yaşa! ey bir zamanlar isimli. paçalarından nasibini alan çuha çiçekleri kadar akıbetin; ruhun, meltemlerin tatlı tokatlarıyla şekillenmişse ne yazar! gölgenin düştüğü vakitte fani toprakta bıraktığın izler de.
“yaşamak” ile ilgili erdemli bilgiler vereceğinden söz eden dante ile bir handa oturmuş, namsız bir ozanın hafif müzikleri eşliğinde için için sohbet ediyormuş gibi hissettiren bu kitap başlarda beni tam içine çekemese de okudukça danteye olan hayranlığımın hiç pahasına olmadığını…devamı“yaşamak” ile ilgili erdemli bilgiler vereceğinden söz eden dante ile bir handa oturmuş, namsız bir ozanın hafif müzikleri eşliğinde için için sohbet ediyormuş gibi hissettiren bu kitap başlarda beni tam içine çekemese de okudukça danteye olan hayranlığımın hiç pahasına olmadığını kendime iyice kanıtlamamı sağladı. ilahi komedya’yı okumuş ya da okumak isteyen kişilere kesinlikle tavsiyemdir. kitabı bitirmeye dante’nin zamanı kalmamış olsa da 4 risale bile bu eseri yeterince sindirebilecekler için bir ziyafetin doygunluk hissettiren başlangıcı niteliğinde. ömrümün kalan yarısı tamamlanamayan kısmında neler olacağını düşünmekle geçecek eminim.
filmin başından sonuna kadar tuhaf (tatlı? demek istiyorum) bir gerilim barınıyor. sizi ekrana kilitleyecek türden bir gerilimden söz ediyorum, psikolojik gerilimlerin barındırdığı o kaotik, bunaltıcı türden değil. entrikaların sebep olduğu bir gerilim. titizce yönetilmiş ve mükemmel senaryosuyla harmanlanmış karman çorman…devamıfilmin başından sonuna kadar tuhaf (tatlı? demek istiyorum) bir gerilim barınıyor. sizi ekrana kilitleyecek türden bir gerilimden söz ediyorum, psikolojik gerilimlerin barındırdığı o kaotik, bunaltıcı türden değil. entrikaların sebep olduğu bir gerilim. titizce yönetilmiş ve mükemmel senaryosuyla harmanlanmış karman çorman bir cinayetin yumaktan sökülen iplik edasıyla diyaloglarla çözümlenmesine şahitlik ediyor ve karakterlerin bir oda içerisinde satranç oynar gibi birbirine yaptıkları hamlelerin kıvraklığıyla ekranın içerisine çekiliyorsunuz. wendice’in etrafını saran bu örümcek ağları içerisinde bu durumdan nasıl kurtulacağını tahmin etmeye çalışmakla da kendinizi stresli bir cinayetin ortasında pekala hissediyorsunuz.
hitchcock’un yaptığı en iyi işlerden birisi olduğunu düşünüyorum.
bu iğrenç çağın ortasında insanı kendi tabiatından kendi cinsinden iten cehaletten, vatanın ahvalinden hepsi bir yana dejenere topluma mahpus bırakılmış olmakla Ahmet Celal Subayı hiç olamayacak kadar iyi anlayabiliyorum. ben ve onun gibiler hayatın zehirli sarmaşıklarıyla ıstırap çekerek yaşamaya “çalışmaktan”…devamıbu iğrenç çağın ortasında insanı kendi tabiatından kendi cinsinden iten cehaletten, vatanın ahvalinden hepsi bir yana dejenere topluma mahpus bırakılmış olmakla Ahmet Celal Subayı hiç olamayacak kadar iyi anlayabiliyorum. ben ve onun gibiler hayatın zehirli sarmaşıklarıyla ıstırap çekerek yaşamaya “çalışmaktan” öteye gidemeyeceğiz. her ne pahasına olursa olsun insan türk olur da nasıl halaskargaziden yana olmaz?
objection…sustain…overruled… söylecek bir şey bulamıyorum fakat akabinde bir şeyler de söyleyebilmek istiyorum, ilmek ilmek işlenmiş sinemalar beni kendine hiç olmadığı kadar çok çeken tekrar tekrar ziyaret etmekten gücenmediğim yapılar oluyor genelde fakat zannımca bu yapıt hakkında konuşmak, yorumda bulunmak izleyecek…devamıobjection…sustain…overruled…
söylecek bir şey bulamıyorum fakat akabinde bir şeyler de söyleyebilmek istiyorum, ilmek ilmek işlenmiş sinemalar beni kendine hiç olmadığı kadar çok çeken tekrar tekrar ziyaret etmekten gücenmediğim yapılar oluyor genelde fakat zannımca bu yapıt hakkında konuşmak, yorumda bulunmak izleyecek kişilerin seyir zevklerini kaçıracağı yönünde. filmin ufak bir özelliğine değinmek gerekirse yalnızca son 3 dakikasında en az 20 farklı twitste sahip, alelade not düşülmemiş jenariğe... buna binaen söyleyeceklerim agatha christie'nin eline ve billy wilder'ın da bakış açısına sonsuz kez teşekkür etmekten başka bir şey değil
“soğuk bir aralık günüydü st. petersburgdan moskovaya giden bir trene binmiştim trende, katarina diye bi’ or*spu gördüm cicikleri, gözümü alıyordu.” yine s*ks hikayesi mi yazıyosun feridun abi?
Türkiyedeki dizi kültürü arasında en underrated dizi olduğunu düşünüyorum. Çok iyi bir kurgusu, sanat dizaynı harmanını karakter gelişimleriyle muntazam destekliyor. Kanımca kesinlikle izlenmeli.
20. Yılına özel tekrar gösterimine gittim ve çok üzüldüm bu tarz filmleri ilk çıktığında sinemada deneyimleyemediğim için. Yine de bilim-kurgu ilgilisinin kaçırmaması gereken muazzam bir seri.