“Bazı insanların hayal bile edemeyeceği şeyleri hayal edip gerçekleştirenler var.” Dönem filmlerini seviyorum. Özellikle de ikinci dünya savaşı zamanında geçen hikayeleri. Atmosferi çok çekiyor beni. Sanırımın bunda zamanında call of duty’nin eski oyunlarını bol bol oynanam çok etkili. Film gerçek…devamı“Bazı insanların hayal bile edemeyeceği şeyleri hayal edip gerçekleştirenler var.”
Dönem filmlerini seviyorum. Özellikle de ikinci dünya savaşı zamanında geçen hikayeleri. Atmosferi çok çekiyor beni. Sanırımın bunda zamanında call of duty’nin eski oyunlarını bol bol oynanam çok etkili.
Film gerçek bir hikayeden uyarlanıyor beyaz perdeye. Alan Turing isimli bir matematikçinin Almanların enigma kodunu çözme çabalarını ve bunun üzerine gelişen süreçleri ve başından geçenleri izliyoruz. Süreki enigmanın kırılamayacağı, çözülemeyeceği algısı yaratılmış ve buna inandırılmış insanların arasında Alan Turing kimsenin akıl ve hayal edemediğini başarıyor. Tabi haliyle bu haberleşme kodunu çözmek kendilerine düşman karşısında büyük koz veriyor. Bu sayede savaşın seyri değişiyor.
Gerilimi ve temposu gayet iyi olan filmi izleyin, kaçırmayın derim.
Aynı isimli kitaptan uyarlandı ‘Canavarın Çağrısı.’ Yalnız bir çocuğun, onun hasta annesinin ve hiç beklenmedik ziyaretçisi canavarın cesur, karanlık hikayesi tema olarak işleniş olarak bana çok hoş gelmişti. Teması gerçeklerle yüzleşmek olan bir hikayeyi bu şekilde anlatmak bence harika bir…devamıAynı isimli kitaptan uyarlandı ‘Canavarın Çağrısı.’ Yalnız bir çocuğun, onun hasta annesinin ve hiç beklenmedik ziyaretçisi canavarın cesur, karanlık hikayesi tema olarak işleniş olarak bana çok hoş gelmişti. Teması gerçeklerle yüzleşmek olan bir hikayeyi bu şekilde anlatmak bence harika bir fikir her şeyden önce. Canavarın her gece çocuğun camına gelip ona toplamda 3 hikaye anlatması ve en sonunda da buna karşılık çocuktan bir hikaye anlatmasını istemesi ve çocuğun buna hazırlanışı o hikayelerle çok iyi bir örgüydü.
“Yaşam kelimelerle yazılmaz. Eylemlerle yazılır. Ne düşündüğün önemli değil, ne yaptığın önemli…” (Bu da bize canavardan iyi bir öğüt olsun)
Şahsi görüşüm kaliteli ve başarılı dram filmlerinin azınlıkta olduğu yönünde. Aynı şeyi komedi filmler için de düşünüyorum. The Cure, hasta olan arkadaşına tedavi bulmak için uğraşan bir arkadaşın çabasını ve bu ikilinin daha sonra tedavi için ailelerinden gizlice bir yolculuğa…devamıŞahsi görüşüm kaliteli ve başarılı dram filmlerinin azınlıkta olduğu yönünde. Aynı şeyi komedi filmler için de düşünüyorum. The Cure, hasta olan arkadaşına tedavi bulmak için uğraşan bir arkadaşın çabasını ve bu ikilinin daha sonra tedavi için ailelerinden gizlice bir yolculuğa çıkmasının hikayesidir. Şöyle bir konuya (yani kısaca sinopsise diyelim) bakınca bile aslında insanın bi içi bükülmüyor değil. Dramatik çatı zaten daha en başta çok sağlam. Geriye kalan ise çatının altına sağlam kolonlarla yapıyı tamamlamak. Film bunu da çok iyi yapıyor ve gerçekten yürek burkan bir film izletiyor bize. Zaten son sahneye ciğer bırakılır. Eğer bu yağmurlu havalarda şöyle hüzünlü ve kaliteli bir film izlemek istiyorsanız aradığınız yapım tam olarak kesinlikle bu. Çocukla bize gerçekten insanlığı öğretiyor…
Galip, “Ben âşık oldum kardeşim,” dedi. “Farkındayım,” dedim. “İlk defa âşık oldum.” “Onu da biliyorum.” “Ne yapacağım?” “Hiçbir şey,” dedim. “Oturup çorbanı içeceksin.” “Hayır,” dedi. “Nuran Hemşire için ne yapabilirim?” “Hiçbir şey yapamazsın. Belki şarkı sözlerine biraz daha dikkat edebilirsin…devamıGalip, “Ben âşık oldum kardeşim,” dedi.
“Farkındayım,” dedim.
“İlk defa âşık oldum.”
“Onu da biliyorum.”
“Ne yapacağım?”
“Hiçbir şey,” dedim. “Oturup çorbanı içeceksin.”
“Hayır,” dedi. “Nuran Hemşire için ne yapabilirim?”
“Hiçbir şey yapamazsın. Belki şarkı sözlerine biraz daha dikkat edebilirsin bu aralar.”
Apple platformunun 2023 yılı yapımı olan ‘Tetris’ filmini izledim az önce. Filmi bitirdikten sonra koltuğumda bitiş jeneriği akarken büyülenmiş bir şekilde camdan dışarıya bakıp yağan yağmuru izliyordum jenerik müziği eşliğinde. Bir oyun… Sadece basit bir oyun… Filme de adını veren…devamıApple platformunun 2023 yılı yapımı olan ‘Tetris’ filmini izledim az önce. Filmi bitirdikten sonra koltuğumda bitiş jeneriği akarken büyülenmiş bir şekilde camdan dışarıya bakıp yağan yağmuru izliyordum jenerik müziği eşliğinde. Bir oyun… Sadece basit bir oyun… Filme de adını veren oyun; TETRİS. Çocukluğumuzda hepimizin atariler veya telefonlar vasıtasıyla muhakkak bir kere bile olsa oynadığı bir oyundan söz ediyoruz.
1988 yılında Amerikalı video oyun satıcısı Henk Rogers bir oyun fuarında tetrise denk gelir ve oyunu oynadıktan sonra oldukça etkilenir. Ticari zekaya sahip olan Henk oyunun haklarını satın alıp pazarlamak için işe koyulur. Oyunun asıl mucidi olan Alexey Pajitnov isimli bir Rus’tur. Yani oyun dolaylı olarak Sovyetlere aittir. Henk Nintendo ile yaptığı görüşme sonrası oyunun mobil ve arcade haklarını almak için Sovyetler Birliğine gider. Ama işler istediği gibi gitmez. Kapitalistlerin zaten hoş görülmediği komünist bir ülkede hele ki Amerikalıların hiç mi hiç sevilmediği bir ülkede Henk bir oyunun haklarını alabilmek için tahmin ettiğinden daha fazla şey ile mücadele edecektir.
Jim Jarmusch’un klasiği olan film bence deneysel bir yapım olmuş. Edebiyatta sıkça örneği olan novella tarzı beş hikaye sığdırmış Jarmusch filme ve bence oldukça harika bir fikir. Konu basitçe aynı gün dünyanın beş farklı ülkesinde taksiye binen kişilerin başından geçen…devamıJim Jarmusch’un klasiği olan film bence deneysel bir yapım olmuş. Edebiyatta sıkça örneği olan novella tarzı beş hikaye sığdırmış Jarmusch filme ve bence oldukça harika bir fikir. Konu basitçe aynı gün dünyanın beş farklı ülkesinde taksiye binen kişilerin başından geçen olayları kapsamakta. Hayatın içinden çekip çıkarılan ve gerçekliğe dayanan hikayeleri farklı görüş ve olay örgüleriyle süsleyen Jarmusch bence harika bir iş çıkarmıştır. Hele ki Paris’te geçen kör kadın ve taksici muhabbeti mükemmel bir diyalog yazarlığı örneğidir;
Taksi şoförü: Körler genelde siyah gözlük takmazlar mı?
Kör müşteri: Öyle mi? Bilemem, ben hiç kör görmedim ki!