Küçükken korkudan yarım bıraktığım filmi yıllar sonra araştırıp buldum ve aslında o kadar da korkunç olmadığını farkettim. Gözümüzde fazla mı büyütüyormuşuz ne? Hala favori korku animasyonumdur net.
Spoiler içeriyor
Güzelim konuyu berbat etmişsiniz! Elindeki bu oyuncuyla ve bu sıradışı senaryoyla yapılabilecek en saçma sonu yazmışsınız. O kadar ki finale doğru kalemi ergen bir çocuğun alıp yazdığını düşünüyorum. Ne yani sana her bir uvuzunun benzediği bir adamla karşılaştın ve yaptığın…devamıGüzelim konuyu berbat etmişsiniz!
Elindeki bu oyuncuyla ve bu sıradışı senaryoyla yapılabilecek en saçma sonu yazmışsınız. O kadar ki finale doğru kalemi ergen bir çocuğun alıp yazdığını düşünüyorum. Ne yani sana her bir uvuzunun benzediği bir adamla karşılaştın ve yaptığın şey gidip eşlerinizi değiştirmek mi oldu? Çok esneyebilecek ve ters köşeyle devam edebilecek bir senaryoyu erkeklerin sadece "kadınla yatmak" düşüncesine bağlamanız çok absürd kaçmış.
Spoiler içeriyor
Küçük bir çocukken hiç rol modeliniz olan kişiyle tanıştınız mı? Genelde onunla tanışmak ve yanında olmak istersiniz çünkü o, olmak istediğiniz bütün özelliklere sahiptir. Belki ünlüdür belki astronomiyle ilgileniyodur belki koleksiyoncudur belki kedilerle dolu bir kafesi vardır ya da sadece…devamıKüçük bir çocukken hiç rol modeliniz olan kişiyle tanıştınız mı?
Genelde onunla tanışmak ve yanında olmak istersiniz çünkü o, olmak istediğiniz bütün özelliklere sahiptir. Belki ünlüdür belki astronomiyle ilgileniyodur belki koleksiyoncudur belki kedilerle dolu bir kafesi vardır ya da sadece okuyordur..
Bir çocuğun bu masum hayranlığı bir takıntıya dönüşene kadar her şey masal gibi görünür. Belki o kadın küçükken onunla tanışsaydı takıntısı bu kadar büyümezdi ama ne yazık ki mesafe, tanışma ve yakınlaşma arzusunun daha çok kamçılanmasına sebep oldu.
Zaman çok tehlikelidir eğer kullanmayı bilmiyorsan... bazen yaralarını, duygularını sarar bazense kapanmaya çalışanları açar. Geçmez... unutamıyorsan geçmez.
Genç bir kız olduğunda yeni yeni fark ettiğin cinsel dürtüne kadar, olan bu hayranlık işte bu noktada arzuya dönüşür. Bu senin suçun değildir sen sadece kendi doğanı keşfedetmeye başlarsın ve o keşif kalbinin en derinliklerinde bulunan kişiye doğru gider yani idolüne.
Ve bu sefer kendini de tutamazsın olay da bu ya tanımak. Onu o kadar iyi tanıyorsundur ki kendine fırsat bile olmamıştır. Onu o kadar düşünmüşsündür ki kendine zaman ayrımamışsındır. Onun davranışlarını o kadar çok kurguluyorsundur ki aynı onun gibi davranmaya başlamışsındır ve birdenbire kafanı çevirdiğinde aslında onu bulmuşsundur. Küçük seni tanımasa da o yanındadır..
Sana tam da istediğin ilgiyi veriyodur belki de daha fazlasını. Yıllarını verdiğin o hayallerin gerçekleşiyordur. Sevgilinle mutlusundur ama birdenbire bırakmıştır seni... Neden?
Senden sıkıldı mı?
Belki de hep yanında gördüğün değişik kadınlardan biri olduğunu unuttun. Onun için önemsiz olan ama senin kafana kazınmış o görüntüler...
Hep seni severken hayal ettin onu, hep elini tutarken belki geçmişten bahsederken ve değerini verirken.
Ama o sadece yaşadığı anın keyfini çıkartmakla meşguldü. Senin kurduğun binlerce senaryodan birini bile yapmamıştı çünkü o senin için bir ihtimali bile vermediğin şeyi yaptı.
Seni tanımadı!
Her defasında daha da olgunlaşmış bir şekilde yanına gittiğinde seni arzuladı ama istediği şey görüntündü yaşadıklarınız değil.
Çok değişik tarzlarda gittin yanına bazen fakir bir kız bazen zengin bir kız nasıl oluyorsa hep bir şekilde birbirinizi buldunuz. Her onu bulduğunda aynı bakıyordun ona çünkü onu seviyordun çünkü onun kim olduğunu biliyordun. Ama o sadece meşgul hayatıyla ilgiliydi ve geçici ilişkilere alışıktı, yüzüne her baktığında "bugün nasılsın" demek yerine
"tanışabilir miyiz hanımefendi?" Derdi tekrar tekrar ve tekrar...
İşte bu yüzden söylemedin ona küçük bir o doğuracağını. Tanımadığı bir insanın bebeğine bakmanın ne anlamı vardı ki.
Onun karşısındaki değerini düşününce aslında bana göre bir gram sevgiyi bile hak etmeyen biriymiş diyorum. Hayatının büyük bir çoğunluğuna ev yapma hakkına sahip değilmiş, çünkü onun hayatı için de bir anlam ifade etmiyormuşsun. Ama bilinmeyen kadın onu sevdi ne olursa olsun sevdi.
Ve yanı başında çocuğuyla son nefesini verirken sevgilisine, bu tanımadığı kadınla yaşadığı her şeyi anlattığı bir mektup yazmayı ihmal etmedi...
Sevmediğiniz hatta sizi de umursamayan bir akrabanızın ölmesine sessiz kalır mıydınız? Ailenizin size inanmadığını düşünsenenize onlara ölüceklerini söylemenize rağmen... Muhtemelen biri ölene kadar dediklerinizin bir saçmalık olduğunu düşüneceklerdir çünkü bu olağanüstü ve kimsenin bilebileceği bir şey değil. Peki ya sen…devamıSevmediğiniz hatta sizi de umursamayan bir akrabanızın ölmesine sessiz kalır mıydınız?
Ailenizin size inanmadığını düşünsenenize onlara ölüceklerini söylemenize rağmen... Muhtemelen biri ölene kadar dediklerinizin bir saçmalık olduğunu düşüneceklerdir çünkü bu olağanüstü ve kimsenin bilebileceği bir şey değil. Peki ya sen bilirsen?
Diğer serilere nazaran farklı bir senaryoyla, bildiğimiz konuya bağlanmış bir film aslında ama bu sefer gerçekten değişiklik yapmışlar ki bu sıradanlıktan çıkmak için etkili bir teknik olmuş.
Üstelik ölüm sahnelerinin de dehşeti ve vahşetinden bahsedebilir miyizz?
Belki bir umut bir çıkış bulup kurtulunabilir diye düşünüyorsunuz ama söz konusu "ölüm" ve kendisi bekletilmeden oldukça sıkılmış görünüyor...
Spoiler içeriyor
Öncelikle abartıldığından daha güzel olduğunu ve izleyiciyi tavlama konusunda çok etkileyici olduğunu söylemeleyim. Eleven'ın geçmişini izlediğimiz tüm bir bölümün ters köşelerle dolu olması, bütün taşların yerine oturmasını sağlıyor. Zaten yerinde durmayan 4. Sezonun enerjisi diğerlerine göre çok daha tempoluydu FAKAT…devamıÖncelikle abartıldığından daha güzel olduğunu ve izleyiciyi tavlama konusunda çok etkileyici olduğunu söylemeleyim. Eleven'ın geçmişini izlediğimiz tüm bir bölümün ters köşelerle dolu olması, bütün taşların yerine oturmasını sağlıyor. Zaten yerinde durmayan 4. Sezonun enerjisi diğerlerine göre çok daha tempoluydu FAKAT bazı sezonlarda ve bölümlerde Eleven'ın güçlerini tam anlamıyla bize gösterebildiklerini düşünmüyorum.
Koskoca 1 numarayı yenmiş olmasına rağmen geçmiş bölümlere baktığımda "Neden bana yeterli gelmiyor?" Diye sorduğum oldu.
"Aslında bunu çok daha kolay bitirebilirdi."
"Şimdiye kadar halletmiş olmalıydı."
"Daha fazlasını yapacak güce sahip!"
...
Max'in cesareti ve arkadaşları için korkusuzca attığı adımlar beni kendisine hayran bıraktı açıkçası. Zaten çocuklar her sezon başı klişe bir kavga ile ayrılsa da malum sorunlardan biri olunca bir şekilde birleşip tekrar çözmeye odaklanıyor. Bu yüzden karakterlerin etkileşiminin ve bağlarının iyi bir şekilde izleyiciye geçtiğini düşünüyorum.
Bu filmde sadece karakter değil yazan kişide fazlasıyla dahi! Kopya sahnelerinin her defasında biraz daha çıtayı arttırması ve akla asla gelmeyecek tekniklerle bunu denemeleri sizi ekrana daha çok bağlıyor. Yaratıcı bir kurguyla hem karakterlerin duygularını ve kendi dramasını hemde aksiyonu…devamıBu filmde sadece karakter değil yazan kişide fazlasıyla dahi!
Kopya sahnelerinin her defasında biraz daha çıtayı arttırması ve akla asla gelmeyecek tekniklerle bunu denemeleri sizi ekrana daha çok bağlıyor. Yaratıcı bir kurguyla hem karakterlerin duygularını ve kendi dramasını hemde aksiyonu size yaşatıyor.
Spoiler içeriyor
Dostum, bunu neden çektiniz? Elde ettiği gelirin ve faydanın tek sahibi olduğunu düşündüğüm boya firmaları dışında filmin kime ne katkısı var çözmüş değilim. Filmde, Palyaço Art'ı gördüğümüz her an bir vahşetin çıkacağı ve izleyiciyi şaşırtacak bir ters köşe olmayacağını bilmek…devamıDostum, bunu neden çektiniz?
Elde ettiği gelirin ve faydanın tek sahibi olduğunu düşündüğüm boya firmaları dışında filmin kime ne katkısı var çözmüş değilim.
Filmde, Palyaço Art'ı gördüğümüz her an bir vahşetin çıkacağı ve izleyiciyi şaşırtacak bir ters köşe olmayacağını bilmek izlerken can sıktırıyor. Yediği onca hasara rağmen hayatta kalması, filmdeki fantastik unsurlardan biri olma ihtimalini açığa çıkartıyor fakat hala Art'ın tam olarak ne olduğunu çözemiyoruz.
Ne bir zayıf noktasını biliyoruz, ne de engellendiğini... Şehirde dakika başı birileri doğranırken hükümetin sessizliği bizi koltuklardan kaldırıp sinemayı terk ettirmeye itiyor ama biz biraz daha sabrediyoruz. Ve en sonunda koskoca Terrifier serisinin izleyicisine ilk defa gösterilen fantastik sahneler "Yok daha neler!" cümlesi eşliğinde perdeden ayrılıyor.
Romantik film mi? Hiç benlik değil. Demek isterdim fakat bu film tam anlamıyla mükemmel. Açıkçası tarzımdan başka bir film izledim ve dedim ki "Ben bunu nasıl daha önce izlemem" Hiç cıvıtılmamış bir romantizm ve macerayı bize sunuyor bu yapıt. Döneminin…devamıRomantik film mi? Hiç benlik değil. Demek isterdim fakat bu film tam anlamıyla mükemmel. Açıkçası tarzımdan başka bir film izledim ve dedim ki
"Ben bunu nasıl daha önce izlemem"
Hiç cıvıtılmamış bir romantizm ve macerayı bize sunuyor bu yapıt. Döneminin yıldızı olan Hayalet'i henüz izlemediysen hala yolun yarısındasındır.
Ne anlatabilirim ki... Kelimenin tam anlamıyla mükemmel. Farklı bir pencereden birisinin hayatını izlemeyi falan boşverin, bu bambaşka bir şey. Yaşlı doğmak ve gitgide gençleşmek. İlk başlarda çok garip geliyor fakat filmin içine kendinizi öyle bir kaptırıyorsunuz ki normalleşiyor. Benjamin'i her…devamıNe anlatabilirim ki...
Kelimenin tam anlamıyla mükemmel. Farklı bir pencereden birisinin hayatını izlemeyi falan boşverin, bu bambaşka bir şey. Yaşlı doğmak ve gitgide gençleşmek. İlk başlarda çok garip geliyor fakat filmin içine kendinizi öyle bir kaptırıyorsunuz ki normalleşiyor. Benjamin'i her sahnede daha iyi tanıyorsunuz ve tek odağınız o oluyor. İstemsizce onu korumak istiyorsunuz, ona sarılmak...
Çünkü en yakınındaki sizsiniz başkası değil.
Spoiler içeriyor
Birçok köpekbalığı filmi izlemiş biri olarak ilk 3'e ekleyeceğim bir filmdir. Zaten bu tarz yapılmış çoğu filmin ya görsel efekti ya da mantığı izleyiciyi tutmaya yetmez. Bu yüzden köpek balığı konusunda aşırı seçici olma durumu görmüyorum. Sadece izledim ve dedim…devamıBirçok köpekbalığı filmi izlemiş biri olarak ilk 3'e ekleyeceğim bir filmdir. Zaten bu tarz yapılmış çoğu filmin ya görsel efekti ya da mantığı izleyiciyi tutmaya yetmez. Bu yüzden köpek balığı konusunda aşırı seçici olma durumu görmüyorum. Sadece izledim ve dedim ki "dostum bu 2 numara olmalı".
Bunun tabi en önemli sebeplerinden biri ve filmi az kalsın yarıda bırakacak olmamın nedeni olan bazı aktivistlerin mükemmel bir şekilde filmden uğurlanması oldu. Açıkçası bu tarz filmlerde çok aktivist görmezdim ve ilk başlarda onlara hak bile vermiştim. Fakat KÖPEK BALIĞINA dokunup "biz bir bağ kurduk, onlar vahşi değil!" Demek...
Hemde dokunduğu köpekbalığının eşeysiz üreyip bir anda 100 tane yavru doğurabilmesine rağmen.
Hemde bunun okyanusta değil, iki gün sonra yüzme olimpiyatları yapılacak olan Seine nehrinde olmasına rağmen.
Heyecanı sonuna kadar doruklarda yaşatıcağına emin olduğum bu film şans verilmeyi hak ediyor.