geçen yıl kar kardeşliği adında bi film izlemiştim ona fazlaca benzettim işlenen konu olarak. “Her kalp atışının bir hikâyesi vardı.”
Bestegül her sabah yaptığı gibi, o sabah da okula gitmek için evden ayrıldığında, kaderinin on üç diğer insanla birleşeceğini henüz bilmiyordu. O sabah metroya bindi ve son durağa kadar seyahat etti fakat son duraktan çıkamadı. Onunla beraber diğer on üç kişide metro istasyonunda mahsur kaldı ve o an ortak hikâyelerinin ilk kalp atışı kulakları sağır etmeye başladı.
Enkaz altında mücadele etmeleri gereken şeyler vardı.
Açlık, susuzluk, özlem, keder, hüzün, ölüm...
Kalpleri korkuyla çarparken ansızın aralarından biri öldü ve diğerleri de ilginç sebeplerle onu bir bir takip etti. Tüm bu ölümler kalplerinde ve beyinlerinde derin izler bırakırken, yapabildikleri tek şey enkaz altından kurtarılmayı beklemek oldu.
Şimdi birimiz buradan çıkacak, kurtulacak. Çekildiğimiz fotoğrafları alıp bir çerçeveye koyacak, çerçeveyi bir duvara asacak, geçip karşısına bizi izleyecek. Zaman o anda donacak. Şimdi birimiz sağ kalacak ama solu ölmüş olacak. Birimiz, birimizin duvarına asılmış bir çerçevenin içinde yaşlanacağız. Birimiz için şarkı bitecek, fakat her ikimiz de dans etmeyi bırakacağız.
Anlıyor musun?
Anlamıyorsun.
Çünkü beni duymayı bıraktın.
Zaten, ben de konuşmayı...
Kime güvenebilirsiniz ki bu hayatta? En yakın arkadaşınıza mı? ailenize mi? Kim sizi üzmez, ağlatmaz, bırakıp gitmez? Birine tercih etmez? Sadece allah. Allah hiç bir haksızlığı yanına bırakmaz. Hiç bir göz yaşı boşa akmaz. Kimse yaşadığını yaşatmadan ölmez. Elbet de…devamıKime güvenebilirsiniz ki bu hayatta? En yakın arkadaşınıza mı? ailenize mi? Kim sizi üzmez, ağlatmaz, bırakıp gitmez? Birine tercih etmez? Sadece allah. Allah hiç bir haksızlığı yanına bırakmaz. Hiç bir göz yaşı boşa akmaz. Kimse yaşadığını yaşatmadan ölmez. Elbet de o hesap günü gelir. Belki bu dünyada, belki de diğer.
Ne garip, aklıma gelen bütün kelimelerde S harfi var! Kelimelerle konuşulmamış bir gönül bağım var, belki de konuşamadığım için. Kelimelerim sanki denizin altındaki baloncuklar gibi etrafımda yüzüyor, benimle birlikte yüzüyor, içimde yüzüyor, duyulmak için çığlıklar atıyor sessizce. Aynı zamanda kelimeler…devamıNe garip, aklıma gelen bütün kelimelerde S
harfi var! Kelimelerle konuşulmamış bir gönül bağım var, belki
de konuşamadığım için. Kelimelerim sanki denizin altındaki
baloncuklar gibi etrafımda yüzüyor, benimle birlikte yüzüyor,
içimde yüzüyor, duyulmak için çığlıklar atıyor sessizce. Aynı
zamanda kelimeler beni tamamlıyor da. Ki bu ironik çünkü
dediğim gibi, konuşanıyorum.
Ama bu beni susturmuyor. O yüzden benim için kötü hissetmeye kalkmayın çünkü söyleyecek çok şeyim var.!
Toplumumuzun bu kadar ciddi bir sorununu yeri geldiğinde komik, yeri geldiğinde ise hüzünle anlatan bir kitap. Evet, dünyamızda her şey değişemez belki ama bir şeylerin değişmesi, bu kitapta olduğu gibi tam tersi değil de, gerekli. Her yönüyle sizi destekleyen bir…devamıToplumumuzun bu kadar ciddi bir sorununu yeri geldiğinde komik, yeri geldiğinde ise hüzünle anlatan bir kitap. Evet, dünyamızda her şey değişemez belki ama bir şeylerin değişmesi, bu kitapta olduğu gibi tam tersi değil de, gerekli.
Her yönüyle sizi destekleyen bir dünyadan her yönüyle size düşman bir dünyanın ortasına dımdızlakdüşünce, sizi destekleyen o dünyanın, aslında bir başkasının ayağını kaydırdığını fark ediyordunuz; bunuancak ayağı kayan ben olduğumda anlayabildiğim için kendimden utanıyordum.
Devrim, ataerkil toplumun dogmaları altında yetişmiş, yakışıklı, zengin bir genç adamdır. Günün birinde,şoförü olmak için başvuran Bade’ye söyledikleri yüzünden Büyücü Kadın tarafından lanetlenir ve bambaşkabir dünyaya uyanır. Artık yaşadığı dünyaya anaerkil bir toplum hâkimdir ve her şey tersine dönmüştür.
Üstelik bu garip dünyada Devrim, hayatına devam edebilmek için Bade’ye muhtaçtır.
Devrim bir yandan içinde bulunduğu çıkmazdan bir an önce kurtulmak için türlü yollar denerken bir yandanda kendini önceki hayatında sıkı sıkıya bağlı olduğu değerleri sorgularken bulur.
Toplumsal cinsiyet eşitsizliğine bir tepki niteliğindeki bu kitap, sizi bazen hüzünlendirecek bazen de acı acıgüldürecek ve toplumun size biçtiği rolleri sorgulamanızı sağlayacak.
Spoiler içeriyor
Öncelikle kitap tek oturuşta okunabilir bir kitap. Gerilim ve korku kitabı. Tek eksiği kısa olması. Bir şeyler yarım kalmış hissi veriyor. Şahsen ben o körler okuluna geldiklerinden sonraki hayatlarını da okumak isterdim. "BUNU kendimize YAPAN biziz. Diğer bir Değişle (ki…devamıÖncelikle kitap tek oturuşta okunabilir bir kitap. Gerilim ve korku kitabı. Tek eksiği kısa olması. Bir şeyler yarım kalmış hissi veriyor. Şahsen ben o körler okuluna geldiklerinden sonraki hayatlarını da okumak isterdim. "BUNU kendimize YAPAN biziz. Diğer bir Değişle (ki bu lafımı sakın unutma!): İnsanoğlu ASLINDA KORKTUĞU YARATIĠIN TA kendisidir."
Dışarıda bir şey var…Görülmemesi gereken korkunç bir şey… Ona atılan bir bakış kişiyi ölümcül bir deliliğe sürüklüyor. Ne olduğunu ve nereden geldiğini ise kimse bilmiyor.Malorie ve iki çocuğu, olayların başlangıcından beş yıl sonra hayatta kalmayı beceren bir avuç insan arasındaydı. Nehrin kenarındaki terk edilmiş bir evde çocuklarıyla yaşayan Malorie, ailesinin güvende olabileceği bir yere gitmenin hayalini kuruyordu. Fakat onları bekleyen yolculuk tehlikelerle doluydu. Tek bir yanlış hamle ölümlerine yol açabilirdi. Ve onları takip eden bir şey vardı.Bu bilinmeyene doğru gözbağının karanlığında yaptığı yolculukta Malorie sık sık geçmişi hatırlıyordu. Bilinmez tehlikenin karşısında bir araya gelerek hayatta kalmaya çalışan, kendisini de aralarına kabul ederek onu da kurtaran ev arkadaşları teker teker aklına geliyordu: Bir zamanlar yabancı olan bir grup insanın birer birer kapısını çaldığı evde kurdukları ortak hayat... Ancak sağ kalan ve kapılarını çalan insanlar arttıkça ortaya yüzleşmeleri gereken bir soru çıkmıştı: Herkesin aniden delirdiği bir dünyada kime güvenilebilirdi?